22 Şubat 2015 Pazar

DALGALIDIR KARADENİZ

                                  

Sevgili takipçilerim,hayırlı pazarlar bu haftaki yazım çoğu zaman videolarından  takip ettiğim TARİHÇİ YAZAR sayın KADİR MISIROĞLU beyefendinin sayın eski MİT müsteşarı DR HAKAN FİDAN bey ve MİT eskiden bugüne kendine göre eleştirilerini hemde 12 eylül döneminden arkadaşlığı olduğunu anlattığı sıkıyönetim savcısı merhum  em.albSÜLEYMAN TAKKECİ ile anılarını binahen bazı benim yaşadıklarımı anlatıcam bu Pazar biraz ciddi konu ele almış olucaz.
                                 

1974 kıbrıs harekatından sonra merhum babam özellikle sayın KADİR MISIROĞLU beyin kitaplarını takip etmeye başladı kendisinin LOZAN galibiyetmi hezimetmi adlı eserini çok beğeniyor ve ondan sonra özellikle LOZAN anlaşmasına katılmış DR RIZA NUR beyin yasaklı kitabını temin edip onuda sıkı okuduktan sonra bu konular üstüne geniş literatürü takip ediyordu.                          

1977 yılında rahmetli babamın o dönemde TRABZONDA onu çok seven yakın arkadaş gurubu vardı,bu gurupla yakın iş ilişkileri olduğu gibi çokta yakın dostlukları vardı şimdi size o günlerden  daha yakın zamana gelicem.
O yıllarda TRABZONUN saf tereyağı bizim dolabımızdan hiç eksik olmaz,birde hiç istanbulda mühimmat sıkıntısı çekmezdik…
1977 yılında kendi arabamızla ve yüklü miktarda para ve kendimizi koruyacak kadar silahla istanbuldan yola çıktık ankara samsun istikametinden,bunun babamla ilgili şahsi bir nedeni vardı.
Uzun bir seyahat oldu duraklayarak gittiğimiz için RİZE ilimize kadar.
                                               

Rahmetli babamın bir huyu vardır her  şeyden vazgeçer ama akşam saat 7 veya 8 oldumu en geç rakı sofrasının başına oturacak ve o rakısını içiçek.
Tabi bu Trabzonlu gurup çok dindar insanlar fakat babama büyük saygılarından dolayı sohbetlerinde onlar alkol kullanmıyor fakat babamın kullanmasınıda hoşgörü ile karşılıyorlardı..
Bu insanlar rahmetli babam son nefesini verirken hepsi başındaydı babamın son duasını bu insanlar yaptı,allahrazı olsun hepsine.
                                   
Trabzonda,samsunda konakladık diğer yerlerde geçici kaldık kısa anlatıyorum içlerinde çok yaşanmışlık var ama uzun hikayeler önemli olanını anlatıp yakın zamana gelicem…
                                        

Tabi trabzondan bir arkadaş verdiler yanımıza, o yıllarda bu insanlar Trabzon limanından İRANA taşımacılıkta yapıyorlar.
Bu arkadaş arabayı kullanıyor,bizi RİZE ye gezmeye götürüyorduki RİZE sahiline girişte bir baktık  ÇAYKUR çay fabrikasına çay kamyonları girmeden denize ÇAYI döküyorlar,tüm rize sahili yeşil çay.
Rahmetli bunu görünce rengi kırmızıya döndü adam bu konuda eğitim almış devletin bursu ile FRANSADA okumuş dönmüş TMO,ZİRAAİ DONATIMDA 1950 lerin başında görev almış kan beynine sıçradı.
Tam fabrikanın karşısında birde ÇAY satış mağzası var,arabayı onun önünde durdurdu sahili seyrediyor.
                              

Şöföre dedi git fabrikanın kapısını açtır,deki istanbuldan bir eski ZİRAAT memuru gelmiş,müdür beyle görüşmek istiyor.
Koştu kapıdaki içeriyi aradı tamam demişler,demir kapı açıldı araçla içeri girdik,kapının sağ tarafında bir yönetim binası var  müdür bey bizi kapıda karşıladı hoş sohbet,hatta sizin için özel çay demletiyorum dedi.
Fakat babam heyecanlı ,müdüre siz vatan hainimisiniz diye çıkıştı müdür şaşırdı anlamadım dedi,yetim milletin parasını denize döküyorsunuz bu para milli servet bunu nasıl yapabiliyorsunuz diye çıkıştı.
Müdür bey içini çekti,benden evvelki müdürlerin başına gelenleri bilseniz ne geldiğini anlattı müdür bey,babamda durumu anladı.
Çaylarımızı içtik,fabrikayı geziyoruz tabi o yıllarda sistem çok eski  fabrikanın ilk kurulduğu dönemdeki sistemler bazı işleme makinalarıda bozuk.                   

Tabi babam yerden çay aldı çay dalı ile dipten kesilmiş müdür bey dedi bunun 2,5 yaprak olması lazım,verim o şekilde çaydan alınır ve çayı elle toplamak gerekli,o yıllarda ağır çeksin diye dalı ile birlikte koparıp getirtiliyormuş,iş tamamen siyasi.
                                            

Neyse fabrikadan çıktık ama babam çok kızgındı şoföre oğlum dedi RİZENİN içinde bir tur at ordan trabzona geri dönelim.)))
12 eylülün yaptığı iyi şeylerden biri hemen RİZEDE bu çay işine el atmalarıdır…
Sayın KADİR MISIROĞLU hocamızın anlattığı birde dostu merhum 12 eylülün tanınmış askeri başsavcısı SÜLEYMAN TAKKECİ beyefendiye,hocamıza 12 eylülden sonraki günlerde  MİT içindeki hadiselerden yakınmış bunlar doğru,hatta bilinmeyen tanıdığım MİT mensubları amcası daire başkanı olan 12 eylülde onlardan bile tutuklanan oldu bunlar devlet sırrı.
                                     

Merhum SÜLEYMAN TAKKECİ albayımızla bende yakın tanışma ve görüşmem oldu 1986 lı yılların başlarında,kendisinin bir yakınıda MİT önemli görevdeydi,benim tanışmamda o yıllarda şehit HİRAM ABAS beyin yeni geniş bir yapılanma sürecine teşkilatı sokması kurumun seferberlik yapısınıda yeni gelen PKK terörü belasını bertaraf etmek için ona göre bir dizayn çalışması var,işte sayın MEHMET EYMÜR beyin bir anısında anlattığı Diyarbakırlı  bir arkadaşı var bana bebekte yemeğe yine merhum olan ABDULLAH ÇATLI beyle geldiler diye,bu Diyarbakırlı ağbimiz genç yaşta rahmete kavuştu yakın dostluğumuz vardı,Süleyman takkeci albayımızıda o tanıştırdı bana muhafazakar milliyetçi kesimin yakın tanıdığı isimler yine birde sıkıyönetim ceza reisi hakim albay TAHİR İLHAN beyde bu Diyarbakırlı genç yaşta 1993 yılında kaybettiğimiz ağbimizin yakın dostuydu.

O yıllarda bu geniş kurulan seferberlik camiasında MİT ÖZEL HARP mensublarının alınmasında sayın KORKUT EKEN başta olmak üzere birde sayın  em. ALBAY MUZAFFER BÜKÜLMEZ beyefendinin büyük etkisi vardır.Bunları en iyi yine yönetici olarak sayın MEHMET EYMÜR beyefendi iyi bilir.
                       
 
O yıllarda MİT dediğin zaman kurumlar içinde temiz vasıfllı kurum olarak birinci MİT gösterilirdi….
Merhum o dönemde yüzbaşı olan KAŞİF KOZİNOĞLU beyde ÖZEL HARP te görevliydi bu yapının tanıdığı bir isimdi ta o dönemde 1986 da ikinci büyük EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖZEL HAREKAT polis teşkilatının eğitim kurslarını  merhum  KOZİNOĞLU başta olmak üzere yine yakını bazı ÖZEL HARP mensubları yetiştirmiştir, MİT ile bir alakası resmi olarak yoktu…
Merhum SIKIYÖNETİM SAVCISI ALB.SÜLEYMAN TAKKECİ beyefendi öldüğü 1995 yılına kadar mütevazi bir emekli hayatı sürdü,çok yardım sever bir insandı,birisinin bir işimi elinden geliyorsa karşılıksız  yardımcı olurdu.                             
Askerdeyim yıl 1987 bölükte İstanbullu bir arkadaş var adnan isminde ağbi buraya kendimi iyi attım dedi,nasıl yaptın dedim ya ağbimin ahbabı var SÜLEYMAN TAKKECİ albay o yardım etti,başladım gülmeye.))))
Sayın KADİR MISIROĞLU hocamızın bu konudaki açıklamaları doğru.
Rahmetli dindar bir kardeşim derdiki,ALTIN çamurada düşse ALTIN,ALTINDIR kıymeti harbiyesini kaybetmez ağbi derdi.
                             
Sayın MISIROĞLU hocanın bazı anılarında anlattığı bu karşı gurupların bizim gibi insanlara kurdukları tuzaklar ve canımıza kast edici çeşitli oyunları sanki basit olaylarmış gibi yansıtacakları senaryolar ve komplolar yapıyorlar.,,
ALLAH BÜYÜK…

Herkese iyi pazarlar…

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder