16 Ocak 2016 Cumartesi

GÖKLERİ KUŞATILMIŞ TÜRKİYE

                         

Değerli takipçilerim iyi bir hafta sonu geçirmeniz dileği ile size yazıyorum.
Bu hafta size sadece KARADAN ve DENİZDEN değil aslında daha tehlikeli bir kuşatılmışlık içinde olduğumuz GÖKLERİMİZİN yani hava sahalarımızın UZUN ve ORTA menzilli HAVA SAVUNMA FÜZELERİ ve tabiki bunların radar ve ateş idare sistemleri ile  kuşatıldığı ve şu anda artık RUSYA FEDERASYONU devletinin SURİYE devletine taşıdığı yeni S-400 hava savunma sistemi ile ÇANAKKALE bölgesinden EGE ve AKDENİZİ kapsıyıcak ve ucu SURİYE hududumuzu bulan, İRAN devletine son teslimatı yapılacak S-300 hava savunma sistemleri ve  buna ERMENİSTAN hava savunma sistemlerinide koyduğumuzda tamamı ile komşularımız tarafından koordineli  olarak bile kullanılabilecek bir HAVA SAVUNMA ağı ile abluka altına alınmış bulunmaktayız…
                             

Malumu KARADENİZİ söylememe gerek yok sanırım.
İki yıl evvel DÜŞÜNCE ATÖLYESİ internet sitesine TÜRK HAVA SAVUNMA KONSEPTİ & ÇİN adı altında uzun bir bilgi vererek TÜRK HAVA KUVVETLERİNİN hava savunma sistemlerinin tarihi gelişimi ile ilgili bir makale yazmıştım.
Bu kuşatılmışlık karşında biz ne yapıyoruz geçmişte ne yaptık şu anda durumumuz ne sizlere kendi kanaatlerimi ve sıkıntılarımızı yazmak istiyorum.

Buna niçin gerek duydum,şundan dolayı son yirmi yıldır devam eden UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ tedarikinde büyük ihaleler ve bu ihaleleri etkileyen SİYASİ gelişmeler ile ÇİN  savunma sanayi ile anlaşılıp bu konuda mutabakata varılan FD-2000 HAVA SAVUNMA FÜZE SİSTEMLERİ ihaleside iptal edilmiştir şu anda.
Hükümetimizden yapılan açıklamada yerli çalışmaya odaklanıcağımız  bu konuda ROKETSAN ve ilgili diğer kuruluşlarla çalışılacağı kamuoyuna beyan edilmiştir.
Bu konuda bazı prototip sistemler üstünde MİLLİ çalışmalar devam ediyor HİSAR orta menzilli füze sistemi gibi tabi aslında bu çalışmalar çok önceden başlatılmış çalışmalar fakat istenilen ve gelinen noktada bölgesinde ve dünyada HAVA SAVUNMA FÜZE sistemleri konusunda en geri ülkeyiz buna KARADAN KARAYA balistik füzeleri ve diğer sistemleride eklerim.

Bu son yıllarda özellikle basınımızın belirli kesiminde bu konuların üstüne çok gidiliyor MİLLİ çalışmalar yüksek seviyede alkış tutucak şekilde ,ama ben bunların fazlası ile abartıldığı kanatındayım hatta dahada açık konuşurum ama bu benim duruşuma yakışık almaz.
Peki tüm TÜRKİYE hava hududunu çevreleyen böyle bir hava savunma sistemi ne tür HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ ile çevrilmiş durumda anlatayım.
Birinci körfez kırizinde dünyada büyük popüleritesi artan PATRİOT-PAC1 sistemi tabi TÜRK HAVA KUVVETLERİ tarafından istenildi, fakat ABD bunları bize vermedi ama komşumuz YUNANİSTANA hemen 1994 senesinde bu sistemlerden teslim etti. 2000 yıllarından sonrada yapılan anlaşmalarla bunları PATRİOT PAC-3 sistemleri ile değiştirdi.
                                  

1997 senesinde RUSYA FEDERASYONU ile mutabakata varan GÜNEY KIBRIS RUM DEVLETİ  S-300 PMU uzun menzilli hava savunma konsepti satın alarak alım aşamasına girdiğinde ,TÜRKİYE nin uluslararası karşı çıkmasına diplomatik bütün dünyadaki girişimleri ve özellikle basın ile yapılan haberler ile bunların teslimatına karşı çıksada daha sonra sanırım 1998 yılında dönemin MİT müsteşarının bireysel uluslararasında girişimleri ile G.KIBRIS yerine bu füzelerin YUNANİSTANA teslimi konusunda bir  gizli mutabakata varılınca 1999 ocak ayında RUSYA FEDERASYONU bu sistemleri teslim ederek YUNANİSTANIN GİRİT adasına yerleştirdi ve elliye yakın askeri danışmanıda orda bu füzelerin eğitim ve kullanılması açısından konuşlandırdı.

Sanırım BÖLÜCÜ BAŞI ve BEBEK KATİLİ olarak adlandırlan kişide ŞUBAT ayında TÜRKİYE devletine teslim edilmişti.
                                             

Şimdi durum ne YUNANİSTAN bizim bölgemizde yani EGE koridoruna SELANİK bölgesine  PATRİOT PAC-3 sistemini yerleştirerek uzun menzilli hava savunma sistemini kurdu ,bunun yanına CORATEL kısa menzilli füzeleri ile desteklerken, bazı adalara yine yerleştirdiği TOR-M1 RUS orta menzilli füzeleri ve GİRİT adasına yerleştirdiği S-300 PMU uzun menzilli HAVA SAVUNMA FÜZE sistemleri ve bunların düşman hedefleri devamlı algılayan çapı 300 km bulan alanı kontrol etmesi ile hava sahamızı tamamı ile kontrol altına alabilir duruma geldi...
Vatandaşın anlıyacağı dilde anlatayım EGE ve AKDENİZ hava koridoru üstünde uçan ŞANLI TÜRK HAVA KUVVETLERİ savaş uçakları bu füzelerin etki alanına girdiği anda savaş uçaklarımıza saldırı amaçlı radar kitlemesi yapabilir saldırı yapmasa bile havadaki uçaklarımızı devamlı radar tacizinde tutar sıkıntı yaratır.
                                

Bu koridoruda daha sonra GÜNEY KIBRIS devletinin hava kuvvetlerinde konuşlandırılan BUK-1 orta menzilli hava sistemleri ile koordine ettiğinde tamamı ile EGE ve AKDENİZ bölgesini sadece HAVA SAVUNMA FÜZELERİ  ve bunların RADAR sistemleri ile kontrol altına alabiliyorsun…
                                   

Hatırlıyacağınız gibi 22 haziran 2012 tarihinde malatya erhaç hava üstünden kalkan bir RF-4E PHANTOM keşif uçağımızı SURİYE hava kuvvetleri kısa menzilli 30 MM UÇAK SAVAR TOPU eklemli PANTERİS-1 füze sistemi ile düşürdü iki pilotumuzu şehit verdik..
                      

Şu anda bizim hava kuvvetlerimizin RUSYA FEDERASYONU SİLAHLI KUVVETLERİNİN SURİYEYE konuşlanmasından sonra geçekleşen sınır ihlali meselesinden, bir F-16 savaşan şahin uçağımızın RUS HAVA KUVVETLERİNE bağlı SU-24 orta menzilli bombardıman uçağını düşürmesi yüzünde RUS hava kuvvetleri akabinde SURİYE hava sahasını denetleyen kısa menzilli ve orta menzilli hava savunma sistemlerinin etkisini genişletmek için S-400 tırump hava savunma füzelerini SURİYEYE getirip konuşlandırdı.

Buna ek olarak MOSKVA güdümlü mermi kuruvazörünüde AKDENİZ bölgesine getirerek tamamı ile tüm hava kontrol ağını güvenlik altına almış oldu.Bilindiği gibi MOSKVA kurüvazörü üstünde S-400 hava savunma füzelerini taşıma kapasitesine sahip.
                              

Son olarakta İRAN ile itilaftayken bu itilafı kaldırarak İRAN HAVA KUVVETLERİNE S-300 hava savunma sistemlerini teslimat kararını verdi.
Kısa olarak anlıyacağınız şekilde tüm hududlarımız çok küçük bir kısmı ABD(AMERİKAN) gerisi tamamı ile KARADENİZ ve MARMARA denizini içine alıcak şekilde EGE,AKDENİZ ve DOĞU,GÜNEYDOĞU ANADOLU bölgeleri olacak şekilde birbirlerini kordine edebilecek RUS teknolojisi yapımı UZUN,ORTA,KISA menzilli hava savunma sistemleri ve RADAR ağı ablukası altında bulunmaktayız…
Biz tabi elimizdeki eski ABD,İNGİLİZ hava savunma füze sistemleri ile teknolojik olarak  çok geriyiz,özellikle bu sistemleri son 25 yılda tedarikinde ve ortak üretiminde ülkemiz içinde ve dışında oynanan gerçekçi olmayan MİLLİ duruşumuzu maalesef dış siyaset kulvarında harcadığımız hatta suyun altında gelişen çok vahim hadiselerden ülkemizin GÖKLERİNİ kuşatılmış durumda bırakmışız.
Şu anda bu tezlere karşı çıkanlar çeşitli argümanlar ve MİLLİ söylemler tezler gelişsede silah namlusuna mermi sürülmüş hazırken silahtır,dur evden alayım geleyim diyene kadar düşmanın seni vurur.
Tabi YURT SAVUNMASI komplike bir konu ,HAVA SAVUNMA FÜZE SİSTEMLERİ yurt savunmasında  sadece tek bir konu ama çok önemli hassas bir konu.

Özellikle S-300,S-400 ,PATRİOT hava savunma sistemleri bildiğiniz gibi sadece uçaklara karşı değil düşman balistik füzelerine karşıda kullanılan hava savunma silahları…
Savunma sanayi konusunda bizler sadece kendi görüşlerimizi bildiklerimizi yansıtırız tabiki devletimiz bu konuların üstüne gidicektir ama bizim bu konularda çok geç kaldığımız aşikardır karadan karaya saldırı uzun menzilli taktik ve balistik füzeler konusundada  ,çünkü onlarda caydırıcılığı olan saldırı gibi algılansada aslında her saldırı silahı konsept olarak savunma için daha elverişli iş gören mekenizmalardır.
Yani derin dünyada akşam yattığındada hayatın içinde tüm konular 2+2=4 yapar sabah kalktığındada 2+2=4 yapar.
Ayılanada GAZOZ verirler bayılanıda LİMON ile ayıltırlar.
                                        

Konuyu Pazar günlerine özgü bitireyim sosyal yaşantımızdan TEŞKİLATI-MAHSUSA(OSMANLI ASKERİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI) mensublarından merhum HÜSAMETTİN ERTÜRK bey daha sonra ANADOLU hükümeti istihbarat gücü ve CUMHURİYETİN ilk istihbarat örgütü MAH kurucularından olup, SELANİK te esaret altındayken sürgün yollandığında SELANİK Musevi cematinin hahamı biliyorsunuz Selanik Osmanlının istanbuldan sonra ikinci şehri kendisine gerekli evrak ve maddi yardım yaparak İSTANBULA sonrada DİYARBAKIR şehrine gitmesine vesile oluyor.

Bir  teyzem var HAVA KUVVETLERİNE ARSLAN yetiştirdi ALLAH kazadan beladan saklasın.
Teyzem biraz espirili bir hanfendidir bir kermes dolayısı ile iş hayatının o dönemde önemli ismi sayın HALİL BEZMEN beyin hanfendi eşi ile karşılaşıyorlar.
Hanfendi, teyzeme soruyor sohbet anında ne kadar çok bize benziyorsunuz SELANİK limisiniz diye.
                                        

Teyzem çok tatlı bir hanfendidir yok biz KONYALIYIZ ama rahmetlik dedem görev için uzun zaman SELANİK te kalmış çokta yakışıklı ve zamparaydı derlerdi oralardan varsa bir şey olabilir neden olmasın!))
Tabi bu espiri ile sohbet güzel ortamda devam etmiş.
Hepinize iyi tatiller.
                                     

NOT: 01.EKİM 2013 TÜRK HAVA SAVUNMA KONSEPTİ&ÇİN
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder