1 Şubat 2015 Pazar

KARADENİZ PİDESİ..

                                                              
      Sevgili takipçilerim,hepinize iyi bir Pazar günü      diliyorum,mutlu,eğlenceli ve dinlenceli bir haftanın  son günü olsun.
    Yazının başlığı KARADENİZ PİDESİ ne alaka eski günlerde araba  tamircilerinin bir kısmı FATİH semptimizde hemen şu andaki İstanbul  itfaiyesinin arkasında büyük uzunlamasına bir mahalledeydi…
                                        


    O zamanki tamirciler hepsi eski İstanbul insanı,tabi o yılların Yeşilçam    klasiklerinden merhum AYHAN IŞIK bey hayranı,davranışlar,sigara içmek,onun gibi araç sürmek yani canlı 
     sinema.
                 

     Rahmetli babamla hafta sonları genelde cumartesi günü aracımızı bakıma veya tamire götürürüz,emektar tamircimize bırakır bir sohbetin arkasından babamın çok sevdiği fatihteki karadeniz pidecisine gideriz,tarihi  pidecide orda oturur,köpüklü ayranla nar gibi kızarmış pideleri içine saf Trabzon tereyağını akıtarak yeriz.
                                    

    Babamı çok severdim,babam olduğu için değil sadece BABA gibi BABAYDI.Belki bize gerekli din öğretisini vermedi,ama,hırsızlığın,uğursuzluğun,çalmanın ayıp olduğunu çok iyi öğretti.
     
                             

    Babam benle ciddiydi fakat aynı zamanda çok iyi  bir öğretmendi,beni arslan parçası diye sever daha ilk okula giderken çok iyi silah kullanmasını babam öğretti.Arkadaşlarım bilir silahı çok hızlı ve iyi kullanırdım….             
                                        

                 
    Babamın yanında çok büyük insanları ve olayları yaşadım ilerde bunlarıda size yavaş yavaş yazıcam…!!
   Yıl 2001 ofiste içkimi içiyorum geç saatte,çocuklar ismail ve hakan başımda bekliyorlar,ZEKİ ağbi yalnız kalmasın ne olur ne olmaz alkol alıyor diye.
   İçkim bitti kalkın sizi FATİHE evlerinize bırakmadan evvel  tarihi pidecide pidelerimizi yiyelim ordan dağılırız.Tamam ağbi dediler de hala içimde uhte kısmet olmadı pideyi yemek.
     Arabaya atladık gidiyoruz pideciye,yakın bir yerde bir baktık büyük bir AMERİKAN arabası,çok entresan üstünde diplomatik yeşil plaka ama bu aracın bu ülkeye ait olmasına imkan yok çünkü o ülke dışişleri bakanlığı genelgesinde AMERİKAN malı araç kullanmak,satın almak resmi olarak yasak..
                

    Bu ülke yakın temasımız olan bir yabancı devlet olduğu için konularıda biliyoruz,hemen rahmetli ismaile git bir bak arabaya gitti geldi rutin park halinde ağbi ,dedi.
   İsmail plakayı alalım dedim,ağbi tornavida yok sök gel ismail dedim kopartıp geldi,plakayı…
                                

     Döndük araçla o ülkenin konsolosluğunun önüne geldik,konsolosluğun kapısından içeri plakayı attık.
    O esnada kapıdaki polis ağbi tutanak,tutucaz ne attınız,ekiplere anons vermeye kalktı,dedim aslanım başkomiserin RİZELİ ZABİT beye selam söylersin ZEKİ ağabey geldi dersin,ortalığı ayağa kaldırma.Baktı amirlerini tanıyoruz tamam ağbi dedi,ayrıldık hoş sohbet..
     İsmail sabah içerden bizim muhatabımız olan askeri ateşe yardımcısı ile bir görüş ne diycek.
    Sabah oldu İSMAİL geldi ağbi ne plakayı tanıyorlar,nede böyle bir araç ve sahibini sordum konuştum dedi.
    Ulan ne iş,açtım KURUMUN BÜROSUNA telefon ,dedim böyle bir plaka varmı baktılar yok,dedim böyle bir durum var,ALLAHALAH dediler,bakalım…!
                                      

     İsmail bunlar bakalım diyene kadar iş kaçar sen bir sempte akşam araştır kim bunlar,peki ağbi dedi ertesi günü geldi ağbi bunlar orda galeri çalıştırıyor araba alıp satıyorlar doğulu bu arkadaşlar,plakayı söküp sivil plaka yapmışlar bu sefer ön cama BASIN kartı koymuşlar,dedim vay anasını ne işteyiz biz….?
   Döndüm kuruma durum bu dedim,onlarda bizde baktık bir şey çıkmadı bunlar galiba emniyet istihbaratın haber elemanları bir işleri oldu tesadüfi bu plakayı şeçtiler,kafanıza takmayın boş işler,eyvallah dedim..!
    İsmail sen yinede arada bir yokla,ismail arada bir haber getiriyordu birkaç defa araba alma dümeni ile galeridekilerle konuşmuş,ama şüpheli bir durum yok…
    Aradan uzun zaman geçti beş yıl gibi o arada ismail hayatını kaybetti.Sanırım 2006 yılı bahar ayları bir arkadaşım var,hızlı bir çocuktur kulağı delik, ZEKİ ağbi dedi AKSARAY ve FATİH civarında bir tipler türemiş,baktım bunlar buranın adamı değil başka vilayetten gelme tip herifler etrafa haber salıyorlarmış 50000 dolar alıcağımız var,ALLAH izin verirse onu almaya geldik diye dolaşıyorlarmış,çok garip tipler ağbi dedi,uyuz oldum dedi…
Aradan iki gün geçti,gazetelerde bir haber fatihte bir araba galerisine gelen üç şahıs,galeride çalışan görevliden  50000 dolar istemiş,görevli siz manyakmısınız burası dağ başımı geliceksiniz 50000 dolar verin diyceksiniz,siz kimsiniz,biz sizi tanımıyoruz PATRON burda yok,PATRONUNU çağır demişler çalışan telefon etmiş ağbi gel burda birileri var para istiyorlar bizden diye.
   
Patron geliyor galeriden içeri girerken silahına davranıyor,fakat üç kişiden biri hızlı davranıyor tek mermi ile PATRONU anlından vuruyor.Arkasından iki adette çalışana ölmeyecek şekilde sıkıp dışarı çıkıyorlar.
    Bir TOYOTA marka arabaya biniyorlar,plakayı görenler ifadelerinde polise plakanın eşgalini veriyor,plaka çok entresan bir harf manzumesinden oluşuyor.
    34 YIL 1998 entresan bir plaka entresan bir tarih?
    Ölen patron eski bir HİZUBULLAH itirafçısıymış,sonra gazeteler yazdı.
           

ESKİ BİR ŞARKI VARDI.
                


ŞAÇLARIMIN ARASINA DOM DOM KURŞUNU DEYDİ
BİR AVCI BENİ VURDU,BİR AVCI BENİ YEDİ
HANÇER YARASI DEĞİL,DOM DOM KURŞUNU DEYDİ.
HEPİNİZE İYİ PAZARLAR.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder