1 Nisan 2015 Çarşamba

SANDIK LEKESİ

                                         

Sevgili arkadaşlarım,takipçilerim yaklaşık bir buçuk yılda sanırım üç yüze yakın yazı yazmışım.
Dikkatli takip edenleriniz,yavaş yavaş beni anlamış,tanımış başımdan geçenleri  aktarmamla sıkıntılarımı,dertlerimi,kederlerimi,acılarımı,mutluluklarıma şahit olmuşunuzdur.
Başlık olarak koyduğum iki kelimenin manasını size izah edeyim konuya geçeyim.
Arkadaşlar uzun yıllar değerli kağıt,pul,para,berat,ferman vs materyeller ve bu konularla hobi olarak uğraştığım için evrak gördüğümde veya bir yerde bir evrak deposuna girdiğimde iyi bir bilirkişi olarak evrakı ve üstündeki bilgileri analiz ederek aşşağı yukarı neyin ne olduğuna kanat getiririm.Zaten uzman istihbaratçılarında bu özelliği olması gerekli zira hedefe giderken en önemli şey arşiv bilgin  olması  lazımki,geçmiş arşiv bilginle bugünkü hadiselerin üstüne gidebilmelisin…
                                    

Evrağın üstündeki lekeleri çay lekesi,kahve lekesi diye algılayıp sosyal medyada bunu bu şekilde işleyenler var,bu lekeler evraklar uzun süre kapalı dolaplarda veya sandıklarda üst,üste genellikle istif edildiği için ortamdaki,havadaki bakteriyel durum oksijen ve diğer argümanlar  ve kağıtların özelliklerine göre zaman içinde kendiliğinden üstlerinde lekeler oluşur,biz işin uzmanları bunlara SANDIK LEKESİ deriz…
Şimdi ülkemizde kurum olarak KGT(KAMU GÜVENLİĞİ TEŞKİLATI) kuruldu,ne iş yapabilir hiçbir iş diğer kurumlardan ancak bilgi isteyerek işini götürebilir.NEDEN?
Çünkü arşivi yok,bir kurumun işlevi olabilmesi için en aşağıya 50 yıllık arşivi olması gerekli.

50 yıl sonra KGT(KAMU GÜVENLİĞİ TEŞKİLATI) kendi işini kendi yapar.
MİT,TSK(SİLAHLI KUVVETLER),EMNİYET,JANDARMA, bunların bir dünya arşivi vardır OSMANLI hatta ŞELÇUKLU imparatorluğuna kadar inen arşiv bu kurumlarda saklıdır.
Arkadaşlar ben konulara şahıs bazında bakmam ilgilenmem şimdi dün itibari ile bir gazetemiz aracılığı ile bazı belgeler çıktı,bu belgelerde çıkan insanlarımız haricinde belgelerdeki zaman,yer,mekan ve konular benim şahsımı çok yakından ilgilendiren,hayatıma yön veren bugünkü sıkıntıları çekmemin nedeni olan MASONİK bazı yapılar.
                     

İki yıl evvel bir suikast programına konuk olduğumda bir ÜÇGEN yapıdan bahsetmiştim,şimdi bu yapı dün evrakı matbuat üstünde basına çıktı,evet doğru MASONİK yapılanmadan bu ÜÇGEN locası çok önemli bir loca olup,içinde çok güçlü insanları barındırmaktadır.
Masonmusunuz derseniz dilim olmadım olmadığım içinde başıma gelmedik kalmadı,bundan altı ay evvel kadar CAMİA mensubu olarak görünen sosyal medyada bir arkadaşla görüşürken ben MASON değilim ama onların içinde büyüdüm,herşeyide onlardan öğrendim,dedim bu arkadaş sağolsun seni çok iyi yetiştirmişler dedi.

Yani benim çocukluğumdan itibaren yanlarında bulunduğum masonlar TÜRKİYENİN en ileri gelenleriydi,seversiniz sevmezsiniz ama tabi kültür,bilgi,birikim,donanım ve maddiat olarak çok kuvvetli insanlardı.
Diyeceksinki o kadar teklif edilmiş niye girmedin,yemin ediyorsun ben yemin ettimmi dönemem,birde uluslarararası alanda frekanslarımız tutmuyor.

Dünki evraklarda geçen tarihler ve konular çok stratejik bana bilgi verdi,çünkü üçgen locasındaki yapılanma TÜRKİYEYE özellikle o tarihlerden sonra çok büyük şekil vermiştir.
Konuşulacak çok şey var mesela devamlı merhum KASIM GÜLEK beyden konuşuluyor TED (TENİS EKSİRİM DAĞCILIK KULÜBÜ) bu kulübün azası o günlerde devamlı gençliğinde kulüpte olan babadan,dededen CHP li sayın BEDRİ BAYKAM beye fikri sorulabilir onun bu konularda bilgisi çok yüksek olucağı kanatindeyim merhum GÜLEK beye çok yakın insanlar
                               
.
Ben kendi bildiklerime gelirsem özellikle kendi başımdan geçen 1998 yılında MİT müsteşarlığının şahsıma büyük saldırısı 1999 APO operasyonu aslında devletin KOZMİK ODALARINDA değilde bu ÜÇGEN içindeki üst yapının özellikle ABD ve İSRAİL deki uzantılarının çok geniş bir dünya coğrafyasındaki MASONİK bağları ile hazırlanmış sonrada pişirilmek üzere devletimizin içinde fırına verilmiş stratejik bir menüsü olduğunu çalışarak savaşarak çok iyi biliyorum.

Onun için şu anda çok büyük bir AYSBERG ile karşılaştığınız fikrine girsenizde bu sadece suyun üstü suyun altındaki üst yapı oyununa devam ediyor.
Gelelim konunun bugünkü tarafına 2008 yılında ERGENEKON yapılanmasında bu MASONİK yapılarda meydana çıkıp hadiseler vatan milet,sakarya olunca bizede yine iş düştü dedik TANIK olarak müracat ettik.(tanık ifadesinde aynen böyle geçiyor VATAN,MİLLET,SAKARYA)
İşte bugün suçlanan bu yapının emniyet gücü olarak şu gün için şuçlamalarla karşı karşıya olan personelleri 2010 NİSAN 20 sinde hep dediğim komplo bir operasyonla beni alıp komplo küçük suçlara bulaştırdı.
Peki ne olduda bizim gibi VATAN,MİLLET,SAKARYA için karşılıksız TANIK ifadesi vericek adamı böyle bir komplo ile bertaraf ettiler kendi ayaklarına sıktılar.

Ben bunu dün anladım tam manası ile?
Kasım 2009  ve 20 nisan 2010 tarihine kadar 15 günde bir sayın TUNCAY ÖZKAN beye Silivri 4 nolu cezaevine APS ile mektup attım.
Ergenekon konusunda fikirlerimi anlatıyordum.İşte son attığım mektupta ÜÇGEN locası içinden  haber aldığım elemanımla bilgileri sayın ÖZKANA aktarıyordum hatta bunun çok büyük dini yanı vardı,Nakşibendi 
                                      

  
tarikatından gözüken bir kimsenin bu locanın ileri geleni olduğu ve yaptığı islami faliyetle locada tepki aldığı toplantılarının dozunun fazlalaştığından dolayı üyeliğinin 2 yıl askıda kaldığını sayın ÖZKANA yazmıştım,bana bu loca içinden haber getiren kaynağımın bile bu şahsı çok yakın tanıdığı halde asli kimliğini bilmediğini izah ediyordum ERGENEKON(GLADİO) örgütünün ülkemiz için yararlı bir örgüt olmadığını izah 
etmiştim,biliyorsunuz bu mektuplar  cezaevi savcılığı ve TEM şubeye gidiyor,işte son mektubun ulaştığı günün sabahı şimdi PARALEL polis diye adlandırılan arkadaşlarca sabah 5 sularında yatağımızdan alındık, yani abartmıyorum yataktan aynen alındık,zaten hastaydım.
Tabi o tarihten bugüne kendimi ispat etmek için çok büyük mücadele verdim, MİT müsteşarımıza uzun bir mektupla konuyu izah ettim,bu konular deşilirse söylenecek çok şey var.
Yazımı bitirirken şunu söylüycem bu işlerde hiç ismi ortada gezmeyen asıl kişiler çok önemlidir,bunlar devamlı kendi aralarındada tasviye yaparlar,bu tasviyeler bazen o kadar büyük ve kanlıdır bilemezsiniz.
Gerçek dostlar doğruları açık şeçik söyleyen insanlardır,bir MASONİK matbuatı ancak ve ancak istihbaratçı dahi olsa MASON olan birisi çıkartır ve saklar.           

Bu konunun böyle bir şekildede çıkması aslında KAN kaybetmekte olan bir yapının tekrar ne kadar büyük bir ihtişamlı olduğunun bir şekilde gösterisi olucaktır onlar için.
Bir anımla bitirim,1991 yılında A.İ isimde izmir sebatayisti bir arkadaşım çok temiz bir arkadaştı bir çanta içinde bir eski MASON un tüm belgelerini kimliğine kadar  bir yerde  eline geçirmiş bana getirdi,şimdi aramızda olmayan rahmetli bir ağbimiz Şu anda  büyük bir şehrin belediye başkanının o dönemde yakın çalışma arkadaşına belgeleri gösterdim,dedi çözüldü bu işler ZEKİ ,dedim biliyorum.
Sonra A.İ bu belgeleri MASON locasına götürüp,hediye jest  mukabilinde teslim etti.

Kadersiz bir arkadaşımızmış  2001 yılının mart veya şubattı o aylarda bir SERİ KATİL tarafından katledildi…

Sevgili arkadaşlarım yazımı bitirirken eski MİT bölge başkanlarından sayın OSMAN NURİ GÜNDEŞ beyefendininde hakkın rahmetine kavuştuğunu öğrendim,merhuma ALLAHTAN RAHMET dilerim mekanı cennet olsun,yakınlarına başsağlığı ALLAH onlara uzun ömür versin.
Anlatığım konunun maalesef önemli bir aktörüydü,mekanı cennet olsun,ALLAH onları mekanlarında huzurlu olmalarını sağlasın.
Bu konular uzun devam eder,ara ara?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN
                                 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder