16 Şubat 2015 Pazartesi

MİT ten GİDENLER…..

                                   

Sevgili takipçilerim,kimi insanlarımız edebi istirahat edecekleri mekana gidiyorlar bugün son yolculuğuna çıkan aramızdan ayrılan PROFOSÖR MAHİR KAYNAK merhum gibi MİT ve TÜRKİYE tarihine damga vurmuş,bir enellektüel ileri batılı bir zihniyete sahip nadir istihbaratçılardan bir büyüğümüzü  maalesef kaybettik.
Hakkında  çok yazılan çizilen bir istihbaratçı,daha evvel söyledim türkiyede ajan kadrosundan sonra MİT daire başkanlığına kadrolu mensup olarak yükselmiş tek örnek.
                               

Mit teşkilatına,hademe,şöför ,yeşilçamda ayak işlerinde koştururken şeçilip kadrolu mensub olan kişiler var,fakat akademik ünüversite hocası olup ajan kadrosundan DAİRE başkanı olan tek örnektir,tekrar mekanı cennet olsun ALLAH rahmet eylesin geride kalanlara allah sabır ihsan eylesin allah onlara uzun ömür versin.
                                                

 Merhum hoca için en çok 9 mart 1971 cuntasını deşifre etmesi ile ilgili çok yazıldı çizildi o günün o kadar çok bilinmeyen hadiseleri varki hoca bu sırları ilede gitti,fakat asıl en büyük gittiği sırrı 1977 yılında CİA ajanı olarak kurum tarafından yakalanan MİT istihbarat daire başkanı merhum kur.alb SABAHATTİN SAVAŞMAN beyin neyin gerçekte peşinde olduğu bu CİA tarafından yapılan görevlendirmede TÜRKİYEYİ etkileyecek o günki politik olaylar nelerdi,bunu bilen çok az sayıdaki  insanlardan biriydi merhum MAHİR KAYNAK hoca…
                                        

1971 yılında çocuk olarak AKM(ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ) taksimde yanarken araba ile ordan geçerken yangını seyretmiştim çocuktum  arabanın arka camından,yola devam ettiğimizde sahil kenedy caddesi cankurtaran mevkinde aynı anda TEKEL in TÜTÜN deposu cayır,cayır 
                      

yanıyordu hatta hiç unutmam denizden komrosörle su çekiyorlardı itfaiye hortumlarının  üstünden geçmemek için arabamız bekletildi.
Yaşımız büyüdü yıllar sonra MİT yıkıcı faaliyetler kontrkominizim dairesinden ayrılma bir merhum ağbim bu işlerin nasıl olduğunu CANKURTARANDA KARIŞMA SEN restorantta rakı içerken anlatmıştı.Artık hayatının son günleri olduğunu biliyor belkide vicdan azabı çekiyordu derin derin izah etti olayları.
                                  

Sizlere bu ağbimle yaşadıklarımı acıların içinde gülünç nasıl olaylar olduğunu anlatıcam ilerki yazılarımda.
Gelelim bugüne,şimdi biz biraz yıkaması yağlaması  bol milletiz çok sevdiğim insanlar bile menfaatler ne tarafta ise biraz öyle hareket ediyorlar sayın MİT müsteşarımız DR HAKAN FİDAN bey hakkında olumlu,olumsuz yarı olumlu yarı olmusuz yazılar yazıp duruma göre pozisyon tutuyorlar hedefe konursa ateşe başlıycaklar,hedefe konmazsa canımız ciğerimiz diycekler.
Nasrettin hoca hikayesi ye kürküm ye.Şimdi bir MİT arkadaşım vardı 1999 da geliyor bana DOKTOR ne haber diyor.Bir iki oralı olmadım,en sonunda rakı içiyoruz aslanım bu Doktor işi nerden çıktı.))))
Doktor niye diyorum biliyormusun sana dedi niye dedim,oğlum dedi TEHŞİSİ koyuyorsun eyvallah tedaviye başlıycaz koyduğun teşhisle sen napıyorsun yok siz karışmayın tedaviyide ben yapıcam,sen DOKTORSUN o zaman dedi,bende öyle diyorum…
                                   

Şimdi her delikanlı konuşmuyorken adı hükümetle anılan bir gazete allahrazı olsun bana bir sayfasında yer verdi TÜRKİYE tarihinde ilk defa bir kişi MİT ağır tarihsel eleştiren ve müsteşarlığı döneminde MİT müsteşarını eleştiren bir yazı yazdım gazete bunu sansürsüz bastı ve biz hükümete yakınız demedi sayın HAKAN FİDAN beyi eleştiren yazıma yer verdi ne zaman 2013 ya ekim yada kasım ayı gibi.
Şimdi bugün belirli gazetelerin hepsinde çeşitli yazılar olduğu gibi değerli bir emniyet istihbaratı içinde çalışmış emekli bir emniyet müdürümüz sayın FİDAN ve MİT hakkında öyle bir yazı yazmış hep söylenen MİT kurumunun 1980 darbesini dönemin BAŞBAKANI sayın SÜLEYMAN DEMİREL beye iletmediği onun için darbe önlenmediği gibi yazısına bunla ilgili örnek vermiş,yani size şunları söyleyeyim.
                                    

1980 darbesinden hemen evvel ben genç bir çocuktum rahmetli babam mayıs ayında darbenin olucağını bana söyledi,sonra darbe eylül ayına alındı diye yine söyledi,hatta darbeden evvel temmuz ayında KIBRISA bir seyahatimiz oldu,kıbrısta TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) moral motivasyonu o günlerde çok fazlaydı ordan bile darbenin olucağından ben yeni bir genç olarak haberliydim,darbe gününüde yine bir gazeteci beye yazdım sonra size Pazar anılarımda yazıcam.
Benim haberli olduğum darbeden sayın HÜKÜMET ve MUHALEFET partilerinin haberinin olmamasının imkanı varmı,bu yıllarca bir şehir efsanesi olarak TÜRK halkına yutturuldu.
Gelelim bugünlere sayın emniyet müdürümüz ve diğer sayın CUMHURBAŞKANIMIZA yakın muhafazakar dindar gazetecilerin sayın FİDAN için onu evladı gibi severdi,niye MİT bıraktı,çözüm sürecini sayın FİDAN götürüyordu niye bu operasyonun ortasında sayın CUMHURBAŞKANINI babası gibi ona güvenen kişiyi yalnız bıraktı meailinden açıklamalar geliyor.
                                          

Ben bu yazıları yazan yazarlarımızın ya gerçekten çok iyi niyetli insanlar temiz kalplerinden böyle düşündüklerini yada el mahkum böyle kalem çalıştırdıkları arasında acaba hangisi diye düşünüyorum.
42 yaşında MİT müsteşarlığı koltuğuna oturmuş bir zatı muhterem insanın böyle amatörce hareket edebileceğini,sadece bu işleri hiç bilmeyen insanlar düşünür.
Son 15 yıl içinde MİT öyle müsteşarlar geldiki bırakın 7 yıl müsteşarlık yapmayı elinde imkanı olsa ömrünün sonuna kadar müsteşarlık yapar,yinde CUMHURBAŞKANI,BAŞBAKAN olmak istemez MİT müsteşarı olarak kalmak ister.
MİT öyle bir kurumdurki onu iyi yöneten geri plandan devleti yönetir.
Bugün geldiğiniz APO ile çözüm süreci ve pazarlıklar MİT iyi yada kötü yaptığı 1999 operasyonu ve onun devamı sürecidir.
JAY EDGAR HOWER açın gogeldan bakın ABD FBI başkanı 40 yıl FBI yönetmiş,Amerikan tarihinde derlerki amerikayı aslında başkanlar değil 40 yıl HOWER yönetti.

Nasılmı,FBI olanaklarının tümünü kullanarak buna teknik,elektronik istihbaratta büyük ölçüde verim sağlamış katkı yapmıştır,çünkü HOWER ın tüm başkan adayları ve başkanlara şantaj yaptığı söylenir buna suikaste kurban giden JOHN F. KENEDY dahil.
Dikkat ederseniz sayın FİDAN ın müsteşarlığının hemen bir ay öncesi benim dahil edildiğim şantaj olayı ve sonrasındaki gelişen çeşitli teknik çalışmalara dönük kaset ve diğer ses,görüntü gibi materyellerin havada uçtuğu en büyük dönem…
MİT bünyesindeki TEKNİK,TAKİP,ELEKTRONİK İSTİHBARAT ve SİNYAL istihbaratına dönük personel ve ekipmanlar çok gelişmiş olup,her dönemdede çok kuvvetli olmuştur,bu ta 1971 yılında FUAT DOĞU paşa döneminden başlayan ve ABD ve diğer batılı istihbarat örgütlerinin en büyük hibe yardımını aldıkları birimlerdir.
                                               

Neden çünkü SSCB ile mücadelede taşoron kurum olarak vazife gördüğü için adamlar teknik ekipmanın en iyisini veriyorki kendi işini iyi yapasın.
Sayın FİDAN döneminde GES(GENEL KURMAY ELEKTRONİK SİSTEMLER) komutanlığı,bir adı bizde BAYRAK garnizonu olarak geçen kurumunda MİT devri ile dinleme,ve diğer elektronik istihbarat ve sinyal istihbaratı MİT çok kuvvetlendi,sonra…
İşte sonrası benim gördüğüm ve bu beş yılda yaşadığım özellikle dünki yazımda belirttiğim sinyal istihbaratını kullanarak ve dinleme yaparak ve bunların kullanımıyla insan sosyal hayatını yönlendirerek hedef aldığın kişiyi sıkıntıya düşürmek,tuzağa düşürmek,hata yaptırmak gibi konularda kullanmak.
                                           

İşte yanlışlık burda başlıyor,bu tip hadiseyi düşman güçlere kullanamayıp dost unsurlara milli yapılara kullandınmı ülkede çelişki yaşarsın.
Yada bu konuları seferberlik kapsamı dediğin yapıların menfati için kullandınmı,haksız,ticari rekabet ve yeraltı gayrımeşru işlerin önünü açarsın,bunlarla mücadele eden güçlerinde elini zayıflatırsın.
Arkadaşlarım ben bunları teknik manadada konuşuyorum,geçenlerde emniyetin bir çalışmasında bulundum,tabi sıkıldım kardeşim senin teknik olarak aldığın verileri biz MİT kurumunun olanaklarında onbeş dakikada alıyoruz,emniyet mensubu arkadaş şunu söyledi ZEKİ bey tüm verileri tek tek delillendirip o şekilde çalışmaları götürüyoruz,savcılık makamları dosyaları en ince ayrıntısına kadar titiz kanunlara uygun istiyor,siz alışmışınız gayrinizami çalışmaya biz hukukla gitmek zorundayız…
Kısacası arkadaşlar,konu uzar bitmez ben şunu söyleyeyim bu işlerde bu en üst makamlara çıkan insanlarda ve dünya yaşantısında pek duygusallık olmaz,bu işler çok profosyonel mekanizmalar ve acımasız çekişmelerin yaşandığı yaşam formlarıdır.
Satranç oyununda kim hamlelerini kuvvetli yaparsa o sonunda ŞAH MAT der,peki ŞAH ve MAT tan sonra satranç tahtasının durumu ne olur??
                         

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder