29 Mart 2016 Salı

PERSONA NON GRATA…..!

                                     

Sevgili takipçilerim bugünlerin konusu olan MİT TIRLARI davasından yargılanan sayın CAN DÜNDAR ve arkadaşlarının mahkemesine gelen bir kısım BATI ülkelerinin BAŞKONSOLOSLARI en çokta tepki çeken SELFİE verdiği için İNGİLTERE BAŞKONSOLOSU sayın LEİGH TURNER beyefendi ile ilgili basınımızda bir çok yazı kaleme aldığı gibi siyasi mekanizmalarımızdanda en üst düzeyde tepki geldi ve gelmeyede devam ediyor.
Yazımın başlığı LATİNCE bir cümle olan PERSONA NON GRATA(İSTENMEYEN PERSONEL) tüm dünyada dışişleri bürokrasisini bildiği bir beyenelminel kelimedir.
Nerden buraya geldim kamuoyunda ve devleti yöneten mekanizmalar bu mahkemede konsolosların verdiği desteğe büyük tepki verince bazı merkezlerden NON GRATA verelim diye sesler yükseldi resmi ve gayrı resmi merkezlerden!

Bu tabiki devletimizin yöneticilerinin taktiri size literatürü  yaşamış konuları devamlı  canlı bilen bir insan olarak şunları izah edebilirim.
Öncelikle bir emekli dış işleri yetkilisi kadar özellikle istanbulda yabancı misyon konsoloslukların bir çoğunda bulundum yetkilileri ile temasım oldu devamlı çalışmam ve dostluk ilişkileri yaşadım.
Burda mahkemeleri tabiki yabancı elçilerin, konsolos veya onları temsil eden konsolos yardımcısı,katip düzeyinde personelin tüm vatandaşlarımıza tanınan haklar çerçevesinde izlemeleri,bilgi almaları ilgilenmeleri kanunlar içinde ve geleneksel olarakta yanlış bir şey değil.
Tepki verilen nokta sanırım izlemenin dışında yapılan, yargılanan basın mensubu kişilere KENDİ ÜLKELERİNİN SİYASİ GÜCÜNÜ göstererek BASKI kurma niyeti gibi algılanması veya düşünülmesine yol açması.
Bu düşünce doğru olabilirde olmayabilirde!
Bende oluşan kanat uzun zamandır,bu konuda yargılanan kişiler için baskı oluşturmak gibi geldi,ama bu benim kanatım!
Tabi buna BATININ samimiyetsiz yaklaşımı diye bağıran bir kesim var.Ben buna çok gülüyorum neden!

Açıkçası söylüyorum bu NON GRATA yaparız açılım söylemi sadece kelimelerde kalır,unutulur gider!Malesef…
Bakın arkadaşlarım TÜRKİYE CUMHURİYETİ kurulduktan sonra İNGİLİZ ve AMERİKAN derin yapısına operasyon yapma cesaretini gösteren ve burdan İNGİLİZ diplomatlara NON GRATA yaptıran tek babayiğit vardı oda ŞEHİT HİRAM ABAS ve arkadaşları.
                                    

Ben bunu bir kere daha yazdım yine yazmak mecburiyetindeyim o günün kinidirki 1972 ve 1977 yılında gerçekleşmiştir bu hadiseler, hiram bey şehit ettirilmiştir 1990 yılında.
Yakın arkadaşı sayın MEHMET EYMÜR beyde o hadiseden sonradırki MİT aralıklarla çalışabilmiş aslında MÜSTEŞARLIK makamınada çoğundan çok daha iyi idare edebilecekken maalesef müsteşar yardımcısı görevi ile emekli olmuştur.

Siz TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN arka koridorlarını bilseniz işte o koridorlarda maalesef bizim bayrak ikinci planda kalıyor.
Türkiyede bu ülkenin seferberlik sistemlerini bilmeden nerde kimler var hangi ideolojiye kimler yerleştirilmiş ve ne amaçlanıp oraya yerleştirilmiş on belki, yirmi hamle sonra hangi konuma getirilecek onların hesabı yapılarak tüm ideolojik katmanlara göre bir SİSTEM kurulmuş.
İşte bu sistem maalesef NATO ve onun sivil uzantı kuruluşları ile ABD ve İNGİLİZ olarak onların son tahlilde karar ve uygulatıcı olmalarını sağlamış.
Yani öyle gürültü yaparak çeşitli MİLLİ söylemlerle burdaki BATI gücünü etkilemek ve onu devre dışı bırakmak mümkün değil.
Artık bunları biraz gerçekçi konuşan insanlara herkesin saygı göstermesi lazım.
Çünkü kendinizde yaşıyorsunuz her hamlemiz özellikle güvenlik alanında söylemlerimiz askıda kalıyor.
Neden ELMA KURDU gibi içimize giren bu yapı adeta içimizi kemirmiş,boşaltımış.

Burdaki hedef saatler içinde DAĞDA,BAYIRDA belirli merkezlerin planları ile her anı bu BATILI mekanizmanın planı dahilinde yürüyor.
Bunada karşı koyuyoruz gibi gözüksekte dediğim gibi en çok bağırandan bile şüphelenin bu yapının direk bilinçli veya uzaktan yönlendirilen ELEMANIDIR!
Bugünlerde birde moda olan tüm konuları belirli bir CEMATE bindirmek moda oldu aslında gerçeğe bakarsak ANGLASAKSONLARA bağırmak isteyen cemat üstünden bağarıyor direk kamuoyunda ANGLASAKSON güce bağıramıyan direk CEMAT diyerek bağarıyorlar.
Cemat içinden bir gurupta tüm seferberlik sistemi içinde sadece en başları ile beraber bir yapılanma derin ANGLASAKSON yönetimi istedikleri gibi onlarıda SATRANÇ tahtasında bir rol taş olarak kullanıyor.
Arkadaşlarım şunu bilmenizi isterim bazı yazılarımda sizleri eğlendirmek için konuları yazarken biraz tebessüm ettirecek kelimeler ve yaşanmış hikayeleri espirili anlatıyorum,kimi zamanda dugusal.Yanlız ben sizin tahmin ettiğiniz gibi değil biraz ciddi ve sinirli yapıya sahibim onuda izah edeyim kimse yanlış algılamasın karekter yapımızı.
                           

Anlatılıcak o kadar şey varki dua edin yemin etmeden masanın altına sızdım yemin etseydim sizlere MASANIN etrafını anlatamazdım!
Size DİPLOMATİK konumda geçen küçük bir yaşanmış hadise anlatayım ve bu yazıyı bitireyim.
1990 lı yılların ortalarına doğru çok pis soğuk bir kış gecesi BEYOĞLUNDA sabaha karşı kumbaracı yokuşu ağzında DİPLOMATIK yeşil plaka bir (CC) araç park halinde gördüm.
                                     

Aracın marka ve konumundan üst düzey bir diplomata ait olduğunu anladım dikkatimi çekmesinin sebebi araç park halinde o saatte ortam çokda ıssız araçta iki kişi var karaltıdan belli oluyor.
Hemen plakayı hafızama aldım plaka PKK terör örgütüne avrupada en eski destek veren bir ülkenin DİPLOMATİK aracı!
                              

Hemen usulca yerde müsait bir büyük sütün var arkasına geçtim izlemeye aldım o esnada aracın kapsı açılınca aracın iç lambaları yandı sarışın bir kişi erkek sürücü koltuğunda ve yanında esmer bıyıklı iri yapılı oldukça tam bir kesme HIYAR diplomatla sanki IRINA SAYK ile aşk yapar gibi uygunsuz vaziyette ama artık vedalaşıyorlar.
                              

Neyse yarma araçtan indi fırladı kumbaracı yokuşundan TOPHANE istikametine kendini bıraktı.
Tabi bu diplomatın ülkesinin bizdeki masası BATI AVRUPA masası beni pek ilgilendirmez ama yoğun PKK terör örgütüne destek veren bir ülke olduğu için dedim ilgileneyim.
Otele gittim vurdum kafayı yattım sabah kahvaltımı yaparken daireyi aradım arkadaş çıktı dedim KENAN iş bizim değil ama dava büyük.
Dedi hayırdır ZEKİM ne var ne olsun dedim dün gece alemlere akmıştım otelde kalayım dedim yolda buna yakalandım diye gülerek anlatıyorum…
Sen bir BATI masasına plakayı ver eşgallerde  bir baksınlar bu bize büyük fayda sağlar

Yarım saat geçmedi KENANIN ağzı kulaklarında ZEKİ, arkadaşlar teşekkür ediyor yine şandelden taktın golü,bu bize çok yarıyacak dedi KESME hakkında biraz daha eşgal bilgisi aldı kapattı.
Bir kaç gün sonra buluştuk çok iyi oldu bu dedi!Ama işte arkadaşlar bizde maalesef bir bütün sistem olmadığı için ve son noktada hep KAYALARA çarptığımız için,bu işleri bitiremedik….
                                           

ALİ RIZA benimde AMCAMIN adı işlerimizin bitmemesinin sebebi ALİ RIZA lar yüzünden.
                                       

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.
                            

26 Mart 2016 Cumartesi

MAYMUNLAR CEHENNEMİ.

                             

Sevgili takipçilerim bu Pazar sizi hem güldürecek eski anılardan hemde düşündürecek bir Pazar yazısı kaleme almak istedim.
Hepinize neşeli bir Pazar geçirmeniz dileği ile başlığın MAYMUNLAR kısmı ile yazıya giricem maalesef CEHENNNEM kısmı ile bitiricem.
Kapri de hayat 26 mart 2015 yazımda ,bekleyin bir gün MAYMUNLAR CEHENNEMİ diye bir yazı kaleme alıcam bu konu ile ilgili diye yazımda belirtmiştim.
Neden kapride hayat yazısında değindim konuya!1960 lı yılların sonunda bu restorantı işleten iki RUM vatandaşımız toprağı bol olsun bay TODORİ ve bay KOÇO restorantın girişine büyük bir kafes yaptırıp içine birde MAYMUN koydular.

Benim maymunlarla ilk tanışmam işte o zaman, peder bey yemeğe götürüyor her hafta bizde oynarken maymunla şakalaşıyoruz masada ailem meyva veriyor muz veriyor MAYMUNA verip eğleniyoruz neşeleniyoruz.Biz mutlu,MAYMUN mutlu!
                                     

Sonra 1970 li yılların başında bir MAYMUN besleme modası çıktı,o yıllarda ayıcılar hergün mahallede ROMAN vatandaşlarımızdan,ama bu MAYMUN besleme modası özellikle oturduğumuz bölgede tüm ihtişamı ile devam ediyor o dönem.
Sabah okul tatil yaz günü erkenden evden kaçmışım ,arka bahçede oynuyorum yakışıklı bir adam kan ter içinde dediki evladım MAYMUN gördünmü, yok amca dedim beş dakika evvel AYI geçti,adam kan ter içinde s…… ordan dedi fırladı gitti!Aslında ben onu iyi niyetimle söylemiştim bana kızdı.
On dakika sonra meseleyi anladım apartmanların balkonlarında büyük bir şempaze arkasında yoğurtçu,tüpçü,kapıcı,bakkal ,vatandaş ellerinde süpürgeler,sopalar MAYMUN avındalar en sonunda birkaç saat sonra bir yerde kıstırıp maymunu yakaladılar sahibi boynuna zinciri vurdu aldı götürdü.

Tabi bunu gören mahallenin AYICISI nerden bulmuşsa hemen bir MAYMUN buldu,AYISI ile birlikte MAYMUNU oynatıyor oda yolunu öyle geliştirdi.
Bir gün maymunu seveyim dedim arkadaş beni altına aldı bu kadar saldırgan bir hayvan görmedim.
                                

Arkasından hemen YAVUZ diye yan apartmanda bir arkadaşımız var üç kardeşler Gaziantepli çok asil bir aile.
Babalarının aksarayda büyük bir BÜFE işletmesi var ana caddede, ordan birgün bir  zenci geçerken iki maymun satmak için istanbula gelmiş adamcağız  babasıda  sohbet edip satın almış,şov için büfeye koyucak.
Ama demiş ilk eve götüreyim bir müddet çocuklar oynasın o arada BÜFEDE koyucağımız yeri hazırlarız diye eve getirmiş.
Arkadaş bir sevmeye kalkma hışmına uğruyorsun çok saldırganlar onu besleyenden başkası kim olursa saldırıyor.
İşin GIRGIRI YAVUZUN lakabı yoktu onada lakap bulundu MAYMUNCU YAVUZ.!!)
Bugün bir arkadaşa sorsan YAVUZ ne yapıyor ,hangi YAVUZ ha maymuncu yavuzmu der.))
Babaları rahmete kavuştu allah rahmet eylesin gani gani çok ağar tam bir Anadolu beyefendisiydi o iki MAYMUN  yıllarca aksarayda meydanda o büfede yaşadı müşterilere şov olarak sunuldu.
Bu MAYMUNLARLA CENNET günleri yaşadığımız dönem.Birde meşhur o yıllarda sinemada seyrettiğimiz  AMERİKAN yapımı baş rolü Charles Haston oynadığı MAYMUNLAR CEHENNEMİ serisi filmi.
                            

Konusu malumu DÜNYA büyük bir savaşla yok oluyor insanlık bitiyor kalanlar evrim geçirmiş AKİL üstünlüğü dünyada ele almış MAYMUN IRKLARI ile dünya dışında uzayda seyahat edip zaman ve yer mefrumunu geçtiği için yeniden  dünyaya dönen bir ASTRONOTUN tekrar dünyayı MAYMUNLARDAN kurtarmak için verdiği mücadele.
Gelelim bugüne özellikle barış günlerini çok güzel dünyada yaşayıp hatırladığımız için şimdi neler oluyor nasıl İNSANLIK bir hatalar zinciri ile dünyayı ve insanlığı CEHENNEME çeviriyor hepimizi KORKMUŞ MAYMUNA çeviriyor bu insan kılığından çıkmış katil GORİLLER,ORANGOTANLAR ordusu!

1973 yılında İSRAİL karşındaki arap gücünü YOM KİPUR savaşında çölde önüne alıp kovalayınca Müslüman araplar büyük darbe aldılar ve zayıf kaldılar İSRAİL ve dünyadaki SİYONİST yapılanmasına karşı.
İşte ondan sonra FİLİSTİN davası ve 1975 yılında LÜBNANDA çıkan iç savaşla bu arap gücü ilk defa kendini feda etme yani canlı intahar eylemleri ve sonrasında çok moda haline getirilen CANLI BOMBA olayı o günlerden başladı ve yavaş yavaş bu kırk yılda bölgede ORTADOĞU başta olmak üzere asya,afrika coğrafyasında dalga dalga terör örgütlerince kullanılarak bugün son noktasına getirildi.

                 

Artık öyle bir hal aldıki bunu gizli servisler bir birileri ile savaşta küresel güçlerse nerdeyse kirli mesajlarını bu CANLI BOMBALAR ile verdiler, veriyorlar.

Hatta ORTADOĞU, ASYA ve AFRİKA bölgelerinde canlı bomba yetiştiren merkezler kuruldu bu merkezlerde  CANLI BOMBALAR eğitildi ve isteyen taliplilerin hizmetine sunuldu.

Amerikanın özellikle IRAK devletine işgal vasıtası ile girmesi orda yaşayan halkın gördüğü ZULMLERİN çok ağır olmasıyla bu kendiliğinden halkın kendi tepkisi ilede büyük ivme kazandı,işte 2003 yılında bundan ilk nasibini alan ülkelerden biride biziz KASIM İKİZ saldırıları oldu, kimler yaptığına girmiyorum burdada anlatmak istediğim kullanılan silahın CANLI İNSAN olması!MAYMUN veya GORİL,ORANGOTAN bile değil insan kullanılıyor.


Eskiden tehlikeli denemeler , ilk  UZAY ve diğer  insanlık için yapılan çalışmalarda MAYMUNLAR kullanılırdı insanlığın ne kadar öldüğünü anlayın…

Yazımı burda bitirirken aslında bu katil ORONGOTAN kılıklı yapıların dünyada neden olabilecekleri bazı hadiseler var bunları yazmıyorum ALLAH diğer adı ile TANRI DÜNYAYI kötülüklerden korusun DÜNYA MAYMUNLAR CEHENNEMİNDEKİ hale dönmesin!Lütfen DURUN STOP!
                               

Tabi konuyu yine eski günlere getiricem bir bayan arkadaşım keşke okusada 1980 li yılların başında gülse ADRİANO CELENTANO nun oynadığı BİNGO BONGO filmi çok sükse yapmıştı konusu ormanda uçak kazasından kurtulmuş bir bebeğin MAYMUNLAR tarafından büyütülmesi ve sonunda insanlık tarafından bulunup güzel bir bayan DR tarafından yeniden topluma insan yaşamına kazandırılmasının komediye uyarlanmış şekli.
                           

Artık o günlerin eski bizi maymunluktan insanlığa döndüren DR bayanları yok okurlarsa gülüyorlardır,e bizde yenilerine bakalım!!))
                                 

Hepinize tekrar iyi bir Pazar geçirmeniz dileği ile.
                          

                      
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


23 Mart 2016 Çarşamba

MİLLİ ABARTI.

                                      

Sevgili takipçilerim bir konudan sıkıntı duyduğum için yazmak istiyorum..
Son zamanda bazı basın ve yayın organlarında çok doğru bilgiler veren özellikle MİLLİ kelimesini yapılan vurguyla güvenlik, istihbarat ve savunma sanayi alanında bilgilendirme ve yorumlar yapılıyor.
Bunlar doğru bilgiler olduğunu farz ediyoruz ve doğru olanları her zaman burdan sizlerle paylaşıyoruz.
Yalnız bazı beyefendiler var devamlı bir dönemi şuçlayarak bu 1990 lı yıllar o günlerde herşey yanlış yapılmış izlenimi veriyorlar.
Bunu yapmalarının sebebi bugünün siyaseti ve bürokrasisinden bir şekilde maddi ve siyasi güç almaları onun için eski yapılan herşey kötü biz yaptık iyi havasında konuşuyorlar bu tamamen yanlış kendileride bunun böyle olmadığını biliyorlar ama kamuoyuna bu şekilde yansıtıyorlar.
Bunun sorusunu dün bir emekli yarbayımıza sordum, cevabını bana bu soru değil diye verdi.

Dediğim şuydu siz görev yaptığınızda her ay maaşınızı almıyormuydunuz ve şu anda özel sektörde bu işleri yaparken HİLALİ AHMER CEMİYETİ içinmi yapıyorsunuz!
                     

Arkadaşlar MİLLİ adını kullanarak yapılan işlerin abartılmasına gerek yok.
Neden senin yaptığın işleri adam 70 yıl evvel çoktan bitirmiş.
Bana dersenki yapıyoruz bu yaptığımızla ekonomimize katkı sağlıyoruz ve ihtiyacımız olan malzemeyi başka bir ülkeden almıyoruz size eyvallah diyeyim.
1990 lı yıllarda KAÇAKÇIYA para veriyorduk SİLAH alıyorduk diyorlar, dedim 1993 hangi rütbedeydiniz?
Ve burdan soruyorum bir tane KAÇAKÇI ismi verin silah aldığınız?
Milli hadise anlatayım ibretle başımızdan geçenleri okuyun!Yıl 1997 bir aile meclisinde ev misafirliği yemekteyiz.
                      

Yemekte HAVA KUVVETLERİ plan ve prensipler daire başkanlığından bir görevde ALBAYIMIZ var.
Tabi beni  ve ne iş yaptığımı bilmiyor, iş silahlı kuvvetler olunca MİLLİ SAVAŞ UÇAĞI yapımından konu açıldı.
Bende bazı bilgiler vermeye başlayınca ALBAYIMIZIN suratı kızarmaya başladı masada heyecanlandı.
Zeki bey öyle şeyler anlatıyorsunuzki bunlar bugünlerde benim dairede önüme gizli yazışma olarak geliyor!))
Güldüm,bayağı sohbet ettik MİLLİ SAVAŞ uçağı ve diğer ilgili konularda.
Birkaç gün sonra MİT İSTANBUL BÖLGE  BAŞKANLIĞI ından  bir arkadaşım telefon etti ZEKİ atla gel bir rakı içelim.
Arabayı teşkilatın arka garajına park et ben hemen gelirim.Tamam dedim gittim hakikaten beş dakika sonra otoparka geldi.
Bastık gaza YENİKÖY de bir içkili restoranta gittik,yemek yerken sordum KENAN sende ağzında bir bakla var çıkart bakalım şunu.
ZEKİ dedi BAŞKAN çağardı bugün makamına, eee dedim seni sordu ARSLAN nasıl keyfi yerindemi diye bana sordu.
                            

E dedim meseleyi anlat ne anlatayım ANKARADAN aramışlar onlarda seni sormuş.Ben sana meseleyi anlatayım o zaman dedim HAVA KUVVETLERİNDEN ANKARA müsteşarlığı aradılar bizden giden bilgileri sorup soruşturdular,BAŞKAN da beni sana sordurdu.
Aynen ZEKİ dedi bu şekilde gelişti olay dedi.Dedim birkaç gün evvel bir albayımızla yemek yedim oda bizim bilgilerin önüne geldiğini söyledi…
Zeki pek iyi olmadı ama ne kadar kontrollü iş yaptığımızda test edilmiş oldu,görüyorsun çalışmamız gidiceği yere varıyor içimiz hiç olmazsa rahat…!!

Yine 2003 yılı bir savunma bakanlığından arkadaş gurubunun 15.füze üst komutanlığında(SARIYER –KİLYOS)denetlemeleri var ,dedi ZEKİ atla gel burda hava çok güzel yemek yeriz hanımı çocuğuda aldım hakikaten hava güzel sağolsunlar bizi misafir ettiler yemek yedirdiler.
O arada filonun içini dolaşıyoruz füze taşıyıcıları var park halinde komutanım HAWK lar gelmedimi dedim…
                   

Komutan ve ekibi bir anda durakladı ve bir şok yaşadı beyefendi siz ne iş yaparsınız, dedim SERBEST çalışırım ama etrafımdaki SAVUNMA bakanlığı yetkililerine bakıyorlar onlar ZEKİ bey ÖZEL hattandır dediler.
Ondan sonra geniş bilgi verdim silah sistemleri hakkında çok şok olmalarının sebebi FÜZELER  AMERİKADAN gelmiş teslim olmamış fakat tatbiki konumlanma projeleri üste gelmiş!
Milli savunma sanayi ile yapılan herşeyin arkasında dururum ve çakılan her çividen gurur duyarım ama fazlaca abarttıp bundan kendine reklam çıkartanlarıda tasvip etmem.
                      

Her sabah BEYKOZDA paça çorbası içtim laf yemeyi ve hak yemeyi sevemedim geçmişi karalayıp bugüne herşeyi mal edenlerden hoşlanmıyorum…

Benim TÜRK boyum KENT TÜRKLERİ denen KIRGIZİSTAN ve ÇİN hududunun dağlık bölgelerinde, dağlarda yaşayan bir boy…
Ordan göçerek hazar ve horasan  kıyısından en son ISPARTANIN EĞRİDİR gölü kenarına kadar gelmişiz…

Diyiceksinizki DAĞDA yaşayan TÜRK BOYUNA niye KENT ismi vermişler.
Anlatayım bunlar dağdan indiklerinde şehir yaşamına çok çabuk adapte olan bir TÜRK boyu olduğu için KENT TÜRKLERİ olarak o dönemde adlandırmış diğer TÜRK boyları.

Bizim bir özelliğimiz vardır AT sız,SİLAHSIZ,PARASIZ kaldığımızda komşu çiftliğin AT,SİLAH ve PARASINA  göz dikmeyiz…!
Kendimiz çalışır,kendi becerilerimizle iş tutarız,ekmeğini,suyunu içtiğimiz MİLLETLERE,ARKADAŞLARIMIZA,DOSTLARIMIZA KOMŞULARIMIZA ihanet etmeyiz?

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.