30 Nisan 2015 Perşembe

1 MAYIS 77 BÜFE….

                          

Sevgili takipçilerim yarın 1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI tüm emekçilerimizin BAYRAMINI kutlarım,dost YOLDAŞ halkların ve ülkelerin  emekçilerininde BAYRAMLARINI kutlarım…
Geçmişte TÜRKİYE de bir ilk olarak 1 mayıs 1977 ve 1 mayıs 1989 yılında çıkan olayların tüm arka planını usturuplu bir şekilde devlete,millete ve bazı hassas kişiliklerin geride kalan ailelerine zarar gelmemesi için yazılarımıza dikkat ederek sizlere sunmuştum.
DERİN İSTİHBARAT BLOOG ve ZEKİ ARSLAN FACEBOOK sayfamdan her zaman geçmiş yazılarımı okuyabilirsiniz…
Sevgili takipçilerim şimdi 1 mayıs 1977 olaylarının bilinmeyen bir yanına konunun içinde o gün çalışan MİT yıkıcı faaliyetler kontrkominizim dairesi çalışanlarından  merhum PİLOT NECDET onun bana bizzat aktardıklarını ve benim bu konuların sonrasına şahit olduğum bazı trajı komik bir hadiseyi sizlere sunucam.

2012 yılında TAKSİMDE alanı gören büfelerden birinin sahibi ve çalışanı aynı zamanda ,gazetecilerle röpörtaj ve mülakat yaparak olayların nasıl olduğunu anlattı,bende akabinde bazı gazeteci arkadaşlara bu arkadaşın bilemiyeceği fakat tesadüf şahit olduğu hadiselerin içyüzünü yazılı olarak kendilerine ilettim.

Anılar geliyor,insan nasıl hareket edeceğini bilemiyor.Merhum PİLOT NECDET bey artık bu işlerden emekli olunca kendini resim sanatına verdi,resim konusunda çok sanatkardı iyi resimler yapıyor bunlarıda yavaş,yavaş eşe dosta ve resim galerilerine satıyordu.
Taksim sıraselvilerde bir stüdyo dairede kedisi ile yaşıyor işte zaman zaman beraber bir emniyetten emekli arkadaşta onun stüdyo dairede yemek yapıp rakı içerek sohbet ederdik.
                                     


1990 lı yılların başlarında bu haftada birkaç kez olan en az görüşme hadisemiz,işte yürüyerek taksimden büfelerin önünden geçerken bir dönerci arkadaş NECDET ağbiyi gördüğünde vücut dili ile çok saygı gösteriyor,NECDET ağbide göz atıyor naber diyor,iyiyim ağbi diyor geçiyoruz…
Fakat işte bir yanık kokusu aldım bu saygı biraz korku ifadesinden olan bir saygıya benziyor,sordum NECDET ağbiye dedi evde anlatim.
Neyse evde koyduk rakıyı merhum  polis OKAN da var ZEKİ dedi Necdet ağbi ,77 mayısında hadiselerin fitilini ateşlenince olayın bu kadar büyüyeceğini tahmin etmiyorduk olay yerinden uzaklaşmaya çalışınca İŞÇİ sınıfı elimizdeki malzemelerden bizi fark edicek anladık korkuyla bu büfeci arkadaşın oraya girip sonra döner alırız diye bıraktık büfeciyede söyledik sonra gelip alıcaz diye.

Olay mahallinden teşkilata yakınlığı ile bilinen tepebaşındaki bir otelde zaten kalıyorduk oraya döndük bir zaman sonra OPERASYON amiri ÖNDER bey geldi onla operasyonu değerlendirirken ÖNDER bey malzemeler nerde kalan diyince aklımız başımıza geldi eyvah dedim büfede bıraktık ordada unuttuk…
Önder bey sinirleniyor fakat hemen telefon emri ile devreye giriyor fakat öğreniyor NECDET ağbileri fark eden bir gurup polis malzemeleri ordan almış SİYASİ şubeye getirmişler,neyse ordan malzemeler geriye aldırılıyor (malzemeler PATLAYICILAR) NECDET ağbilerin ekipler ANKARA ya küçük bir kısmıda izmire geri dönüyorlar…

Tabi iş kapandı ama diyor gülüyor beş yıl sonra bir gün aniden büfeciye gittik e dedim,NECDET ağbi selamın aleyküm kardeş biz burda malzemeleri bırakmıştık nerde malzemelerimiz  demiş,büfeci arkadaş renk bed benz atık diyormuş vallahi ağbi o gün polisler aldı,neyse ciddi bir şekilde büfeden ayrılmışlar,NECDET ağbi gülüyor oğlum diyor devir döner diye gider konuşur diye bir göründük arkadaşa dedi…
İşte 2012 yılında bu BÜFECİ arkadaş gazetelere çıkıp televizyonlarda bu olayları anlattı hiç unutmuyorum bir muhabir dedi ya yine gelirlerse büfeci ağbi artık burda bin tane MOBESE kamerası,karşıda bin tane polis var korkarmıyım diyordu….))

Necdet ağbi derdiki bu hadise çok kanlı olunca bizim tepedekiler buna kılıf buldular bunu fısıltı gazetesi ile yaydılar bu hadiseyi aydınlatan olursa o MESİH olucak diye.
Kimse bu konunun üstüne gitmesin diye,gülerdik o ÖNDER yokmu yerden bitme derdi..))))

Evet maalesef acı hadiselerin içinde böyle trajı komik hadiseler oluyor,ALLAH başka kanlı günlerden bu MİLLETİ korusun.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

27 Nisan 2015 Pazartesi

KIRGINIM

                                 

Sevgili takipçilerim,yazımın başlığı sitemle başlayan bir kelime olan KIRGINIM ile başlıyorum.
İnsanlar sevdikleri tarafından hayal kırıklığına uğratıldıklarında karşısındakine kullandığı bir kelimedir KIRGINIM…
Genelde kırgın olmak için tarafın haklı olması karşı tarafında yaptığı eylemden dolayı mahcup olması lazımdır.
Ben KIRGINIM….
                                                 

Yıllar evvel merhum TURGUT ÖZAL beyin yakın çalışma arkadaşlarından biri oda merhum oldu ama aile çevresi geniş hayatta hepside beni yakın tanır MİT içindede kuvvetli yapıları vardır kendisine birinci dereceden bir yakınının başı belada yardıma gelin dediğimde çok arkadaşını seviyorsan kendin kurtar dedi,bende gittim kendim bu şahsı kurtardım hadiseden..
Sonraki günler gel bakalım dedi beni karşısına aldı o güçlü heybeti ile bıyıklarını burarak bak evlat dedi benim hayatta çok arkadaşım oldu ve var ama hayatta hiç dostum olmadı dedi…
Ateşli ve iyi niyetli bir çocuksun kendine dikkat et dünya kalleş dünya dedi.                        

Uzun yıllar oldu demin televizyon seyrediyordum o kadar kalleşlik gördümki sonra ASALA ile ilgili anılarımı anlatıcağım zaman şimdi kısa geçiyorum ASALA nın yurt dışından değil içimizden bizi vurduğunu gördüm tabi yıllar aldı,kolay değil 10 yılda siyah olan şaçlarımda siyah kalmadı…
İhanet ile yaşamak çok kötü acı bir şey.
                                  

Hayatta insan son bir kişiye güvenir ülkesinde onun sonra basit bir çıkar için ihanet etmesi ve bu ihaneti çok çaplı bir şekilde yapması arkasından bunu kapatmak için çeşitli gizli konuşmalar yapması,gizli tehditler yakınlarıma bu yaz sıcağında insanları zora sokucak şeylerin yapılması emniyet teşkilatının bile hadiseleri örterken utanıp zorlanması,küçük bir çocuğun yolda refüze edilmesi hainlerin bir ana tarihten gelenleri birde dev gözüken bu tarihten gelen hainlerin kucağında gezenleri sonrada gemiyi nasıl limana yanaştırırsan demeleri,en büyük ağbilerininde TINLAMAYIN demesi.
ÇOK KIRILDIM….!
                                               

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

26 Nisan 2015 Pazar

KAPRİ de HAYAT…..

                                        

Sevgili takipçilerim hepinize yine mutlu,hayırlı,eğlenceli ve dinlenceli bir Pazar günü diliyorum.
Bunalımlı bir uluslararası hafta geçirdik ilerki zamanda sizlere bu konulardada yazıcam ama bugün sizi eğlenceli bir şeyler yazmam lazım üstümüzden kin,nefret,kötülük pasını atalım.
Arkadaşlarım 1960 lı yılların sonu yeşilköyde KAPRİ isimli bir restoran vardı deniz kenarında,rahmetli peder bu rakı ve gastronomi işlerini sevdiği için bu restoranta haftada birkaç gün ailecek götürür orda yenir içillir eğlenilirdi..Bu restorantıda içine alan ilerki haftalarda MAYMUNLAR CEHENNEMİ diye bir yazı kaleme alıcam ,o zamanda konusu geçicek.
O yıllarda şimdi toprağı bol olsun mösyö TODORİ ve mösyö KOÇO bu restorantı işletirlerdi.
Tabi 1976 dan sonra restoran el değiştirdi,mösyö koço ve todori ATİNA ya yerleştiler,çocukları şimdi orda büyük işadamı olmuşlar,o tarihten sonra bir müddet kapalı kalan restoran 1980 yılında tekrar kazım isimli  bir bey tarafından alınarak GAZİNO haline getirildi.
Kazım bey piyasada SİİRT li KAZIM olarak ismini duyurmuş bir beyefendi zaten ünlü YENİKAPI GAR GAZİNOSU ve ÇAKIL GAZİNOSU yine SİİRT li BEHZAT,NEVZAT ŞENYILDIZ kardeşlerin.
                          

Buraya nerden geldim o yıllarda GAZİNO hadisesinin çok revaçta olduğu yıllar KAPRİ GAZİNOSU da yeri ve konumu açısından güzel mekan tuttuda gazino  işte sonra müzik piyasasına yeni şöhret olarak giren 1982 yıllarında sayın HÜNER ÇOŞKUNER ve sayın MUAZZEZ ERSOY  
hanfendiler değişimli olarak KAPRİ GAZİNOSU ile CANKURTARANDAKİ gazinolar içinde sayılı o yılların as gazinolarından PEMBE KÖŞK gazinosunda çıkmaya başladılar ve müzik dünyasında artık şöhret olarak bu iki gazinoda sahne almaları ile isimleri duyuldu, sanırım yanlış hatırlamayayım ilk plaklarıda 1983 veya 1984 YILLARINDA piyasaya çıktı…   

Tabi ben çok gencim ama her gece bilumum,gazino,gece kulübü,pavyon,diskotek,meyhane vs yeri dolaşıyorum,bir muhterem em. vali ağbimiz o yıllarda beni takip ettiriyor,önüne gelen rapordan sinir basıyor,memleketinin hakkını veren delikanlı bir devlet büyüğümüzdür.
Neyse arada KAPRİ gazinosuna iniyoruz özellikle ben HÜNER ÇOŞKUNER hanfendinin sesine,okuduğu şarkılara ,fiziğine ve sahne yaşantısı ve sosyal hayattaki duruşu ile çok beğenirdim,halada çok beğendiğim nadir sanatçılardandır.

Bir çok yerde bursada istanbulda çeşitli mekanlarda canlı performans dinledim,bu PEMBE KÖŞK gazinosunun sahibi yakın bir arkadaşım oda özellikle sayın MUAZZEZ ERSOY hanfendinin  sahne hayatını çok beğendiği için uzun zaman PEMBE KÖŞK gazinosunda ASSOLİST olarak sahne almasını sağlamıştır muazzez hanımın.
Tabi bu müzik meselesi herkesin kulağına göre değişiyor,birde şimdi bunlar A kalite gazinolar o dönemde müşterisi ile senin tarz hareket tavrınla bu gazinolarda çok ağar takılman lazım pek rahat olmazsın her güne çekilmez bu mekanlar, bu hayata alışık olanlar o dönemlerde birde alt kalite bir mekanı kendine yer yapar.
                              

Bu tip mekanlarda macera olmaz,ama daha alt mekanlar sabahçıda çalıştıkları için orda macera, bilek güreşi,masa sandalye savurma  çok olur bizim dönemimizde delikanlılık sağlamdı silah işin içine zor girerdi.
Silah ancak böyle bir konum gündemde ise hazırlanılır ona göre mekanlarda yer alınırdı bizim başımıza silahlı iş gelmedi bizde bilek,kafa ve iskemle gücü konuşurdu.)))))

Birde arkadaşlar yanlış anlamayın biz bu hayatı yaşarken yasal işlerimizden kazandığımız maddi olanaklarla bu hayatı yaşardık bizim öyle gayrımeşru,gayriresmi arkadaşlarımızında benimde hiçbir işimiz olmaz,işte burda karşınızdayız….
                              

Eğlence piyasasıda bizi tanır,bize öyle yüklü miktarlarda hesap gelmez oluru delikanlılık aleminde neyse her mekanda o gelir bol bahşiş verilirdi.
Şöyle söyleyeyim bir çok arkadaşımızı bu gecelerin sonunda işkembeci yolunda şehit verdik kaybettik mekanları cennet olsun.
Daha evvel yazdım bir ŞAHAN ağbimiz vardı o kadar süratliydiki gittiğimiz işkembecilerde çorbayı yapan ustanın yanına gider rüşvet verirdiki çorbayı DAMARDAN yapsın…!!!)
Bir anımı anlatayım bitirim,yeşilköyde tren istasyonunun yanında GAR GAZİNOSU var tarihi mekandır,geç saatlere kadar program devam eder sabah yaptırır o yıllarda bize.

Bir gece bir arkadaşımız var KASTAMONU şehrimizin tanınmış bir ferdi ismi ASIM o dönemde gençlik hepimiz LOVE BOAT uz(aşığız kelimesinin şifrelisi) beraber o ararlar takılıyoruz ASIM şu andaki yengeyi seviyor ikide yetişkin çocuğu var şimdi o yıllarda uzatmalı AŞK konumu o ara bu geç saatte GAR GAZİNOSU na sardık en önde masada içiyoruz bir SOLİST kızcağız var sahne ismi TUNAY YILDIZ oda bizle yaşıt güzel alımlı uzun boylu uzun şaçlı bir kızcağız artık oda bizi tanıyor müesseseye gidip 
                              


gelmemizden bize özel alaka gösteriyor sahnede,bir gece ASIM dedim çok namuslu kız bu ya ,ASIM hadi git o…. teki işte  Manyakmısın nesin dedi.
Tabi ben bozuldum ASIM bak doğru konuş ayıp ediyorsun tanımadığın insan hakkında niye böyle kötü yorum yapıyorsun,ZEKİ dedi sen harbi manyaksın elin üvertür şarkıcı karısını iyi aile kızı yaptınya başımıza,işte o anda münakaşanın dozu arttı sen kıza nasıl kötü kız dersin diye  ASIMLA yumruk yumruğa bir girelim birbirimize tabi gazino sakinleri ayırıyor ama gazino dağaldı gazino sahipleri önce bizi bir ayırdılar masaları sonra bir yarım saat sonra barıştırdılar mekandan ASIMLA beraber çıktık.
Ama sonra arkamızdan duydum gazinocu arkadaşlar gülüp yok böyle bir şey ağbi deyip kahkaha atıyorlarmış.
                             

En gırgırı ertesi günü ASIM çocukların yanına gitmiş baştada ŞAHAN ağbiye diyormuşki ağbi bu harbi manyak dün gece gazinoda üvertür kıza laf söyledim diye bana daldı diyormuş,gittim akşam çocukların yanına hepsi takılıyor,baba hayırlı uğurlu olsun, diyorum terbiyesizlik yapmayın …..
                                  

Hepinize hayırlı pazarlar.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

21 Nisan 2015 Salı

MEHMET MUZAFFER…

                                    

Sevgili takipçilerim bugün 1999 senesinden beri zaman zaman tv lerde bir MİLLİ lastik firmamız olan PETLAS ın reklamlarında gerçek yaşanmış MİLLİ TÜRK TARİHİNDEN alınan ÇANAKKALE zaferi esnasında gelişen şehit  asteğmen Mehmet muzaffer beyin yaptığı kahramanlığın hikayesini ve o günden bugüne saklanan hatıra BANKONOT u hepiniz tv lerden bir çok kez izlediniz…
Bu konuda yazıma başlarken önce tüm şehitlerimize ve halkın tabanının her daim TÜRK tarihi boyunca şehit verdiğini bugünlere kadar günü gününe izliyoruz.Türk toplumunda şehitlik ve gazilik mertebesi toplumun hep alt katmanlarında genelde olur.
Tüm şehitlerimizin ALLAHTAN RAHMET DİLERİM  MEKANLARINI CENNET OLSUN…                           

Bizim bir KUDRET ağbimiz vardır eskiden ben gencim dedim ağbi bu heriflerin yaptığı DELİKANLILIĞA sığarmı.
Zeki dedi DELİKANLILAR ÇANAKKALEDE ÖLDÜ. Orda telef olan DELİKANLILARDAN sonra delikanlılık zafiyete uğradı,maalesef  delikanlılık raconu bozuldu dedi,hiç kulağımdan çıkmaz o tarihlerden sonra kulağıma küpe oldu…
Arkadaşlar bu anlatıcaklarımı HARP OKULLARINDA,İSTİHBARAT OKULLARI KURSLARINDA anlatmazlar,biz bunları yaşarken öğrendik.
Petlas lastik fabrikasının MİLLİ olarak kuruluşuna gelelim neden kuruldu 1976 yılında.                

Vatandaş bilmiyor TÜRKİYE her daim müttefikleri tarafından kıskaçta tutulan bir ülke olduğu için her daim bizi bir şeylere muhtaç etmişlerdir.
1974 KIBRIS harekatı esnasında ve öncesinde hava kuvvetleri depolarında savaş uçağı lastiği stokları azalıyor,müttefiklerimiz ihtiyacımız olan lastikleri ve yedek parçaları vermiyorlar.
Bunun üstüne uçaklarımızdaki lastikler azami artık risk teşkil edene kadar kullanılıyor,çünkü uçaklar birkaç kalkış inişten sonra tekerleklerin değişmesi gerekli,sıkıntı artınca DOST ülke PAKİSTAN ve LİBYA dan örtülü mesajlarla yardım isteniyor.
                               

İki dost ülke buna hemen karşılık veriyor PAKİSTAN tüm depolarını bize açıyor,merhum LİBYA lideri KADDAFİ ne isterseniz depolarımızdan alabilirsiniz bizim sistemlerimiz uymazsa biz sizin için satın alır size ulaştırırız diyor ve gerçekten bu iki ülkeden yardım alarak özellikle savaş uçağı lastiği sıkıntımızı atlatıyoruz…
                                        

Arkadaşlarım harp bitikten sonra bir çok şey gibi bu sıkıntıdan dolayı lastik sanayinde MİLLİ adım PETLAS 1976 yılında kuruluyor…
Şimdi gelelim ŞEHİT ASTTEĞMEN MEHMET MUZAFFER  beyin hikayesinin oynandığı 1999 yılında reklama.
                            

Reklamda oynayan yaşlı istiklal gazisi rolündeki merhum İHSAN DEVRİM rahmetli babamın çok yakın kadim bir arkadaşıydı.
İhsan ağbinin gerçekten göğsünde taşıdığı İSTİKLAL MADALYASI babasından ona kalan  yadigar madalyadır.
                                 

İhsan ağbi o tonton görünüşünün altında çokda sert disiplinli bir mizacı olan insandır.
                                          

İhsan ağbi ile zaman zaman görüşür hatırlaşırdık setten çıkar gelir bir ıhlamur içer oralet içerdi,çay içmezdi,mekanı cennet olsun.
Şimdi 1999 senesinde PETLAS özelleştirilmesi esnasında bu reklamın konusu nerden akıllara geldide ŞEHİT MEHMET MUZAFFER konusu işlendi.
Aslında bu reklamı çekenler,çektirenler bile  bilmez o esnada TÜRKİYEDE suyun altında neler oluyorda gizli pisikolojik harekat için MEKANI CENNET ŞEHİT MEHMET MUZAFFER konu alınıyor.
                                       

Demekki o esnada bir benzer konu yaşanmış uzun zamanda bu konu bu şekilde götürülmüş ne o konu GALATASAY LİSESİ mezunu ŞEHİT MEHMET MUZAFFERİN lastikleri alabilmesi için yaptığı sahte banknot ve üstündeki yazı BEDELİ ÇANAKKALEDE ŞEHİTLERİN KANI ile ÖDENECEKTİR…
Peki bu pisikolojik harbi 1999 da götüren GALATASARAY LİSESİ mezunlarından bazıları aynı şeyimi yapmışlardır yoksa şu anda bir gazatemizin konu aldığı MASONİK çıkan belgelerdeki çeşitli benzerliklerle SELANİK ve WHASHİNGTON,LONDRA daki LOCALARLA ortak kararlar alıp düşman kabul ettiğimiz ülkenin eline BÜYÜK İBRİKLE SU mu dökmüşlerdir…                  

İşte KUDRET ağbinin dediği ÇANAKKALE deki DELİKANLILAR o zaman öldü ondan sonra DELİKANLI nesli tükendi.
Aynı yıl farkındaysanız birde ARABA konusu memlekette açıldı ismi sanırım İMZA idi,onda ne oldu sanırım gurbetçi dindar vatandaşlarımızın yatırımları kayboldu gitti galiba.İMZA!!!!
                            

Bu memlekete SAMUEL ler öyle bir sızmışki birine rakı kadehi eline aldırır,öbürüne seccade vatan,millet,sakarya naraları ile hep WHASHİNGTON,LONDRA,TELAVİV ÜÇGENİN de dolaşırsınız.
APO getirilişinide saymadık aynı yıl içinde onun için hangi MEHMET MUZAFFER asteğmenlerin kanı için o günlerde İMZA attınız?
Kapalı konuşuyoruz arkadaşlar devlet zarar görmesin diye görmüyeceği gün imkan olursa söz gerçeği anlatıcam.
                                      

Bu arada bazı büyüklerimiz anlatırsa bu konuların iç yüzünü  delikanlı tek tük var olduğunu söylüyoruz, hep söyleriz.Bizde bir ATASÖZÜ vardır onu anımsatayım.
AĞA nın ELİ TUTULMAZ…!!!!!!
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


19 Nisan 2015 Pazar

BABAM,BEN,OĞLUM…

                                     

Sevgili takipçilerim hepinize iyi pazarlar dilerim,bu hafta bazılarımızda zamansız  hayatımızdan çıkan analarımız ve babalarımızla ilgili yazıcam..
Bizi dünyaya getiren analarımız,babalarımız o kadar önemlidirki bunları insan kaybedince anlar.
İnsan hangi sosyal sınıfta ve konumlamada olursa olsun anasının,babasının eksikliği onda çok büyük hasarlar ve hayatında çok büyük savrulmalar getirir.
Daha sonra kendiside çocuk sahibi olduğunda bu eksikliklerin ızdırabını çocuklarının çekmesini istemez ebebeyinleri ile yapamadığı hasretini çektiği bazı şeyleri yapmak ister…
                          

Ben babamla çocukken çok şey paylaşarak genç yaşıma geldim,babamı ani kaybettim,tabi insanın babasız olması heleki bizim gibi bazı tarihi hadiselerin içinden gelen kişiler  için çok zor ve tehlikeli…
Onun için babamla genç yaşımdan bugüne hiçbir şey yaşayamadım bu içimde hep dert etmiştir,babasız çocuğa anası baksada bazı yerlerde ve durumlarda bir babanın olmayışı, bir çocukta çok sıkıntı yaratır.
Onun için yaşarken ANALARINIZIN,BABALARINIZIN kıymetini bilin onlarla yapamadıklarınızı siz çocuklarınızla yapmaya gayret gösterin…
                                      

1982 yılı otelin lobisinde yaz günü kimse olmaz,biraz sıkıntılı bir adam olduğum için beni oraya GARSON olarak verdiler.
Hem lobiye gelen az sayıda müşteriye hizmet veriyorum hemde servis bar sorumlusuyum oranında anahtarları bana zimmetli.
Otelin yeri  bulunduğum mahalle olduğu halde ilk zamanlar kimse benim kim olduğumu bilmiyor,o şekilde çalışıyorum yaş 16…..!!
Birgün aşşağı MARMARA salonundan  HACI adlı garson arkadaşım var yanıma  geldi biraz espirili bir arkadaştır ZEKİ dedi aşşağıda Marmara salonunda bir adam masa kurmuş yemek yiyip içki içiyormuş,ZEKİ nerde diye sormuş demişler hangi ZEKİ…
Seni tarif etmiş bizimkiler ihtimal vermeyince adam sinirlenmiş çağırın oğlumu demiş.Zeki bu adamın arabası VIP bölüme alınmış  içeri girerken  diyor ,bana piçlik yapıp soruyor ZEKİ bu nerden baban oluyor , anana sor dedim..)))))
Neyse HACI sen buraya bak ben bir aşağıya bakim,bir indim MARMARA salonuna rahmetli babam üstünde mavi keten gömleği altında keten pantolonu gömleği göğsüne kadar açık havuzu yeni açmıştık o yıl ona karşı oturmuş masayı kurdurmuş rakısı mezeleri önünde yaz sıcağı demleniyor,oturduğu yer serin duvar kenarı asma ağacı ile sarılı üstü tenteli,hayırdır BABA dedim?
                                   
Bir oğlumu göreyim istedim,sağol baba dedim çalışıyorum biraz sohbet ettik baba sen burda keyfini yap yukarı gel ordada kahveni ben yapayım lobide  sohbet edelim dedim,tamam ASLAN ım dedi…
İki üç saat sonra geldi,kahvesini yaptım biraz sohbet ettik gidicek eve gidersin baba tamam dedi sonra öğrendim yalovaya gitmiş..))
Orda aile büyüğümüz bir EDİBE ablamız vardı merhum eşi DIŞ İŞLERİ bakanlığında BAŞKONSOLOS olarak uzun yıllar görev yapmış bir insan EDİBE ablada gençliğinde babamla çok yakından ilgilenmiş bir insandı,allah hepsinin mekanını cennet yapsın.
Neyse garson arkadaşlar geldi oğlum bu baban ne biçim bir insan ne olduki dedim,BABAN hesabı istemiş personel yakını olduğu için yüzde yirmibeş indirimli hesap götürmüşler adet olarak baban bunu görünce çok sinirlenmiş,hesabı düzgün getirin demiş hesabı ödemiş yüklüde bahşiş bırakmış,oğluma iyi bakın burda demiş.
Dışarda door men de çok sevinçli oda bahşişi sağlam kapmış,o öyledir dedim….                        


Bu BABAMLA yaşadığım son tatlı anımdı ,beş ay sonra babamı kaybettim rahmete kavuştu mekanı cennet olsun…
Geçenlerde ANTALYA KEMER de oğlumla bir parkta sohbet ediyoruz ikimiziz başka kimse yok beraber seyahate çıktık,eskiden yeniden konuşurken aklıma bir şey geldi tesadüf inanın ALLAHIN büyüklüğüne gerçekten ilahi  kader insanın önüne ansızın bazı hadiseleri getiriyor,burda hiç kurgu yapmadan şereflice anlatıyorum emin olun.
                                 

9. CUMHURBAŞKANIMIZ sayın SÜLEYMAN DEMİREL beyin yakın çalışma arkadaşı ve dostu eski KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLERİMİZDEN sayın  M.ORHAN BÜYÜKALP umarım hayattadır,hayatta değilse Allahtan rahmet dilerim,bir yine büyüğümüzün bana tanıştırması ile ORHAN beyle tanıştık küçük bir işi vardı kısa zaman içinde hallettim sonraki zamanda ben herkesle arayı açtığım için kimin akibeti ne oldu bilmiyorum.
Orhan bey dindar yalnız yaşıyan bir insandı,işte her insanın ufak tefek sorunları olur ORHAN beyinde o zaman bir sorunu olmuş.
Biz ana konuya dönelim,tabi oğluma bunun ANTALYA da gelişen tarafını anlatıyorum,bizde o anda KEMER deyiz ordan  aklıma geldi …
Orhan bey sıkıntıları çözülünce bizim büyüğümüzü ANTALYAYA KARAYOLLARI tesislerine yemeğe davet etmiş,bu büyüğümüzde çok sinirli,hiç konuşmayan biraz zor bir insandır ama çok güçlü bir kimse güçlü bir aileden gelir.

Neyse öğlen ANTALYADA hava sıcak karayolları tesislerinde ORHAN bey  şöyle  demiş ŞAHİN beye buranın en güzel yemeği menemen harika onu yiyelim demiş menemen yemişler…
                                  

Şahin bey, ZEKİ diyor istanbuldayız  hakikaten ANTALYADA yediğim menemeni hiçbir yerde yemedim,tavsiye ederim KARAYOLLARINA işin düşerse muhakkak menemenini ye oldumu tamam ağbi dedim.))
Bunu oğluma anlattım KEMER dönüş yolunda ANTALYAYA tünele girerken bir baktım oğlumla ŞOK olduk bu kadar tesadüf olmaz gerçekten bilmiyorduk sayın ORHAN BÜYÜKALP beyin adını TÜNELLERDEN birine vermişler,insanın anılması çok güzel bir şey bizimde çok genç yaşta bu insanlarla oturup kalkmamız oda çok güzel bir şey…
                       

Arkadaşlar ALLAH herkesi analı,babalı büyütsün herkesede tavsiyem önce ananızı,babanızı bilin sonra sevdiklerinizi bilin.
Beni oğlumun yanında küçük düşürmek için komplo kuranların bir kısmı rahmete kavuştu,bir kısmı içerde bir kısmıda hala  kamuoyu tarafından bilinmiyor.         

İstihbaratçılık,devlet adamlığı yapıcaklarına uzun yıllardır MEZARLIK müdürlüğü  yapan arkadaşlara şunu söyleyeyim  ÜÇLER mezarlığı yok BABASININ altı boş gibi yıllardır fısıltı gazetesi ile nara atarsınız,bakın bu ALLAHIN TOKADINI birazda sizler düşünün şimdi o şişkin servetlerinizden ve ULUSLARARASI MAŞA olan gücünüzün bir gün ALLAH tarafından paramparça edileceğini unutmayın,şahsen ALLAHINDA bir SOPASI muhakkak olucaktır,oluyorda?))
                                     

Bize POSTA PULU yapıştırıp MEKTUP yollamayı öğretenler,olurya tüm imkanlarımızı kaybettiğimizde haberleşmek için DUMAN kullanmayıda öğrettiler ANKARA da ateş azlığından DUMAN sönükleşmiş olsada DUMAN,DUMAN dır haberi yerine götürür…!!
                                          

Hepinizin gözlerinden öperim,iyi pazarlar.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN
                                 

13 Nisan 2015 Pazartesi

VİCDAN …

                                

Sevgili takipçilerim,hepinize hayırlı bir çalışma haftası temennisi ile yazıma başlamak istiyorum..
Vicdan kelimesi güzel bir kelime,şundan dolayı manası itibari ile buna sahip olan insanların iç manevi huzuru çok fazla olucaktır.
Tabi birde geçmişte RUSYADA bir müddet alı konulan sayın VİCDAN ŞANSLI hanfendi var tabi dönemin şerefli bir meslek kariyeri  olan MİT müsteşarı sayın SÖNMEZ KÖKSAL beyefendi ve yine MİT değerli büyüğümüz müsteşar yardımcısı sayın MEHMET EYMÜR beyin gayreti ile kısa zaman içinde ülkemize geri getirilmiştir o günlerde benim ilgi alanım derin konular olduğu için bu hadisenin çok derin yanı vardır bunlar bizimle mezara gider…..              

Nerden geldim buraya birkaç gündür basınımızdan sayın MEHMET EYMÜR beyin Susurluk süreci ile verdiği ifadeleri okudum ve içimden her zamanki gibi şunu söyledim TÜRKİYEDE döneminin az kalan insanlarından biri sayın MEHMET EYMÜR  bey  onun için eğer bir gün deselerki yazdıklarının altına gözün bağlı bilmeden imza atarmısın atarım,neden VİCDANI var..!
4 OCAK 2014 tarihli SUSURLUK İLİZYON adlı yazım var sayın EYMÜR beyin verdiği ifadelerle nasıl üstüste oturuyor tabi yılların yöneticisi bizimkilerde direk sahada yaşandığımız daha gerisi ve ilerisi olan hadiseler,ama ne var yalan,hile hurda,taraf olmadan VATANIN VE MİLLLETİN bekası için verilen çok doğru ifadeler.
Şimdi konuyu başka bir mecraya götürücem bugünlerde özellikle çeşitli çevrelerde hatta bir eski genel kurmay başkanı komutanımız bile dilendirmiş terör hadiselerinin 7 haziran şeçimleri öncesi TÜRKİYEYİ karıştırma senaryosu olduğu bu  TİP AÇIKLAMALAR ya bilinçli yapılan  yada üstten geçilen bir değerlendirme bence terörü en az kırk yıldır yaşıyan bir ülke olmamız açısından.
Şimdi TÜRKİYE deki resmi yetkililer ve siyaset insanları  NATO ya üye olan bir ülke olarak bazı şeyleri bizler gibi açık anlatıma giremez çünkü NATO gibi bir kuruluşun üyesisin.
                                    

Natonun içinde en büyük güç olan AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ ve İNGİLTERE başı çekerek tekrar eski soğuk savaş günlerindeki gibi RUSYA FEDERASYONU ve onun stratejik güç tesis ettiği ülkeleri  askeri olarak çevreleme hadisesine soğuk savaştaki gibi başladı…
 ABD eski baltık ülkeleri LİTVANYA dan  tutun POLANYA,ROMANYA,BULGARİSTAN,UKRAYNA,GÜRCİSTAN gibi ülkelerde direk askeri varlığını bulundurmaya asker ve teçhizat sevk etmeye başladı uzun dönemdir.             

Buna bağlı olarak AMERİKAN DENİZ KUVETLERİ ve NATO ya bağlı diğer ülkelerin harp gemileri munzam aralıklarla KARADENİZDE seyrü sefere çıkıyorlar.                    

Bu bizi nasıl şu anda ilgilendiriyor veya ilerki dönemde bizdeki etkileri ne olucak.
Biz burda NATO nun kanat üyesiyiz fakat bölgede kendimize has komşularımızla iyi veya kötü siyasi,ekonomik ilişkilerimiz var hassas olarak bunlarıda dengeli politikalarla tarih boyunca götürmeye çalışıyoruz.
İşte bunu bilen batılı güçler her dönemde olduğu gibi el altından terörü destekliycekler  ve bu terör eylemleri ilede ülkemizi istedikleri baskı konseptinde ve yönlendirmede tutucaklar.
Özellikle birinci ve ikinci ÇEÇEN savaşında şu tecrübeyi edindim İNGİLTERE ve ABD gibi başı çeken güçler RUSYAYI Kafkasya ve karadeniz üstünden yani AYI yı arkadan vurarak oyalama taktiğini götürüyorlar bu 20 yılda RUSYA içlerinde yapılan terör eylemlerindende bu konuda tecrübe sahibi oldum.

İşte bunun içinde zamana ve şartlara uygun olarak burda gayrinizami yapılanıyorlar ve burdaki bazı taşoron güçlerlede terör kartını bu taşoronlara oynatıyorlar.
Bunda SAĞ ve SOL terör olarak farketmiyor,birde bunları güvenlik ve bürokratik güçler içindeki hükmedebildikleri kişisel bağlantılarlada destekliyorlar bu tip durumlarda çıkan hadiselerde sorumlu hükümetler ve tabiki o hükümelerin yöneticilerine  halk ve kamuoyu nezdinde şuçlamalar yapılsada,hadise öyle değil bürokrasi her zaman hükümetleri ve siyasileri yönlendirebilir içindeki sızmalarla yanlışa götürebilir.
Şimdi bu konular ve sağ ve sol terör örgütleri ve bunların destekleyicileri içerde yerleşimleri çok uzun ve anlatmakla bitmiycek olaylar sayın EYMÜRÜN mahkemede hakime SİTTİN olay geçirdik reis bey artık herşeyi hatırlıyamıyoruz dediği gibi.
Ama son  altı aya gelirsek ve istanbuldaki sol terör eylemleri ve yine sağ terör eylemlerinde bir değişiklik var birde burdan mecburen açıklayamıycağım üstünden geçiceğim  bazı konular var ben size bunu şöyle açıklıycam ilk önce TÜRK EMNİYETİ ve TEM şube benim yılların tecrübesi ile gözlemlediğim çok iyi çalışıyor bu birilerinin dediği gibi biz yokuz bu işler oluyor  yada yapılamıyor değil,benim VİCDANIM var hadiseleri gördüm ..
İkincisi biz kendi branşımızda bazı hadiseleri gördüğümüzde ve bunları değerlendiriken  saklar vermeyiz kimseye çünkü o kırıtik bilgi sonra bizi hedefe götürür konuyu resmi araştıran MİT ve EMNİYET gibi kurumların çalışmasında bize sağlama yapar.
                              


İşte bu son terör olaylarında böyle bir kırıtik önemli bilgiyi zaman içinde devletin yetkili kurumları  bunu hemen kısa zamanda çözdü bunun sağlamasını bu şekilde yapmış olduk fakat sonra çalışma sistemleri durdu,zaten durucağınıda  uzaktan tahmin ediyordum…
Çünkü o kiritik bilgideki kişilik beni yine devletimiz içinde bir guruba götürüyordu,çünkü sahada şahsı tanıyıp o ortamda bulununca bu kritik personelin kimliğinde şive ve yapısından TERÖR faaliyetindeki görev alma şeklinden yılların tecrübesi ile şu anda istihbari olarak bazı türkiyede taşoron gurupların varlığını ve zaten tarih bazındada bunların devlet içinde tarihsel olarak her dönemde yapılandığını ve bu batılı güçlerlede TÜRKİYEDE ortaklık yapıp çalıştıklarını biliyoruz.
                                     

Zaten geçtiğimiz yazılarımda bahsettiğim çeşitli bir birine ters etnik yapıların siyasi anlamda bugünlerde beraberlikleri toplantıları bize yine tarihsel olarak bu BATI NATO iştiraki güçlerin öngörüleri ile bir ortaklığa girdiklerinin göstergesi.
Özelikle SULTANAHMET bölgesinde turizm şubesine yapılan bir polisimizin şehit olması ile sonlanan canlı bomba hadisesi ve bu hadisenin diğer sol terör örgütündeki bir bayan teröristle karıştırılması ve bu bayan teröristin olmadığı anlaşıldıktan sonra kritik iki hedefe saldırı gerçekleştirmesi ve son eyleminde güvenlik güçlerince öldürülmesi bize kısaca şunu gösteriyor.             

Yılların tecrübesi ile burda üst bir gurup var ellerinde devamlı emir verdikleri daha alt bir gurupla bir çok hücre halinde sol ve sağ terör guruplarından yapıları hazır olda bekletiyorlar ne zaman TÜRKİYENİN kritik karıştırlma anında hazır bekletilen eylemci hücreler belirlenen anlık karar alınan hedeflere yönlendiriliyor.Taksim,Dolmabahçe,Sultanahmet,vatan emniyet , savcımızın katledilmesi İstanbul adliyesi baskını aynen bu şekilde yapılan hadiseler.                 

Bu eylemlerde kullanılan teçhizata baktığımızda anlıyoruzki bunlar şu anda SURİYE deki savaştan dolayı çok rahat olarak buraya sevk edilen teçhizatlar,yıpranmışlıklarından belli oluyor…
Şimdi konuyu bu bağlamda başka bir yere taşıyacağım bahsetmişimdir ben gezi olaylarının çıkıcağını 3 ay evvel harfi harfine yazıp ZEKİ ARSLAN facebook sayfama koymuşum çıkan hadiselerde hiç yanılma payı yok çerçevelettim yayında duruyor isteyen bakar yazıya,GESİ olaylarının ortasındada bazı arkadaşlarla görüşüyorum bunlar etkili yetkili kişilikler bir tanesinde dedim şu anda yetkililer bana yetki versin bir ekip kurucam tüm olayları beş altı saat içinde durdurucam…
                               

Kimseden ses gelmedi,diyceksinizki yirmi bin polisin durduramadığı olayı sen nasıl durudurucan amma salladın diyceksiniz,bakın bir genel cerrah beyin ameliyatına girdiğinde beynin hangi bölgesinde çalışırsa insanın diğer uzuvlarının işlevsiz bırakacağını bilir eğer sen o esnada tüm olayları yöneten merkezi bulmuş isen askeri lisanda buna savaş harekat merkezi denir buraya bir kontra müdahalede sokaktaki tüm yapılar kısa bir zaman sonra işlevsiz kalır dağılır.
                               

TÜRK ATASÖZÜ ATTIĞIN TAŞ KURBAĞAYI ÜRKÜTÜCEK!!!!
Mesela kendi şahsıma  değerlendiriyorum gittiğim merkeze ALBAY TİLKİ ANATOLİ ile gitsem karşıdaki gücü ürkütür yaptırımını önlerim ama bizden bir ARSLAN ALBAYIMIZ ile gitsem karşı tarafı ürkütemem bu arkadaki gücün devasalığı ile ilgili bu tip örnekler basit yalın şekilde vermem anlamanızı sağlamak için çünkü devamlı güvenlik güçleri suçlanıyor zafiyet var istihbarat alınmıyormu vs gibi kimse bunları söylemez size devletin gücü bir çok olayda öncesi ve sonrası çok aşılamaz ürkütücü duvarlarla karşılaşıyor,bunlar mecburen bir şekilde eğer kamuoyuna yansıycaksa çeşitli yalanlarla mecburi halkın önüne geliyor…
                    

Bugünlerde işte bazı şuçlamalar oluyor bu terör faaliyetlerine  içte ve dış ülkelerde çeşitli kurumlar yardım ediyor gibi belirli çevrelerden şuçlama geliyor,onuda sizlere şöyle izah edeyim bugünlerde önemli bir gazetemiz ÜÇGEN  bir oluşum hakkında çok değişik yayınlar yapıyor bu yapıların içinde hangi tip üst yetkili devlet görevlileri kozmik vazifeli insanlar var bu tip insanlar kurumlar içinde veya dışında faaliyetlerini bu ülke içinmi yapıcak yoksa o bağlı olduğu RİTÜELLERLE dışardaki gücemi tabi olucak tabiki dışardaki güce tabi olucak çünkü ona bağlı,zaten yıllardır önlenemeyen hadiselerde buralardaki insanların normal vazifesini yapan bu tip faliyetlerin önüne geçicek  gurupları arkadan hançerlemekle sabote etmekle geçti…

Önümüzdeki günlerde TÜRKİYENİN komşuları ile ilişkilerini etkileyebilecek oluşumların önünü kesmek için özellikle kurumlar dışında oluşan örtülü güçleri bertaraf edip kurumların içinde bunlara destek veren guruplar ve kişileri pasifize etmek gereklidir,netice itibari ile ENERJİ ve ENERJİNİN geçiş güzergahı olan ülkemizde ÖRTÜLÜ savaşlar bu KİRLİ AKSİYONEL yapılar tarafından götürülmektedir….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN