30 Nisan 2016 Cumartesi

ESKİ MAHALLELERİN ABLALARI!

                      

Sevgili takipçilerim hepinize iyi bir Pazar geçirmenizi dilerim.Diyorsunuzdur şimdi ZEKİ bey epeydir yazmıyordunuz ne vardı!
Kafam bozuk,sigortalarım atık, canım çok sıkkın !Niye diyeceksiniz?
Niyesi ülkeme bakıyorum son 40 yılda gelinen durum maalesef JURASIC PARK görüntüsü veriyor,yada hatırlatıyor insana.
                           

Canlı bombalardan gelip geçtik elin İTLERİ KORNET TANKSAVAR silahı ile sınırdan 1000 mt mesafeden 155 mm kundağı motorlu topumuzu vuruyor,daha neye canım sıkılmasınki.
Bunların askeri ALAN İSTİHBARATI konularına girer, ilerideki yazılarımda devam edicem.

Arkadaşlarım bülbül sesleri,kuşlar,güvercinler,altın ve yeşil başlı ördekler ,sincaplar insanlardan korkmadan yaşayabiliyor.
Onları normal insanlar vurmuyor,kendi hallerinde yaşıyorlar hatta insanlar onları besliyor hemde çok taktik stratejik donanımla.
                          

Geçen hafta BALKANLARDA bir ORTODOKS ülkesindeydim,inanın havalimanlarında güvenlik kapıları ve bagaj elektronik tarama cihazları sadece son uçağa binerken var.Ondan evvel herşey serbest ne arama ne tarama hiçbir şey yok.
Allah inandırsın ülkede herkesin yüzü gülüyor,sabahlara kadar sokaklarda kahkaha sesleri böyle bir ülke.Adres soruyorsun nerdeyse alıp seni adrese teslim edicekler,dükkanlarda yediğin içtiğin yerlerde kimse seni kazıklamıyor,hırsızlık,gabs,dolandırıcılık vs suçlar doğru düzgün yok.Fiatlar çok ucuz.

Kızlar ne diyorsun hepsi bir çiçek çirkin kız yok ON numara fıstık,fıstık!
Polisinden sokaktaki en basit vatandaşına İngilizce biliyor cevap veriyor,yardımcı oluyor.


Ülkenin durumumu dökülüyor eski binalar tadilat ve restorasyon olmamış,şehirdeki ulaşım alt yapısı sağlıklı çalışıyor ama çok eski.
İnsanlar çok zengin değil ama yaşıyorlar ,eğlenebiliyorlar lüks araba adeti az sanki 1960 yıllarındasın,AMA?
                                   

Bilader herkes gülüyor???
                                           

Gülmek ben bunu çok uzun zaman oldu unuttum,ülkemde unutturdular bana,çok yakında daha derin şeyler anlatıcam.Bugün Pazar bizim teşkilat azar onun için eğlendireyim sizi ,duygusal  konulara gireyim ama inanın A……sigortam çok atık!!!!

Meşhur bir sinema yapıtı başrolünü sayın MÜJDE AR hanfendinin aktör sayın TARIK TARCAN ile beraber oynadığı, FAHRİYE ABLA filmi!
Sanırım 1984 yılında çekilmişti ünlü şair  merhum AHMET MUHİP DRANAS beyfendinin şiirinden yola çıkılarak senaryoya dökülüp film yapılmış…
İşte eski istanbulda böyle ABLA hikayeleri ve efsaneleri vardır.
Benimde bir ablam vardı,böyle FAHRİYE ABLA gibi çok güzel uzun boylu ,esmer güleç yüzlü,espirili yerine göre ciddi ve sinirli tavırlı bir ABLA.
Aslen adanalı gerçek ADI GÜLNAZ.THY (TÜRK HAVA YOLLARI) 1970 li yıllarda MERCEDES olduğu yıllar zaten on tane uçak var öyle pilot olmak,hostes olmak kolay değil.
Hem güzel olucan,hem sağlam arkanda HAVA KUVVETLERİNDEN seyir füzen olucakki THY hostes olmalısın..
Gülnaz abla THY hostes, eşide rahmetlik pilottu
                                           
.
 O yıllarda ben GÜLNAZ ABLA ile tenis oynarken tanıştım.Çok güzel bayan ve iyi bir tenis oyuncusuydu.
Tenis sporu biraz AMBİANSLI spor olduğu için iyi oynayan bayan partner bulmuşsan bir erkek tenisçi için kaymaklı ekmek kadayıfı.
Neden iyi bayan tenisçi erkek tenisçiye daha yumuşak top atar erkek tenisçiye iyi antreman çıkartır.
Tabi birde esnetik hadisesi var olayın,güzel bir bayanla tenis oynuyorsan etrafta konumun ALTIN olur,ambiance meselesi)).
Gülnaz abla ile korta gireriz o zamanlar kortlar şimdiki gibi sentetik malzemeden değil kırmızı kil toprak.
Fakat halada en sıhhatli kortlar toprak ve çim olanlardır.
                         

Gülnaz ablayı beklerim iki günde bir gelir çünkü uçuşta,korta bir gireriz artık nefesimiz tükenene kadar maç yapar antreman yaparız.
Bazen kortta sıra olmaz bir saatimiz birkaç saat üst üste olur,o yıllarda artık yorgunluktan bittiğimizde bırakır banka oturur dinlenir terimizi silerdik.Havluyu yüzümüze vurduğumuz zaman havlu kıp kırmızı olur adeta üstümüz başımız berbat bir kırmızı renk haline dönüşürdü.
Ben hep mutsuz ve asabi çocuktum onla tenis oynadığım zaman yüzüm güler,neşeli olurdum.Bana derdiki seninle tenis oynadığım zaman çocukluğuma tekrar geri dönüyorum.

Kortta bir birimizin toplarına yetişemediğimiz zaman kahkalar atar gülerdik.

Eşi pilot SUHA ağbi aynı Amerikan film aktörü BURT REYNOLS*a benzer hatta kopyası diyebiliriz çok iyi bir basketbolcu idi arkadaşları ağbilerimiz arasında takımları vardı,hafta sonları boş zamanlarında basket maçları yaparlardı.
İşte bir ara ne olduysa sanırım 1979 yılıydı SUHA ağbi THY ayrıldı.
O aralar işe gitmediği için her gün tesislere gelip basket oynayıp denize giriyordu.

Fakat uzaktan keyfi olmadığı belli oluyordu.Gülnaz abla bazen söylüyordu barut gibi ZEKİ , canı sıkılıyor diye anlatıyordu.
Biz yine gülnaz ablanın programına göre tenisimizi oynuyoruz,bir gün tesislerin orda yürüyorum SUHA ağbi rahmetli DEMİR ağbi birkaç kişi daha ağacın altında sohbet ediyorlar ordan geçerken rahmetlik GÜLNAZ ablayı sordu eve gitti ağbi dedim.
                  

Gülümseyerek ulan ZEKİ dedi işallah bizim hanıma sarkmıyorsundur!
Herkesin içinde kıpkırmızı oldum başımı öne eğdim,yanındakiler hemen SUHA ne yapıyorsun ZEKİ arslan gibi çocuktur diye takılıp olayı makaraya vurup benimde utandığımdan dolayı gönlümü aldılar.
Birkaç ay sonra SUHA ağbi avrupada özel bir havacılık şirketinde iş buldu pilot olarak,yurt dışında uçmaya başladı.
                      

Kötü  bulutlar hep üstümüzde vardı,her zaman olduğu gibi kısa zamanlarda aylar içinde bu anlattıklarım SUHA ağbi AFRİKADA sanırım KENYA oralarda bir yerde uçarken uçağı düşmüş  ve hakkın rahmetine kavuşmuş ,bunun haberi gelince tüm arkadaşları yıkıldı GÜLNAZ abla perişan oldu.
Artık GÜLNAZ abla gelmemeye başladı,bizde tenis oynayamamaya başladık..

Önümüzdeki sezonda SUHA ağbinin ismine SPOR MÜSABAKALARI düzenlendi tabi GÜLNAZ ablayıda davet ettiler hatıra kupasını kendisine taktim etmek için.
Tören yapılıyor herkese kupaları verildikten sonra HATIRA olarak verilecek kupa için GÜLNAZ abla kürsüye davet edildi.
Konuşma yapıldı kendisine HATIRA KUPASI taktim edildi,pisten inerken işaret ederek beni yanına çağırdı.
                                

Gittim ZEKİ elimi tut iskeleye doğru yürüyelim dedi.Anlam veremedim peki dedim elinden tuttum yürüyoruz baktım ağlıyor hıçkırarak,yürüdük bayağı açılana kadar,hiç konuşmadık ne konuşabilirdikki.
Gülnaz abla artık gelmez oldu,bizde yeni yeni yaşamın farklı formlarına savrulduk.

Otuz altı yıl oldu GÜLNAZ ablayı görmeyeli,umarım sağlık sıhati yerindedir,gözümün önüne hep hatırladığım o gülüşmelerimiz,kahkahalarımız gelir.
                                  

Onun için bir ÜLKEDE insanların en çok ihtiyacı olan şeylerden biri mutlu olmak,gülmek,güldürmek,sevmek,sevdirmek.
Hepinize iyi pazarlar.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder