28 Kasım 2015 Cumartesi

DOST ER.

                                            

Sevgili takipçilerim haftanın son dinlence günü pazarı mutlu geçirmeniz dileği ile yazıma başlıyorum.
Sizlere çok şey yazmak istiyorum ama ZÜCCACİYE DÜKKANINA GİREN FİL olmak istemiyorum.
                                       

Onun için tatlı hatıralar yazıp kendimide mutlu edip sizleride iyi hatıralarla,aramızdan kayıp gitmiş iyi insanları özellikle benim için yazıp sizlerinde değerlendirmesi için kaleme alıyorum.
Bugünlerde benim için KORKAK  diyen insanlar,dostlar oluyor çok önemli değil korkmak kötü bir şey değil insani bir duygu ömrümün uzun yıllarını macera ile geçirdim,bırakından ellimizden sonra korkalım.
Korkalım onunda tadını çıkartalım,sizler gibi hayat boyu korkmak için bir nedeni olmayan insanlar korkunun tabiki ne olduğunu bilemez.
Şimdi arkadaşlarım benim bir hocam,ağbim,arkadaşım vardı çocukken ilk dokuz on yaşlarında baktı bende kabiliyet var tenisi ilk ciddi anlamda sadece özveri olarak öğretmek için.
İsmi yaşar dı ismi gibide yaşardı.
                                 

İlk önce merhum ağbimiz tanıtayım 1930 doğumlu aslen kars kökenli fakat kars vilayetimizle hiç alakası yok Suadiye doğumlu orda çok büyük bir köşkte doğmuş zengin bir ailenin tek oğlu olarak,baba sirkecide büyük bir manufaturacı,tabi çocukken özel ihtimamla büyümüş Galatasaray lisesini bitirmiş iyi derece Fransızca konuşur aile içinde YOYO derlerdi biz yaşar ağbi derdik,kısa boylu ama çakı gibi muazzam entelektüel bir insan.
Babasını kaybettikten sonra türkiyede jet sosyete içinde muazzam bir hayata giriyor fakat zaman içinde servetini bu yaşantıda kaybediyor ve yengeyi alıp FRANSA PARİSE 1960 lı yılların ortasında yerleşiyor.
Ordada yine renkli bir hayat büyük bazı gazetelerde çevirmenlik yapıyor fakat gece hayatı son surat fransanın sahil şehirleri ve pariste devam ediyor.    
                   
Tabi ben istanbulda tanıdığımda yaş dokuz on bana tenis oynamamda yardımcı olmaya başladı ben ve benden küçük oğlu ile oynatıyor ama oğlu tenisten çok futbol oynamak istediği için ben yaşar ağbi ile antreman yapıyorum tabi o beni dahada geliştiriyor.
                              

Avrupada yaşadığı için program yapmayı seviyor günde iki saat tenis oynuyorsak sonra 1 saat benim havalı tüfeğimle kort arkasında atış talimleri yapıyoruz bazen turnuva düzenliyoruz tost veya kolasına genelde ben kazanırdım ALLAH için silah kullanmakta kabiliyetliydim.
Babamla yaşıt oldukları halde bir samimiyetleri babam tarafından olmadı hatta babamda Fransız kültürü ile yetişmiş bir insandı fakat konuşmazdı arada bir takılırdı hocanla nasıl gidiyor diye iyi baba çalışıyoruz.
O günlerde babam 6.35 mm CZ marka bir tabanca hediye etti bana iki kutuda mermi trabzondan getirtti S&P ben o marka mermiyi çok severdim çünkü kovanları krom kaplama çekirdekleri çelik olurdu.
Babamın hediye ettiği tabancayı gösterdim,dedi baban seni çok seviyor,güldü ve çok güveniyor.

Tabi o zamanlar türkiyede yabancı basını takip etmek hem çok pahalı hemde zor iş yaşar ağbi fransanın önemli dergileri ve gazetelerine abone aylık onlar geliyor onlardan tenis ile ilgili olanları bize okutuyor bilgi veriyor.
O yıllarda dünyada şimdiki gibi tenis turnuvaları çok değil tutulan  iki büyük turnuva var biri efsanevi ingilterede WIMBELEDON,fransada ROLAN GAROS işte bu ROLAN GAROS kulübü aynı zamanda dergide çıkartıyordu yaşar ağbide abone tüm uğraştığımız sporun bilgisini yaşar ağbiden alıyorduk,arada bizi eve toplar orda kahve çay sohbetler ederiz.
Tabi yaş büyüdü artık alkol ,akşam gezmeleri çeşitli arkadaşlarla toplantılar,bazen özel geceler yemekli tabi onlara yaşar ağbi yenge ile oğlu ile gelir her zaman janti kıyafetleri boynunda fuları ailesi ve tüm çevremiz kendisini ünlü Fransız komedyen aktör luis de fenuse benzetir,bazen söylerler kızar ama güler geçerdi. 
                                          

Çokta bilekli ve kavgada ederdi bir gün yine hemşerisi KARSLI SEMENDER bey var(gerçek isimler) bir mevzuya restorantta kızıyor kendi 1.60 sinirli geriliyor 1.90 boyunda semender beye vuruyor tabi semender beyde kaş göz aşağıya iniyor.
Tabi yaşar ağbiyi tüm galatasaray camiası tanır,kendisi yenge benim akrabalarım bir aile gibiydik.
Onlar derdi ZEKİ hepimizin çocukları var bizle oturmazlar bir sen varsın bizimle gelip oturan arkadaşlık yapan,bazen gece ailece restorandan çıkarız yaşar ağbiye veya rahmetli enişteme gideriz sabah gün ışır masadan öyle kalkılır,güzel sohbetlerimiz olurdu.
12 eylül oldu PAŞA tutturmuş herkes silahını teslim edicek,yoksa 30 yıl hapis arkadaş çöp tenekeleri içinde sokaklarda silahlar fışkırıyor,alınmıyorki şuçlu olur bilinmeyen silah adam teslim edeceğime çöpe atarım diyor teslim etsemde fişlenicem diyor gidiyor sokakta bir yere,çöpe denize atıyor.

O aralar İngilizce kursuna gidiyorum,tren istasyonunda bekliyorum bir baktım yaşar ağbi geldi,hayırdır ağbi ilçeye iniyorum elinde bir poşet bunu teslim edicem ne teslim edicen ağbi, bunu dedi poşete bir baktım baygınlık geçiricem 38 cal SİMİT&WESSON revolver krom nikelaj tabanca ağbi sen bana ver sen burdan git bende kursa gitmeyim.
Başladı düşünmeye eline yapıştım ama bırakmıyor,vermedi kaymakamlık binasına kadar ayrılmadım ikna etmek için edemedim üzülüyor ama düşünüyorda.

Akşam eve gittim babama anlattım güldü vermedimi dedi,korkmuştur dedi baba dedim yandım yandım bittim dedim teslim etti sonuna kadar gittim ikna edemedim.
Yıllar sonra bir gün ailece içiyoruz ZEKİ dedi içimde bir şey kaldı söyliyecem dedi,ne ağbi dedim o gün sana silahı vermedimya dedi çok pişman oldum sonra,eğer sana verseydim hiç olmazsa benden sana bir hatıra olurdu,çöpe gitmezdi ben onu ta fransadan getirmiştim ama korktum meğerse korkucak bir şey yokmuş dedi.
Bir gün lokalde oturuyorum kış günü akşam alkolü fazla kaptırmışım ayılayım diye bir yerden kahve bir yerden soda elimde hürriyet gazetesi TÜRKİYENİN ilk kadın dedektifinin hatıraları onu okuyorum aha kadın anlatıyor aylarca takip ettim sosyetenin içindeki elmas hırsızını en sonunda bir parti esnasında görevli olarak katıldığımda büyük takip ve kovalamacayla yakaladım ama adam çok atletik ve iri yapılı boğuşurken yoruldum silahıma davrandım ve enterne ettim.
                                        

Hadise 1950 li yılların başında geçiyor kadın isim verince şimdi rahmetlik oldu eşide öyle B.K ben şok oldum tarifte uyuyor yav bu bizim çokda zengindir,çokda yakışıklı asil görsen sanki dersin buchingam kıraliyet sarayında eşi ile öyle bir insan zaten lakabı LORD.B sonra düşündüm yaşar ağbi ile arası yok hep konuşmazlar küst ne zaman sorsam yaşar ağbi s… sabıkalı derdi ama söylemezdi ne olduğunu.Bende merakla sorardım suratı ile boşver der elini sallardı.
Tabi gazeteyi usulca katladım arkama yaslandım lokalde beklemeye başladım yaşar ağbiyi geldi, dedim ağbi şuna bir bak bizimki bir okudu o kısa boyu ile bana bakarak gülmeye başladı demek buraya kadarmış dedi,tabi yaşar ağbi ta o yıllardan bu iş biliyor açık etmiyormuş,gazeteyi aldı muzipçe her oyun masasında büyüklerimize okutmaya başladı tabi hadise dalga,dalga yayılmaya başladı bu mekanı cennet olsun LORD B. ağbimizde yine kendisine çok benziyen duayyen gazeteci bir sarışın büyüğümüzünde yakın ahbabıydıda TÜRKİYENİN ilk kadın komiser dedektifi hadiseyi bilmeden çatlattı.
Tabi LORD lokalde dava edicem gazeteyi tekzip edicem isim benzerliği falan,filan ama artık lokalden uzaklaştı ne bir tekzip ne bir yalanlama zaten YOYO işi sosyetedeki hızlı günlerinden biliyormuş bu konuyu açığa vermemek için ona söz vermiş…
                           

İşte daha böyle bir çok çocukluk,gençlik anısı YAŞAR ağbi ile geçti.
Artık son yıllarda görüşemiyorduk birgün bir baktım geldi beni galatasarayda buldu benimde hasret gidermeye ihtiyacım varmış ağbi yürü krependikiye giyoruz,yok dedi GUT başladı az içiyorum öğleden sonra, az içersin dedim iyi dedi gittik oturduk gündüz mezeler rakı ne az içicez sohbet akıyor, akşam geç oldu üç gün sonra bir akrabamda buluşmak için sözleştik orda devam edicez,toplanıp sohbete.
                          

İki gün sonra bir haber geldi yaşar ağbi ani bir kalp kırizi ile hayata gözlerini yummuş.
Suadiyede sevenleri,yakınları,ahbapları YOYO yu son yolculuğuna uğurladık.
ALLAHRAHMET EYLESİN MEKANI CENNET OLSUN.
Bizim geleneklerimizi biz zannederdikki MİLLİ şimdi öğrendikki bir zamandır biz MİLLİ değilmişiz bu milletin örfü adeti ile yetişmemişiz.
Arkadaşlar hepinizin gözlerinden öperim.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN
                                            

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder