24 Şubat 2015 Salı

ŞAH FIRAT STRATEJİK SAVUNMA

                                    

Sevgili takipçilerim 1 ekim 2013 tarihinde düşünce atölyesi isimli bir internet haber sitesine TÜRK HAVA SAVUNMA KONSEPTİ- ÇİN başlıklı savunma sanayimizin üstünde uzun yıllardır uğraştığı HAVA SAVUNMA FÜZE tedariki çalışmasının ve ÇİN savunma sanayinin ihaleyi kazanmasının sebeblerini ve  FÜZE HAVA SAVUNMA tarihçemiz hakkında kısa bilgilendirme yaptım.
Bugün 2015 tarihi ile yine şahsımın öngörüleri TÜRKİYENİN aldığı son kararlarla tekrar doğru bilgi niteliğinde oldu yazımın en altında bu yazıyı sizlerin okuması için sunum yapıcam.
Gelelim ideolojisiz askeri  ve siyasi stratejik olarak geçtiğimiz günlerde TÜRKİYENİN SURİYEDEKİ eski anlaşmalarla kendi toprağı olarak bulundurduğu SÜLEYMAN ŞAH türbesinin askeri bir operasyonel çalışma ile geri bölge güvenlikli alana intikalinin yapılmasına.
Tabi kamuoyunda bu bir mağlubiyet geri çekilme(ricat )gibi gösterilsede bu sunumlar iyi niyetli değil,TÜRKİYE içinde çıkartılacak bir kaos iç çatışma hadiselerinin fitilleyici ateşi olarak hazırlık yapılması.
Arkadaşlarım başka ülkelerin içinde bulundurduğumuz tüm dünya ülkeleri için geçerli,elçilik,konsolosluk,maslahatgüzarlık,dini ve temsili bölgeler  o ülkenin alan koruması altındadır ilgili ülkeler için personelde dahil.
Şu anda filli olarak SURİYEDE çok parçalı bölünmüşlük ve ülke bütünlüğünün tek bir parça halinde korunamaması söz konusu çarpışan bir çok çeşitli ideolojik gurup var.
Bunların büyük çoğunluğuda TÜRKİYEYE hasmane düşman tutum içinde olan guruplar.
Sanırımki uzun bir müddettir TSK ve MİT kaynaklarına İŞİD adlı terör gurubunun bir saldırısı olacak istihbari bilgileri ulaşmaktaydı veyahutta türkiyeye hasmane tutum içinde olan DIŞ devletlerin istihbarat servisleri TÜRKİYE içinde kullandıkları taşoron gurublarla bu tip bir saldırıyı düzenletip herhangi bir durumda TÜRKİYEYİ SURİYE ve diğer bölgelerde büyük bir savaş batağına sokmak için bu KUTSAL TÜRBEYE yapılacak bir saldırı ile oyunun içine sokacaklar,yada direk İŞİD gibi terör organizasyonları ile zaten bunlarıda arkasında küresel güçler var KUTSAL TÜRBEMİZE saldırarak KORUMA TAKIMIMIZI askerlerimizi şehit edip kutsal emanetlerimizi yok edip kutsal OSMANLININ kurucu büyüklerinin meftalarını harap edip bayrağımızı yere düşürüp TÜRKİYEYİ içerde ve tüm dünyada küçük düşüreceklerdi.
Arkadaşlarım inanın bilmediğiniz suyun altında çok büyük hadiseler var,devletin AKİL vatansever olan personeli canla başla ülkenin kaos ortamına girmemesi için çalışıyor,muhakkaki içimizdede bu ülkeye ihanet edenler var,bunlarda hep olucak maalesef 2000 yıl evvelde vardı şimdide var onun için dışardan gördüğünüz gibi değil kaleye yüz şut çekiliyorsa 96 tanesi kaleci tarafından tutuluyor maalesef 4 tanesi gol olunca vatandaş olarak haberiniz oluyor.
Kısacası bu geri bölgeye askeri intikal ve yine suriye sınırları içinde GÜVENLİ BÖLGEDE kutsal meftalarımızın ebedi istirahatlerini güvenli sağlamak yenilgi değil,KUTSALIMIZI İTE,UĞURSUZA,ÇAKALA heba ettirmemektir.
Yine bu operasyonda benim branşım olan FOTO FİLM uzmanı astsubay kardeşimize ALLAHTAN RAHMET zaten herşehitin kutsalı olan CENNET MEKANINDA ebedi istirahatinde rahat uyumasını ALLAHTAN dileriz.
Burda yine KIBRIS harekatı esnasında BEŞPARMAK dağlarında harekat gününden evvel ROLE hattımızı  RUM MİLLİ MUHAFIZ ORDUSUNUN ele geçirmesine müsaade etmemek için kendisi ile birlikte mevzisini havaya uçuran şehit ast.subayımız BAYRAM GÜMÜŞÜ şerefle yad ederim.Şehitimizde yine aynı branş uzmanlığı olan HABER MERKEZ bölüğündendi.
Askeri ve siyasi stratejik konular askerde G-3 piyade tüfeğinden başka bir şey görmemiş insanların ideolojik çatışma çıkartabileceği konular değil bunlar hassas bilgi birikim ve deneyim isteyen ve ideolojilerden başka güçlerin etkisinden uzak olan insanların yapabileceği analizler ve yorumlardır.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


                                



                              
SUNUM:TÜRK HAVA KONSEPTİ&ÇİN 1. EKİM 2013
TÜRK HAVA SAVUNMA KONSEPTİ & ÇİN
01.EKİM.2013
ZEKİ ARSLAN
smerch65@gmail.com
                                     

Sevgili okuyucular son günlerde Savunma sanayimizde UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ ihalesini ÇİN savunma ve havacılık firmasının kazanması ülkemizde ve dünyada çeşitli değişik siyasi ve askeri yorumları ve tepkileri aynı zamanda da bir kısım gurupları sevindirici düşüncelere yol açtı. Kamuoyunun da ilgisi yüksek seviyede oldu çünkü NATO ülkesi ABD ve İTALYAN şirketleri devre dışı kaldı ve bu konuda iddialı olan RUSYA FEDERASYONU da umduğunu alamadı.
Öncelikle isterseniz bugüne gelmeden önce TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ FÜZE SİSTEMLERİNİN yakın tarihine bir bakalım;
                                    

1960 ihtilalinden hemen sonra, ABD NATO yardımları çerçevesinde, dönemin güçlü ve nitelikli hava savunma sistemi NICE HERCULES ve NIKE HONEST uzun ve kısa menzilli hava savunma birliklerini ülkemizde HAVA KUVVETLERİMİZE kurdurur. Bu yapılar o yıllarda dünya standartlarında hava savunma sistemleri. Fakat bu sistemler kurulduktan sonra yaklaşık olarak 2003 yılına kadar TÜRKİYE hava savunma sistemlerinde üvey evlat muamelesi görüyor. Yine ikili anlaşmalar neticesinde ABD den ORTA MENZİLLİ HAWK hava savunma sistemleri 2003 yılı itibari ile hava kuvvetleri birliklerinde hava savunmasında göreve başlıyor.
                            


Tabii 1. Körfez krizi esnasında ülkemizde konuşlandırılan ABD hava kuvvetlerince PATRİOT PAC-1 hava savunma sistemlerinin balistik füzelere karşı belirli bir seviyedeki başarısını görünce, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ bu sistemleri ABD devletinden çok ısrarlı istese de nedense müttefikimiz ABD bize bu konuda yardımcı olmuyor. Hatta ABD 1994 yılında komşumuz Yunanistan’a bunların satışını gerçekleştiriyor ama bize maalesef vermiyor.
Aslında tüm dünya biliyor ki RUSYA FEDERASYONU HAVA SAVUNMA FÜZELERİ konusunda tüm rakiplerinin en iyisi, hatta rivayettir ki 1995 yılından sonra üretilen PATRIOT PAC-2 İSRAİL ARROW füzelerin alt yapısında hep RUS S-300 füzelerinin taklit edilmesi, teknolojik olarak var olan uzun araştırmalar ve münazaralarla da bu durumun gerçekliği konunun uzmanlarınca da ifade edilen gerçekler…
                             

Tabi Türkiye’ye geldiğimizde, ülkemiz bu sistemlere ihtiyaç duyduğundan dolayı 1996 yılından itibaren arayış içine girilmiş. Bu arada 1998 yılında ÇİN HALK CUMHURİYETİ ile 107 mm, 122 mm ve 300 mm çok namlulu roket sistemleri ve taktik bazı karadan karaya füze sistemleri konusunda da çalışmaya başlanılmış ve özellikle de SSM ile ROKETSAN bu tarihlerden sonra füze teknolojileri ile ilgili tüm sistemlerde bir ARGE çalışmasına girmişler ve bu konularda yerli üretime önem vermişler.

1999 yılında çok enteresan bir şekilde APO operasyonundan 1 ay evvel, Yunanistan ile çok münakaşalar olsa da GÜNEY KIBRIS için alınan S-300’ler Kıbrıs Rum kesimine gitmeyip GİRİT’e konuşlanır. Rum kesimi de daha sonra yine RUSYADAN TOR-M1 SİSTEMİNİ alarak aslında hava kuvvetlerimizin kapasitesini Akdeniz ve Ege koridorunda ciddi anlamda kıskaca alacak bir hava savunma sistemi ağına sokar. Ülkemiz bu arada hala uluslararası alanda hava savunma sistemi tedariki ile uğraşmaktadır.
Sonuç itibari ile 20 yıla yakın bir zamanda hava savunma ihalesini bugünlerde tamamlamamız 1998 yılında ÇİN HALK CUMHURİYETİ ile bu konularda işbirliğine gitmemizin çok büyük katkısı olmuş ve hava savunmamızı ÇİN yetkilileri ile milli bir konsepte, yüksek milli teknolojik çalışmalarla ortak üretecek olmamızda tercihin bu yönde olmasının da büyük etkisi vardır.
                               

Şunu buradan açık ve seçik olarak söylemekte fayda var; FD-2000 HAVA SAVUNMA füzeleri ve diğer Çin hava, deniz, kara füze teknolojik alt yapısı, eski SOVYET bugünkü RUSYA FEDERASYONU silah ve savunma teknolojilerinin bir alt yapısıdır. Ne var ki RUS S-300 VE S-400 füze sistemlerinin daha eski bir modeli olan FD-2000’ü tercih etmeleri, bizim milli mühendislik çalışmalarımızla bu füzelerin daha ileri boyutlara kazandırılacak olmasındandır.
                               

Rusya federasyonunun çok iyi niyetle ortak üretim yapılmasını teklif etmesi ve bunun bir türlü kabul görmemesi, hala Türk derin yapısında RUSYA’ya bir mesafe koymak ve ABD sisteminin tercih edilmemesi, sistemin zayıf olması ve milli projelere geliştirme konularına elverişsiz olmasından dolayıdır.
Tabi konu SAVUNMA SANAYİ olunca, hem dünyada, hem ülkemizde konunun kozmik ve gizli bir takım tarafları olduğu için, sizlere ve özellikle de yalnızca basından bilgi ve malumat alan vatandaşlarımıza bu kadar bilgi verebiliyoruz. Doğru malumat olarak, ÇİN HALK CUMHURİYETİ ile ortak çalışmamız yurt savunması için hayırlı olmasını dileriz.
                           

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

22 Şubat 2015 Pazar

DALGALIDIR KARADENİZ

                                  

Sevgili takipçilerim,hayırlı pazarlar bu haftaki yazım çoğu zaman videolarından  takip ettiğim TARİHÇİ YAZAR sayın KADİR MISIROĞLU beyefendinin sayın eski MİT müsteşarı DR HAKAN FİDAN bey ve MİT eskiden bugüne kendine göre eleştirilerini hemde 12 eylül döneminden arkadaşlığı olduğunu anlattığı sıkıyönetim savcısı merhum  em.albSÜLEYMAN TAKKECİ ile anılarını binahen bazı benim yaşadıklarımı anlatıcam bu Pazar biraz ciddi konu ele almış olucaz.
                                 

1974 kıbrıs harekatından sonra merhum babam özellikle sayın KADİR MISIROĞLU beyin kitaplarını takip etmeye başladı kendisinin LOZAN galibiyetmi hezimetmi adlı eserini çok beğeniyor ve ondan sonra özellikle LOZAN anlaşmasına katılmış DR RIZA NUR beyin yasaklı kitabını temin edip onuda sıkı okuduktan sonra bu konular üstüne geniş literatürü takip ediyordu.                          

1977 yılında rahmetli babamın o dönemde TRABZONDA onu çok seven yakın arkadaş gurubu vardı,bu gurupla yakın iş ilişkileri olduğu gibi çokta yakın dostlukları vardı şimdi size o günlerden  daha yakın zamana gelicem.
O yıllarda TRABZONUN saf tereyağı bizim dolabımızdan hiç eksik olmaz,birde hiç istanbulda mühimmat sıkıntısı çekmezdik…
1977 yılında kendi arabamızla ve yüklü miktarda para ve kendimizi koruyacak kadar silahla istanbuldan yola çıktık ankara samsun istikametinden,bunun babamla ilgili şahsi bir nedeni vardı.
Uzun bir seyahat oldu duraklayarak gittiğimiz için RİZE ilimize kadar.
                                               

Rahmetli babamın bir huyu vardır her  şeyden vazgeçer ama akşam saat 7 veya 8 oldumu en geç rakı sofrasının başına oturacak ve o rakısını içiçek.
Tabi bu Trabzonlu gurup çok dindar insanlar fakat babama büyük saygılarından dolayı sohbetlerinde onlar alkol kullanmıyor fakat babamın kullanmasınıda hoşgörü ile karşılıyorlardı..
Bu insanlar rahmetli babam son nefesini verirken hepsi başındaydı babamın son duasını bu insanlar yaptı,allahrazı olsun hepsine.
                                   
Trabzonda,samsunda konakladık diğer yerlerde geçici kaldık kısa anlatıyorum içlerinde çok yaşanmışlık var ama uzun hikayeler önemli olanını anlatıp yakın zamana gelicem…
                                        

Tabi trabzondan bir arkadaş verdiler yanımıza, o yıllarda bu insanlar Trabzon limanından İRANA taşımacılıkta yapıyorlar.
Bu arkadaş arabayı kullanıyor,bizi RİZE ye gezmeye götürüyorduki RİZE sahiline girişte bir baktık  ÇAYKUR çay fabrikasına çay kamyonları girmeden denize ÇAYI döküyorlar,tüm rize sahili yeşil çay.
Rahmetli bunu görünce rengi kırmızıya döndü adam bu konuda eğitim almış devletin bursu ile FRANSADA okumuş dönmüş TMO,ZİRAAİ DONATIMDA 1950 lerin başında görev almış kan beynine sıçradı.
Tam fabrikanın karşısında birde ÇAY satış mağzası var,arabayı onun önünde durdurdu sahili seyrediyor.
                              

Şöföre dedi git fabrikanın kapısını açtır,deki istanbuldan bir eski ZİRAAT memuru gelmiş,müdür beyle görüşmek istiyor.
Koştu kapıdaki içeriyi aradı tamam demişler,demir kapı açıldı araçla içeri girdik,kapının sağ tarafında bir yönetim binası var  müdür bey bizi kapıda karşıladı hoş sohbet,hatta sizin için özel çay demletiyorum dedi.
Fakat babam heyecanlı ,müdüre siz vatan hainimisiniz diye çıkıştı müdür şaşırdı anlamadım dedi,yetim milletin parasını denize döküyorsunuz bu para milli servet bunu nasıl yapabiliyorsunuz diye çıkıştı.
Müdür bey içini çekti,benden evvelki müdürlerin başına gelenleri bilseniz ne geldiğini anlattı müdür bey,babamda durumu anladı.
Çaylarımızı içtik,fabrikayı geziyoruz tabi o yıllarda sistem çok eski  fabrikanın ilk kurulduğu dönemdeki sistemler bazı işleme makinalarıda bozuk.                   

Tabi babam yerden çay aldı çay dalı ile dipten kesilmiş müdür bey dedi bunun 2,5 yaprak olması lazım,verim o şekilde çaydan alınır ve çayı elle toplamak gerekli,o yıllarda ağır çeksin diye dalı ile birlikte koparıp getirtiliyormuş,iş tamamen siyasi.
                                            

Neyse fabrikadan çıktık ama babam çok kızgındı şoföre oğlum dedi RİZENİN içinde bir tur at ordan trabzona geri dönelim.)))
12 eylülün yaptığı iyi şeylerden biri hemen RİZEDE bu çay işine el atmalarıdır…
Sayın KADİR MISIROĞLU hocamızın anlattığı birde dostu merhum 12 eylülün tanınmış askeri başsavcısı SÜLEYMAN TAKKECİ beyefendiye,hocamıza 12 eylülden sonraki günlerde  MİT içindeki hadiselerden yakınmış bunlar doğru,hatta bilinmeyen tanıdığım MİT mensubları amcası daire başkanı olan 12 eylülde onlardan bile tutuklanan oldu bunlar devlet sırrı.
                                     

Merhum SÜLEYMAN TAKKECİ albayımızla bende yakın tanışma ve görüşmem oldu 1986 lı yılların başlarında,kendisinin bir yakınıda MİT önemli görevdeydi,benim tanışmamda o yıllarda şehit HİRAM ABAS beyin yeni geniş bir yapılanma sürecine teşkilatı sokması kurumun seferberlik yapısınıda yeni gelen PKK terörü belasını bertaraf etmek için ona göre bir dizayn çalışması var,işte sayın MEHMET EYMÜR beyin bir anısında anlattığı Diyarbakırlı  bir arkadaşı var bana bebekte yemeğe yine merhum olan ABDULLAH ÇATLI beyle geldiler diye,bu Diyarbakırlı ağbimiz genç yaşta rahmete kavuştu yakın dostluğumuz vardı,Süleyman takkeci albayımızıda o tanıştırdı bana muhafazakar milliyetçi kesimin yakın tanıdığı isimler yine birde sıkıyönetim ceza reisi hakim albay TAHİR İLHAN beyde bu Diyarbakırlı genç yaşta 1993 yılında kaybettiğimiz ağbimizin yakın dostuydu.

O yıllarda bu geniş kurulan seferberlik camiasında MİT ÖZEL HARP mensublarının alınmasında sayın KORKUT EKEN başta olmak üzere birde sayın  em. ALBAY MUZAFFER BÜKÜLMEZ beyefendinin büyük etkisi vardır.Bunları en iyi yine yönetici olarak sayın MEHMET EYMÜR beyefendi iyi bilir.
                       
 
O yıllarda MİT dediğin zaman kurumlar içinde temiz vasıfllı kurum olarak birinci MİT gösterilirdi….
Merhum o dönemde yüzbaşı olan KAŞİF KOZİNOĞLU beyde ÖZEL HARP te görevliydi bu yapının tanıdığı bir isimdi ta o dönemde 1986 da ikinci büyük EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖZEL HAREKAT polis teşkilatının eğitim kurslarını  merhum  KOZİNOĞLU başta olmak üzere yine yakını bazı ÖZEL HARP mensubları yetiştirmiştir, MİT ile bir alakası resmi olarak yoktu…
Merhum SIKIYÖNETİM SAVCISI ALB.SÜLEYMAN TAKKECİ beyefendi öldüğü 1995 yılına kadar mütevazi bir emekli hayatı sürdü,çok yardım sever bir insandı,birisinin bir işimi elinden geliyorsa karşılıksız  yardımcı olurdu.                             
Askerdeyim yıl 1987 bölükte İstanbullu bir arkadaş var adnan isminde ağbi buraya kendimi iyi attım dedi,nasıl yaptın dedim ya ağbimin ahbabı var SÜLEYMAN TAKKECİ albay o yardım etti,başladım gülmeye.))))
Sayın KADİR MISIROĞLU hocamızın bu konudaki açıklamaları doğru.
Rahmetli dindar bir kardeşim derdiki,ALTIN çamurada düşse ALTIN,ALTINDIR kıymeti harbiyesini kaybetmez ağbi derdi.
                             
Sayın MISIROĞLU hocanın bazı anılarında anlattığı bu karşı gurupların bizim gibi insanlara kurdukları tuzaklar ve canımıza kast edici çeşitli oyunları sanki basit olaylarmış gibi yansıtacakları senaryolar ve komplolar yapıyorlar.,,
ALLAH BÜYÜK…

Herkese iyi pazarlar…

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN

16 Şubat 2015 Pazartesi

MİT ten GİDENLER…..

                                   

Sevgili takipçilerim,kimi insanlarımız edebi istirahat edecekleri mekana gidiyorlar bugün son yolculuğuna çıkan aramızdan ayrılan PROFOSÖR MAHİR KAYNAK merhum gibi MİT ve TÜRKİYE tarihine damga vurmuş,bir enellektüel ileri batılı bir zihniyete sahip nadir istihbaratçılardan bir büyüğümüzü  maalesef kaybettik.
Hakkında  çok yazılan çizilen bir istihbaratçı,daha evvel söyledim türkiyede ajan kadrosundan sonra MİT daire başkanlığına kadrolu mensup olarak yükselmiş tek örnek.
                               

Mit teşkilatına,hademe,şöför ,yeşilçamda ayak işlerinde koştururken şeçilip kadrolu mensub olan kişiler var,fakat akademik ünüversite hocası olup ajan kadrosundan DAİRE başkanı olan tek örnektir,tekrar mekanı cennet olsun ALLAH rahmet eylesin geride kalanlara allah sabır ihsan eylesin allah onlara uzun ömür versin.
                                                

 Merhum hoca için en çok 9 mart 1971 cuntasını deşifre etmesi ile ilgili çok yazıldı çizildi o günün o kadar çok bilinmeyen hadiseleri varki hoca bu sırları ilede gitti,fakat asıl en büyük gittiği sırrı 1977 yılında CİA ajanı olarak kurum tarafından yakalanan MİT istihbarat daire başkanı merhum kur.alb SABAHATTİN SAVAŞMAN beyin neyin gerçekte peşinde olduğu bu CİA tarafından yapılan görevlendirmede TÜRKİYEYİ etkileyecek o günki politik olaylar nelerdi,bunu bilen çok az sayıdaki  insanlardan biriydi merhum MAHİR KAYNAK hoca…
                                        

1971 yılında çocuk olarak AKM(ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ) taksimde yanarken araba ile ordan geçerken yangını seyretmiştim çocuktum  arabanın arka camından,yola devam ettiğimizde sahil kenedy caddesi cankurtaran mevkinde aynı anda TEKEL in TÜTÜN deposu cayır,cayır 
                      

yanıyordu hatta hiç unutmam denizden komrosörle su çekiyorlardı itfaiye hortumlarının  üstünden geçmemek için arabamız bekletildi.
Yaşımız büyüdü yıllar sonra MİT yıkıcı faaliyetler kontrkominizim dairesinden ayrılma bir merhum ağbim bu işlerin nasıl olduğunu CANKURTARANDA KARIŞMA SEN restorantta rakı içerken anlatmıştı.Artık hayatının son günleri olduğunu biliyor belkide vicdan azabı çekiyordu derin derin izah etti olayları.
                                  

Sizlere bu ağbimle yaşadıklarımı acıların içinde gülünç nasıl olaylar olduğunu anlatıcam ilerki yazılarımda.
Gelelim bugüne,şimdi biz biraz yıkaması yağlaması  bol milletiz çok sevdiğim insanlar bile menfaatler ne tarafta ise biraz öyle hareket ediyorlar sayın MİT müsteşarımız DR HAKAN FİDAN bey hakkında olumlu,olumsuz yarı olumlu yarı olmusuz yazılar yazıp duruma göre pozisyon tutuyorlar hedefe konursa ateşe başlıycaklar,hedefe konmazsa canımız ciğerimiz diycekler.
Nasrettin hoca hikayesi ye kürküm ye.Şimdi bir MİT arkadaşım vardı 1999 da geliyor bana DOKTOR ne haber diyor.Bir iki oralı olmadım,en sonunda rakı içiyoruz aslanım bu Doktor işi nerden çıktı.))))
Doktor niye diyorum biliyormusun sana dedi niye dedim,oğlum dedi TEHŞİSİ koyuyorsun eyvallah tedaviye başlıycaz koyduğun teşhisle sen napıyorsun yok siz karışmayın tedaviyide ben yapıcam,sen DOKTORSUN o zaman dedi,bende öyle diyorum…
                                   

Şimdi her delikanlı konuşmuyorken adı hükümetle anılan bir gazete allahrazı olsun bana bir sayfasında yer verdi TÜRKİYE tarihinde ilk defa bir kişi MİT ağır tarihsel eleştiren ve müsteşarlığı döneminde MİT müsteşarını eleştiren bir yazı yazdım gazete bunu sansürsüz bastı ve biz hükümete yakınız demedi sayın HAKAN FİDAN beyi eleştiren yazıma yer verdi ne zaman 2013 ya ekim yada kasım ayı gibi.
Şimdi bugün belirli gazetelerin hepsinde çeşitli yazılar olduğu gibi değerli bir emniyet istihbaratı içinde çalışmış emekli bir emniyet müdürümüz sayın FİDAN ve MİT hakkında öyle bir yazı yazmış hep söylenen MİT kurumunun 1980 darbesini dönemin BAŞBAKANI sayın SÜLEYMAN DEMİREL beye iletmediği onun için darbe önlenmediği gibi yazısına bunla ilgili örnek vermiş,yani size şunları söyleyeyim.
                                    

1980 darbesinden hemen evvel ben genç bir çocuktum rahmetli babam mayıs ayında darbenin olucağını bana söyledi,sonra darbe eylül ayına alındı diye yine söyledi,hatta darbeden evvel temmuz ayında KIBRISA bir seyahatimiz oldu,kıbrısta TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) moral motivasyonu o günlerde çok fazlaydı ordan bile darbenin olucağından ben yeni bir genç olarak haberliydim,darbe gününüde yine bir gazeteci beye yazdım sonra size Pazar anılarımda yazıcam.
Benim haberli olduğum darbeden sayın HÜKÜMET ve MUHALEFET partilerinin haberinin olmamasının imkanı varmı,bu yıllarca bir şehir efsanesi olarak TÜRK halkına yutturuldu.
Gelelim bugünlere sayın emniyet müdürümüz ve diğer sayın CUMHURBAŞKANIMIZA yakın muhafazakar dindar gazetecilerin sayın FİDAN için onu evladı gibi severdi,niye MİT bıraktı,çözüm sürecini sayın FİDAN götürüyordu niye bu operasyonun ortasında sayın CUMHURBAŞKANINI babası gibi ona güvenen kişiyi yalnız bıraktı meailinden açıklamalar geliyor.
                                          

Ben bu yazıları yazan yazarlarımızın ya gerçekten çok iyi niyetli insanlar temiz kalplerinden böyle düşündüklerini yada el mahkum böyle kalem çalıştırdıkları arasında acaba hangisi diye düşünüyorum.
42 yaşında MİT müsteşarlığı koltuğuna oturmuş bir zatı muhterem insanın böyle amatörce hareket edebileceğini,sadece bu işleri hiç bilmeyen insanlar düşünür.
Son 15 yıl içinde MİT öyle müsteşarlar geldiki bırakın 7 yıl müsteşarlık yapmayı elinde imkanı olsa ömrünün sonuna kadar müsteşarlık yapar,yinde CUMHURBAŞKANI,BAŞBAKAN olmak istemez MİT müsteşarı olarak kalmak ister.
MİT öyle bir kurumdurki onu iyi yöneten geri plandan devleti yönetir.
Bugün geldiğiniz APO ile çözüm süreci ve pazarlıklar MİT iyi yada kötü yaptığı 1999 operasyonu ve onun devamı sürecidir.
JAY EDGAR HOWER açın gogeldan bakın ABD FBI başkanı 40 yıl FBI yönetmiş,Amerikan tarihinde derlerki amerikayı aslında başkanlar değil 40 yıl HOWER yönetti.

Nasılmı,FBI olanaklarının tümünü kullanarak buna teknik,elektronik istihbaratta büyük ölçüde verim sağlamış katkı yapmıştır,çünkü HOWER ın tüm başkan adayları ve başkanlara şantaj yaptığı söylenir buna suikaste kurban giden JOHN F. KENEDY dahil.
Dikkat ederseniz sayın FİDAN ın müsteşarlığının hemen bir ay öncesi benim dahil edildiğim şantaj olayı ve sonrasındaki gelişen çeşitli teknik çalışmalara dönük kaset ve diğer ses,görüntü gibi materyellerin havada uçtuğu en büyük dönem…
MİT bünyesindeki TEKNİK,TAKİP,ELEKTRONİK İSTİHBARAT ve SİNYAL istihbaratına dönük personel ve ekipmanlar çok gelişmiş olup,her dönemdede çok kuvvetli olmuştur,bu ta 1971 yılında FUAT DOĞU paşa döneminden başlayan ve ABD ve diğer batılı istihbarat örgütlerinin en büyük hibe yardımını aldıkları birimlerdir.
                                               

Neden çünkü SSCB ile mücadelede taşoron kurum olarak vazife gördüğü için adamlar teknik ekipmanın en iyisini veriyorki kendi işini iyi yapasın.
Sayın FİDAN döneminde GES(GENEL KURMAY ELEKTRONİK SİSTEMLER) komutanlığı,bir adı bizde BAYRAK garnizonu olarak geçen kurumunda MİT devri ile dinleme,ve diğer elektronik istihbarat ve sinyal istihbaratı MİT çok kuvvetlendi,sonra…
İşte sonrası benim gördüğüm ve bu beş yılda yaşadığım özellikle dünki yazımda belirttiğim sinyal istihbaratını kullanarak ve dinleme yaparak ve bunların kullanımıyla insan sosyal hayatını yönlendirerek hedef aldığın kişiyi sıkıntıya düşürmek,tuzağa düşürmek,hata yaptırmak gibi konularda kullanmak.
                                           

İşte yanlışlık burda başlıyor,bu tip hadiseyi düşman güçlere kullanamayıp dost unsurlara milli yapılara kullandınmı ülkede çelişki yaşarsın.
Yada bu konuları seferberlik kapsamı dediğin yapıların menfati için kullandınmı,haksız,ticari rekabet ve yeraltı gayrımeşru işlerin önünü açarsın,bunlarla mücadele eden güçlerinde elini zayıflatırsın.
Arkadaşlarım ben bunları teknik manadada konuşuyorum,geçenlerde emniyetin bir çalışmasında bulundum,tabi sıkıldım kardeşim senin teknik olarak aldığın verileri biz MİT kurumunun olanaklarında onbeş dakikada alıyoruz,emniyet mensubu arkadaş şunu söyledi ZEKİ bey tüm verileri tek tek delillendirip o şekilde çalışmaları götürüyoruz,savcılık makamları dosyaları en ince ayrıntısına kadar titiz kanunlara uygun istiyor,siz alışmışınız gayrinizami çalışmaya biz hukukla gitmek zorundayız…
Kısacası arkadaşlar,konu uzar bitmez ben şunu söyleyeyim bu işlerde bu en üst makamlara çıkan insanlarda ve dünya yaşantısında pek duygusallık olmaz,bu işler çok profosyonel mekanizmalar ve acımasız çekişmelerin yaşandığı yaşam formlarıdır.
Satranç oyununda kim hamlelerini kuvvetli yaparsa o sonunda ŞAH MAT der,peki ŞAH ve MAT tan sonra satranç tahtasının durumu ne olur??
                         

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN


15 Şubat 2015 Pazar

ÇATI ve HUKUK

                                         

Sevgili takipçilerim,hepinize iyi pazarlar dilerim.14 şubatı geçip 15 i bulduğumuz için çok sevinçliyim,yoksa sevgililer günü ile ilgili yazı yazmak zorunda kalıcaktım,bugünlerde hiç o konularda psikolojik olarak formumda değilim.
Sıkıntılı ve tehlikeli günlerden geçiyorum bugünlerde ilerki yazılarımda bu İSTİHBARİ konuları yazıcam,bugün Pazar biz neşemize bakalım.
Yazının başlığı ÇATI ve HUKUK olunca çoğunuzun aklına başka şeyler gelir, değil.
Şu anda yıkılıp yeniden yapım aşamasında olan İSTANBUL BAROSU üstünde 1980 li yıllardan itibaren  ÇATI ismi ile adlandırılan bir  restoran 
vardı.                      

Cam kenarından muhteşem bir İstanbul  ve boğaz manzarası görürdünüz.
Tabi o seksenli yıllarda benim genellikle öğlen ve öğleden sonra kaçamak yaptığım zaman zaman ,gizli karargahımdı.
Sebebi İSTANBUL BAROSUNUN en üstünde olduğu için çok nezih bir ortam kimsenin ulaşamadığı,güvenli,kaliteli hizmet sunan bir işletmeydi.
Geceleride geç saatlere kadar hizmet verir önemli şanatçıların müziğinin eşliğinde yemek yenilen alkol alınan çok nezih ve kibar insanların müdavimi olduğu bir mekandı.
İşletmecisi sayın HASAN ÖZEN bey tüm çevrelerce buna aslında ortama çok uzak olan sağ siyasi görüşe sahip insanlarca bile tanınan çok sevilen,çok kibar bir İstanbul beyefendisiydi.
Mesleğini müthiş hakkı ile yapan bir işletmeciydi,bir ara akşam saatlerinde gittiğimizde  1990 lı yılların başında bir beyaz rus piyanist hanfendi müzik yapar onun müziği ile keyiflenirdik.
Ben burda 1980 li yıllardan mekan işletmeye kapanana kadar bir çok önemli istihbaratçı,yerli,yabancı ve diğer iş kollarındaki arkadaşlarım,dostlarımla yemek yiyip toplantılarımızı ve görüşmelerimizi yaptık bu binada çok tehlikeli istihbari köşe kapmacalı olaylar olmuştur,tabi bunları vatandaşımız hiç hissetmez eskiden istihbarat dünyası yerlisi yabancısı çok nezih ve temiz çalışırdı,şimdi herşey ARAP ŞAÇINA döndü.
Tabi BARONUN bu imkanı bize sağlaması ile şu anda bile TÜRKİYENİN önemli davalarına bakan tüm avukatları ve BARO başkanlarını tanıdık,onlarda bulunduğumuz YUVA yaptığımız mekanlardan bizim istihbarat dünyasının insanı olduğumuzu bilirler,selamlarını,sohbetlerini gerekirse hukuki  bir konuya ihtiyacımız olduğunda şahsi işlerimiz için çok yardımlarını aldığımız avukat dostlarımız,arkadaşlarımız olmuştur.
Uzaktan takip ettiklerimizde gözümüzle izlediklerimizde olmuştur,tabi bu çevre sizinde günlük basın yayın kuruluşları tarafından izlediğiniz elit sol entelektüel TÜRKİYE aydını dediğimiz yapıdır ideolojik olarak.
Tabi ÇATI restoran 2002 yılında BARO ile geçirdiği bir anlaşmazlıktan dolayı muhteşem yerinden taşınıp maalesef yer bulamadığından dolayı BARONUN giriş kapısında bir pasajın  alt katına ÇATI passaj olarak açıldı ama yılların mekan konseptine ve adına uymadığı için mekan tutulmadı,HASAN ÖZEN bey mecbur kaldı dört beş yıl sonra ÇATI adlı mekanı kapatmaya…
                                         

Şimdi gelelim Pazar gününe uygun tatlı bir anımıza ÇATI restorantta.
Gayrimüslüm kökenli çok yakın bir arkadaşım var ARTO isminde benide çok sever beraber yeriz içeriz gezeriz eğleniriz,bir bahar günü geldi dedi kalk ÇATI ya gidelim sevgilim ESRA da gelicek rakı içelim.
Oğlum çok sıkıntıdayım hesaplar senden güldü ayıp ediyorsun dedi.
Babadan  yadigar yanımda olan HALİT var,o aralar çok sıkıntılıyım HALİT bir haber alırsan hiç bekleme yanıma gel dedim,peki dedi.
Ardanın sevgilisi ESRADA geldi cam kenarında  masadayız ESRA hanım biraz kısa boylu fakat çok delikanlı bir kız erkek gibi hareket eden rakıyı susuz içiyor içtimide bir büyük içiyor herkes bayılıyor,kızcağız bayılan delikanlıları alkolden ayıltıyor,öyle bir hanım.
                                              

O günlerde biraz maddi sıkıntım var bir dostumdan para istedim ondan haber bekliyorum miktar biraz büyükçene,biz içiyoruz benim keyfim fazla yok bir baktım HALİT geldi uzaktan işaret etti,gittim ağbi çarşıdan telefon geldi ağbinin istediği rakamı gelin alın diye,tabi çok sevindim halit dedim,fırla al bir Pazar filesine  doldur gazete kağıdına sar al gel sen ben burdayım,akşamda senle beraberiz HALİT güldü,yalnız içinden bir desteyi buraya bana getir çaktırmadan senden alayım tamam patron dedi,gitti.
Bir keyfim yerine geldi,dedim somon füme,havyar ,karides yapın masaya yiyelim  biraz şipariş veriyorum ARTO da bir şey demiyor bizimkine ne oldu yine manyaklaştı bana bakıyor.
                                        

Neyse sohbet ABD yardımı gelince on numara güzelleşti iki saat sonra HALİT geldi,çaktırmadan tualette bir desteyi bana verdi gitti.
Arkadaşlar hesap zamanı geldiğinde,ARTO sen dur dedim hesabı çekiştiriyor yok ölsem vermem ben ödüyicem,ARTO bakıyor bana kaş göz işareti yapıyor MANYAKMISIN paran yokya gibilerinden,neyse hesap defteri çekiştirme ile bende kaldı,cebimi elime atıp hesabı öderken arto  bendeki BALYAYI görünce başladı vay p…………….. vay)))))).
Sonra ESRA yı yolladık,meseleyi anlattım akşam aleme devam HALİT i de aldık bu sefer gece kulüplerine……))))
Böyle bir anımı daha anlatim ve eğlenerek bitirelim,yıl 1994 senesi Cuma günü eve geldim duşumu aldım,kotumu üstüne beyaz tenisçi kazağımı giydim,hava bahar havası harika bir hava o aralarda SAPIZ nasıl 
                                      


olmayalım adımımız takipte,izleniyor müdavimi olduğum ÇINAR otelinin lobi katına oturdum o aralar devamlı orda takılıp,içki içip ordan ya eve yada başka mekanlara gidiyoruz.
                                      

Lobide hemen camın kenarında parka bakan masada oturuyorum rakım mezelerim önünde bakalım erkek arkadaşlarımızdan kim gelicek diye beklemedeyim.O arada bir BMW son model bir araba ile bir hanfendi geldi aracı park etti,indi otele giriyor on numara bir güzellik altındaki araba son model.                        

Bir baktım lobiye çıktı bir koltuğa oturdu,lobi boş bana baktı ve kalkıp bana doğru yöneldi ve oturabilirmiyim diyerek müsade istedi ayağa kalktım hemen müsade sizindir ne demek oturdu isimler tanıştık,kısa soyadı yok.
                                               

İçimden diyorum ulan ZEKİ karizmanın doruğundasın bu kadın bile tek bakışta gelip bana yapıştığına göre aklımdan birde hangi istihbarat örgütü taktı diye kuruyorum?)))))
Viski içermisiniz dedim olur dedi nasıl olsun falan derken viskisini çerezini yıktım önüne şerefe yaptık hoş sohbet bende RICHARD GERE ayakları,hanfendi viskiyi bitirdi bir tane daha söyliycem garsona gerek yok dedi ve şöyle bana hitap etti.

Benle beraber olmak istermisiniz,tabiki niye istemeyeyim dedim,içimden diyorumki ulan ZEKİ nasıl bir şeyin içindeyiz,tezgahamı geliyoruz,yoksa karizmamla ATEŞLİ bir kadınmı yakaladım,bana şöyle dedi 800 dolar alıyorum  otel masrafları size ait,eve gelemiyorum…
KAL  geldi,teşekkür ederim dedim,ben almayayım dokunuyor….!!!
Hekese iyi pazarlar..)))))
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

14 Şubat 2015 Cumartesi

HOCAMIZA ALLAHRAHMET EYLESİN.

                         MEKANI CENNET OLSUN.    
                         
     
                      

10 Şubat 2015 Salı

MİT KÖPRÜSÜ

                                   

Sevgili takipçilerim malumu kamuoyu bugünlerde sayın MİT müsteşarımız DR HAKAN FİDAN beyefendinin istifa edip siyasete atılması ile ilgili konulara odaklandı.
Başta sayın CUMHURBAŞKANIMIZ ve diğer hükümet yetkilileri ve onlara yakın çevrelerin olumlu olumsuz  açıklamaları var.
Önce sayın eski MİT müsteşarımız DR HAKAN FİDAN beye çıktığı yeni yolda başarılar dilerim..
                           
(OZİ) METİN

Arkadaşlarım KURTLAR VADİSİ IRAK filminde POLAT ALEMDAR karekterinin ABD askeri istihbarat yetkilisi ile bir otel lobisinde konuşmasında ,POLAT karekteri diyorki Amerikalıya ben ne siyasetçiyim,ne diplomat,ne asker ben sadece TÜRKÜM diyor.
Bende size açıklamalarımı aynen bu söylem üstünden  yapıcam
Sayın FİDAN MİT müsteşarlığı tarihinde teamüllerde TÜRKİYEDE bir ilk bu yaşta ve bu donanımla özellikle şu andaki HÜKÜMET içinden bazı üst yetkililerin tavsiyesi ile çok özel planlanarak şeçilmiş bir kimse.
MİT genelde eskiden asker sınıfının hakim olduğu yıllarda bile KITADAN gelen paşaları kendine uygun kimseleri ister ve halkın kamuoyunun siyasetçilerin sezinleyemiyceği bir şekilde askerlerin içindeki faaliyetleri ile bu bir aşşağı yukarı gerçekleşirdi.
                                        
                            

Sayın FİDAN şeçilmesi belirli bir kesimi rahatsız etti aslında kamuoyu bilmiyor sayın FİDANI  2006 yılından itibaren bu göreve hazılıyorlardı.
Sayın FİDAN beyi bu göreve hazırlayan geri plandan gözükmeyen ama devleti ve MİT tanıyan bir gurup var,bunlar devletin en kılcal damarlarını her yönü ile tüm ideolojileri,milliyetçi,muhfazakar,solcu,ulusalcı ve alevi cematlerimizin içine kadar çok iyi bilen eski bir ekip.
Bakın ben bilerek sizlere çok keskin konuşmuyorum bunların içinde paralel diye adlandırılan hizmet hareketinin içinden önemli kimselerde var.
Burda  eski MİT müsteşarlarımızdan sayın EMRE TANER beyin KÜRT bölgesel coğrafyasında uzman olması ,ARAP dünyası ile çok eski 1970 li yıllara varan sıcak ilişkileri hükümetimizle bu konularda sıkı çalışması sayın DR FİDAN beyinde ankarada bu makama gelmesinin önünü açtı…
Şeçilmiş insanlarda  bir hadise vardır yürüyecekleri yol nerden başlamışsa uzmanlığı neresi ise ilk o konum üstünden yürütülerek,kariyer yaptırılarak nihayi hedeflere götürülmek istenir ve bu nihayi hedeflere gelenleri nihayi yapıcakları gerçekleştirecekleri hedef bir konu veya konular manzumesi vardır.
                                                

Aslında sizler suyun altında bilmiyorsunuz TÜRKİYENİN kıriz ve kritik anlarında hiç aklınıza gelmiyecek konuşmalar ve görüş alışverişleri ve istihbarat paylaşımları olur,bunları yazarken gülüyorum bu bazen bir parkta simit yerken bazen bir işyerinin tabilot yenilen salonunda olur aslında bunlar ülkelerin kaderleri ile oynayanlar hakkında görüşlerdir.
Tecrübelerimle,birincisi sayın FİDAN beyin MİT kurumu gibi en büyük gücün patronluğunu bırakıp tüm türkiye vatandaşlarının hakkı olan edirneden ardahana vatandaşımızın şeçilerek olacağı milletvekilliğine bu kadar erken atılmasının nedenleri ne olabilir.
Birincisi,şeçilmiş olarak çıktığı yolda artık siyasetçi kostümü giyip,bu giysi ile nihayi hedefe gitmek bu hedeflenen hadiseye giderkende ki bu zaten uzun yıllar evvel çizilmiş bir projedir TÜRKİYE üstünde belirli politikacıları ve bürokratları tasviye ederek hedeflenen konuma yerleşmek ve bu yerleşimden sonra istenilen büyük sonuca ulaşmak.
Bunun bir başka hadisesi ise düzeni yeniden dizayn eden ülkelerde İSTİHBARAT örgütleri ve bu örgütlerin yöneticileri kendi istedikleri sistemi kurmak için bir çok ANAYASAL suç işleyerek bunu topluma,kamuya sezdirmeden kısa yoldan çabuk bir şekilde sistem kurmak isterler,işte bu esnada ağar şuç olucak operasyonlara imza atarlar.
                                       

Siyaset makamıda dokunulmazlık zırhı getirdiği için kısada olsa söylemde o zırhı giydiğinizdede artık bir ömür bir şekilde dokunulmazlığı bizim gibi demokrasilerde almış oluyorsunuz.
Tabi birde bunun başka yanları olabilir sayın FİDAN gibi şeçilmiş bir kimse ve gerisindeki güçler siyaset insanlarımızı bilinçli yanıltıp,bilinçli şekilde zora sokucak daha sonrada bunu KOZ olarak kullanarak yine gerekli istenilen yerlere döşenecek yollara taş olarak kullanabilirler…
Bir diğeride HÜKÜMETİMİZİN ve bunla beraberdirki DEVLETİMİZİN paralel adledilen yapı ile mücadelede  çok eskiden bu yapı ile ilişki içinde olan çeşitli eski yıllardan gelen bir yoldaşlıklardan dolayı hadiselerin ve çatışmaların içinde bürokrat olarak kalmayıp siyasetçi olmanın daha dikkatlerden uzak ve az tepki alacağıda bir düşünce payıdır.
Kısadan sizlere şunu söyleyebilirim başlangıçtan itibaren siyaset ile devletin en tepesine yavaş adımlarla belirli bir yaş olgunluğu ile değilde hızlı ve bürokrasi üstünden genç yaşta çok tepelere çıktınmı o işte bilinki bir ALATURKALIK yok bir ALAFRANGA sistem vardır.
                     

Sebebi TÜRK DERİN DEVLETİNDE  sistem PEDER ŞAİDİR seni bir yere getirceklerse sindirerek çeşitli vadelere yayarak getirirler,bu TÜRK DERİN DEVLETİ temaüllerine pek uygun görünmüyor…
Başka sayın FİDAN döneminde dikkat çeken hadise buda belirli bir gazeteci ekibinin bunlar MİT  da belirli kanatlara yakın arkadaşlar sayın FİDAN için devamlı bir iyi yönlü prokobanda içinde olmaları devamlı tüm hataları örtmeleri ve sayın FİDAN için bir parlatma bir büyük PİAR yapmaları bu İSTİHBARAT dünyasında alışıla gelmiş bir hadise değildir,bu sadece bugünlere SİYASETE giriş yapması için sayın FİDAN bey için yapılan beş yıllık  PİAR çalışması…
                                     

Yazımı burda bitiriyorum sayın FİDAN bey ile ilgili izlenimlerimi sizlere daha evvelde yazmıştım,şundan müsterihim yazdıklarım geçmişteki yazılarım ve şu günki olan olayları gördüğünüzde haklı çıkmam beni vicdanen çok rahatlatıyor.
Çünkü sayın FİDAN MİT müsteşar olmadan bir ay evvel benim böyle bir komploya kurban gitmem beni evrak üstünde bağlamaları ve şu günlerde bile özellikle son beş ay içinde bana ve aileme yapılan garip operasyonları TÜRK emniyeti şahittir ve artı o halde bile  devlete millete küsmeyip arkadaşlar gördü nasıl yine içimizden iç güdüsel olarak  olayların içinde girip mücadele ettiğimizi.
                                   

Sayın FİDAN beye yazılı olarak bildirim yaptığım 2013 ocak ayından bugüne hadiseyi yapan kurumu içindeki ister muazzaf,ister seferberlik kapsamındaki kişileri benim nezdimde açığa çıkarmadı,onlar önemli değil bir insana bu tip komplo yapılıyorsa bu yakınlarındaki kişilerinde büyük payı vardır en tepeye çıkana kadar bunlar hakkındada bana bir açıklama getirrmedi gelen açıklama en tepe için?))
                                       

Arkadaşlarım burdan sizlere şunu söyliycem ben sayın CUMHURBAŞKANIMIZ ve sayın BÜLENT ARINÇ beyefendinin bu konudaki açıklamalarını bazı kişiler gibi danışıklı döğüş değil gayet samimi buluyorum….
                                         

ALLAHA EMANET OLUN….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…