23 Mart 2016 Çarşamba

MİLLİ ABARTI.

                                      

Sevgili takipçilerim bir konudan sıkıntı duyduğum için yazmak istiyorum..
Son zamanda bazı basın ve yayın organlarında çok doğru bilgiler veren özellikle MİLLİ kelimesini yapılan vurguyla güvenlik, istihbarat ve savunma sanayi alanında bilgilendirme ve yorumlar yapılıyor.
Bunlar doğru bilgiler olduğunu farz ediyoruz ve doğru olanları her zaman burdan sizlerle paylaşıyoruz.
Yalnız bazı beyefendiler var devamlı bir dönemi şuçlayarak bu 1990 lı yıllar o günlerde herşey yanlış yapılmış izlenimi veriyorlar.
Bunu yapmalarının sebebi bugünün siyaseti ve bürokrasisinden bir şekilde maddi ve siyasi güç almaları onun için eski yapılan herşey kötü biz yaptık iyi havasında konuşuyorlar bu tamamen yanlış kendileride bunun böyle olmadığını biliyorlar ama kamuoyuna bu şekilde yansıtıyorlar.
Bunun sorusunu dün bir emekli yarbayımıza sordum, cevabını bana bu soru değil diye verdi.

Dediğim şuydu siz görev yaptığınızda her ay maaşınızı almıyormuydunuz ve şu anda özel sektörde bu işleri yaparken HİLALİ AHMER CEMİYETİ içinmi yapıyorsunuz!
                     

Arkadaşlar MİLLİ adını kullanarak yapılan işlerin abartılmasına gerek yok.
Neden senin yaptığın işleri adam 70 yıl evvel çoktan bitirmiş.
Bana dersenki yapıyoruz bu yaptığımızla ekonomimize katkı sağlıyoruz ve ihtiyacımız olan malzemeyi başka bir ülkeden almıyoruz size eyvallah diyeyim.
1990 lı yıllarda KAÇAKÇIYA para veriyorduk SİLAH alıyorduk diyorlar, dedim 1993 hangi rütbedeydiniz?
Ve burdan soruyorum bir tane KAÇAKÇI ismi verin silah aldığınız?
Milli hadise anlatayım ibretle başımızdan geçenleri okuyun!Yıl 1997 bir aile meclisinde ev misafirliği yemekteyiz.
                      

Yemekte HAVA KUVVETLERİ plan ve prensipler daire başkanlığından bir görevde ALBAYIMIZ var.
Tabi beni  ve ne iş yaptığımı bilmiyor, iş silahlı kuvvetler olunca MİLLİ SAVAŞ UÇAĞI yapımından konu açıldı.
Bende bazı bilgiler vermeye başlayınca ALBAYIMIZIN suratı kızarmaya başladı masada heyecanlandı.
Zeki bey öyle şeyler anlatıyorsunuzki bunlar bugünlerde benim dairede önüme gizli yazışma olarak geliyor!))
Güldüm,bayağı sohbet ettik MİLLİ SAVAŞ uçağı ve diğer ilgili konularda.
Birkaç gün sonra MİT İSTANBUL BÖLGE  BAŞKANLIĞI ından  bir arkadaşım telefon etti ZEKİ atla gel bir rakı içelim.
Arabayı teşkilatın arka garajına park et ben hemen gelirim.Tamam dedim gittim hakikaten beş dakika sonra otoparka geldi.
Bastık gaza YENİKÖY de bir içkili restoranta gittik,yemek yerken sordum KENAN sende ağzında bir bakla var çıkart bakalım şunu.
ZEKİ dedi BAŞKAN çağardı bugün makamına, eee dedim seni sordu ARSLAN nasıl keyfi yerindemi diye bana sordu.
                            

E dedim meseleyi anlat ne anlatayım ANKARADAN aramışlar onlarda seni sormuş.Ben sana meseleyi anlatayım o zaman dedim HAVA KUVVETLERİNDEN ANKARA müsteşarlığı aradılar bizden giden bilgileri sorup soruşturdular,BAŞKAN da beni sana sordurdu.
Aynen ZEKİ dedi bu şekilde gelişti olay dedi.Dedim birkaç gün evvel bir albayımızla yemek yedim oda bizim bilgilerin önüne geldiğini söyledi…
Zeki pek iyi olmadı ama ne kadar kontrollü iş yaptığımızda test edilmiş oldu,görüyorsun çalışmamız gidiceği yere varıyor içimiz hiç olmazsa rahat…!!

Yine 2003 yılı bir savunma bakanlığından arkadaş gurubunun 15.füze üst komutanlığında(SARIYER –KİLYOS)denetlemeleri var ,dedi ZEKİ atla gel burda hava çok güzel yemek yeriz hanımı çocuğuda aldım hakikaten hava güzel sağolsunlar bizi misafir ettiler yemek yedirdiler.
O arada filonun içini dolaşıyoruz füze taşıyıcıları var park halinde komutanım HAWK lar gelmedimi dedim…
                   

Komutan ve ekibi bir anda durakladı ve bir şok yaşadı beyefendi siz ne iş yaparsınız, dedim SERBEST çalışırım ama etrafımdaki SAVUNMA bakanlığı yetkililerine bakıyorlar onlar ZEKİ bey ÖZEL hattandır dediler.
Ondan sonra geniş bilgi verdim silah sistemleri hakkında çok şok olmalarının sebebi FÜZELER  AMERİKADAN gelmiş teslim olmamış fakat tatbiki konumlanma projeleri üste gelmiş!
Milli savunma sanayi ile yapılan herşeyin arkasında dururum ve çakılan her çividen gurur duyarım ama fazlaca abarttıp bundan kendine reklam çıkartanlarıda tasvip etmem.
                      

Her sabah BEYKOZDA paça çorbası içtim laf yemeyi ve hak yemeyi sevemedim geçmişi karalayıp bugüne herşeyi mal edenlerden hoşlanmıyorum…

Benim TÜRK boyum KENT TÜRKLERİ denen KIRGIZİSTAN ve ÇİN hududunun dağlık bölgelerinde, dağlarda yaşayan bir boy…
Ordan göçerek hazar ve horasan  kıyısından en son ISPARTANIN EĞRİDİR gölü kenarına kadar gelmişiz…

Diyiceksinizki DAĞDA yaşayan TÜRK BOYUNA niye KENT ismi vermişler.
Anlatayım bunlar dağdan indiklerinde şehir yaşamına çok çabuk adapte olan bir TÜRK boyu olduğu için KENT TÜRKLERİ olarak o dönemde adlandırmış diğer TÜRK boyları.

Bizim bir özelliğimiz vardır AT sız,SİLAHSIZ,PARASIZ kaldığımızda komşu çiftliğin AT,SİLAH ve PARASINA  göz dikmeyiz…!
Kendimiz çalışır,kendi becerilerimizle iş tutarız,ekmeğini,suyunu içtiğimiz MİLLETLERE,ARKADAŞLARIMIZA,DOSTLARIMIZA KOMŞULARIMIZA ihanet etmeyiz?

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder