27 Ekim 2015 Salı

ORTADOĞU SONUN BAŞLANGICI.



                                                                   
Sevgili takipçilerim ülkemizde ve komşu sınırlarımızda olan gelişmelerde,türlü hadiseler artık çok süratli şekilde cereyan ediyor.
Size iki üç senedir yazmadan evvel çok büyük mücadeleler vererek hep olucak olan hadiseleri TÜRKİYENİN derin kanallarına bilgi olarak aktardım ama her zaman arkasından sırtımızı sıvazlayanların,kalleşliği ile karşı karşıya kaldım.
Kısa geçicem benim ağrıma devamlı çok gidiyor konuşan konuşuyor,53 kilo hastane yatağında yatarken can mücadelesi verirken nasıl bir savaşta bile düşmana yapılmıycak pisikolojik yıpratmaların yapıldığını unutmuycam.
Bu ülkede unutmayın REYTİNGİNİZ YÜKSEKSE,SİZDEN GELİCEK MENFAT VARSA hastanelerde,hapisanelerde anlı şanlı ziyaretçiniz çok olur,öyle sevilirsinizki sizi yere göğe sığdıramazlar.
Şimdi bu kadarı ile içimi dökeyim ve dahada ilerde öyle gizli konuşmalar bazı insanlar arasında geçen anlatıcam YUH ulan bu kadarda olmaz diyeceksiniz.
Yıl 1988 HALEPÇE katliamı yapılmış ben daha hayatta ciddi anlamda bu derin işlere ÇIRAK olarak girdiğim yıllar derin dünya beni iki beraber çalışan büyüğümüzün yanına attı.
İşte git gele konulara bir ÇIRAK nasıl alıştırılırsa koşturuyoruz,bu iki büyüğümüzden ara ara yazılarımda bahsediyorum ikiside tarihte aileden gelen TEŞKİLATI MAHSUSA (osmanlının ilk istihbarat kuruluşu) ünlü yöneticilerinin akrabaları.
İkiside 1935 doğumlu bir tanesi özellikle DOĞU ve GÜNEYDOĞU bölgesi ve bunlarla hududumuz  olan devletlerin merkezleri ,dili ve bölgesel yerleşik yapısı ile yakın ilişki ve bilgisi ile donanımlı diğeride BEYNELMİNEL uluslararası alanda derin yapı ve merkezlerle içli dışlı olmuş bir ağbimiz.
Hayatta olan bu ARNAVUT kökenli ağbimiz ismini söyliyemiyorum güvenlik açısından rahmetlik UĞUR MUMCU beyin bile 12 eylül darbesinden sonra çok kere yazıları ile hedefi olmuş bir kimse.
Çok zeki çok derin devlet tecrübesi olan bir insan allah uzun ömür versin sayesinde bu konularda çalıştık o yıllarda ve bir çok hadiseye şahit olduk.
                               
Şimdi buraya nerden geldim gazeteci sayın ERGUN DİLER bir kaç defa merhum SÜLEYMAN DEMİREL beyin yakın danışmanlarından sayın LÜTFÜ AKDOĞAN beyi canlı yayına çıkarttı bu anlattığım ağbimiz sayın AKDOĞAN beye lütfü ağbi diye seslenir ve çok hürmet gösterir.
1988 yılında işte özelikle IRAK devleti BAĞDAT merkez alınmak üzere ANKARA ve İSTANBUL aktarma merkezi olarak bu ağbilerimiz bir ekip kurdular,bunun içinde bende dediğim gibi çalışıyorum hatta bir kaç arkadaşımızda iyi yabancı lisan bilen sonraki hayatlarında DÜNYADA çok skandallarla meşhur oldular onlarıda ve karıştıkları skandallar ve bu dönemdeki maceralarımızla anlatıcam.
Tabiki bu iki büyük ağbimizin IRAK,SURİYE ,ÜRDÜN,İRAN devletlerinde çok kıritik ilişkileri var.
Hatta bu ülkeler özellikle IRAK ve İRAN üstündeki çeşitli ambargoların getirdiği önemli ihtiyaçların karşılanması yönünde devamlı istekler var.
Tabi o günün şartlarında BAĞDATTA MERİDYEN PALACE otelinde bir kaç oda tahsis edilerek kurulmuş ofis var.
Biliyorsunuz bizde hafta sonları tatilken orda tatil yok ama onlarda dini gün sayılan cuma tatil,çalışmalar öyle sürüyor.
O dönemde yeni bir cihaz olan fax aleti en önemli silahımız.
Buraya gelmemin sebebi işte 1988 yılı bugün yaşadığımız ORTADOĞUDAKİ tüm olayların başlangıcının start verildiği bölgesel KÜRT meselesinin HALEPÇE katliamı ile tüm dünyaya tanıtıldığı yıldır.
Tabi bu bizim iç dinamiklerimizdede paralel seyreden hadisedir o yıllarda özellikle şahsımın öyle bir hayatı vardırki bir kısmı iç derin dünyamızın derinliklerinde gece gündüz saatlerin önemi olmadan yürüyen birde dış konjöktür operasyonların içinde koşturan bir ZEKİ.
Ondan çok yorgunum düşünün o yıl meşhur KUMARHANELER KIRALI merhum ÖMER LÜTFÜ TOPAL yeni basit fındıkzadede kumarhane açmış üç katlı adı MALİBU, orayada gidiyorum o alemler içindede dolaşıyorum daha o zamanlar büyük 5 yıldızlı OTEL kumarhanelerinin yeni olduğu zaman daha popüler olmadığı zaman dilimi.
1990 dan sonra neden BÜYÜK OTEL KUMARHANELERİNİNDE ansızın çok büyüdüğünü yazıcam oda dış konjöktür ile ilgili.
Evet IRAK hadisesine dönersek 1988 yılında taraftarları ile IRAKTA tapılan bir lider SADDAM HÜSEYİN bu esnada ırakta 8 yıldır devam eden İRAN ile savaş esnasında bile büyük bir inkişaf içinde olmuş BARAJLARI,YOLLARI,BİNALARI  ile bir büyük  IRAK ama aynı zamanda ABD tarafından çok önceden beri SADDAM HÜSEYİN etrafına sızdırılmış derin siyonizim ve amerika?
İşte burda DERİN SİYONİZİM ve AMERİKA bütün bölgesel planlarını götürürken tabiki her zaman için NATO üyesi TÜRKİYE ve onun içindeki tarihten bugüne gelmiş hücre operasyonel yapılarını kullanarak bölgedeki adım adım planlarını yönlendiriyor ve sonuçta 27 yıl gibi zaman zarfında artık coğrafyada tüm parçalanmaları gerçekleştirmiş olmakla sırada kullandığı bize aynı şeyleri yapmak için bugün tüm gücü ile uğraşısını veriyor ister geveleyin,ister erteleyin bir gerçek bu.
Tabi şu anda akibeti dünyada belli olmayan bir kaç arkadaşımız BAĞDATTAKİ ofiste çalışıyorlar ve ordaki MUHABERAT yetkilileri ilede yakın ilişki içindeler arada ülkemize geldiklerinde biz yakın akranız devamlı sohbet ediyoruz,ağbi bu SADDAMI halkı bir seviyor aklın gider toz kondurmuyorlar IRAKIN her yeri SADDAM resimleri ve heykelleri.
                                             
Saddamın korumaları var RUFAİ tarikatından adamların gösterilerini seyrettik ödümüz patladı,SADDAM derseki camdan atla binanın en üstünden kendilerini atıyorlarmış.
Fazla uzatmayayım SONUÇ gördünüz tüm arap coğrafyasındaki tüm uzun vadeli liderlerin halini.
Elini  dünya liderlerine  öptüren merhum KADDAFİNİN nasıl katledildiğini yine onu çok seven halkı tarafından izlediniz.
İşte geliceğim konu bu ,daha evvelkide yazılarımda bahsettiğim dışarıya karşı TÜRKİYE tarihten gelen geleneksel devlet anlayışı ile karşı koyar mücadele eder,yada mücadeleyi aksatıcak hangi kurum,kuruluş,parti,güç olursa onu tasviye edip devleti bir bütün içinde tutabilmek için uğraş mücadele verir.
Ama  bizi bugünki  gibi her sabah kalktığımızda şehit haberleriyle canım güney ve doğu anadolum veya ülkemin başka vilayetlerinde iç savaş görüntüsü veren zafiyetleri bu son 17 yıldır verdirmiş,halkın bilmediği bir çok gizli olayların olduğu ülkemde stratejik sızmalar büyük ve kıritik merkezlere bizi içimizden devamlı yıpratacak ve artık devlet erkanının bile ağzına pelesenk olmuş bir İÇ SAVAŞ korkusunun dışa vurumunu önlemek için ciddi manada aklımıza başımızın önüne koyup bu sızmaları tasviye etmemiz ve devleti SOSYAL hukuk,adalet düzeni içinde ayakta tutmamız gerekli.                  
Hatta geçmiş tecrübeleri ihanet olmuş olsa bile ülkenin bekası için bazı büyüklerimizin çıkıp geçmişteki ORTADOĞU coğrafyasındaki kırılmaların temellerinin nasıl atıldığını açık anlatıp TÜRKİYEYİ bu kötü giden hadiselerin içinden ALLAH için MİLLET için TÜRKİYE için konuşup belirli bir ön almamızda fayda olacağını düşünüp hissediyorum.
Özellikle bazı ağbilerimin ismini vermiyorum  HEDEF olmasınlar diye ama bugünlerde onlardan aldığım izlenimler ve duyumlar bazı AKİL DERİN büyüklerimizin devletin bekası için tecrübelerini ortaya dökücekleri konusunda.
Arkadaşlar TÜRKİYE bitmedi ülkemizin asli kahramanları tecrübeleri sesssiz sakin şimdiye kadar evlerinde oturuyorlardı,sıkışık günlerde sanırım her zaman olduğu gibi bu millet için bilgilerini ve tecrübelerini MAKOSENLERİNİ giyerek gelip terlerini bu devletin bekası için harcıyacaklardır.
Tabi 53 kilo adama hastanede sadece ARSÖWİTZ kamplarında layık görülen muamele canını 1 ,5 yıl sonra kurtarmış adama PARALEL İHANET MAŞASINI kullanarak operasyon ve oda tutmayınca öldürelim diye aralarda konuşulan olaylar bir iki kişinin akil duruşu ile sonlandırılan kötü olaylar.
Diyeceksinki NEREDEN duydun odadamıydın ,yavrum sizler kısa pantolanla sıralarda otururken biz bu işleri yapıyorduk.
Bizim inancımız bizim içimizde ALLAHA biz içimizden sığınmışız bu yolda?
Şimdi o günlerden 1988 ORTADOĞUNUN parçalanmasının startının miladı olan yıldan konuları içinde geçen tatlı bir anımla kapatayım.
Bağdattaki ofiste ASIM isminde ingilizceyi çok iyi konuşan konyalı hemşerim bir arkadaş var babasıda emekli astsubay.
Ankara ve istanbulla irtibatı sağlıyor ANKARADAKİ merkezdeki ARNAVUT olan ağbimizden başka öbür ağbimizi ve diğer kişileri tanımıyor.
Bu büyüğümüzde çok sinirli hiç konuşmayan ters mizacı olan bir insan o gün ofiste tatil herkes çıkmış kimse yok,bir tek bu rahmetlik büyüğümüz var ,ASIM BAĞDATTAN telefon ediyor telefona bu merhum büyüğümüz çıkıyor diyor EROL beyi verirmisin yok burda diyor büyüğümüz nerde diyor bilmiyorum diyor işte ASIM ölümcül bir hata yapıyor ve diyorki senin kim koydu oraya hiç bir şey bilmiyorsun senlemi uğraşıcaz.
Büyüğümüz HÖTTTTT ULAN demiş telefonu kapatmış,herkesi telefon  ile ofise toplamış öldürtün ulan bunu demiş orda.
Millet teskin etmeye çalışıyor hemen BAĞDATA telefon ASIMI hazırlıyorlar oğlum sen ne yaptın öldün sen diye ASIM altına edicek,en sonunda diyorlar biz yatıştırıcaz sen arıyacan özür dileyeceksin ,ağbi vallahi ben bilemedim diye yalvarıp yakarıcan.
Neyse ASIM arıyor özür billah işi yırtıyor.Ankaraya gelicek büyüğümüz ne sever onu getirim demiş sormuş bizimkilere ÇİĞKÖFTELİK ince bulgur,biber şalçası özel olucak ASIM gidip geldikçe bunları getiriyor hediye ağbimize bağlamacıdırda arayı düzeltti on numara yaptı.
Arada diyoruz ulan ASIM öbür tarafa gittin geldin.
Asım  KONYALI bu dini işleride iyi biliyor bu rahmetlik ağbimizde çok dindar BAĞDAT tan telefon açıyor merhum büyüğümüze şöyle diyormuş ağbi dün gece rüyamda seni YEŞİLLER içinde BAĞDAT üstünde uçarken gördüm.))))
Asım oldu bir numaralı eleman büyüğümüz diyorki ZEKİ bu çok değerli,muhterem bir çocukmuş ben bunu baştan yanlış anladım.
)))))))))))))))))))))))))))
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder