5 Mart 2016 Cumartesi

MARJİNAL….!

                                   

Sevgili takipçilerim tekrar hepinize iyi Pazar günü geçirmenizi diler,sizlere naçizane bir şeyler karalamak isterim artık eğlendirebilirmiyim bilmiyorum biraz keyifsizim.
Bu hafta bazı okuyucularım i mail atarak ZEKİ ağbi bu memleketin derdi bitmez sen yine Pazar yazılarında eski kıvama dön diye yazmışlar,tabi tebessüm ettim.
Birde yine bir konuya değinmek istiyorum bir beyefendi ÜNLÜ bir gazeteci periskope yayını yapıyor gündelik sanırım Cuma sabahı programında istanbuldan kızkardeşim aradı izlemiş demişki DERİN İSTİHBARAT diye bir blog var banada linki geliyor ben bakmıyorum sizde bakmayın KOMPLO TEORİSİ yayıyor  diye bir söylem programında vatandaşa  taktim etmiş.
Arkadaşlarım ben bu yazıları yazıyorum hiç tanımadığım insanlara ne iş yaptıklarını kim olduklarını bilmeden link yolluyorum bunların içinde belki sokakta simit satanda var, ama  eski genelkurmay başkanıda var olduğunuda biliyorum.
Onun için isteyen okur isteyen istediği değerlendirmeyi yapar hiç umrumda değil.

Ben işimi yaparım ve şu esastan gidiyorum ünlü çocuk masalı HANSEL ve GREETEL hikayesi yani ormanda kaybolursan iz bırakki geriye bıraktığın izi takip edebilerek dönebilesin.
Olduya dönemedin bir gün izi merak eden biri veya birileri, takip eder konuya takılır dev bir konu çıkartır.))Meselenin ana fikriyatı bu!!
Tabi arkadaşlarım MARJİNAL bir hayat yaşadım sıradışı artısı var çokta eksisi var inanın.
Bu haftaki konuya şurdan girmek istiyorum özellikle son yıllarda TRT televizyonunda nostaljik aile dizileri var eski günleri hatırlatan bize eski mahallelerimizi darbe günlerini yeniden canlandıran.
Baştan seyrettim güldüm, ben pek dizi seyretmiyorum ama  baştan hoşuma gitti çok,bir müddet izledim.
Arkadaşlar biraz bu konuda aydınlatmak sizi istiycem eskiden bazı duygusal yönleri ağır olan emniyet görevlilerimiz vardı bunlar bazı görev yaptıkları mahallelerde çok uzun kalıp ordaki  yaşanan hadiseleri sanırım günlük tutarak saklamışlar.))

Şimdide bunları hoby olarak değerlendiriyorlar gibi geldi.!)
1978 yılı aniden babam araba kullanmamaya başladı işe dolmuşla gidip geliyor ve öğlen yemeklerine çok düşkündür PANDELLİ,BURSA KEBABÇISI ,AĞA LOKANTASI vs yerlerde yer o yıl evden sefer tası işyerine götürmeye başladı annem iki çeşit yemek yapıyor koyuyor onu yanında götürüyor bizede biraz tasarruf yapalım öğlen yemekleri çok pahalı olmaya başladı diyordu.?

O yıllarda birde ince bond çanta modası çıkmıştı deri , yeni bir tanede ondan aldı çantasında o yıllarda bir adet tabanca,bir adet yedek şarjör ,iki kutu mermi ve devamlı bugünün parası ile bir on beş yirmi bin tl taşıyor o nereye giderse çantada oraya onla beraber gidiyor.
Mahallemiz küçük bir mahalle ama çarşısı geniş ,esnafı çok olan bir yer rahmetli her akşam eve gelirken bir büyük rakısını alır,fakat aynı yerden almaz devamlı farklı yerlerden alır, derdi kimse ile fazla yüz göz olmak istemem.

Tabi beni herkes tanıyor arkadaş gurubumuz var birde bir kuruyemişçimiz var onun en küçük oğluda arkadaşımız ERTUĞRUL isminde ,ailesi çarşının karşı tarafında ERTUĞRULA küçük bir kuruyemişçi dükkanı daha açtı, oda orayı işletsin diye..!
Bir gün babamla çarşının içinden yürüyoruz ERTUĞRUL beni bir gördü başladı kaş göz etmeye anlamadım bir yüz metre yürüdük dedim baba sen git ben gelirim,geç kalma dedi.
Döndüm doğru ERTUĞRUL kardeşimin yanına ne oluyor dedim ERTUĞRUL ,oğlum dedi yanındaki adam kim diye sordu?
 Babam! Ne olucak dedim..?
Zeki dedi  daha ne olucak a…… bundan iki üç gün evvel burda bizim aklımızı aldı altımıza kaçırıyorduk korkudan,ALLAHALLAH dedim ne oldu.
Yav dedi dükkandan içeri girdi oğlum 1 büyük rakı ver 250 gr leblebi onları hazırladım, dur dedi çantayı bir açtı yere tabancalar mermiler paralar saçıldı.Tabi o yıllarda anarşi var soygun yapıyor anarşistler ERTUĞRULLA yanındaki akrabası o manzarayı görünce soygun oluyor zannetmişler elleri ayakları boşalmış.))
                           

Neyse babam yerden topluyacaklarını toplamış aldıklarının parasını ödeyip ERTUĞRULU sakinleştirmiş.
Tabi bilmiyor kim olduğunu benim yanımda görünce merak etmiş diyorduki AKLIM hiç böyle gitmemişti feleğimi şaşırdım….
Eve gittim anlatmazdı hatasını babam, sordum anlattım gülüyor yav gelirken bir yere uğradım iki tek attım o kafayla çantayı ters açınca olan oldu manzara o şekil takılıyor bana senin eleman WHITE MAN ( BEYAZ ADAM)oldu!
Şimdi bunu böyle size anlatıyorum uzman bir istihbaratçı yıl ve sosyal durumdan ilerde bazı şeyleri bağladığında çok şey meydana çıkar.
Sempten size yine böyle bir hadise anlatayım bu pazarı kapatalım umarım eğlenirsiniz bu insanların hepsi yaşıyor hayatta tek babam hariç.
12 eylül darbesinin yeni olduğu yılların başı mahallemizin SPOR kulübünün restorantında barı var hafta arası bir gün.
                            

O yıllarda saat 24.00 den sonra sokağa çıkma yasağı başlıyor.Kulüp başkanımız RAMİ ağbi diye çok değerli bir insan ikinci başkan yine bir arkadaşımızın babası rahmete kavuştu haza beyefendi bu insanların artık numunesi maalesef yok, hayata sıfırdan başlamış zengin olmuş bir insan çokta sempatik bir büyüğümüzdü kendisi MUŞLU onun için bir konu geçerse herkes ŞEVKİ ağbimi ha MUŞLU ŞEVKİ derlerdi.
                                     

Hafta arası bir gün lokalde kimse olmaz aniden bir adam içeri giriyor paltosu omuzlarında yanında iki bayan masa kurduruyor alkol alıyorlar tabi herkes giremez lokale ama bir şekilde girmiş kimsede soramıyor.
O akşamda hiç birimiz yokuz bir tek sutopu takımı kaptanımız yakışıklı bir ağbimiz SIRRI ( KOD ADI)ve daha evvel bahsettiğim KİNKONG MUSTAFA.(KOD ADI. lakap doğru)

Onlarda ayrı masada alkol alıp yemek yiyorlar artık geç saatlerde yabancı şahsın masasında bir huzursuzluk çıkıyor adam bayanlardan birine tokat atıyor.Yanındaki öbür bayanda sesini yükseltince onada tokatı patlatıyor adam sağlı sollu iki bayanı tokatlıyormuş.
İşte ne olduysa KİNKONG ve SIRRI ayağa kalkarak hop hemşerim ne vuruyorsun kadınlara diye adamın üzerine yürüyorlar tabi adam belinden REVOLVER bir tabancaya asılıp çekince ulan hepinizin A….
Şef karslı semender anlatıyor çocuklar diyor KİNKONG ve SIRRIYI uçarken gördüm ulan düşündüm diyor KİNKONG uçarmı,tabi anlatırken yerlere yatıyoruz gülmekten KİNKONG ve SIRRI korkudan tabanları  yağlayıp uçarak  kaçmışlar.

Semender diyor onlar kaçtı ihale bize kaldı,adamın elinde silah ulan demiş benim lakabım MUŞLU SALİH tüm alem beni tanır buranın başkanı hemşerim MUŞLU ŞEVKİ arayın telefonla gelsin.
Semender arıyor rahmetli ŞEVKİ amcaya demiş hemşerin burda MUŞLU SALİH,hadise oldu ŞEVKİ ağbi seni çağrıyor bir gelsen teskin etsen ortalığı.

Şevki amca yavrum ne yapıyorsun SEMENDER durumu idare edin SALİH kardeşime deyin ŞEVKİ ağbin AVRUPA da seyahatteymiş.))
Söylemişler MUŞLU SALİH kadınlara yürüyün lan demiş, sizede söylüyorum buraya tekrar gelicem o iki çocuğu vurucam bize bu alemde iş koyucak adamı yaşatırmıyız…
                      

Ertesi günü lokal çalkalanıyor KİNKONG ve SIRRI bayağı birkaç ay MUŞLU SALİHİN korkusuyla yaşadılar.
Arada takılıyorduk KİNKONG veya SIRRIYI gördüğümüzde içerde MUŞLU var gelmiş sizi bekliyor,RENK değişiyordu sonra alıştılar zamanla gırgıra.
Sevgili takipçilerim bu haftada bu anılar vardı umarım neşelendirir sizi.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder