12 Aralık 2015 Cumartesi

STRATEJİK İSTİHBARAT AV- AVCI..

                                         

Sevgili takipçilerim hepinizin Pazar gününün mutlu geçmesi dileği ile.
İstihbarat ana dallarından ve çok önemli olan stratejik istihbarat yani geleceğe dönük çalışmalar kişiler,kurum  kuruluşlar  için çok önemlidir.
Stratejik istihbarat yapan devlet güvenlik teşkilatları tabiki çalışmaları esnasında bir çok dosyaya ve konuya vakıf olurlar.
Bunların bir çoğu tabiki ülkesini ilgilendirdiği gibi başka ülkeleri çoğul olabilecek şekilde ilgilendirir…
Bazı özellikle ASKERİ ve SİVİL devlet istihbaratı içinde bu dosyalara vakıf olan görevliler bu dosyalardaki bilgilerden ve dosyanın içindeki bazı önemli merkezi yerlerden GÜÇ oluşturur ve bu gücü kendi hücresel gurupları içinde kendi etraflarını ve yakınlarına maddi imkanlarla donatıcak konumlamaya getirirler.
İşte bazen şehit olarak önünüze gelen bazı kimseler bu işlere taş koyabilecek en yakın arkadaşlarınıda katledicek duruma gelebilirler geliyorlar.
Tabi bu konular zaman içinde devletin başına gelen veya oraya gelmesi sağlanan güçlerlede çeşitli şekillere sokularak konular her zamanki seyrinde götürülür zaman zaman olabilecek aksaklıklardada bunlar çeşitli ÖRTÜLÜ şekillerde önünüze gelir.
Sanırım konuyu az çok tekniğini verdim aslında çoğunu vermek isterimde olmuyor,banada kızıyorlar elimden gelen bu…
Şimdi ülkemizde  son dönemde yapılan bazı çalışmalar zannedildiği gibi kısa dönemli çalışmalar değil çok geçmiş tarihlerden günümüze gelen hadiseler.

Bunlarda çok MİLLİ söylem tarzında tezahür eden hadiseler aslında olsada , gerçeklikle uzaktan yakından ilgisi yok..
TEŞKİLATI MAHSUSA yıllarına dönüyoruz diye bugünleri 1.dünya harbi yıllarındaki hale benzeten gazeteciler var ,evet doğru söylüyorlar ama o doğruları söyledikleri halde bile gerçekleri görmeyip yanlış güçleri destekliyecek şekilde haberler ve kamuoyu oluşturuyorlar.
Bu onların kendi bileceği işler basın ve medya onların, devletide şeçilmişler yönetiyor şeçilmişlerin işine karışmak bizim haddimiz değil.
Benim işim sadece kendi doğrularımı sizlere aktarmak ve kendi haklarımı korumak.

Tabi bu arkadaşlar ve ideolojik çevreleri SEFERBERLİK yapısı içinde bizim için savaşmıyor,kaçıyor vs laflar söylüyorlar,gülüyorum…
Birincisi ben mevzide ARKADAN adam vuran insanlarla(ırkı,dini,ideolojisi,milliyeti farketmez) aynı safta savaşmam.Çünkü arkadan adam vuran, sonrada vurduran dün bunu yapmışsa yarında yapıcaktır,ondan sonrada yapıcaktır…
İkincisi inanmadığım bir savaşıda yapamam ben çünkü bu savaşın ideolojisine ve stratejisine inanmıyorum.
Kaybedilecek bir savaşın merkezinde kimse bulunmak istemez.
Korkmak,titremekten değil mesele artık bu konulardan TİKSİNMEKTEN.
Bir dönem sonra artık söz söyliyecek ve yazı yazıcak durumumuz olmayabilir hatta bunları yapabilsekte artık havada bir şeylerin uçuştuğu dönemde SÖZLERİN ve YAZILARIN hiçbir değeri kalmaz.
Kendi doğrularım ve fikirlerimle düşünüyorumki  yaptığınız veya size yaptırılan hatalardan dolayı bu COĞRAFYA ve DÜNYA bunun bedelini umarım ağır ödemez.

Stratejik istihbarat yapabilmen için çok kritik ve kozmik yerlerde bulunman lazım size kısa geçiyorum ben bulundum ve şunu gördüm BATI ve NATO sistemini o kadar iyi kurmuşki yaptığı planlama ufak aksaklıklarla çok iyi derecede TÜRKİYEDE sağlıklı işliyor.
Dünya tekrar kutupların üstüne oturuyor bu kutupların üstüne otururken ülkemin durumu ne olucak bunu söylemeyip soru işareti şeklinde bırakmak bana yakışan hareket olur???
Av ve avcıya gelirsek çok değişken oluyor ANGLASAKSON gücü SİYONİST yapı ile birlikte ülkemizde sistemi çok iyi kurmuş fakat kullandıkları malzeme maalesef kaliteli olmadığı için AV peşine düşen AVCI zeka seviyesi entelektüel birikimi ve kendine güveni özellikle devlet kozmik gücü taşıdığı gibi bu ANGLASAKSON,SİYONİST yapıyada sırtını dayadığı halde, çok fazla güven STRATEJİK çalışmalarda tarihi hatalara ve sızmalara dönüşebiliyor aslında onların günlük çalışmaları stratejik uzun soluklu maratonda adeta ÖRÜMCEK AĞI nın tümünü tepeden işin içine değişik kapıdan giren kimselere gösteriyor…

Burda hadiseleri gördüğün zaman şu günki yaşadıklarımız  AKDENİZİN ülkeme kapalı bir HAVA ve DENİZ koridoruna her an dönüşebileceği SURİYE deki iç savaş ve TÜRKİYE nin MUSUL daki girişimi ile BAĞDAT merkezli TÜRKİYE karşıtlığı bir anda ve en önemlisi RUSYA ile çıkan kıriz…
Derin devlet dehlizlerinde BATI kanatı ülkelerden alınan sözlerle bu kuşatılmışlığın kaldırılacağının sözü alınmış olsa bile AVRASYA gücüne karşı, ben inanmıyorumki BATI devletleri başta ANGLASAKSON İNGİLTERENİN verdiği sözler ve garantileri işine geldiği zamandan sonra trene makas değiştirip kendi bildiği yola treni sokucak.
TEŞKİLATI-MAHSUSA kurulduğu dönem itibari ile kahramanlıklarla evrilsede sonuçta İMPARATORLUKLARIN yıkılmasını önleyemedi basında bunları başarı olarak gösterenler sanırım tarihi çiklet patlatarak okuyorlar.
Kahraman olarak tarihe mal edilmek istenen ENVER PAŞA dan başlayarak gelelim ŞEYH ŞAMİL destanına ordan ÇEÇEN kahramanı ilan ettiğiniz CAHAR DUDAYEV e hepsi yenilmiş orduları ağır bozgun almış komutanlar sadece mertliklerinden asilliklerinden söz edebiliriz ama DESTAN yazmak karşındaki gücü yenmekle onu devirip orda bir yeni büyük sayfa açmakla olur…

Onun içindirki büyük nutuklar,büyük laflar ve hamaset duyguları ile stratejik çalışmalar olmaz.
Güç ve tüm bu konuları koordineli götürmek ve gerçek reel stratejiler oluşturmak gereklidir,yoksa emekle milletin teri kanı ile geldiğin noktada gerçek anlamda güç oluşturup savaşmasan bile diplomatik ortamda ve günlük uluslararası yaşantıda dosta güven düşmana caydırıcı korku veremeden başarılı olamazsın.
1.Dünya harbinde müttefiğimiz ordumuzu teslim ettiğimiz almanya ile beraber yaptığımız hatalar 100  yıl içinde bitmeyen bir ermeni teşhiri konusunu tüm dünyada MİLLETLER BİRLİĞİNDEN başlayarak  şu ana kadar bir SOYKIRIM hadisesi olarak zaman zaman önümüze getiriyor.
Umarım bugünün derin merkezleri çağın şartlarına ve alışılmışlıklarına uyan hadiseler içinde bulunmaz bu içindeki ANGLASAKSON ŞEYTANINI kontrol edebilir başımıza uluslararası sorun açacak hadiselerden ülkemizi uzak tutarlar.
Evet arkadaşlarım yazılarım biraz şifreli olarak sizlere geldiği için tekrar özür dilerim ve bir hikaye ile yazımı bitirmek isterim.
Bir uzak diyarda bir köylü adam karısı ölünce öksüz kalan oğlu ile beraber yaşarlarmış.

Adamla çocuk hergün tarlaya giderlermiş bu gittikleri zaman adam bir yılanın mağarasının başına gider bir yılanla hasbial eder ,o yılanda ona bir altın verir sonrada selamlaşıp ayrılırlarmış.
Birgün adam hasta olmuş paraları yok oğluna demiş ben kalkamıyorum sen git benim yılana selam et durumumu söyle sana bir altın vericek al gel.
Çocuk yola çıkmış yolda giderken aklına şu gelmiş biz her gittiğimizde bu yılan bize bir altın veriyorsa bunda ne büyük hazine vardır ,iyisimi ben buna yaklaştığımda bunun başını TAŞ ile ezeyim tüm hazineyi alayım.
Gitmiş yılanın yuvasının başına yılana durumu anlatmış, yılan altını almaya gitmiş döndüğünde çocuğun TAŞ ile saldırısına uğramış ama sıçrayınca TAŞ KUYRUĞUNA çarpıp koparmış ama yılanda çocuğu sokup öldürmüş.
Bu durumu öğrenen köylü çok üzülmüş ölen oğlunamı üzülsün,yılan gibi bir dostunu kaybetti onamı üzülsün kaybettiği yılandan altınlaramı üzülsün düşünmüş durmuş.

En sonunda karar almış gideyim yılanla konuşayım barışalım olan olmuş zaten kabahat oğlumda demiş içinden.
Gitmiş yılanın yuvasının  başına yılan çıkmış demiş yılan kardeş olan oldu, kabahat benim ölen oğlumda senden özür dilerim gel barışalım.
YILAN bir içini çekmiş ve şöyle demiş.
Bak köylü kardeş BENDE BU KUYRUK ACISI SENDEDE BU EVLAT ACISI olduğu müddetçe biz artık dost olamayız var köyüne git demiş…
HEPİNİZE TEKRAR İYİ PAZARLAR.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder