30 Ocak 2016 Cumartesi

ALEM BUYSA KIRAL SİZSİNİZ.

                                

Sevgili takipçilerim yine bir Pazar günü sizlere ALLAHIN İZNİ ile ulaşıyorum,hepinize iyi pazarlar,mutlu eğlenceli bir Pazar geçirmeniz dileği ile yazıma başlıyorum.
Bu haftaki konum son günlerde basın ve medyada hedef alınan bir isim ile ilgili olucak,sizi  çok eskilere götürüp  gençliğimize inip ordan bugünlere gelicem.                            
Arkadaşlarım çok eskiden beri toplumun belirli uç kesimleri popüler olmuş bir insanımızın söylemlerini kendine göre yorumlayarak o kişiyi toplumun bir kesiminin  hedefi haline getirirler.
Bu tabiki çok yanlış bir hadise özellikle eleştirilerde PKK terör örgütünü o eleştirmiyor,diye serzenişte bulunuyorlar yaşamamışlar,görmemişler hadiselerin ne olduğunu bilmiyorlar.
                                   

Birincisi bir insan doğduğu,çocukluğu geçtiği bir ilin bir mahallesini darma duman olmuş görsün yıkılmış enkaz hali ile gayet doğal oda yıkılır hatıraları duyguları ezilir ve bir haykıracağı yer arar toplumda hiç  korkmadan çekinmeden güveneceği bir noktaya sistem eder.
PKK  örgütüne edemez ben bunu bir TÜRK olarak işin içinden gelerek söylüyorum bu anlattığım kişi PKK TERÖR ÖRGÜTÜNE içinden etmediği hakaret beddua yoktur ama dışa vuramaz…!!
                                 

Onun dünyası ve popülaritesi ve etrafında gelişmiş dünyada böyle bir çıkış yapması onu tarifi olmayan acılara götürebilir.
SİYASETİN ve onun sağladığı güce yaslanıp EFELİK yapmak kolaydır,sokağa indiğinde kaldırımlar öyle söylemez insana onun için kimse kendine günlük kamuoyu yaratmak için kimseyi hedefe sokmasın…
Gelelim eskilere sayın GÖNÜL YAZAR hanfendinin bir şarkısı vardır böyle onu tane ,tane söyler KIRMIZI GÜLÜN ALI VAR AMAN AMAN diye başlar,bu parçayı ben çok severdim, nerde olsam bu parçayı isterdim.
                                 

Hatta papazı bulduğumuz bir konuda oldu devamlı takıldığımız bir aile müzikholünde her gece bu şarkıyı istiyorum,o dönemde bizim gibi müdavim olmuş bir büyüğümüz  ağbimiz var lakabı BOĞA şimdi rahmetli,eski bilekli kabadayı bir ağbimiz oda her gece eşi arkadaşları ile geliyor,bir gün bizim masaya düştü ama hallice geldi dedi bana siz bir şeymi ima etmek istiyorsunuz oğlum siz ne ayaksınız,anlamadık tabi nedir bu dedi devamlı kırmızı gül alı var şarkısını istiyorsunuz dedim seviyorum ne sıkıntısı varki kalktı sinirle masadan istemeyin lan bu parçayı dedi.
                                  

Tabi bu sefer lan,man olunca ben ayaklandım ağbi dedik boku çıktı araya girdiler sonra büyüklerimiz konuştu falan iş çözüldü bizim rahmetlik BOĞA ağbimizin karısının adı GÜL müş her gece ben bu şarkıyı isteyince uyuz olmuş ordan kafada kurmuş acaba bir sinyalmi yapıyor diye bayağı uzun zamandır KURUYORMUŞ,neyse mevzu tatlıya bağlandı.))
Yıl 1990 tabi bizim GAZİNOCU,PLAK SÜTÜDYOSU,GECE KULÜBÜ sahibi arkadaşımız çok,biz çok sanatçıyı illaki tanımışızdır çok samimi olmasakta hal hatırlaşırız sohbet ederiz.
                               

Bir arkadaşımın gazinoda otururduk kuliste patron mekanında öyle bayan sanatçılar tanımıştım yarım şişe viskiyi yutar parfüm şişesini ayak baş parmağından başlar sıkmaya saçının son teline kadar çıkar sahnesini alır yıkar ortalığı.
Tabi plak sütüdyosu olan  tonmaisterlık yapan arkadaşlarım var ses sanatçılarına plak yapıyorlar , çalışma bittikten sonra RAKI,VOTKA,VİSKİ eşliğinde dinletirler günün olan mevzularını anlatırlar…
                              

Yıl 1990 o zaman işte bu kırmızı güllü arkadaşımızı tesadüf tanıdım sordum o zamanlar tanınmıyor ZEKİ ağbi ben Diyarbakırlıyım dedi aslende söyledi BİNGÖL den DİYARBAKIR a gelmişler ailece.
Tabi ben diyarbakırdan birkaç isim verince şaşırdı ağbi sen nerden tanıyorsun ben güldüm ağbi büyüklerimizdir gideriz yanlarına hürmetimiz büyüktür ama şaşırdı bayağı.

Tabi sonra tanışınca benim yanımda DİYARBAKIRLI,MARDİNLİ arkadaşları görmeye başladı, konuşuyoruz sohbet ediyoruz iyice samimi olduk o yıllarda  ve o dönemde daha yenikapıda bir açık hava müzikholü var orda sahne alıyor sanırım birde  gülhanede bir yer var orda sahneye çıkıyor TÜRKÜLERİNİ söylüyor yani kamuoyu tanımıyor fazlaca.
O yıllarda biz her gece ,gece hayatını son sürat yaşıyoruz bu hayat KURTLAR VADİSİ burda terör örgütleri ile yeraltı dünyası ile her çeşit insanla karşılaşırsın.
Bu arada arkadaşımız şimdi rahmetli olan uzaylı bir türkücümüzün ağbisi ile ve arkadaşları ile sık sık gelip gidiyor sohbetlerimiz oluyor birkaç defada NİŞANTAŞINDA gece kulüplerinde karşılaştık ordada sohbet ediyoruz takılıyor bize diyor ağbi siz bir karmaşıksınız içinizde yok yok ben çözemedim sizi.))

Aradan bir zaman geçti belki birkaç yıl arkadaş geldi dedi ZEKİ ağbi yeni bir kaset yapıyorum çok iddialıyız bu sefer hayırlısı dedim,ağbi dedi senden bir ricam olucak sen bilirsin bana TAHT,ASA,KIRAL TACI lazım.
Bir arkadaşı aradım dedi ağbi KAPALIÇARŞIDA bir tek bu adreste bulursun ,verdim arkadaşa adresi dedim burda bulurmuşunuz teşekkür etti gitti.
Kardeşim aradan bir müddet geçti bir baktım tüm TÜRKİYE inliyor alemler,kırallar,kırmızı güller yanıp yıkılıyor.
                                      

Tabi şöhret olunca biz şöhretlere alışığız bir müddet sonra artık selam verişlerin içtenliği ve çekiciliği değişir,hayat.
1998 yazı sanırım haziran ayı ÇINAR OTELİNİN teras katında eşim ben birde ermeni kuyumcu arkadaşım oturuyoruz bu arkadaşımda güneydoğu Anadolulu aşşağıda büyük bir düğün var,biz kendi dünyamızdayız bir baktım kardeşimiz yanında çok hoş bir hanfendi ile geldi ikimizide tanıyor bize şöyle bir baktı SELAMSIZ geçti.
                              

Tabi artık dünya çok farklı,biraz uzaklaştı ilerde bir kendini saçını başını tarayıp hanfendi ile güzelleşti ve düğün kapısına yönlendiler.
Sonra iki ay sonra gibi hatırlıyorum bir UYUŞTURUCU mevzusundan dolayı alındı ve daha sonrada sanırım bu konudan berat etti.
Emniyetten çıkışta ben sigara bile içmem demişti evet hakikaten orda doğruyu söylüyordu,tanıdığımızda bizde hiç sigara ve alkol kullandığına rast gelmemiştik…

Bir dahada hiçbir yerde rast gelmedi,ama insanların çoğunun çıkış noktalarına şahit olmuşuzdur bu sırf sanat camiasında değil başka camialardada olmuştur.
Yine yıllar sonra bir gün bir ses ŞARKI okuyor bizde rakı içiyoruz içeri bir girdi BÜLBÜL sesli bir sempatik demiycem az kalır tam bir KOMEDİ sanatçısı öyle espiriler yapıyor yerlere yatıyoruz gülmekten dedim BÜLBÜLSES ne işin var buralarda, ZEKİ ağbi bir plak yapıcam onun için geliyorum senin gibi güzel bir insanı tanıdım efkarını dağıtayım ne söyleyeyim ağbi sana, derdim BÜLENT ten söyle söyler yanar yıkılırız gülmekten.

Bazen ciddileşirdi ZEKİ ağbi derdi piyasada o kadar şarlatan varki  bize kimse destek vermiyor önümüzü açmıyor ağbi derdi.
Rahmetlik bir yardımcım hah ağbi vallahi BÜLBÜLSES geliyor sesini duydum derdi,hakikaten bir bakardık kapıdan içeri girer şarkı  söyleyerek  takılır bize gülerdik ….
Şimdi birkaç defa denk geldi yine bizde anısı olan FLASH TV de program yapıyor sansasyonel  konular oluyormuş programlarında.
Konuyu bağlıycak olursak insanları hemen hedefe oturmaktansa insanları ilk önce anlamak ve onun cephesine koyarak birde düşünmek gerekli.
Bir KONYA lının yapabileceği sert  çıkışı,  POPÜLARİTESİ olan  DİYARBAKIRLI  insanın doğduğu yerdeki cereyan eden kötü olaylardan dolayı TERÖR ÖRGÜTÜNE çıkış yapamamasını eleştirmek
Samimi olmaz en güvendiği yere ona zarar vermiyecek DEVLETİNE ve onun BAŞBAKANINA çıkış yapması aslında teröre dikkat çekmesidir.
                               

Herkese bol TÜRKÜLÜ,EĞLENCELİ,ÇİĞKÖFTELİ günler diliyorum ALLAH bizi bu TERÖR illetinden sahadaki kanı,canı,teri ile koruyan güvenlik güçlerimizin yardımı ile kurtarsın,ALLAH onların yanında olsun ALLAH TÜRK MİLLETİNİN yanında olsun.
                                    

Herkese iyi pazarlar.
                                 

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

27 Ocak 2016 Çarşamba

KUTSAL HAZİNE AVCILARI.

                                    

Sevgili dostlarım bu aralar,terör,savaşlar çeşitli dış ve  iç siyasetin her türlü entirikası yazılı ve görsel geliyor.
Artık bizim sadece bunları izleyip durumun ne olduğunun yorumunu yapmak kalıyor.
Aslında çok gerekli konuşması lazım insanlar varken gereksiz bir ton geveze ve şerefini satılığa çıkarmış insan konuşup duruyor.
Son dönemde yapısal büyük bir değişim geçiriyoruz adeta TÜRKİYE bir MUTASYONA uğruyor değil ta kendisi oluyor.
KUTSAL kelimesi sözlüğe bakmadım ama benim bildiği yaşayan birey ve tüm bireylerin kendisi için inandığı,tapındığı,olmazsa olmazı olduğu onunla toplumda ve ailesinde birleştiği tüm insanlardaki farklı inanç anlayış sistemlerinin hepsini KUTSAL kelimesi ile adlandırırız.
Şimdi buna ne diye geldim haber alıyorum ağbi bizim KUTSALIMIZA hakaret ediyor,yok bu bizim kutsalımız gibi çeşitli söylemlerle kendi aralarında ve diğer ortamlara kendinden olmasada söylem geliştiriyor.
Ben burdan konuya gireyim arkadaşlar 1970 li yıllarda Marksiz,Leninist guruplarda onların inandığı toprak olmuş kişilerede sövsen diyorduki KUTSAL ılımıza küfretti.
Karşı taraf sağ kesimin inandığı kimselerede küfür etsen oda aynı şeyi söylüyordu.
Dindar,muhafazakar kesimi bu konuda saymıyorum bile onlar KUTSAL konusunu en önde götürenlerden.
Kısacası herkes guruplaşarak bir sistem kurmuş hepside zamana ve yerine göre kendine KUTSAL konu bularak toplumda yerini ve seçtiği sistemi adeta bir bayrak direği yapmış.
Tabi dinler KUTSİYET içinde en önemli yeri alıyor ilahi TANRIDAN yeryüzüne elçileri ile indirildiği için en KUTSAL konular dini konular olmuş tüm dünyada.
Hepsine güzel olarak baktığımızda bu kadar hadisede sorun nerden kaynaklanıyor.
Dünyada yönetici olan guruplar bunu keşfetmiş ve insanların kutsal inanışlarını veya inandığı siyasi,ideolojik,sosyal,kültürel,sportif her konuyu kullanarak insanlığı yönetmeyi başarmış.
Tabi süper güçler diğer küçük dünya ülkelerinde bu özellikle BATI ismi ile özleştirmiş olduğumuz devletler bu kutsallarımızı kullanıcak,yönetebilecek onların menfaatlerine göre KUTSAL saydığımız hadiseleri kullanarak bizleri,toplumu ve devleti istediği ayarda ve istikamette tutuyorlar.
Bugünlerde bunu çok görüyorum hatta KUTSAL ları kullanmayı geçtik ileri safada türkiye içindeki kutsalları anlık dışardan içerdeki merkezlere verilen direktiflerle çok fazlaca ve hızlı kullanabiliyorlar.
Şimdi bu bir uzun zamandır bugünki TÜRKİYE mizde siyasi  günün popüler KUTSAL olarak görünen dini konularda ve dini ,muhafazakar kesiminden ve bunlarla birbirine aslında tabanda sıkı bağı olan milliyetçi düşünen tarafların KUTSAL konular üzerinden aktivasyon içinde olmaları.
Bakın toplumun taban ve orta kesimi hatta bununda daha üst seviyesi ve yapılanması TÜRKİYE içinde konuların derinliğinden bir haber bir kısmı sadece vatan sevgisi ,bir kısmı bu konulardan toplum içinde yer kendine sağlayabilmek bir kısmıda bu işlerden maddi,manevi çıkar sağlamak için hadiselerin katmanlarında yer alır.
                                          

Bugünlerde etrafı izlediğimde devletin geleneksel yapısını tamamen aşmış hadiselerle karşılaşıyorum ve bunda şaşırmıyorum.
Aslında bu suyu bulandırmaktır,çünkü BULANIK SU içinde BALIK AVLAMAK çok zordur,BALIĞI göremezsin.
Şimdi birkaç gün evvel en sık duyduğum hadiseler ağbi bu ülkenin MİT bitmiş,halktan tepki geliyor,ciddi anlamda bunu söylüyorlar.
Bunu söylemekte haklılar çünkü neden ,toplumda olan TERÖR ve ASAYİŞ olaylarında bir bezginlik ve bıkkınlık var.
Ama dikkat edin kimsede bu olaylardan dolayı kendinde bu KURUMLARIN yöneticileri  dizayn edicileri yeni şekil vericileri OLARAK hiçbir sıkıntı veya topluma gerçek manada  üzüntü endişe yansıması diye bir şey yok…
Hatta daha çok efsaneleşme ve basın ve sosyal medya ile İLAHLAŞTIRMA var.
Neden aslında toplumun farketmediği bir büyük KUMAR var.Nedir bu bazı büyük stratejik hadiselere içimizde göz yumarak TÜRKİYE DEVLETİNİ ve onun yaşayan milletleri üstünde bir MUTASYON değişikle ülke yekpare kalmıycaksa bile kendilerinin yöneticeği ve ülkenin maddi,manevi enerjisini kendilerinin kontrol edebileceği bir yere getirmek.
Bu MUTASYON esnasında oluşmuş değişik bir toplumsal yapının çok uzun vadede bu yönetim şeklini benimseyecek insan topluluklarından olması….
Gelelim canlı yaşanmışlara son beş altı yılda aslında uzun yılların derin suyun altından yukarıya doğru yani yüzeydeki günlük normal insan hayatımızda özellikle son dönemdeki İSLAMİ ve MUHAFAZAKAR yapı içindeki gurupların düşünce tarzı ile sahte olmayan gerçek laik düzen hayatı içinde olan yapıların sosyal yaşamda çok zor birlikte olabileceği beraber yaşanamıycak konuların olduğunu tam manası ile algıladım.
Laik düzen içinde yaşayan  gurupların  büyük bir kısmında aslında bunu gizli ajanda yapmadan açık dışa vurumu var,ben sadece sade insanlardan bahsediyorum…
Fakat şunu çok iyi gördümki belirli bir kesim muhafazakar ,dindar kesimde özellikle geçmişten gelen LAİK kesime karşı bir gizli bellek altına girmiş kin ve nefret düşüncesi var bunu çeşitli hadiselerle çok güzel kamufle edebiliyorlar.
İşte bu kamuflaj esnasında bu kesimin içinde çeşitli STRATEJİK özel,kamu ve stk(sivil toplum kuruluşları) içine yerleşmiş kişiler işte orda inancını kendine göre öğrendiği dini ilimlerdeki konulara göre işlediği SUÇU bile topluma ve kendi etrafına göre çeşitli anlatım usulleri ile  biçimlendirebiliyor..
Birde yine stratejik mevkilere yerleşmiş KOZMİK bürokratlar bunlarda o konumlara gelirken çeşitli ETNİK köken unsurunun içinde olduğu için onun her hangi direk bir görünümede ihtiyacı yok adam şimdi KAFKASYALI devletin bugünki en kozmik birimlerinden birinin başına geçmiş onun için farketmiyor mensubiyeti olduğu ETNİK yapının içinde MİLLİYETÇİ,MARKSİZT&LENİNİST,LAİK ATATÜRKÇÜ,DİNDAR&MUHAFAZAKAR veAŞIRI RADİKAL unsurların hepsi var bunların hepsinide kullanabiliyor,tabi KOZMİK statünün getirdiği gücü ona derinden sağlamış BATININ ve SİYONİZİMİN gücünede tüm bu mensubu olduğu camiayı yurt içinde ve dışında kullandırıyor bunu aynı zamanda  kendine maddi çıkar sağlamak içinde kullanıyor.
Bu ÖRNEK sadece KAFKASYALILAR için verdim ama farketmez KÜRT,LAZ kökenliler içinde geçerlidir biz sadece ŞABLON kuruyoruz.
Bunlar nerden geliyor aklıma tabi haber alıyoruz bazı orta ve biraz üst tabakadakiler bu işler bizim KUTSALIMIZDIR küfrettirmeyiz,ya birsine hallettiririz olur biter,ailece yok edelim gibi çeşitli aralarında söylemler duyuyoruz KULAĞIMIZA geliyor.
Arkadaşlar dediğim gibi bizim raconumuz şudur biz hayatın tozlu sokaklarında yürürken bize öğretilen mahalleye sahip çıkmak.
Allaha şükür biz bir arkadaşımızın annesinin evinin kapısını onun ancak başı sıkışıksa çalarız,bir ihtiyacı varmı diye çalarız.
Misafir gittiğimiz eve namus gözüyle bakarız,o evde bir olucak olay varsa onu bile başka mekana taşırız.
Maalesef bu raconlar ve bu tip olaylar bitti,KUTSAL hadiseler meğerse çok planlı ve stratejik KOZMİK alınan bilgilerin devamı ile gelen ele geçirme için kullanılan hadiselermiş…
Bunu tekrar burdan söyliyeyim,tehdit,şantaj,gasb vesaire suçları çeşitli kozmik güç taşıyan örtüler altında yapıp sana KÜFÜR edildiğinde bizim KUTSAL ımıza küfür ediyor diye etrafınıza serzenişte bulunmayın.
Kutsalı olan insanlar ANASININ,BACISININ,KARISININ namusunu bilen insanlar ister elini havaya hangi çeşitte kaldırırsa ve haykırırsa haykırsın ister başını seccadeye koysun, isterse KİLİSEDE HAÇ çıkartsın, HAVRADA DUA etsin boşa eder o makbul bir insan değildir toplumun sosyal yaşamında,KÜFÜR de yediği zamanda KUTSALLARIN arkasına sığınmasın.
Her kafasına göre şuç işleyen bir kendi KUTSALLINA göre MAKAM,MEVKİ ve SÜTATÜ arkasına saklanırsa o ülkede ve medeniyette ne adalet,ne düzen nede gelenek kalır…
Son zamanlarda çevre ülkemizde olan savaşlardan bazı mücahit guruplar TÜRKİYE içinden görmekteyiz.
Bu konular daha evvel BOSNA ve ÇEÇENİSTAN,AZARBAYCAN savaşları döneminde olmuştu.

Bu konuda size kısa malumat vermek isterim her devlet buna TÜRKİYE de dahil savaş bölgelerinde PARAMİLİTER(MÜCAHİT,GÖNÜLLÜ) bulundurur,bunun bir düzeni ve sistemi olur.
Bu sistem bizde MİT ve TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) içinde bu konuları organize eden ve komuta kontrol eden mekanizmalar ile yapılır.
Bunda şu konudan yararlanılır sıcak bölgeden muharebe alanından istihbari bilgi almak.

Tabi bu konulara kendiliğinden özellikle yine ağırlıklı dini motifler ve kavmi bağlar yüzünden bu çarpışmalarda ve savaşlarda bulunan ve buralar için silah,maddi yardım ve insan ihtiyacını karşılamak için çeşitli gurupların koordinasyonu ile yardım toplayan buralarda devletin komuta kontrolü olmadan hareket eden yapılar vardır.
Bunlar sonra devletinde başına iş açarlar,milletinde başına iş açarlar kendi başlarına ve yakınlarınada iş açarlar.
Bosna savaşında gördüm BOŞNAKLAR yanında savaşmak için gönüllü toplayanları gidip HIRVAT ordusunun kucağına bırakanları.
Birde içimizde TERÖR çatışmalarından yayılan çok kötü görüntüler ,kanlı resimler var.
Birincisi bu toplum pisikolojisinde büyük travmalar özellikle çocukların hafızlarında bırakıyor, ikinciside DÜNYA da görünen imajımıza büyük etki zarar veriyor.

Terörle mücadele eden güçlerimizi başka pisikolojik harekat unsurları ile onurlandıralım,ateş düşen evleride yine daha değişik şekilde acılarının dinmesini sağlayalım.
Televizyonda izliyorum biz bunu ÇEÇENİSTAN savaşında izledik ülkücüyüz diyenler ve lanse edilenler atılan sloganlarda İBDA-C örgütünün işaretini yapıyor,tabi toplumda normal vatandaş bunu nerden bilecek.
Evet arkadaşlarım en önemlisi DEVLETİN yapacağı mücadeleyi DEVLET düşmediği müddetçe onun resmi yapısı korur,kollar ve organize eder.
İkincisi kimse KUTSAL hadiselerin arkasına sığınıp maddi,manevi güç elde etmesin,guruplaşmalar ve camialaşmalar kendilerine güç vehmedip çıkar sağlamak için bu güçleri kullanmasın.
                     

Bir diğer olayda herkesin bir yaşantısında bir MİSYONU ve kendine göre felsefesi var kimse kimseyi çeşitli ayak oyunları ile MÜCADELECİ ismi kendine vehmedip KOZMİK devlet makamlarını kullanmasın çeşitli yine ayak oyunlarına girmesin.
Herkesin doğduğundan buyana kendine göre sosyal,felsefi,siyasi tarzı var zorla başka çıkarlar için başkalarını sanki beraber bir çalışmamız,bir MÜCADELEMİZ olmuş gibi gösterip belirli merkezlere oraları yanıltmaya çalışmasın.

Utanmak diye bir söz var bunlar ŞANTAJ kasetlerinin içinde kullanılabilir ve çok uzun zaman yıllar başarılı olunabilir ama bir gün TESTİNİN patlıycağı gün geldiğinde, MASKELERİNİZ düşer arkasına saklandığınız kişilerin önüne çıkarsınız yüzünü kızarmaz biliyorum cibbiliyetinizi hemşerileriniz rakı masama servis yaparken onlardanda İSTİHBARAT yaptığınızı 30 yıl evvelde biliyordum,dahada var sizler hakkında söyliyceklerim.

BULGAR gümrük memurları söylerya KOMŞİ?
                   

Arkadaşlar yine sövüp sayıcaksınız ZEKİ ağbi şifreli yazıyı koymuş anla anlayabilirsen diye,HAKLISINIZ!
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.
                                          

23 Ocak 2016 Cumartesi

GARİP AĞA ÇOCUKLARI…

                                   

Sevgili takipçilerim hepinize iyi pazarlar dilerim.
Mutsuzum ve üzgünüm bir yakınımı kaybettim ,daha doğrusu yakın bir akrabamı kendisine ALLAHTAN RAHMET DİLERİM hepimizin gideceği yer orası en iyisini ALLAH bilir.
Şairin dediği gibi vakit gelmişse eğer ,kalkıcak ıssız  bu limandan gemi.
Sizleri bu Pazar gününüzde mutsuz etmek istemem ama hayat ne diyeceğimi bilmiyorum.
Tekrar temennim hep mutlu pazarlar geçirmeniz dileği ile eski maceralarından ve arkadaşlarımdan yine hayatının baharında yirmidört yaşında kaybetiğim bir lakabı gibi GARİP arkadaşımdan bahsedeyim.
                            

Tatlı anılarla acı ve hüzün macera karışsın.
Umarım size hitap eder bu hafta İSTİHBARAT ve GÜVENLİK konusu yok.
Garip lakaplı arkadaşımız semptimizde değerli bir DİYARBAKIR kökenli öğretmen annemizin ilk çocuğu tek oğlu,birde Allah uzun ömür versin kızkardeşimiz olan iki çocuklu CUMHURİYETİN ÖĞRETMENİ bir gerçek esas kadın büyük bir kişilikti.
Bir çoğumuzada ilk mektep öğretmenliği yaptı,GARİP kardeşimin babasıda değerli bir makine mühendisi beyefendi bir insandı.
Rahmetli arkadaşımız GARİP kardeşimiz aynı eski kareteci bir çok filmi olan BRUCE LEE ye benzer anımsatırdı.
Çok hareketli iyi bir sporcu profosyonel yüzme ve sutopu lisansına sahipti.
Tabi bir gurup arkadaşız GARİP İstanbul eczacılık fakültesine devam ediyor,ünüversite arkadaşlarından biride MARDİNLİ bir arkadaşımın o zaman nişanlısı şimdide Allah bir yatakta kocatsın eşi mardinde yaşıyorlar.

Tabi  GARİP ile çeşitli sosyal hayatımız ve eğlence hayatımız var.
Yıl 1983 izmir deyim GARİP ve diğer arkadaşların SUTOPU müsabakaları var,birde istanbuldan KİNG KONG Mustafa yıda görmem lazım haber aldım oda ordaymış,KİNG KONG mülteci sıfatı ile İZMİR ilimize acil istanbuldan iltica etmiş,bu hikayeyi ayrı bir Pazar günü yazısında ele alıcam zira uzun soluklu bir MACERA))!
Çıktım otelden KORDON BOYU (ESKİ KORDON) muhteşem İzmir i seyreyleyerek üstümde tiril tiril keten elbiselerim,ayağımda espadil sallanarak ALSANCAK yüzme ve su sporları tesislerine gidiyorum.
                           

Neyse vardık tüm TAKIM,TEŞKİLAT orda.KİNG KONG ta orda ama bu mevzu sonra dediğim gibi çocuklar ZEKİ hoş geldin ne iyi etinde geldin İSTANBULDA yine efsane olmuşunuz.))

ALİ MERT arkadaşımız var takım gidiyor diye İzmir BALÇOVA DSİ tesislerinde güzel iki villa ayırtmış tüm takım orda kalıyor dediler  ZEKİ sende takıl iyi dedim.
Eşyaları oraya taşıdım, günler İZMİR maceraları ile geçiyor sabah havuz,müsabakalar akşam ALEMLERE akıyoruz.
Bir gün olimpik havuzun resmi standart trampleni var yav dedim çıkayım şundan bir atlayayım gittim 1. Kattaki mesafeden atladım,sonra ikiye çıktım ordanda biraz ürpererek atladım.
Asansöre bindim bu sefer üçe çıktım yürüdüm tramplenin ucuna geldim aşağıyı görmemle yere çömelip yatıp geri geri yavaş asansöre ulaştım bindim doğru aşağıya.
Allahrahmet eylesin GARİP çok cesaretli başladı bana gülüyor,ulan amma tırsaksın,korkak herif falan,GARİP manyakmısın kardeşim yüksek buradan göründüğü gibi değil.                    

Dur bir ya dedi fırladı asansöre bindi üçüncü kata direk çıktı,ve tramplenden balıklama kendini suya bıraktı,inanın diyorum o TOM ve JERY çizgi filmindeki kedi gibi GARİP kardeşim bütün bir vucut üstü yani yüz üstü suya çarptı ve bir garip SES çıktı.
                              

Baktık GARİP kardeşim suyun dibinde yatıyor çıkmıyor ALLAHTAN tüm arkadaşlar atladı GARİBİ çıkardılar hemen suni tenefüs biraz masaj kendine geldi ama geldikten sonra ben nerdeyim diyor)).
Tabi kendine iyice geldikten sonra biraz makara yaptık ama iki gün kendine gelemedi yattı vucudunda bir büyük bütün kızarıklık kaldı)).
Bundan sonraki dönemde ADANA müsabakalarına gitmişler ben yoktum sonra öğrendim ADANADA havuzun altında 20 santim boşluk olan bir boru geçiyormuş,demiş ben bu borunun altından geçerim, demişler yapma,demiş amma tırsıyorsunuz ben geçerim,demişler o zaman su borusu hazırlayalım geçemezsin sıkışırsın ihtiyaç olur tamam demiş.

Atlıyor havuza tabi malum hadise geçerken boru ile havuzun debisi arasında sıkışıyor,tabi arkadaşlar yine büyük mücadele ile ağzına hortum verip GARİP kardeşimi çekerek çıkartıyorlar ama anlatıyorlar tüm sırt karın bölgesi kanıyarak çıkmış havuzdan cesaret ON numara.ALLAH RAHMET EYLESİN.
O yıllar mevsim kış bir hafta arası gece ALİ MERT,GARİP ben bir üçlü yaptık bayağı bir alkol aldık bir yerde çıktık müdavimi olduğumuz bir meşhur diskotek var o yıllarda oraya gittik baktık birkaç erkek bayan arkadaşımız oturuyorlar,yanlarına düştük masa harika ortam  kakara kikiri,gülüyoruz masaya viski söyledik keyif on numara diskotek boş bir tek karşı tarafta bir toplu gurup var.
Garip piste çıktı üstünde PARDÜSESİ ile dans ediyor bizim işimiz olmaz slow dansın haricinde, bir anda o karşı gurup GARİP kardeşimin etrafına doldular onlarda süratli dans ediyor,hepside TATAR vatandaşlarımızdan işte biz kendi dalgamızdayken bir anda piste bir baktık sanki DANS pistinde BRUCE LEE filmi oynuyor GARİP ve TATAR vatandaşlarımız birbirine girmiş ama GARİP üstündeki pardüse sanki SUPERMAN in pelerini.
Tabi kendimizi toparladık ben ALİ MERT birkaç arkadaşımız daha  kavgaya dahil olduk tam bir arbede ve KARATE filmi bir tek ALİ MERT ile ben MUHAMMET ALİ,JOHN FOREMAN takılıyoruz işte vatandaşın birini saçından kavramışım yüzüne vuruyorumda vuruyorum kafasını kaldırdım yav bunda daha kan yok elime kısa cam viski bardağı geldi aldım onu ağızı açık tarafından suratına vurdum işte o anda bir baktımki yüzünde ikinci dudak açılmış dişler ordanda gözüküyor.
                           

Ama işte arkadan bunu gören arkadaşlarının kavgadaki bir kısımı kalabalık beni duvara sıkıştırdılar biri yerden kırılmış cam bardağını almış benim yüzüme vuruyorduki son saniye gördüm kulağımı döndüm kulakla altındaki bölgeye saplandı elimle ittim düştü ve o esnada ALİ MERT yetişti üstümdeki baskıyı hafifletince toparladık ve bunları önümüze katıp DİSKOTEĞİN dışına kaçanları caddede arabalarının önünde ağar dayak atarak ŞEREFLİ TÜRK POLSİNİN olay yerine intikali ile tüm taraflar olay mahalinden dağılarak evlerimize yatmaya gittik ama benim işim pansumandı,tedaviydi uzadı hala hatırası çok belli olmasada üstümüzde taşıyoruz.

Tabi aradan uzun yıllar geçti artık ben koptuğum için guruptan 1990 senesinin sanırım MART ayıydı bir haber aldım telefonla bir arkadaşım ,ZEKİ GARİP kardeşimizi kaybettik defnediceğiz  gel.
Hemen hareket ettim unutmuyorum YUNANİSTANA gidicem akşama erteledim son görevimizi yaparak GARİP kardeşimizi defnettik ALLAH RAHMET EYLESİN ,MEKANI CENNET OLSUN.
Rahmete kavuşmasının sebebi ECZACILIK fakültesini bitirince diplomasını YEDEKSUBAY olarak askere gideceği için DİYARBAKIRDA bir oranın tanınmış ailesine kiraya vermek için anlaşmış.
Atlamış diyarbakıra gitmiş tabi yöre insanı çok misafirperverdir rahmetliyi gezmeye eğlendirmeye götürmüşler gece geç saatte dönerken rahmetli verin şu mersedesi bir test edeyim demiş yola çıkmışlar yolda giderken bozulan bir askeri araç reflöktörde güvenlik için koymayınca karanlık yolda rahmetlik askeri CEMSEYİ fark edemeyip süratta yüksek  ASKERİ araca çarpmış,orda hayatını kaybetmiş.
                           

Maceralarımız rahmetlik GARİP ve ortak arkadaşlarımızla çok,onlarda üzülmezsiniz ama hayatı yalın aktarmak gerekli.
Aradan çok yıllar sonra evlenicem ünlü bir araç kiralama şirketinden büyük bir Mercedes kiralıyacam içeri girdim bir baktım rahmetlikten yadigar kız kardeşi ZEKİ ağbi hayırdır şaşırdım dedim NİLAY kardeşim kısmetse evlenicem büyük bir şöförlü Mercedes araca ihtiyacım var.
ZEKİ ağbi araç ne demek dedi hemen rezarvasyonu yaptı ağbi aracın artı 4 saat ücretinide almıyorum benden hediye.

Sağolsun unutmam hiç.
Sevgili arkadaşlarım tüm ölmüşlerimizin mekanları cennet olsun bu hafta biraz kasvetli bir yazı oldu ama bende bu aralar maalesef öyleyim..
                              

Üzdüysem sizi Pazar,Pazar affedin.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

16 Ocak 2016 Cumartesi

GÖKLERİ KUŞATILMIŞ TÜRKİYE

                         

Değerli takipçilerim iyi bir hafta sonu geçirmeniz dileği ile size yazıyorum.
Bu hafta size sadece KARADAN ve DENİZDEN değil aslında daha tehlikeli bir kuşatılmışlık içinde olduğumuz GÖKLERİMİZİN yani hava sahalarımızın UZUN ve ORTA menzilli HAVA SAVUNMA FÜZELERİ ve tabiki bunların radar ve ateş idare sistemleri ile  kuşatıldığı ve şu anda artık RUSYA FEDERASYONU devletinin SURİYE devletine taşıdığı yeni S-400 hava savunma sistemi ile ÇANAKKALE bölgesinden EGE ve AKDENİZİ kapsıyıcak ve ucu SURİYE hududumuzu bulan, İRAN devletine son teslimatı yapılacak S-300 hava savunma sistemleri ve  buna ERMENİSTAN hava savunma sistemlerinide koyduğumuzda tamamı ile komşularımız tarafından koordineli  olarak bile kullanılabilecek bir HAVA SAVUNMA ağı ile abluka altına alınmış bulunmaktayız…
                             

Malumu KARADENİZİ söylememe gerek yok sanırım.
İki yıl evvel DÜŞÜNCE ATÖLYESİ internet sitesine TÜRK HAVA SAVUNMA KONSEPTİ & ÇİN adı altında uzun bir bilgi vererek TÜRK HAVA KUVVETLERİNİN hava savunma sistemlerinin tarihi gelişimi ile ilgili bir makale yazmıştım.
Bu kuşatılmışlık karşında biz ne yapıyoruz geçmişte ne yaptık şu anda durumumuz ne sizlere kendi kanaatlerimi ve sıkıntılarımızı yazmak istiyorum.

Buna niçin gerek duydum,şundan dolayı son yirmi yıldır devam eden UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ tedarikinde büyük ihaleler ve bu ihaleleri etkileyen SİYASİ gelişmeler ile ÇİN  savunma sanayi ile anlaşılıp bu konuda mutabakata varılan FD-2000 HAVA SAVUNMA FÜZE SİSTEMLERİ ihaleside iptal edilmiştir şu anda.
Hükümetimizden yapılan açıklamada yerli çalışmaya odaklanıcağımız  bu konuda ROKETSAN ve ilgili diğer kuruluşlarla çalışılacağı kamuoyuna beyan edilmiştir.
Bu konuda bazı prototip sistemler üstünde MİLLİ çalışmalar devam ediyor HİSAR orta menzilli füze sistemi gibi tabi aslında bu çalışmalar çok önceden başlatılmış çalışmalar fakat istenilen ve gelinen noktada bölgesinde ve dünyada HAVA SAVUNMA FÜZE sistemleri konusunda en geri ülkeyiz buna KARADAN KARAYA balistik füzeleri ve diğer sistemleride eklerim.

Bu son yıllarda özellikle basınımızın belirli kesiminde bu konuların üstüne çok gidiliyor MİLLİ çalışmalar yüksek seviyede alkış tutucak şekilde ,ama ben bunların fazlası ile abartıldığı kanatındayım hatta dahada açık konuşurum ama bu benim duruşuma yakışık almaz.
Peki tüm TÜRKİYE hava hududunu çevreleyen böyle bir hava savunma sistemi ne tür HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ ile çevrilmiş durumda anlatayım.
Birinci körfez kırizinde dünyada büyük popüleritesi artan PATRİOT-PAC1 sistemi tabi TÜRK HAVA KUVVETLERİ tarafından istenildi, fakat ABD bunları bize vermedi ama komşumuz YUNANİSTANA hemen 1994 senesinde bu sistemlerden teslim etti. 2000 yıllarından sonrada yapılan anlaşmalarla bunları PATRİOT PAC-3 sistemleri ile değiştirdi.
                                  

1997 senesinde RUSYA FEDERASYONU ile mutabakata varan GÜNEY KIBRIS RUM DEVLETİ  S-300 PMU uzun menzilli hava savunma konsepti satın alarak alım aşamasına girdiğinde ,TÜRKİYE nin uluslararası karşı çıkmasına diplomatik bütün dünyadaki girişimleri ve özellikle basın ile yapılan haberler ile bunların teslimatına karşı çıksada daha sonra sanırım 1998 yılında dönemin MİT müsteşarının bireysel uluslararasında girişimleri ile G.KIBRIS yerine bu füzelerin YUNANİSTANA teslimi konusunda bir  gizli mutabakata varılınca 1999 ocak ayında RUSYA FEDERASYONU bu sistemleri teslim ederek YUNANİSTANIN GİRİT adasına yerleştirdi ve elliye yakın askeri danışmanıda orda bu füzelerin eğitim ve kullanılması açısından konuşlandırdı.

Sanırım BÖLÜCÜ BAŞI ve BEBEK KATİLİ olarak adlandırlan kişide ŞUBAT ayında TÜRKİYE devletine teslim edilmişti.
                                             

Şimdi durum ne YUNANİSTAN bizim bölgemizde yani EGE koridoruna SELANİK bölgesine  PATRİOT PAC-3 sistemini yerleştirerek uzun menzilli hava savunma sistemini kurdu ,bunun yanına CORATEL kısa menzilli füzeleri ile desteklerken, bazı adalara yine yerleştirdiği TOR-M1 RUS orta menzilli füzeleri ve GİRİT adasına yerleştirdiği S-300 PMU uzun menzilli HAVA SAVUNMA FÜZE sistemleri ve bunların düşman hedefleri devamlı algılayan çapı 300 km bulan alanı kontrol etmesi ile hava sahamızı tamamı ile kontrol altına alabilir duruma geldi...
Vatandaşın anlıyacağı dilde anlatayım EGE ve AKDENİZ hava koridoru üstünde uçan ŞANLI TÜRK HAVA KUVVETLERİ savaş uçakları bu füzelerin etki alanına girdiği anda savaş uçaklarımıza saldırı amaçlı radar kitlemesi yapabilir saldırı yapmasa bile havadaki uçaklarımızı devamlı radar tacizinde tutar sıkıntı yaratır.
                                

Bu koridoruda daha sonra GÜNEY KIBRIS devletinin hava kuvvetlerinde konuşlandırılan BUK-1 orta menzilli hava sistemleri ile koordine ettiğinde tamamı ile EGE ve AKDENİZ bölgesini sadece HAVA SAVUNMA FÜZELERİ  ve bunların RADAR sistemleri ile kontrol altına alabiliyorsun…
                                   

Hatırlıyacağınız gibi 22 haziran 2012 tarihinde malatya erhaç hava üstünden kalkan bir RF-4E PHANTOM keşif uçağımızı SURİYE hava kuvvetleri kısa menzilli 30 MM UÇAK SAVAR TOPU eklemli PANTERİS-1 füze sistemi ile düşürdü iki pilotumuzu şehit verdik..
                      

Şu anda bizim hava kuvvetlerimizin RUSYA FEDERASYONU SİLAHLI KUVVETLERİNİN SURİYEYE konuşlanmasından sonra geçekleşen sınır ihlali meselesinden, bir F-16 savaşan şahin uçağımızın RUS HAVA KUVVETLERİNE bağlı SU-24 orta menzilli bombardıman uçağını düşürmesi yüzünde RUS hava kuvvetleri akabinde SURİYE hava sahasını denetleyen kısa menzilli ve orta menzilli hava savunma sistemlerinin etkisini genişletmek için S-400 tırump hava savunma füzelerini SURİYEYE getirip konuşlandırdı.

Buna ek olarak MOSKVA güdümlü mermi kuruvazörünüde AKDENİZ bölgesine getirerek tamamı ile tüm hava kontrol ağını güvenlik altına almış oldu.Bilindiği gibi MOSKVA kurüvazörü üstünde S-400 hava savunma füzelerini taşıma kapasitesine sahip.
                              

Son olarakta İRAN ile itilaftayken bu itilafı kaldırarak İRAN HAVA KUVVETLERİNE S-300 hava savunma sistemlerini teslimat kararını verdi.
Kısa olarak anlıyacağınız şekilde tüm hududlarımız çok küçük bir kısmı ABD(AMERİKAN) gerisi tamamı ile KARADENİZ ve MARMARA denizini içine alıcak şekilde EGE,AKDENİZ ve DOĞU,GÜNEYDOĞU ANADOLU bölgeleri olacak şekilde birbirlerini kordine edebilecek RUS teknolojisi yapımı UZUN,ORTA,KISA menzilli hava savunma sistemleri ve RADAR ağı ablukası altında bulunmaktayız…
Biz tabi elimizdeki eski ABD,İNGİLİZ hava savunma füze sistemleri ile teknolojik olarak  çok geriyiz,özellikle bu sistemleri son 25 yılda tedarikinde ve ortak üretiminde ülkemiz içinde ve dışında oynanan gerçekçi olmayan MİLLİ duruşumuzu maalesef dış siyaset kulvarında harcadığımız hatta suyun altında gelişen çok vahim hadiselerden ülkemizin GÖKLERİNİ kuşatılmış durumda bırakmışız.
Şu anda bu tezlere karşı çıkanlar çeşitli argümanlar ve MİLLİ söylemler tezler gelişsede silah namlusuna mermi sürülmüş hazırken silahtır,dur evden alayım geleyim diyene kadar düşmanın seni vurur.
Tabi YURT SAVUNMASI komplike bir konu ,HAVA SAVUNMA FÜZE SİSTEMLERİ yurt savunmasında  sadece tek bir konu ama çok önemli hassas bir konu.

Özellikle S-300,S-400 ,PATRİOT hava savunma sistemleri bildiğiniz gibi sadece uçaklara karşı değil düşman balistik füzelerine karşıda kullanılan hava savunma silahları…
Savunma sanayi konusunda bizler sadece kendi görüşlerimizi bildiklerimizi yansıtırız tabiki devletimiz bu konuların üstüne gidicektir ama bizim bu konularda çok geç kaldığımız aşikardır karadan karaya saldırı uzun menzilli taktik ve balistik füzeler konusundada  ,çünkü onlarda caydırıcılığı olan saldırı gibi algılansada aslında her saldırı silahı konsept olarak savunma için daha elverişli iş gören mekenizmalardır.
Yani derin dünyada akşam yattığındada hayatın içinde tüm konular 2+2=4 yapar sabah kalktığındada 2+2=4 yapar.
Ayılanada GAZOZ verirler bayılanıda LİMON ile ayıltırlar.
                                        

Konuyu Pazar günlerine özgü bitireyim sosyal yaşantımızdan TEŞKİLATI-MAHSUSA(OSMANLI ASKERİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI) mensublarından merhum HÜSAMETTİN ERTÜRK bey daha sonra ANADOLU hükümeti istihbarat gücü ve CUMHURİYETİN ilk istihbarat örgütü MAH kurucularından olup, SELANİK te esaret altındayken sürgün yollandığında SELANİK Musevi cematinin hahamı biliyorsunuz Selanik Osmanlının istanbuldan sonra ikinci şehri kendisine gerekli evrak ve maddi yardım yaparak İSTANBULA sonrada DİYARBAKIR şehrine gitmesine vesile oluyor.

Bir  teyzem var HAVA KUVVETLERİNE ARSLAN yetiştirdi ALLAH kazadan beladan saklasın.
Teyzem biraz espirili bir hanfendidir bir kermes dolayısı ile iş hayatının o dönemde önemli ismi sayın HALİL BEZMEN beyin hanfendi eşi ile karşılaşıyorlar.
Hanfendi, teyzeme soruyor sohbet anında ne kadar çok bize benziyorsunuz SELANİK limisiniz diye.
                                        

Teyzem çok tatlı bir hanfendidir yok biz KONYALIYIZ ama rahmetlik dedem görev için uzun zaman SELANİK te kalmış çokta yakışıklı ve zamparaydı derlerdi oralardan varsa bir şey olabilir neden olmasın!))
Tabi bu espiri ile sohbet güzel ortamda devam etmiş.
Hepinize iyi tatiller.
                                     

NOT: 01.EKİM 2013 TÜRK HAVA SAVUNMA KONSEPTİ&ÇİN
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.