31 Ekim 2015 Cumartesi

SİYASET KUMARHANESİ.

                                                                     
Sevgili takipçilerim,biliyorum sizde tüm vatandaşlarımız gibi bu pazar yapılacak şeçimlere kitlendiniz,haklısınız çünkü ülkemizde malesef çok politize olmuş,herşeyi siyasete endekslemiş bir toplum düzenine girmişiz.
Ben şahsıma bu durumu beğenmiyorum toplumun fazlaca politize olması ve hayatını bunun üstüne endekslemesi gelişmiş ülkelerde olan bir hadise değildir.
Gelişmiş ülkelerde vatandaş gider oyunu atar çıkan sonuçta kim ve ya kimler varsa parti olarak onlar ülkeyi yönetir...
Sistem bizde aslında şuna benziyor KUMARHANEDE kumarı oynatan hep kazanır,kumar oynayanlar hep kaybedendir.
Bizde KUMARHANECİ kimse kızmasın DÜNYAYI yöneten güçler,kim bizde iktidar olsa veya koalisyon ortaklığı olsa sistem yine EMPERYAL göbekten bağlı olduğumuz güçlere çalışıcak.
Malesef sistem öyle kurulmuş,TÜRKİYENİN kuruluş  temellerinin makus kaderi.
Sizi çok ciddi söylüyorum şu anda dünyanın yönetim merkezlerinin başkentlerinde bizde çıkabilecek seçim sonuçları ve bunla beraber yapılabilecek muhtemel gelişmeler biliniyor adım adım takip ediliyor.
Size şöyle bir örnek vereyim sayın CUMHURBAŞKANIMIZIN üç çocuk üstüne söylemi 2000 yılında bir yabancı haberalma teşkilatından bana sohbet bilgisi olarak geldi.
Şöyle 2040 yıllarında yapılan istatistik araştırmada TÜRK nufusunda büyük bir kırılma olucak bu şekilde giderse TÜRKİYEDE buda TÜRKLERİN bulundukları ortamda erimelerine neden olucak.
Bunu bana 2000 yılında aktaran İSTİHBARAT servisinin ülkesindeki nufus artırımı konusundaki çalışmaları görünce VATANSEVERLİĞİN BAYRAK sallama olmadığını BEBEK arabası dolaştırmanında en büyük VATANSEVERLİK olduğunu gördüm.
                                                       
Şimdi arkadaşlar bu anlatıcaklarımın bir kısmı tecrübelerle gelen varsayımlar oda şu.
Malumu bölgemizde büyük bir şekillendirme var bu içimizide çok etkilediği gibi içimizdeki olucak hadiseler dışarıdaki konjöktürüde çok etkiliyor.
Türkiyede şeçimler esnasında ve seçim sonrası çıkıcak tablodan kendine mutfakta pişireceği yemeğin malzemesini bulmuş GLADİO yapısı çok enteresan kılıflar altında provakatif eylemler,sabotaj ve çeşitli kılıflar altında infial yaratacak KAOS yaratacak eylemler yapabilir,bunda TÜRKİYE insanının tümünün akil ve soğukkanlı olmasında fayda var.
                             
Bazı siyasi parti taraftarlarının basın ve medyadaki çalışanlarının devamlı bir şekilde bir sonuç çıkmazsa TERÖR,KAOS,EKONOMİK KIRİZ,İÇ SAVAŞ olur söylemlerini DEMOKRASİ adına utanarak izliyorum ve buna DEMOKRATİK GÖRGÜSÜZLÜK ve ÇAPSIZLIK diyorum.
Lütfen devamlı şekilde toplumun tüm kesimlerine her ne sonuç çıkarsa çıksın TÜRKİYE toplumunun karşılaşabileceği her pozisyonda YEK ve TEK vucut olucağının devamlı şekilde topluma enjekte edilmesi gereklidir.
TÜRK ATASÖZÜ vardır SONRADAN GÖRMENİN ÇOCUĞU OLMUŞ TUTMUŞ ÇÜKÜNÜ KOPARMIŞ.
Bu arkadaşlarda DEMOKRASİYİ sonradan gördüler,kaybederiz korkusuyla yaptıkları yanlış beyanlarla ülkesinin kafasını koparttırıcak?))
Arkadaşlar tabi yoğun gündemimizi ve seçimlerden çıkıcak sonuçlarda TERÖR organizasyonları ile paralel siyasi akımların önemide artıyor.
Aslında BATI gizli desteklediği PKK terörünü 1999 yılından itibaren kademe,kademe tasviye edip KÜRT SİYASAL oluşumunu başka türlü hareket ettirip sonuca gitmek istiyor TÜRKİYE içinde.
Bunda 2004 yılından itibarende BATI güçlerinin büyük çalışması var,bundaki aksaklık tek APO nun serbestiyete kavuşamaması,çünkü bunu yapıcak siyasi irade zamansız yaptığında siyaset tarihinde bitmiş olarak anılan bir irade olur,onun içinde bu süreç heryere yansıycak şekilde günümüze kadar geldi.BALYOZ,ERGENEKON süreci bunlarla ilgilidir.
                                   
Hatta PARALEL ÇETE diye adlandırılan ekibin değişken faliyetleri ve MİT içinde yapılanan bazı gurupların derinliğide aslında bu faliyetin BATI ve SİYONİZİM çıkarları neticesinde bugüne gelmesidir CANLI anılar geldiğinde saç baş yolduracak cinsten.
2013 yılında acilen TBMM çıkartılan ÇANKIRI miletvekillerinin verdiği MİT yasasıda bunla ilgilidir.
MİT müsteşarına direk gelen bir dilekçe üstüne müsteşarlık bu kanuna acilen kendine göre ihtiyaç hissederek gerek görmüştür.
Arkadaşlarım İNGİLİZ dizaynı çok kuvvetli bir ülkeyiz sizin bunu bilip görmeniz vatandaş olarak çok zor.
Öyle vatandaşımız var televizyonda izliyorum JAPONYA nerde diye sorduğunda muhabir, biri  YURT DIŞINDA diyor  öbürü HOLLANDA İLE İTALYA arası diyen var?))
Şimdi TÜRKİYE,İRAN ve PAKİSTAN arasında muazzam bir dostluk paktı kuran ingiltere  ilk adı BAĞDAT PAKTI sonraki ismi CENTO  olan bu ülkelerin  yaşantılarına savaşların ve terörün girmediği yıllar zaten 1979 İRAN devrimi ile pakt dağılınca işte üç ülkedede şu günkü gördüğünüz durum hasıl oldu.
Özellikle PAKİSTAN ve TÜRKİYE gerçek kardeş ülke olup hep zor zamanlarında birbirlerinin yanında olmuş,MİLLİ MÜCADELE esnasında doğal afetlerde hatta KIBRIS harekatında bırakın karşılıksız lojistik yardımı size hemen asker takviyesi yapalım diyen bir DOST,kaderi bizimle PARALEL seyreden ülke.
                                               
Nerden buraya geldim 1979 yılında RUSLARIN afganistana girmeleri ile BATI müttefiki olan ABD başta İNGİLTERENİN teşviki ile sınırlarından mücahitlerin tüm dünyaya lojistik,ikmal ve siyasi açılımını yaptı.
Sonuç o gün bunu yapan PAKİSTAN bugün o yardım ettiği gurupların yani ŞERİAT İSLAM kılıfındaki kanlı terörüne maruz kalıyor bu yüzden içinde büyük sıkıntılar yaşıyor.
Ne demek istediğimi bugün sınırımıza mecburiyetten gelmiş olan RUSLAR ve onlardan kaçan ve çok evvel göç yolu ile gelen içimize yerleşen İSLAMİ TERÖR örgütleri bundan sonra belirleyici terör örgütleri olucak sanırım batı PKK yavaş yavaş STAR lığını söndürerek ASTSOLİST olarak PAKİSTANIN başına gelen  İSLAMİ KADER isimli ses sanatkarına şarkı söyletecek.
Bu espirili anlatım oldu biraz stres atın diye,ama REEL GERÇEK bu..?
                           
Son tarihi fakat KOZMİK bir bilgi kırıntısı vereyim PAKİSTANIN bölgede düşmanlarına karşı denge sağlaması için TSK ve onun sivil bilim adamları PAKİSTANDA 1970 li yıllarda çok çalışıp PAKİSTAN devletinin caydırıcı bir unsur olmasını bölgesindeki düşmanlara karşı sağlamıştır.
Tabiki en geride BÜYÜK BİRİTANYANIN gizli teşvikleri ve siyasi desteği ile.)))
Hepinize hayırlı bir şeçim geçirmenizi isterim ,ülkemize çıkıcak her sonuçun hayırlara vesile olmasını dilerim.
Dindar kardeşlerimede tavsiyem seccadenin KIBLESİNİ mübarek yere göre sermeniz gerekli iken bakıyorum su koyup habire WHASHİNGTON,NEWYORK,LONDRA,TELAWİW kentlerine doğru seriyorsunuz çözemedim gitti işi.)))))




                                         
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

27 Ekim 2015 Salı

ORTADOĞU SONUN BAŞLANGICI.



                                                                   
Sevgili takipçilerim ülkemizde ve komşu sınırlarımızda olan gelişmelerde,türlü hadiseler artık çok süratli şekilde cereyan ediyor.
Size iki üç senedir yazmadan evvel çok büyük mücadeleler vererek hep olucak olan hadiseleri TÜRKİYENİN derin kanallarına bilgi olarak aktardım ama her zaman arkasından sırtımızı sıvazlayanların,kalleşliği ile karşı karşıya kaldım.
Kısa geçicem benim ağrıma devamlı çok gidiyor konuşan konuşuyor,53 kilo hastane yatağında yatarken can mücadelesi verirken nasıl bir savaşta bile düşmana yapılmıycak pisikolojik yıpratmaların yapıldığını unutmuycam.
Bu ülkede unutmayın REYTİNGİNİZ YÜKSEKSE,SİZDEN GELİCEK MENFAT VARSA hastanelerde,hapisanelerde anlı şanlı ziyaretçiniz çok olur,öyle sevilirsinizki sizi yere göğe sığdıramazlar.
Şimdi bu kadarı ile içimi dökeyim ve dahada ilerde öyle gizli konuşmalar bazı insanlar arasında geçen anlatıcam YUH ulan bu kadarda olmaz diyeceksiniz.
Yıl 1988 HALEPÇE katliamı yapılmış ben daha hayatta ciddi anlamda bu derin işlere ÇIRAK olarak girdiğim yıllar derin dünya beni iki beraber çalışan büyüğümüzün yanına attı.
İşte git gele konulara bir ÇIRAK nasıl alıştırılırsa koşturuyoruz,bu iki büyüğümüzden ara ara yazılarımda bahsediyorum ikiside tarihte aileden gelen TEŞKİLATI MAHSUSA (osmanlının ilk istihbarat kuruluşu) ünlü yöneticilerinin akrabaları.
İkiside 1935 doğumlu bir tanesi özellikle DOĞU ve GÜNEYDOĞU bölgesi ve bunlarla hududumuz  olan devletlerin merkezleri ,dili ve bölgesel yerleşik yapısı ile yakın ilişki ve bilgisi ile donanımlı diğeride BEYNELMİNEL uluslararası alanda derin yapı ve merkezlerle içli dışlı olmuş bir ağbimiz.
Hayatta olan bu ARNAVUT kökenli ağbimiz ismini söyliyemiyorum güvenlik açısından rahmetlik UĞUR MUMCU beyin bile 12 eylül darbesinden sonra çok kere yazıları ile hedefi olmuş bir kimse.
Çok zeki çok derin devlet tecrübesi olan bir insan allah uzun ömür versin sayesinde bu konularda çalıştık o yıllarda ve bir çok hadiseye şahit olduk.
                               
Şimdi buraya nerden geldim gazeteci sayın ERGUN DİLER bir kaç defa merhum SÜLEYMAN DEMİREL beyin yakın danışmanlarından sayın LÜTFÜ AKDOĞAN beyi canlı yayına çıkarttı bu anlattığım ağbimiz sayın AKDOĞAN beye lütfü ağbi diye seslenir ve çok hürmet gösterir.
1988 yılında işte özelikle IRAK devleti BAĞDAT merkez alınmak üzere ANKARA ve İSTANBUL aktarma merkezi olarak bu ağbilerimiz bir ekip kurdular,bunun içinde bende dediğim gibi çalışıyorum hatta bir kaç arkadaşımızda iyi yabancı lisan bilen sonraki hayatlarında DÜNYADA çok skandallarla meşhur oldular onlarıda ve karıştıkları skandallar ve bu dönemdeki maceralarımızla anlatıcam.
Tabiki bu iki büyük ağbimizin IRAK,SURİYE ,ÜRDÜN,İRAN devletlerinde çok kıritik ilişkileri var.
Hatta bu ülkeler özellikle IRAK ve İRAN üstündeki çeşitli ambargoların getirdiği önemli ihtiyaçların karşılanması yönünde devamlı istekler var.
Tabi o günün şartlarında BAĞDATTA MERİDYEN PALACE otelinde bir kaç oda tahsis edilerek kurulmuş ofis var.
Biliyorsunuz bizde hafta sonları tatilken orda tatil yok ama onlarda dini gün sayılan cuma tatil,çalışmalar öyle sürüyor.
O dönemde yeni bir cihaz olan fax aleti en önemli silahımız.
Buraya gelmemin sebebi işte 1988 yılı bugün yaşadığımız ORTADOĞUDAKİ tüm olayların başlangıcının start verildiği bölgesel KÜRT meselesinin HALEPÇE katliamı ile tüm dünyaya tanıtıldığı yıldır.
Tabi bu bizim iç dinamiklerimizdede paralel seyreden hadisedir o yıllarda özellikle şahsımın öyle bir hayatı vardırki bir kısmı iç derin dünyamızın derinliklerinde gece gündüz saatlerin önemi olmadan yürüyen birde dış konjöktür operasyonların içinde koşturan bir ZEKİ.
Ondan çok yorgunum düşünün o yıl meşhur KUMARHANELER KIRALI merhum ÖMER LÜTFÜ TOPAL yeni basit fındıkzadede kumarhane açmış üç katlı adı MALİBU, orayada gidiyorum o alemler içindede dolaşıyorum daha o zamanlar büyük 5 yıldızlı OTEL kumarhanelerinin yeni olduğu zaman daha popüler olmadığı zaman dilimi.
1990 dan sonra neden BÜYÜK OTEL KUMARHANELERİNİNDE ansızın çok büyüdüğünü yazıcam oda dış konjöktür ile ilgili.
Evet IRAK hadisesine dönersek 1988 yılında taraftarları ile IRAKTA tapılan bir lider SADDAM HÜSEYİN bu esnada ırakta 8 yıldır devam eden İRAN ile savaş esnasında bile büyük bir inkişaf içinde olmuş BARAJLARI,YOLLARI,BİNALARI  ile bir büyük  IRAK ama aynı zamanda ABD tarafından çok önceden beri SADDAM HÜSEYİN etrafına sızdırılmış derin siyonizim ve amerika?
İşte burda DERİN SİYONİZİM ve AMERİKA bütün bölgesel planlarını götürürken tabiki her zaman için NATO üyesi TÜRKİYE ve onun içindeki tarihten bugüne gelmiş hücre operasyonel yapılarını kullanarak bölgedeki adım adım planlarını yönlendiriyor ve sonuçta 27 yıl gibi zaman zarfında artık coğrafyada tüm parçalanmaları gerçekleştirmiş olmakla sırada kullandığı bize aynı şeyleri yapmak için bugün tüm gücü ile uğraşısını veriyor ister geveleyin,ister erteleyin bir gerçek bu.
Tabi şu anda akibeti dünyada belli olmayan bir kaç arkadaşımız BAĞDATTAKİ ofiste çalışıyorlar ve ordaki MUHABERAT yetkilileri ilede yakın ilişki içindeler arada ülkemize geldiklerinde biz yakın akranız devamlı sohbet ediyoruz,ağbi bu SADDAMI halkı bir seviyor aklın gider toz kondurmuyorlar IRAKIN her yeri SADDAM resimleri ve heykelleri.
                                             
Saddamın korumaları var RUFAİ tarikatından adamların gösterilerini seyrettik ödümüz patladı,SADDAM derseki camdan atla binanın en üstünden kendilerini atıyorlarmış.
Fazla uzatmayayım SONUÇ gördünüz tüm arap coğrafyasındaki tüm uzun vadeli liderlerin halini.
Elini  dünya liderlerine  öptüren merhum KADDAFİNİN nasıl katledildiğini yine onu çok seven halkı tarafından izlediniz.
İşte geliceğim konu bu ,daha evvelkide yazılarımda bahsettiğim dışarıya karşı TÜRKİYE tarihten gelen geleneksel devlet anlayışı ile karşı koyar mücadele eder,yada mücadeleyi aksatıcak hangi kurum,kuruluş,parti,güç olursa onu tasviye edip devleti bir bütün içinde tutabilmek için uğraş mücadele verir.
Ama  bizi bugünki  gibi her sabah kalktığımızda şehit haberleriyle canım güney ve doğu anadolum veya ülkemin başka vilayetlerinde iç savaş görüntüsü veren zafiyetleri bu son 17 yıldır verdirmiş,halkın bilmediği bir çok gizli olayların olduğu ülkemde stratejik sızmalar büyük ve kıritik merkezlere bizi içimizden devamlı yıpratacak ve artık devlet erkanının bile ağzına pelesenk olmuş bir İÇ SAVAŞ korkusunun dışa vurumunu önlemek için ciddi manada aklımıza başımızın önüne koyup bu sızmaları tasviye etmemiz ve devleti SOSYAL hukuk,adalet düzeni içinde ayakta tutmamız gerekli.                  
Hatta geçmiş tecrübeleri ihanet olmuş olsa bile ülkenin bekası için bazı büyüklerimizin çıkıp geçmişteki ORTADOĞU coğrafyasındaki kırılmaların temellerinin nasıl atıldığını açık anlatıp TÜRKİYEYİ bu kötü giden hadiselerin içinden ALLAH için MİLLET için TÜRKİYE için konuşup belirli bir ön almamızda fayda olacağını düşünüp hissediyorum.
Özellikle bazı ağbilerimin ismini vermiyorum  HEDEF olmasınlar diye ama bugünlerde onlardan aldığım izlenimler ve duyumlar bazı AKİL DERİN büyüklerimizin devletin bekası için tecrübelerini ortaya dökücekleri konusunda.
Arkadaşlar TÜRKİYE bitmedi ülkemizin asli kahramanları tecrübeleri sesssiz sakin şimdiye kadar evlerinde oturuyorlardı,sıkışık günlerde sanırım her zaman olduğu gibi bu millet için bilgilerini ve tecrübelerini MAKOSENLERİNİ giyerek gelip terlerini bu devletin bekası için harcıyacaklardır.
Tabi 53 kilo adama hastanede sadece ARSÖWİTZ kamplarında layık görülen muamele canını 1 ,5 yıl sonra kurtarmış adama PARALEL İHANET MAŞASINI kullanarak operasyon ve oda tutmayınca öldürelim diye aralarda konuşulan olaylar bir iki kişinin akil duruşu ile sonlandırılan kötü olaylar.
Diyeceksinki NEREDEN duydun odadamıydın ,yavrum sizler kısa pantolanla sıralarda otururken biz bu işleri yapıyorduk.
Bizim inancımız bizim içimizde ALLAHA biz içimizden sığınmışız bu yolda?
Şimdi o günlerden 1988 ORTADOĞUNUN parçalanmasının startının miladı olan yıldan konuları içinde geçen tatlı bir anımla kapatayım.
Bağdattaki ofiste ASIM isminde ingilizceyi çok iyi konuşan konyalı hemşerim bir arkadaş var babasıda emekli astsubay.
Ankara ve istanbulla irtibatı sağlıyor ANKARADAKİ merkezdeki ARNAVUT olan ağbimizden başka öbür ağbimizi ve diğer kişileri tanımıyor.
Bu büyüğümüzde çok sinirli hiç konuşmayan ters mizacı olan bir insan o gün ofiste tatil herkes çıkmış kimse yok,bir tek bu rahmetlik büyüğümüz var ,ASIM BAĞDATTAN telefon ediyor telefona bu merhum büyüğümüz çıkıyor diyor EROL beyi verirmisin yok burda diyor büyüğümüz nerde diyor bilmiyorum diyor işte ASIM ölümcül bir hata yapıyor ve diyorki senin kim koydu oraya hiç bir şey bilmiyorsun senlemi uğraşıcaz.
Büyüğümüz HÖTTTTT ULAN demiş telefonu kapatmış,herkesi telefon  ile ofise toplamış öldürtün ulan bunu demiş orda.
Millet teskin etmeye çalışıyor hemen BAĞDATA telefon ASIMI hazırlıyorlar oğlum sen ne yaptın öldün sen diye ASIM altına edicek,en sonunda diyorlar biz yatıştırıcaz sen arıyacan özür dileyeceksin ,ağbi vallahi ben bilemedim diye yalvarıp yakarıcan.
Neyse ASIM arıyor özür billah işi yırtıyor.Ankaraya gelicek büyüğümüz ne sever onu getirim demiş sormuş bizimkilere ÇİĞKÖFTELİK ince bulgur,biber şalçası özel olucak ASIM gidip geldikçe bunları getiriyor hediye ağbimize bağlamacıdırda arayı düzeltti on numara yaptı.
Arada diyoruz ulan ASIM öbür tarafa gittin geldin.
Asım  KONYALI bu dini işleride iyi biliyor bu rahmetlik ağbimizde çok dindar BAĞDAT tan telefon açıyor merhum büyüğümüze şöyle diyormuş ağbi dün gece rüyamda seni YEŞİLLER içinde BAĞDAT üstünde uçarken gördüm.))))
Asım oldu bir numaralı eleman büyüğümüz diyorki ZEKİ bu çok değerli,muhterem bir çocukmuş ben bunu baştan yanlış anladım.
)))))))))))))))))))))))))))
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN

24 Ekim 2015 Cumartesi

DERİN DEVLET SOSYOLOJİSİ.

       
                                                                   
Sevgili takipçilerim,bazen luzum üstünede konu yazmak zorunda kalıyorum.
Hem sizleri aydınlatayım hemde bazı örtülü söylemlerle kırıcı olanlara cevabımızı verelim akil insanlarıda onurlandırıp onlarında değerine değer katalım.
Sevgili takipçilerim bir deyim vardır HARBİYEYE kalası sok en kötüsüde olsa ordan bir insan çıkartırsın.
Harbiyeli bir arkadaşa geçen yazımda bir izahatta bulundum kendisi örtülü olarak çok güzel fikrini ve sistemlerini anlatan bir cevap yolladı.
Sen bu cevap karşısında istediğini düşünür ona göre yorumunu yaparsın.
Arkadaşlarım ben kısa pantolonla dolaşırken FÖTR şapkalı insanlarla karşılaşırdım,sosyolojik olarak devleti geri plandan yöneten insanlar bu konumdaydı.
Bunlar TÜRKİYENİN 72 vilayetindede böyleydi,sadece gelişmiş şehirlerimizde değil.
Bu gün TBMM (TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ) ne gittiğinizde tüm partilerden bir tanede olsa milletvekili ahbabım vardır PARTİ içlerindede öyle.HDP dede ordada ahbabım var.
Sorun beni  onlara şöyle,böyle adamdır derler ama ŞEREFSİZ demezler.
Arkamızdan kahpelik yaptı,yüzümüze söyleyemediğini arkamızdan söyledi demezler,dindar değildir ile başlayan sosyolojik diğer konularla devam ederler ama ŞEREFSİZ demezler.
Uzun zamandır televizyonlara çıkıp bazı açık oturumlarda bazı doğu ve güneydoğu anadolu ,karadeniz yöresinin aydın entellektüel insanları var AĞRILI,VANLI,MALATYALI,TRABZONLU vs illerden popüler olmuş kimisi parti değiştirmiş popüler olmuş kimi gazeteci,köşe yazarı,Medya yöneticisi.
                                               
İşte biz anadolu çocuğuyuz ile başlayan ve artık hakarete varan MAĞRASINDAN,MARABASINDAN anlatıp belirli bir sosyal yapıyı rencide eden tavır ve konuşmalar sanki ANADOLU çocuğu değilsen şerefsize varacak konuma getiren konuyu beyefendi arkadaşlar var.
Önemli değil çünkü bu arkadaşlar bunu kendi içlerinden konuşmuyor SAHİBİNİN SESİ bu arkadaşlar.
Ama şunu söyleyeyim bu tip saldırı yazılı basındada İSİM kullanmadan yapılıyor bu eleştirilerin amacı YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİ HİKAYESİ.
                                                   
Yani siyasi sosyolojik hiç bir argumanı yok yapılan bir büyük AYIP ve YANLIŞLIK var bunu kapatmak için uzun yıllardır heryerden saldırdıkları gibi kendi sosyolojik yapısından değiliz diye bizim sosyolojik yapımızı hakarete varan kelimelerle yazıp veya görsel medyada konuşuyorlar İSİM kullanmadan.
Arkadaşlarım şunu kendimce izah edeyim sosyal anlamda yanlız yaşamayı,yanlız hareket etmeyi seven öyle yetiştirilmiş ve öğle öğrenim almış bir insanım.
Dindar değilim,bohem hayatı seven bir insanım.Hayatımda bir çok yanlış yaptım,artık yanlışları düzelticek zaman kalmadı.
Kendime inanın yeni yer ,yeni nefes alabileceğim,hayata farklı bir noktadan bakabilecek alanlar ve  kültürler arıyorum.
Ben bu laflarla muhattap olucak insanda değilim çünkü bu insanların beni tanıma fırsatı öğrenme fırsatı dahi olmazdı ama kader beni bu noktaya attı.
Derlerya BABAM ÖLDÜ KÖR OLDUM.
Şimdi azcık namusu olan insan neyin ne olduğunu bilmeden kimsenin kalbini kırmaz,kimseyi tanımadan bilmeden eleştirmez.
Sonra o arkadaşlara söylüyorum birgün söylediğiniz laflardan utanıcak duruma gelirsiniz ,kıvırtmaya çalışırsınız bu TÜRKİYELİLERDE büyük gelenek haline geldi ama öyle bir noktaya gelirsinizki kıvıracak durumunuzda kalmaz.
Trabzonda yaylaya çıktık 1970 li yıllar bende büyük çocuklar silah atarken gözlerini yumup tabanca ile ateş ederken zıplıyorlardı,ben saydırmaya başlayınca dediler OSMAN bey bunu hangi eğitim kampında eğittiniz.
Adamlığın MAĞRADAN,KÖŞKTEN çıkmışı olmaz adamlık ruhtadır,ya adamsındır yada adam değilsindir.
Ne demiş baba VALİ olan evladına.Oğlum VALİ olmazsın demedim ADAM olmazsın dedim,bu yaştaki babanı makamına getittirdin.
Şimdi bu MAĞARACI ve MARABACILARI sevenler derneği başkanı arkadaşımıza anlatayım gerçek bir MAĞRA hikayesi bölgesine yakın yerden okusun bizim BABALARIMIZI bizi yetiştirenleri anlasın.
Rahmetli peder beyi devlet 1950 yıllarının başında FRANSAYA burs ile ZİRAAT üstüne eğitim almaları için yüksek okula yolluyor.
                                       
Anlatırdı daha pasaport kanunu yeni çıktı diye, eğitim sonrası onla beraber giden arkadaşları zorunlu dönmeleri gerekli iken dönmeyip KANADAYA kaçmışlar.
Döndüğünde ilk görev yeri DİYARBAKIR.
Paristen sonra DİYARBAKIRI anlatıyor yıl 1951,1952 tabi insan diyor sıkılıyor,gülerek bahsederdi.
Neyse TMO (TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ) ve ZİRAİ DONATIM çifçiye yardım çerçevesinde BUĞDAY kredisi ve traktör kredisi veriyorlar o yıllarda yeni başlamış.
                             
Babam diyor tabi dairede büyük hürmet görüyoruz yurt dışından gelmişiz,rahmetli rakıyıda çok severdi sağlam içerdi tabi fransada rakı olmayınca şaraba alışmış.
Bir bakıyorki TMO bahçelerindeki tüm elma ağaçlarındaki elmalar yerlere dökülüyor toplanmıyor yerde çürüyor.
Hemen emir verdiriyor tüm elmalar toplanıyor ve şarap üretiliyor,yüklü miktarda şarap üretilmiş akşamları içiyorum ama bir baktım diyor tüm daire gündüz kafası kıyak dolaşmaya başladı hemen emir verdim tüm şarap pazarda satıldı parasıda devlete kayıtlı olarak sokuldu.

                                             
Bir gün bir BUĞDAY kredisi başvurusu olmuş,dairede OSMAN bey yaşadın demişler,niye diyince bu başvuru şu toprak ağasının seni ihya eder.
Kredi için keşfe gidiyoruz bir noktada bizi ağanın adamlarıymış yedi sekiz silahlı atlı köylüler karşıladılar büyük hürmet.
Bayağı yol gittikten sonra KELEK( NEHİR ÜSTÜNDE SAL) nehiri geçtik yine yol aldıktan sonra AĞANIN köyüne ulaştık.
Mağraya benzeyen evler ağanın evi diye bir eve soktular ortada oturan bir adam KİRPİ seviyor (bildiğimiz KİRPİ) etrafında çember halinde insan gurubu büyük hürmet saygı diyor babam, hemen büyük yer sofrası kuruldu izzet ikram rakı herşey var.
Sohbet edilip yenilip içildikten sonra kredi meselesinde AĞA babamı dışarı çıkarıyor ve şöyle söylüyor.                            

Osman bey gördüğün arazi benim göremediğinde benim bizim bu kredi işini sağlam hallet demiş..
Babam diyor hareketleri ve tavrı ile tehdit ediyor bu kredi çıkmazsa anla senin cesedinde DİYARBAKIRDAN çıkar.
Babam tamamdır AĞA diyor gerekli işlemleri yaptım ağaya kredi keşfinin olumlu raporunu yazdım imza attıracağım okuma yazmam yok demiş,parmak bastırdık diyor  ve tekrar aynı şekilde DİYARBAKIRA döndük.
Döndükten sonra ilk yaptığım evrakları işleme koymayıp,ANKARADAN acil tayinimi İSTANBULA çıkartıp düzenlediğim evraklarıda tekrar düzenleyerek krediye olumsuz rapor vererek İSTANBULA acil dönüş yaptım diye anlatırdı.
Derdiki İDEALİST yetiştik,zora,tehdite,haksızlığa kamu malının peşkeşine müsade etmedim..
Anlamışındır heralde MAĞRACI arkadaş zannetme o gördüğün klüplerde sadece lümpen çocuklar yetişiyor,o şimdi alkışladığın BASKETBOLUN MİMARLARINDAN  sayın ERGİN ATAMAN,VELEYBOLUN MİMARI  sayın REŞAT YAZICIOĞLU bak CHP  milletvekili sayın UMUT ORAN daha bir çok isim o hakaret ettiğin kulüplerden yetişti.
Almışınız sazı elinize toplu olarak,yanlız yakaladığınıza vurup duruyorsunuz,DİNİNİ yaşıyorsan kendin ve ALLAH ile aranda yaşa bu işlere sosyolojiyi,farklı kültürleri senden farklı yaşayan düşünenlere hakaret etme heleki kirli menfatler ortaya çıkıyor birilerinin anlatımından haksızlığa uğramış insana hiç saldırma.
Ben mardinde BEYAZ TOROSU kullandım benzinini biz koyuyorduk neye kullandım biliyormusun çok güzel bir hanfendi vardı seside güzeldi onla MARDİNİ dolaşıyorduk beyaz torosla,bizim ömrümüz güzellikle geçti kir ile değil.
                                           
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN

18 Ekim 2015 Pazar

STRUMA-ZEPLİN SAHTE OLAYLAR -SAHTE KAHRAMANLAR

                      

          
Sevgili takipçilerim,bugünlerde tabi bir dünya acısı ve faciası olan SURİYE başta olmak üzere bir çok dünya ülkesinin refah ve güvenlik seviyesi yüksek batılı ülkelere ve TÜRKİYEYE göç etmesinden kaynaklanan dramın ve dünyayı ilgilendiren konunun ana üst başlık olarak kullanılması ile ALMANYA devlet başkanı sayın ANGELA MERKEL hanfendinin ziyareti gündemimizde…
Arkadaşlarım daha evvelki yazılarımda ve bazı internet sitelerine yazdığım yazılarda ALMANYA ve TÜRKİYE arasındaki zaman tünelinde geçen maceralı ve kanlı canlı olayları yazmıştım.
Tabi benim tecrübem ALMANYA konusunda tarihsel akrabalarımın OSMANLININ son döneminde başlayan ve NAZİ almanyası ile devam eden sonra konuyu film şeriti gibi geçiyorum TÜRKİYENİN NATO ya girmesi ile NATO standartı ile yol alan

 bir derin geçmişten gelen ilişkilerden ve bir çoğu sonuçta ALMAN ve İTALYAN yiğenlere sahip olarak devam eden bir geçmiş yaşantı.)))
Diyeceksinizki ağbi böyle NATO talimatnamesi gibi geçmişin varsa RUSYA,SSCB ile ne işin var.
Türkiyeyi ve RUSYAYI ve RUSLARI doğduğumdan beri seviyorum ondan.))))
Neyse biz ikinci dünya harbinden  başlayarak yaşadığımız zaman diliminde SİYASETİ, DÜKKANIN VİTRİNİ sayarsak almanya ve türkiye derin ilişkilerinin aslı ne ona bir bakalım.
İkinci dünya harbinde aslında harp boyunca NAZİ hükümeti ile yakın ilişkisi olan TÜRK HÜKÜMETİNİN  her koldan naziler tarafından oluşturulmuş türkiye içinde çeşitli 5. Kol faaliyetine dayalı guruplar ve birde TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ile  kurulan yakın ilişkiler.
Tabi İKİNCİ DÜNYA HARBİ bitince bunun galip devletleri SOVYET RUSYA ve MÜTTEFİKLER(ABD,İNGİLTERE,FRANSA) hadiseler farklı yön alıyor.
Yenilen NAZİZİMİN tüm 5. Kol faliyeti dünyaya dağılarak aslında yok olmuş sayılan Nazizmi bir şekilde gizli ayakta tutmuşlar ve aslında buna İSRAİL ve MÜTTEFİKLERİDE göz yummuş ,hatta koruyup kollamış.İsrail devletinin tek yaptığı ASLİ SAVAŞ ŞUÇLULARININ peşine düşüp onları ya imha etmek olmuş yada yakalayıp adalet mekanizması ile cezalandırmak.
İşte bunlardan  ADOLF AİCHMAN isimli NAZİ SAVAŞ suçlularından birisi olan kişiyi yakalayıp güney amerikadan İSRAİL devletine getiren özel ekipte olan 1971 yılındaki İSRAİLİN İSTANBUL BAŞKONSOLUSU toprağı bol olsun EFRAİL ELROM da var.

Malumu ELROM, MAHİR ÇAYAN ve ekibi tarafından kaçırılıp öldürülmüştü.
Tabi ikinci dünya harbinden yara almadan çıkan TÜRKİYE içindeki NAZİ yapılanmalarınıda bir şekilde saklayabilmiş birde bunlara ek olarak NAZİ orduları içinde TÜMEN seviyesine ulaşmış Boşnaklardan  HANÇER BİRLİĞİ ve yine Ukraynalılardan ve kırım tatarlarından oluşan ODESSA TÜMENİ yine Ermenilerden oluşan NAZİ alayları içindeki kadrolar 5.kol faliyeti olarak TÜRKİYEDE üstlenmek için buraya gelmişler işte burda bir pota içinde eriyerek ama faliyetlerinide her koldan geliştirip  yine ALMANYA başta olmak üzere ama artık büyük ağbi ABD(AMERİKA) emir komuta zinciri ile bu 5. Kol faaliyetini siyaset,ekonomi(ticaret ve sanayi) ile TÜRKİYEDE sistemli kurarak bugünlere kadar gelmişler…
Tabi bu anlatılacak çok uzun uzadıya bir konu hadiseyi bugüne getirirsek bayan MERKELİN buraya gelmeden türkiyedeki iki büyük gücün ALMANYA üstünden birbirlerine ateş ettiklerini görüyorsunuz aslında bunun geri plan yöneticileri ve senaristleri çok başka.
                                          

Bu senaristlerin birbirleri ile kavga etmeleri ve birbirleri ile mücadele etmelerindeki sebep derin almanya gücünü kendi potaların içinde kendi beraberlikleri ile tutmak…
Bir çok hadise ALMANYA üstünden ceyran etmesi TÜRK DERİN devlet yapılanmasının almanya içinde üstlenmesinden ,almanyayı AVRUPADAKİ en büyük istasyonu yapmasından ileri gelir.
Bugüne gelirsek mülteci sorunundan çok  aslında stratejik olmayan bir yaklaşım yakın günlerde yapılacak şeçimlerden önce tarafların almanya gücünü lehlerinde tutmaları  istemeleri , bu her türlü jeopolitik , jeocoğrafik ve ekonomik güç demek.
                                   

Fakat bu satranç hamlesi stratejik TÜRKİYE için  kuvvetli bir hamle değil nedenini söyleyeyim şu anda son dönemlerde iki ateş arasında kalan TÜRKİYE ,ABD müttefikliğini sağlam görmediği için RUSYA yıda stratejik güvenli bir partner müttefik saymadığı için hala OSMANLI DEVLETİNİN son döneminden beri kendisi ile  beraber yenilmiş olsada müttefik gördüğü ALMANYA ile yeniden büyük bir açılım yapabilirmiyiz bu eski güçlü ilişkiyi tekrar canlandırabilirmiyiz onun düşünce ve çalışma tarzı var.
Tabi bu yolu açan yukarda saydığım NAZİZİMDEN buyana bizde gelişen BOŞNAK,TATAR,ERMENİ,KAFKAS derin yapılarının büyük ittirmesi  İSTİHBARAT ve ENTELEKTÜEL oyunları ile devletimizi yönetenleri bu istikametlere doğru yönlendirip kılavuzluk yapmalarıdır.))
Bunda son dönemde ENERJİ koridorları savaşı olduğu kadar dünyada ve coğrafyamızda ucu ta BAŞKAN REGAN ın ilk başkan olduğu yıllara ve PAPA suikastine giden ve sonrası ALMANYA ve ABD arasında gelişen gizli ekonomik müttefikliğin son 4 yıldır kopması ALMANYANIN kendi başına ekonomisini yönlendirmek istemesi ve rezerv para ve altın stoklarını artık kendinde tutmak istemesi.

Tabi bu ABD ve ALMANYA arasında ekonomik çekişme istihbarat oyunlarının oynanmasınada neden oluyor,dinlemeler ve diğer sıkandallar gibi üstüne binen son VOLKSWAGEN hadiseside bunun tuzu biberi oldu.
Tabi TÜRKİYE ile ALMANYA arasında bizim bilemediğimiz yine ALMAN ANAYASI KORUMA DAİRESİNİN bazı TÜRK yetkililerle casusluk yapıldığı iddası bunun mahkemesinin almanyada görülmesi yine türkiyede çarpışan iki tarafın bunlar malumu HÜKÜMETİMİZ içindeki yapılarla mualif BASIN KARTELİ ile onun yandaş siyasi ve sosyal,ekonomik güç çevreleri ile karşılıklı savaşında suyun altında kullanılan ve tarz olarak her dönemde uzun yıllarca oynanan bir oyundur.
                      

Arkadaşlarım işte bana atılan iftiraların ve komplo ile TÜRKİYEDE oyun dışına ekonomik ve siyasi olarak dışlanmamın sebebi aslında ALMANYA  ve ABD derin güçleri içinde tarihten gelen gücüm olması bunda İNGİLTEREDEN bahsetmiyorum çünkü bu iki gücün asli beyin takımıdır,  ama ben ülkemin ve milletimin stratejik olarak SSCB ve onun devamı RUSYA FEDERASYONU ile yakın ilişkisine çocukluğumdan beri inandığım için büyük malubiyetler,yenilgiler almış olsakta girdiğim yoldan dönmedim.

Hayatta girdiği yoldan dönenlere ve mevzide arkadan silah arkadaşını vuranlarda nasihatım yanlış yapanı ergenç kim olursa olsun bulacağı konusunda kimsenin bir şüphesi olmasın.
Unutmayın ARAS DAĞLI,ZEKİ ARSLAN belki MİT müsteşarı konumuna gelen veya MİT müsteşar yardımcılığına gelen kişileri bile daha küçük meslek memuru iken ALMANYANIN ve AMERİKAN devletinin baronlarından direktif alırken daha çocukken izlemiş belki o aileler içindekiler ile ne konuşuluyor hatta o MİT personelinin sosyolojik ve pisikolojik durumu ne ailesine kadar yakın istihbarat çalışması yapmıştır,EEEE boşunamı a… o kadar yumurcak filmine 2,5 tl para verdik,filmi seyretikten sonra bunun bir antremanı olucak.
Birde size BOŞNAK TÜMENİNİN önemli komutanlarından biri sonra ülkemizde önemli bir işadamı olmuş bir insan allah uzun versin bir şey yapardı çok hoşlanırdık,hatta taklidini yapardık.
Köşkünün önüne birkaç bin SOL dönemin militanları ve göstericileri gelir slogan atarak hemen köşkü koruyan silahlı komandolar vaziyet alır eğer gece ise binanın üstündeki 4 adet büyük projöktör yakılır alman kurt köpekleri aslan büyüklüğünde özel KAY cinsi hazır tutulur ve hiç korkmadan binanın dördüncü katındaki balkonuna çıkar gözünde dereceli okuma gözlükleri ile parmağını sallayarak HEPİNİZE göstericez derdi ve gelen emniyet takviye güçleri ile gurup dağıtılırdı.Ama gözümüzün önünde o birkaç bin kişiye o ortamda parmak sallaması hiç aklımızdan çıkmazdı.Bazen aramızda bir birimize parmak sallardık taklit edip gülerek)).
Tabi bu beyefendinin yetiştirmeleri falan dini bütün kuvvetli pozisyonlarda o tarihlerden bugüne SEFERBERLİK CAMİASINDA koşturup duruyorlar,bizede salça olarak?
                                          

Merhum KENAN EVREN paşa ilede bu kişilerin yakın ilişkileri vardır nedenide sayın EVRENİNDE köklerinin manisaya YUGOSLAVYADAN gitmesinden kaynaklanır.
Akıllı insan kendi işinden başka kimsenin işi ile uğraşmaz.
ARAS DAĞLI..!!
Son anlatacağım bu KÖŞKÜN hemen 50 mt ilersinde yıl 1977 toprağı bol olsun merhum ÜZEYİR GARİH muhteşem bir malikane yaptırmıştı o devirde muhteşemdi,türkiyenin o anarşi döneminde bir gün bu malikanede iş dünyası ve siyasetçilere kapsamı çok geniş bir davet vermişti davetin baş misafirlerinden biride merhum mekanı cennet ALPARASLAN TÜRKEŞ beydi MHP başkanı olarak.
İşte arkadaşlarım bugün sayın MERKELİN buraya gelmesi gelmeden daha yoğun kulis,entirika ve siyasi çekişmelerin olmasının bir büyük bütününü size kısa verdim,çok anlatırım yazarım uzun olur sıkılırsınız bu kadarını veriyorum ve sizlere şunu söylüyorum ben ARAS DAĞLI,ZEKİ ARSLAN kod adını kullanan A.T olarak hiçbir zaman askerlik ve bunla ilgili meslekleri çok iyi bilsemde kanunsuz hiçbir işe girmek istemedim ve girmedim.
Ama şunu söyliyeyim töbe haşa ALLAHTAN büyük kimse yoktur gidin beyolunda bir simit alırken simitçi mehmete,piyangocu BAHRİ ağbiye çaycı şerefe sorun beni kendileri gibi anlatırlar.
                                           

Bana bu saldırıları ve bu zulmleri haksız şuç isnat edip toplumda çok uzun zamandır rencide etmeye kalkan SEFERBERLİK yapısı ve bunla ilintili MİT kişiler benim TARİHİ MİSYONUM altında ÇAMLICA ve ÜSKÜDARDA çocukluğundan çok ezildiği içindir.
MADDİ MANEVİ?
                                      

SAĞIR ODA dizi filmininde ,yüzde yetmişi  büyük çoğunluğu doğru konu üstüne çevrilmiş içindeki kanlı vurdulu kırdılı olaylarda dahil.
SÜRÇİ LİSAN ETTİYSEK AF OLA,ARKADAŞLARIM.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

15 Ekim 2015 Perşembe

KOZMİK TERÖR ORGANİZASYONLARI

         

Sevgili takipçilerim blogger ismimi DERİN İSTİHBARAT koymamın nedeni size yazdıklarımın  çok çeşitli konuları değişik gerçek yaşantı içinden hertürlü olumlu,olumsuz özel hayatları ve konuları vererek aktardığım için.
Bunun nedeni özellikle 1950 yılından yakın zamanlara kadar gelen derin uluslararası iç ve dış hadiselerin içinde doğarak bugünlere kadar gelmem.
Yani bu sadece İSTİHBARAT örgütlerinin içinde çalışan personelin sizlere sunabileceği bir hadiseler  zinciri değil, bu doğmatik
zaman ve büyük maddi imkanların seferberliği ile büyük kültürel,sosyal camiaların içinden kazanılmış bilgi birikim ve performansın ve en önemlisi sahada çok büyük ter akıtmanın ürünüdür.
Merhum MAHİR KAYNAK hocanın dediği gibi istihbarat yöneticileri bir şey yaşamazlar fazlaca hadiseleri yaşayan bizzati sahada çalışan veyahutta kurumsal bir bağlantısı yoksa profosyonel olarak bu işleri yapan yine hayatın içinde bunu kendine iş edinmiş insanların karşılaşıp yaşantısına kattığı gerçek birikimlerdir.
                                       

Mesela herkes MİT mensublarını çok şey bilen insanlar olarak bilir ülkemizde ve dünyadada  kesinlikle öyle değildir,ben bir çok MİT mensubunun çalıştığı ilgili masada karşı istihbarat servislerinin ince niteliklerini ve paralel bu ülkelerdeki diğer kozmik istihbarat örgütlerini tanımadıklarını gördüm,yaşadım.
Buraya nerden geldim özellikle kamuoyunda çokça duyduğunuz geçmişten bugüne bazı MİT mensubları bunlar işte merhum HİRAM ABAS,sayın MEHMET EYMÜR sayın ŞENKAL ATASAGUN ve yine sıra ile devam eden bazı emniyetçi ve özel harp mensubu özellikle 1960,1970,1980 ve 1990 lara damga vurmuş içlerinde sevmediğimiz,husumet güttüklerimiz olsa bile şöyle bir gerçek vardır bu insanlar sadece o çalıştıkları GÜVENLİK KURUMLARINDAN dolayı tanınmamış sizlerde onları bu güvenlik teşkilatlarında çalıştığı için tanımamışınızdır.
Bu insanların uluslararası camialarda ve TÜRKİYEDE çok büyük sosyal,entelektüel yaşam tarzları vardır bununla beraber İSTİHBARAT ve güvenlik konularıda meslek olarak birleştiğinde çok farklı devasa bir portföy ortaya çıkar işte bende bu zaman diliminde hem dışarda hem içerde stratejik yerlerde konumlanmam olduğu için ve aktif hareketli bir karekterim yapımdan dolayı sizlere çeşitli konuları bilgim,tecrübem ile iletiyorum.                      

Kendimizi kastmıyoruz neysek oyuz kötümüzle,hatamızla,iyiliğimizle sigortalarım attıkça sizle dertleşiyorum,beni okurken sizinle bire bir dertleştiğimi düşünün.
Bugün İSTİHBARAT örgütleri içinde ve diğer güvenlik kurumlarında bu saydığım nitelikte insan sayısı çok azdır bunu söyliyeyim bu aslında TÜRKİYEYE büyük kayıptır.
Öyleki bu tip insan az olduğu gibi birde alabildiğine bilmeden ukalalık yapan ve konuları yanlış ve yalan aksettiren insanlar var.
Arkadaşlar ben DEVLET konusu bahis olduğunda din,dil,ırk aramam mevziye girdiğim yerde bana arkadan ateş edicek adamlada mevziye girmem.
Bu arkadan ateş etme meselesi artık DİZİLERE konu olmuştur söylememe gerek yok TÜRK MİLİ İSTİHBARATI teşkilatında maalesef dört boyutlu satranç oynayıp defalarca yenilen istihbarat üst düzey yetkilileri vardır.
Bunlar maalesef gençliklerinde yetiştikleri ÖZEL OKULLARDA hocaları centilmenlik üstüne çok ders vermişlersede centilmence yenildikleri masadan kalkamamış,yenilgiyi hazmedememiş her yenilmesinden sonra yenilginin verdiği hırsla arkadan kalleşce hadiseler yapmış İSTİHBARAT yetkilileri ile doludur.
İlerki yazılarımda tek tek bu konulara giricem,gerçek reel ismlerle hadiseleri vericemki devamlı bir birini şuçlayan tüm kesimleride öğrenin, aslında bir bütünde yanlışlık olduğunu bu bütününde tamamen dışarının yönlendirmesi ile hareket ettiğini anlayacaksınız.
Kozmik terör organizasyonlarına girersek ne kadar sonuna kadar gidiceğiz densede gerçek DEVLET İSTİHBARATI görevi yapanlar bilirki terör ve kirli hareket dediğimiz faaliyetlerin en gerisine ulaşırsın ama bunu adalete intikal ettiremezsin güçlüysen bunun aynı şekilde karşılığını verirsin güçsüzsen sinene çeker ona göre yol arar hadisenin üstünü örtersin.
Örnek olarak işin arkasından herhangi bir yabancı istihbarat örgütünün ORTADOĞU sorumlusuna ulaştın yapabileceğin hadiseler kısıtlı onu mahkemeye sevk edemezsin gerisini siz hayal edin ne yapabileceğinizi?
Yada sendeki bu faliyeti içinden bazı personel üst düzey başka bir dış yapıdan taşoron olarak bu organizasyonları yapması için kabullenip  iş almış ,mesela ona göre bir hücre yapı kurmuş bu hücre yapıya 100 kişilik bir tetikçi gurubu angaje etmiş içinde terör faliyeti yapıyor ve buna çeşitli terör örgütlerinin maskesini bindirecek şekilde bir geniş organizasyon kurmuş ve gerektiğindede devleti ve bu devletin hükümetinide çok rahat çeşitli şantaj,yanlış yönlendirme,korkutma gibi faaliyetlerle etkileyebilecek konum almış hatta bunu öyle bir kullanıyorki sosyal alemdede PİSİKOLOJİK HAREKAT ile kamuoyunu maniple edip kendine bir yol haritası çıkartabiliyor.
Evet bunuda temizlemenin yolu istihbarat yetkilileri bilir mahkemeler değil devlet kendi içindeki bu kötü niyetli yapıları yine kendi geleneksel unsurları ile temizler tabi bu temizliklerin MİLLİ olması siyasi veyahutta başka devletlerin reçeteleri ile değil MİLLİ şuur olması gerekli ben hiçbir zaman bu son 20 yılda bu şuurla hareket edildiğini görmedim tam aksi bugüne kadar tamamen konu gayrimilli gitmiştir.
                                  

İşte birilerinin dediği gibi son beş yılda televizyonlardan VATAN atmakla,isim parlatmakla,isimlere odaklanmakla kurtarılmıyormuş bunun için gerçek ,reel icraat gerekli bakın başkaları gibi analiz yazmıyorum CANLI yaşadıklarımı sizlere aktarıcam. Şu anda ANKARADAKİ son bombalı terör eylemi hakkında yayın yasağı getirildi sadece size şunu aktarmak istiyorum bombalı eylemde ikinci patlamada dağılan şarapnel parçaları yüzünden bu kadar çok ölen ve yaralanan var.
Televizyondan olayın ilk anında çekilen görütülerden bombayı imal edenler ŞARAPNEL etkisi göstericek malzemede ÇELİK BİLYE RULMAN parçası kullanmışlar bu ÇELİK BİLYELER ile bomba imha edenler çok uzman ve işinde çok hassas çalışan birileri.
Rutin terör örgütleri bu kadar hassas ÇELİK BİLYE koymak için uğraşı vermez onun niteliğinde ne varsa çabuk bulabileceği onunla işini görür.
Bu RULMAN ÇELİK BİLYELER olay yeri uzmanları ve bomba uzmanlarına büyük delildir ordanda iz sürerler?
Daha evvel 2003 yılında 15,20 KASIM ikiz patlamalarının öncesi ve sonrası bazı hadiseleri yazmıştım.
                                       

Şimdi bu yazıcaklarım asıl bu terör olaylarında çocuklarının hayatını kaybeden en yakınlarını kaybeden insanların annelerin öyküsü.
Ben hayatta CUMHURBAŞKANLARININ ,BAŞBABAKANLARIN,GÜVENLİK GÜÇLERİ mensublarının yutkunarak söyleyemedikleri doğruları acılı ANNELERİN söylediğini duydum.
 10 ekim 2013 yılında bir internet sitesinin isteği ile karşılıksız bazı yazılar yazdım bu sitede bu yazıları bastı bunlardan biri 2003 model İKİZLER rumuzlu yazımdı o yıldaki patlamalarla ilgili yaşadıklarımı anlatan. Link aderesini vereyim arzu eden okuyabilir(http://www.dusunceatolyesi.com/?p=8263).

Gelelim o patlamalarda eski mahallemden çocukluğumdan gençliğimden tanıdığım merabam olan Musevi bir ailenin dıramına.
Ve bir acılı anne ve aynı zamanda evladın nasıl herkesi kıskandıracak şekilde benimde zihnimde unutulmayacak şekilde gerçekleri olayın akabinde bir televizyonun yaptığı röpörtajda korkmadan bazı konuları açıklaması,çünkü hangi,dil,din,ırkta olsada o bir ANNE?
Bu hanfendi TILY RUBİŞTAYN benim çocukluğumda ve gençliğimde mahallemizde annesi ile oturan beş lisan bilen orta halli mütevazi bir Musevi vatandaşımız.
Tabi benden büyüktü o zaman ablamız çok güzeldi,boyu endamı,masmavi gözleri ile evlendi yine tanıdığım bir MÜSLÜMAN vatandaşımızla mahallemizden taşındı.
O arkadaştan bir kızı olmuş duyuyordum işte kötü kader bu KASIM İKİZ saldırılarda yaşlı annesi ve küçük kızı SİNAGOGTAKİ patlamada hayata ikiside gözlerini kapatmışlar.Toprakları bol olsun,yerleri cennet.
Tabi ben bu olaylarıda haber aldım çok üzüldüm,aradan bir müddet sonra TİLİY hanımı büyük bir televizyon kanalındaki röpörtajını seyrettim ve şok oldum.        

Nedeni bu dünyada kimsenin doğruları konuşamadığı yerde acılı ANNELER içlerinin yangını ile kimselerden korkmadan gerçekleri haykırıyorlar.
Ne dedi TİLİY hanım size kısaca hatırladığımı aktarayım bırakın dedi gerçekler bir şekilde kulağıma geldi,ne EL KAİDESİ küresel bazı güçlerin birbirleri ile siyasi ve maddi çekişmesinin tezahürü bu patlamalar dedi?
Tiliy hanfendiye yeniden bir evlat sahibi olduğu ve o mertçene ACILI bir ANNENİN cesaretini gösterdiği için çok teşekkür ederim.
Unutmayın arkadaşlar bu toprakları ayakta tutan ANALAR, fakat öyle şerefsiz insanlar bu pis işleri yapıyorki ANALARA dil uzatmak ne kelime MİLLETİN ANASINI KAN İLE GÖZYAŞI ile ağlatıyorlar.
Bunlarıda doğuran ANALAR, öğrense  evlatlarının ne mal olduğunu  O ANALAR TAŞ lara bakıp utanırlardı.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

12 Ekim 2015 Pazartesi

CANLI BOMBALAR.

                                      

Sevgili takipçilerim acı kederli günlerden geçerken maalesef yine çok bol laf salatası her yerden havada uçuşuyor.
Arkadaşlarım yıllar içinde yaşanmış hadiseler bazen TRAJİ KOMİK dediğimiz konulara dönüşüyor.
Tabi yakın zamanda olan hadiselerin acıları, kalbimizde sıcaklığını daha fazla yer tutuyor çünkü dediğim gibi hadiseler yeni ve sıcak.
Bir yakın dostum medya dünyasından dört yıl evvel oturuyoruz dediki ağbi bana yazdığın başından geçen bombalı hadiseleri okudum,ne diyeceğimi şaşırdım ,ne diyim ZEKİ bey senin bu son 30 yıldaki hadiseler merhum kemal sunal beyin BOMBACI MÜLAYİM tiplemesini geçmiş dedi ,aramızda gülüyoruz.                 

Bu arada bugün kaybettiğimiz çok değerli tiyatro sanatçısı LEVENT KIRCA beye ALLAHTAN RAHMET dilerim mekanı cennet olsun.
                    

Şimdi bu bombacı mülayim hadisesinde merhum kemal sunal beyin efsane tiplemesi ŞABAN biliyorsunuz bir filmde ŞABANİYE,oldu bazı filminde oynayan HÜSNÜ karekteri HÜSNİYE oldu bazısındada LATİFÇİM derdi sen hadi biraz LATİFE ol derdi yani erkek delikanlı karekterini bir anda MADAMA çevirirdiki gülelim.
                                      

Nerden geldim buraya artık komedi filmlerinde olmuyor bu işler gerçek hayatta oluyor adam bakınyorsun üç gün evvel delikanlı gibi konuşuyor üç gün sonra yalan,iftira,kulaktan dolma dedikodu veyahut da günün şartlarında günü kurtaran adam olmak.
Canlı bomba hadisesi olmuş yüzlerce insan ölmüş yaralanmış çıkıyor televizyona o kadar rahatki sanki anadoluda eşşeğini bulamadığı köyü RUSYA bu bombalama hadisesinin arkasında RUSYA vardır gibi koro halinde canlı yayınlarda konuşmalar,onuda geçtim içlerinde aklı başında ŞAMİL olmuş KEMALE ermiş arkadaşlarda aynı koroda.
Hayatında lokumdan başka bir şey görmemiş bombayı görse futbol topu diye alıp evine götürecek arkadaşlar bomba uzmanı birde istihbarat uzmanı hemen failleri buluyor suçlamayı yapıyor.
Arkadaşlarıma anlatayım pek açık vermeden anlatıcam malumu her zaman söylüyorum devlet güvenliği,bir müddet evvel bir CANLI BOMBA ile karşılaştım elimde salatalık turşusu,çavdar ekmeği,jambon akşam eve gidip masayı kurucam şansımıza CANLI BOMBA çıktı karşımıza.
Neyse şimdi çok konuşanlar varya eğer o canlı bombanın gerçekten o çaresizliğini o anda gerçek anlamda çözebilseydim belki onunda  başkalarınında canını kurtarıcaktım.
                                       

Yine olmadı olan hadisenin önüne geçemedik,bunun sebebi benim kabiliyetsizliğimmmi ,yoksa ülkemizdeki koordinasyon olmayışımı yada???
Neyse olaydan sonra benim yine CANLI BOMBA ile karşılaşmamın bir hayrı var belki başka olayları önleriz ,uğraştık ,çalıştık adımız hıdır elimizden gelen budur.Arkadaşlarım size şunu söyliyeyim türkiyenin alt basamakları inanın ellerindeki imkanlarla canlarını başlarını önlerine koyup mücadele ediyorlar.
Şimdi bu kolpacı devamlı televizyonlarda boy gösteren tipler var kafasına göre yorum yapıyor herşeyin bilen arkadaşlar bir bombaya yaklaş,yanından bir mermi geçsin ben senin göreyim,hacılığını,hocalığını hikaye olur))…

Arkadaşlar her devletin olumsuz ortamlarda veyahut ta olumlu ortamlarda KANUNLARLA yazılıp çizilmemiş geleneksel tavırları ve uyguladıkları geleneksel politikaları hareket tarzları vardır.
Anlatıcam 1993 yılı sonları yada 1994 yılı başları tam kesin tarihi günü gününe hatırlayamıyorum bir komiser arkadaşımla sohbet edip çay içiyoruz acil telsiz anonsu geldi komiser arkadaş hay dedi bir çay içicez o zaman hassas bölgelere bakıyor hayırdır dedim ağbi ABD İstanbul konsolosluğunun bahçesine bomba atmışlar,oraya gidiyorum müdür beyler hepimizi istiyor,bastı gitti.
Ertesi günü geldi hayırdır dedim ağbi boş işler ortada hiçbir şey yok bahçede bir şey patlamış bir bulgu yok ama VALİLİK ten yüksek düzeyde korumanın artırılmasını istiyorlar,bunun için başvurdular.
Aramızda birbirimize baktık güldük sizde artık anlamışınızdır heralde.
Şimdi çok şuçlayan bugünlerde ŞABAN ken ŞABANİYE olan arkadaşlara anlatayım dinleyin.
1994 kasım ayı birinci ÇEÇEN savaşı çıkıcak o arifedeyiz basın ve halk bilmiyor konuyu ama tabiki gerekli kurumlar çalışıyor tüm dünyadaki.
Neyse hatırladığım yanlış olmasın 3 aralık gibi ÇEÇEN savaşı başladı baştan rusya yanlısı çeçenlerin harekatı arkadan RUSYA FEDERASYONU çatışmaya dahil oldu.

Tabi AYRILIKÇI ÇEÇENLER o dönemde TÜRKİYEDE özellikle SAĞ cephe REFAH PARTİSİ ve BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ ve MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ kadrolarından büyük destek alıyorlar.
Bu hadiseler devletin güvenlik kurumları içindeki Kafkasyalı yapılanmaların desteği ilede burdaki AYRILIKÇI ÇEÇENLER biraz fazlacana aktif operasyonel duruma geldiler.
İşte o arada ben bunları çözdüğüm için RUSYA devleti güvenlik güçlerinden bir kadim dostuma teklif ettim kendilerini ve tüm arkadaşlarını TÜRKİYE devletinin yakın koruma tahsis etmesi için.
Luzumu yok dedi sadece başkonsolosluk için yakın koruma istedik bizlere gerek yok dedi,oda protokol makamı olduğu için istedik dedi.
Gerçektende tahsis edilen korumalar on gün sonra RUSYA diplomatik yetkililerinin isteği ile geri çektirilerek koruma kalkanı kaldırıldı.
Kafama takıldı bu iş dedim amma rahatsın ne olucağı belli olurmu koruma kalkanını geniş tuturmak gerekli dedim,bak ABD kendilerini nasıl korutturuyorlar.

Bana döndü şöyle dedi ZEKİ biz RUSYA DEVLETİ ve SSCB olarak hiçbir zaman için terörizimi desteklemedik ve terörist faaliyetler kurdurup dünyada ŞEYTANA HİZMET etmedik.
Yorumu SİZLERE  bırakıyorum,gerekirse her platformdada tartışırım.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN