28 Ocak 2015 Çarşamba

KONTROLLÜ KİRLİ İSTİHBARAT OPERASYONLARI.

                                        

Sevgili takipçilerim,bir atasözü vardır APTALLAR MUTLUDURLAR diye,güzel bir söz..?
Şimdi sizlere bazı şeyleri kaleme alırken özellikle benle görüşen gazeteci arkadaşlar devamlı hatta ilk yeni tanışanlar sordukları 1970 li yıllardaki istihbarat operasyonlarından bahsediyorsunuz aklımız almıyor çocuktunuz nerden biliceksiniz diye,kardeşim ben ordaydım en üst seviyede türkiyenin gizli dehlizlerini yöneten veya savaşan insanların yanındaydım.Sonra mülakatları geliştikçe kendileride anlıyor hatta beni artık çok iyi tanıyan bazı gazeteci dostlarım şahsıma şunu söyledi,sizi bilerek çocukken şahit yapmışlar özellikle bilmeniz ve ileriye taşımanız için.Konuyu açıklama getirmem okuyucularımın kafasında soru işareti bırakmayım…
Türkiyeyi 1976 yılından 1980 yılına taşıyan özellikle dört yıl sağ ve sol görüşlü kardeşi,kardeşe vurduran derin yapı ve planlamanın nihayi hedefi TÜRKİYEyi  bir ASKERİ DARBEYE taşımaktı,başarılıda oldu.
Bu nihayi başarıya giderken derin akıl ne yaptı anarşi yöntemini ülke içinde kullanarak,sağı ve solu çarpıştırarak istedikleri altyapıyı kurarak hedefe ulaştılar.
                                             

Buna kontrollü kirli istihbarat operasyonları deniliyor,yani sizin yönetiminiz,bilginiz,organizasyonunuz altında tehdiş,suikast,sabotaj,gösteri vs eylemleri yaparak ve organize ederek hedeflediğiniz siyasi konjöktürü yakalamak ve bu siyaseti konuşlandırdıktan sonra bunun üstüne istediğin ekonomik,uluslararası ilişkiler ve kendi düzenin,rejimin üstünden bir sistem kurmak.
Acaba 12 eylülü yapan ihtilal komutanlarımı türkiyeyi yönetiyormuydu,
Yoksa onlara bu göreve gelmelerini sağlayan içerdeki taşoron baronlarla,dışardaki onların kudretli ulu efendilerimi tüm yönetimi elllerinde tutuyorlardı.
Tabiki BARONLAR ve KUDRETLİ EFENDİLERİ….
Hani bunları anlatırken zannetmeyin kurtlar vadisi seyredip size bu kelimeleri kullanıyorum,gerekli ortamda ben daha açığını yaşanmışlıkları anlatıcam…?
                                             

Bakın arkadaşlar dünyada KİRLİ OPERASYONLARIN sivilde ve askeri muhabere alanında icatçısı ABD ordusu ve istihbarat servisleridir.Bugünde AFGANİSTANDAN,IRAKA bakın hala aynı sistemle giderler,bunlar çok uzun anlatılacak,safa,safa hazırlanan gelişen operasyonlardır,şimdi burda sayfalar yetmez…
Size basit anlıycağınız örneklerle ne anlatmak istediğime gelicem,bunların hepsini yaşayan bir insan olarak.
Vietnam savaşında sık ormanlarda sıkışan Amerikan askeri birlikleri,gerekli lojistik ikmali ve destek unsurlarını alabilmek için,ormanlık alanlarda helikopterlerin anlık inmesini sağlayabilmek için pist açmaları gerekli,bunun için taşıdıkları pilastik patlayıcıları patlatarak kısa zaman içinde ormanlık alanlarda helikopterlerin inmesi için pist sağlıyorlar ve ondan sonra muhabere yaparak gerekli uçar birliklere bağlı helikopterlerden destek alıyorlar…
                                           

Yani alan açmak için kendisi bölgesinde patlamalar yaptırıyor.
Aynı hadise SAS(SUALTI SAVUNMA) komando birliklerinin görevi olan çıkartma yapılacak sahillere önceden sualtından intikal ederek varsa çıkartma sahilindeki mayınları,bubi tuzaklarını imha edip çıkartma birliklerini önünü açmak.
                                             

İşte bu sivil hayattada her türlü siyasetin içinde veya başka ulaşılması istenilen çeşitli hadisede KURAMSAL ve SİSTEMSEL olarak kullanılan metottur.
Son yıllara uyarlarsak bakın bu işleri organize edenler sizlerin dışardan halk olarak gördüğünüz çok devasa devlet aygıtını bile fark ettirmeden bu konularda sevk ve idare edebilir veya edebiliyordur.
Son 10 yılda TÜRKİYE sahasında gezdiğimde,şunu gözlemledim kontrollü olarak yapılan terör ve tehdiş organizasyonları ve devamlı bir İKTİDAR yöneticilerine karşı yöneltilen tehdit ve korkutma yöntemlerinin kamuoyuna servis edilmesi bu konularda yakalanan guruplar,terör örgütü mensubları veya bireysel şahıslar ve hepsindede çeşitli deliller.
                      

Ve bu konularda devamlı merhum TURGUT ÖZAL suikasti örneği ŞEHİT EŞREF BİTLİS paşa,merhum ADNAN KAHVECİ ve özellikle 1993 yılına atıfta bulunarak bunların basın yolu ile topluma servis edilmesi.
Evet bunların hepsi,doğru ve muhalefetinde desteklediği çünkü onlarında madımak,18 mart 1978,Kahramanmaraş,çorum,1977 1 mayıs,balgat katliamı 7 TİP li işçinin katledilmesi gibi argümanları olduğu için iki taraflı bu konuların ortaya dökülmesi…
                                   

Tüm bunlar olurken ERGENEKON,BALYOZ gibi davalar şimdide bu davaları götürenlere  operasyon yaparak PARALEL davası açmak,ne oldu farkına varmadan toplu bir TORBA oldu…
Bu hadiseler devam ederken şu anda canlı bombalar,ülkenin doğu ve güneydoğusunda kontrolsüzlük hakimiyeti…
Totale baktığınızda AK partinin liderine son 10 yılda gerçekten suikast aşamasında hadiseler var ama bunlar sadece düşünce bazında kalmış veya eyleme geçmemiş hadiseler,deneme dahi yok ama….!!!!
Merhum TURGUT ÖZAL örneği öyle değil,çok ciddi çok iyi 1988 yılına göre çok sonrası merhum şehit olması düşünüldükten sonrası hadise bile çok iyi kurulmuş bir senaryo var,hatta ÖZAL suikastini o kadar performanslı ve teknik bir yapı hazırlamışki pisikolojik harekatında ölüm olsa olmasada hadiseyi basite indirgiycek düşünce tarzını halkın kafasında açmak için…
Ama bu 10 yıldaki liderler için istihbarat var hatta ÜST YAPI dan bu tip ülke içinde çalışmalarda olması muhtemel ama aksiyon hiçbir zaman yok,NEDEN…?
                                            

Bakın eğer NEWYORK ta bir göktelenin 146. Katından dünyaya bakıyorsanız,düşününki dünyanın en büyük kartellerinin yöneticilerisiniz, günlük elektronik harita ve tüm analiz filitre edilmiş istihbarat analiz  bilgilerinden ORTADOĞU ve TÜRKİYE,BALKANLAR,KAFKASLAR üstünde oyun kurucuysanız kimin nereye ve ne kadar gidebileceğini bilir yönetir ve içerdeki sizlere bağlı yapılarla kontrollü kirli istihbarat yöntemleri ile SANTRANÇ TAHTASINDA kimin nereye ve ne zamanda geleceğini yönetebilirsiniz.
                                         

Önümüzdeki aylar,yıllarda bu yazımın değerini daha iyi anlayacağınızı sanıyorum…
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN..

26 Ocak 2015 Pazartesi

MKE-ASELSAN-SAVUNMA SANAYİ…

                                  

Sevgili takipçilerim zaman zaman savunma sanayi ile ilgili yazılar bazı internet siteleri için ve kendi blog sayfalarımda yazdım.
Yine bu konularla ilgili bir yazı kaleme alıcaktımki istihbarat ve güvenlik  konularında  usta gazeteci sayın FERHAT ÜNLÜ milli yazılım ve bu yazılımları yapan milli kuruluşlardaki bunlar havelsan,aselsan gibi savunma sanayimizin temel direği olan kuruluşlarımız,bu yapılarındaki özellikle mühendislerimizin bazılarının 2004 yılından bugüne çeşitli intahar vakaları ile hayatlarının son bulması,her defasında konuşulsada kamuoyunda tartışılsada,araştırılsada sonuç olarak sıfıra sıfır elde var sıfır bir konumdayız…
Aslında bu hadiseler daha evvel bir konuda bahsetmiştim ilk 1980 li yıllardada zaman zaman kamuoyuna yansımıycak şekilde zuur etmiş hadiselerdir.
                                      

Peki bu son 10 yıla gelirsek bu vakaları niye önleyemedik bu mühendislerimizi ve diğer savunma sanayinde görevli personelimizin tümünü niye güvenli bir şekilde çalışmalarına,sosyal hayatlarına imtina ederek güvenli yaşamlarını sağlayamadık?
Şimdi bu konularda sahada çalışmış bir insan olarak,birincisi bu tip hassas ve kozmik çalışmaları götüren müesseselerin güvenliğini sağlayacak kuruluşların bu konularda çalışmadığı çok iyi bir şekilde kendini gösteriyor,yoksa böyle bir güvenlik çalışması ve güvenlik ağı oluşturulmuş olsa farzedelim bunlar cinayet değil, gerçek intahar onun bile olması önlenir…
                                  
Güvenlik tahkikatları ve bu tahkikatlarla kozmik görevli olan her türlü personelin korunması,kollanması için oluşturulması gerekli güvenlik ağları genelllikle büyük gelişmiş devletlerde o ülkelerin gizli servisleri içinde oluşturulan özel bölümlerde ve kompartmanlarda yapılandırılan bu konularla ilgili birimlerin çalışması ile ülkenin savunma sanayi ve argesi ile uğraşan tüm kamu ve özel sektör kuruluşlarının sekteröl güvenliğinin koruma ve istihbarati faliyetlerini sağlar…
Böyle çok kozmik bir askeri operasyonda bulunduğumda türkiyede başta MİT olmak üzere güvenlik güçlerinden oluşan bir konsorsiyum üç ay zarfında yanıma bırakın bir sakıncalı şahsı sokmaya sinek dahi sokmadılar, yaşamış bilen bir insanım…
                                     

Bakın arkadaşlarım bu konularda ülkenin hiç devletin en tepe yöneticilerinin ve TSK ve MİT asli olarak bir kamuoyunu tatmin edicek bir açıklama yaptıklarını gördünüzmü elle tutulur,YOK…
Mühendislerimizin intahar mahallerine,olay yeri inceleme ve savcılık makamı sonrası ve devamında adli tıp kurumları personelleri geniş çaplı araştırmalar yapıyorlar ve tuttukları raporların intahar olarak gözüksede hadiseler karıştırıldığında bazı büyük eksik,hatalı raporlar tutulduğu fark ediliyor,bazen mantık yürüten konu dışındaki insanlara bile hadiselerin oluş şekli ve yakın akrabaların ifadelerinden intahar olmasının imkansız gibi göründüğünü herkes anlıyor ama elden bir şey gelmiyor.
Türklerde bir atasözü vardır ister iç , ister gargara yap tükür..
Neden aciz kalınıyor aynı şey merhum CUMHURBAŞKANLARIMIZDAN TURGUT ÖZAL beyin zehirlenme incelemesindede oldu ve sonuç alınmadı?
Ülkemizde savunma sanayi ile ilgili konular aslında bu devlet ve milletinden çok farklı bir gayri milli derin yapılanmalarla çok eski tarihlerden beri cumhuriyetin yeni kurulduğu dönemlerden itibaren sabote edilmiş ve milli gelişimin önüne geçilmek istenmiş ve bunda başarılı olunmuştur…
                                

Batılı silah sanayi ve ülke içindeki taşoron yapıları burda büyük şebekeler kurarak işte bu suikast ve sabotaj eylemlerini siyasi güçleri ve maddi büyük tahsisat ayırmaları ile ülkemiz içinde paralel veya buna benzer diyebiliriz güvenlik güçlerimiz içinde devşirdikleri personelleri kullanarak bu kirli faaliyetleri götürüyorlar ve üstünüde kurdukları maddi,manevi şebekelerle kapatıyorlar.
Zannetmeyin,sizin bizim içimizde yaşayan insanlar bu konuları gerçekleştiren vede aslında uzun yıllardır TÜRKİYENİN teknoloji geliştirmesinin önüne geçmekten mada ,çünkü batının elinde her türlü gelişmiş teknoloji var bizim savunma sanayi kolunda çalışacak milli kaynağımız olan insanlarımızın gözünü korkutarak bu alandan insanımızı her türlü uzaklaştırmak…
                                    

Kıbrıs harekatından sonra ihtiyaçtan kurulan ASELSAN ve MKE kurulan yeni tezgahlarda almanyadan danışman olarak atanan alman mühendisleri tanımıştım,o yıllar bile milli diyerek başladığımız hadiselerde aslında ta 1990 lı yılların başlarına kadar yabancı askeri mühendis danışmanlarla çalışmıştık…
Özellikle 2004 ve 2014 arasında olan intahar vakalarındaki hadiselerde türkiyenin savunma sanayindeki hızlı konsep değişikliğinin çok büyük önemi var nedeni ne.
Artık yaşlanan silahlarımızki bunlar tank,uçak,gemi,helikopter ve bunların yazılım donanımları konusunda dışarıya bağımlı olmaktan hariç fiatlardaki rakamların tedarik aşamasında devletin karşılayamayacak duruma gelmesinden kaynaklanan yerli üretime gidip ihtiyacı karşılayıp ülke ekonomisinin üstünden kamburu azaltmak bunun için ne lazım, şevkle çalışacak milli insan kaynağı.
                                    

Sen her yıl gelişmiş birkaç mühendisini ses getirecek şekilde intahar etmiş  bir yerde bulursan bu konuda çalışacak beyin gücünü korkutup kaçırırsın.
Bu şuna benzer arkadaşım ismailin bana sorduğu gibi ağbi o kız güzel bir kızdı niye intahar ettiki deyip ertesi günü kendisinin intahar etmesi gibi?
Arkadaşlarım TSK (TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) elinde 4000 tank var azami bu tankların ben asgari söyliycem 2000 tanesini yenilediğinizi düşünün ,  ortalama az söyleyeyim 3 milyon dolar diyin bir tank için 6 milyar dolar para harcaman gerekli…?
6 milyar dolarla türkiyede kaç tane ALTAY tank fabrikası kurulur,kaç tane tank motoru fabrikası kurulur ve bu motor fabrikası ile aynı anda gemi,tren gibi araçlar içinde motor üretilirmi.?
Yani BATI devletleri yıllarca hibe ile hurda teknolojiyi verip,arkasından yedek parça,lojistik ve reorganizasyon faliyeti ile bizi soyarken ve yazılımıda sana kendi verip gerektirdiğinde kullanamıycağın silahı sana ekonomik soygun yapar şekilde temin ettirerek ülkemize hep bir darbe vuracak,planı hep o şekilde yaptı…
Şehit DENİZ YARBAY KUDRET GÜNGÖR ve beş personeli ABD uçak gemisi SARATOGADAN gemiler tatbikatta şamandıra vaziyetindeyken gece hava savunma füzesi  iki adet SEA SPARROW ile  MUAVENET gemisinin güvertesinden vurulmuştur.
                                             
Kaza denilen hadisede konuların uzmanı bilir bu füzeleri kaza ile ateşleyemezsin bunlar hava savunma füzesidir gerekmedikçe satıhtan,satıha yani gemiden gemiye kullanılmaz…
Şehit yarbayımız MOSKOVA askeri ateşeliğimizden gemi komutanı olmadan iki ay evvel daha yeni gelmişti…?
Baştan intahar ,kaza vakası olarak kabullendiğin  bir konuyu sonradan aydınlatmana imkan yoktur.

                                               
Bu konuları kimse aydınlatamaz,bugün sayın BAKANIMIZ YALÇIN AKDOĞAN beyin dediği gibi,durmayın yolunuza MİLLİ olarak devam edin.
                                    
Asgari ihtiyacınız kadar üretin ihracat yaptığınız kadar bol gerektiğinde üretebilin artık ultura yüksek seviyedeki teknolojilere ARGE çalışması yapın lazer silahları ve bu tip hala dünya devlerince kullanım dışı  servise konulmamış ama envanterde gizli  bulundurulan teknolojilere çalışın en önemlisi ne yaparsanız yazılım ve donanımınızı MİLLİ yapın….
Bu konuda ben kendimi merhum NURİ KILLIGİL gibi 
hissediyorum,yenildim,yoruldum benim tek hayalim  nalinçnaya caddesinde veya başka bir karlı caddede kışın yürümek,yada engnatia,plaka,santorini gibi yazları egenin mavi denizi ve sıcak yaşantısı ile yaşamak,emekli ve yaşlı bir insan olarak.
                                         
Hepinize,hayırlı,bol kazançlı bir çalışma haftası.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


25 Ocak 2015 Pazar

MOSKOVA GECELERİ….

                                   

Sevgili dostlarım hepinize mutlu,huzurlu ve eğlenceli bir Pazar günü diliyorum.
Bu hafta size terzi kendi söküğünü dikemez deyimi benim için söylenmiş bu konu itibari ile RUSYA günlüğümden MOSKOVA seyahatimi anlatıcam…
Tabi rahmetli babam başkan BREJNEV döneminde gidip 1979 o yıllara göre uzunda kalınca bir çok gelirken SSCB ve onun tüm interlandı ile ilgili doküman ve materyel getirdi,birde bana SOVYET yapısı TORNADO marka tenis raketi getirdi,bu benim için önemli o yıllarda çünkü o yıl 1979 SOVYET MİLLİ TENİS takımı türkiyede İstanbul TED kulübünde turnuvaya katıldı,oynadıkları raketler çok alışık olmadığımız bilmediğimiz markalar olunca bende babamdan istedim bana bir adet temin etti.Sağlam ve güzel bir raket çıktı burda kullandım….
                                           

Kısa geçiyorum bu 1979 yılındaki hadiseler  ortaya döküldüğünde ilerki yıllarda bayağı ses getirir olacak,maceralarını ve günlük yaşantılarını sizlere heyecanla okuyacağınız kitabıma sonraya bırakıyorum…
Tabi yıl 1990 lı yılları biraz geçerken SSCB(SOVYETLER BİRLİĞİ) dağılmış,kapılar açılmış her türlü,ticari,turistik,sanayi faaliyetleri yavaş yavaş çalışmaya başlamış muazzam bir bavul ticareti türkiye 4 nisan1994   kararlarını bu bavul ticaretinin büyük hacmi ile sıkıntısını atlatmış,türkiyenin sıcak siyasi yaşamı, rusyanın kapitalizime başlangıç yılları,uzun bir TARİH olucak ilerdeki yıllarda yaşadıklarımızı anlattığımızda….!!
Neyse yıl 1997 sonu sabah aniden arkadaşıma bana bir vize alın dedim,hayırdır bir moskovaya gidicem üç gün kalıcam,nerden çıktı canım istiyor,peki ağbi dedi yardımcım hemen bir saat içinde vizem ve uçak biletim ile  geldi,ayrıldım yerimden.
                                              

Dostum SERGEY var ona dedim ben moskovaya gidiyorum söyle arkadaşların karşılasın ,telefon etti dedi viktor ile anatoli gelicek onlar seni karşılıycak,viktor ile arkadaşım çok içki içtik eski yaşlı bir Sovyet mühendisi anatoliyi tanımıyorum,sergey dedi gördüğünde sen onu hatırlarsın eski SOVYET zamanından dedi,güldüm…!!!
Şimdi burda anlatacağım bazı şeyler türk istihbarat servislerine ders niteliğinde olsun,çünkü çok basit nüans hatalar her zaman bu ülkeye ve yaptıkları işlere zarar verir,ufak bir yanlışlık boşa kürek çekmelerine neden olur,istihbarat hadisesi geniş düşünce ve entelektüel yaşam ve dikkat gerektirir…!!!
                                         

Alanda cafeteryada otururken aniden 1979 yılından beri tanıdığım Denizlili ismail emniyet önemli işler bürosundan üç kişilik ekip olarak geldiler hemen arkama oturdular…
Selam veremiyorum ailem var,dahada enteresanı onların o günlerde böyle bir vazife almaları çok garip çünkü MİT gidiceğimden haberli alanda büroları var izleme yapıcak olsa onlar yapar,İSMAİL beyin ne ilgisi var,onların işi değil?
İçimden dedim bu iş eskiye dönük ta 1979 lu yıllardan birilerinin hesabı bugününün hesabı değil…?
Neyse gümrüklü alana girdim,bolcana gümrüksüz satış mağazasından hediye parfüm ve içki satın aldım,bir adettte 35 cc lik J&B viski aldım,zira biniceğim özel hava yolu bir duble veriyor alkolü o beni kesmez MOSKOVAYA kadar…!!!
                                                    

Neyse uçağa bindik full dolu AIRBUS-320 model yeni bir uçak ,tabi ben şişemi açtım sakin sakin içmeye başladım,hostesin verdiği viskiyide yuttum,günah boşa gitmesin arkamdan ağlar.)))))
                                  

                                  
Tabi 35 cc viskinin son dublesine yakın uçağımız MOSKOVA VUNUKOVA havalimanına tekeri vurdu,indik…
Uçak alana park etti,yolcular boşalmaya başladı dedim sen son dubleyide yavaş,yavaş vur bakarsın bu YOLDAŞLARIMIN sağı solu belli olmaz çayka(rus yapımı lumuzin)onla uçağın kapısına kadar gelirler onun için en son inim…)))               

                                                   
Yavaş yavaş kalktım uçağın kapısına bir gittim eyvah kapıda bir kalaşnikoflu asker,bir bayan telsizli alan görevlisi ne çayka var çaykayı bırak beni terminale götürecek otobüste kalkmış gitmiş…
Kadın alan görevlisi beni görünce şok oldu,hemen telsizle otobüsü uyardı otobüs yolcuyu indirmeden tekrar uçağın yanına geldi ve beni bindirdiler.Arkadaşlar şimdi bizim TÜRKİYE insanımıza dikkat.
Sesler bağarışlar AYIP değilmi kardeşim bekleyenimiz var senin yüzünden git gel bu ne lakayitlik,dedim kusura bakmayın çabuk kalkmış otobüs hala olurmu,molurmu…..??olur,olur bekle!!!!
                                               

Neyse terminale geldik benim yanıma bir bayan polis geldi bana işaret etti hemen pasaport kontrolden geçirdi,bağajlarımı verdi burası o dönemde eski vunukova alanı o bizim bana bağıran tüm türkiyeden gelen yolcuyu kırmızı salona aldılar hani işimiz var diye bağarıyorlardıya,işte şimdi işlerini unutsunlar çünkü o dönemde o salona alınan yolcuların iki veya üç saatten evvel bırakılmaları imkansız yani  belki geri bile  türkiyeyeye gönderirler.İşleri varya nerdeyse anamıza küfür edeceklerdi…
Yine bir kaleşnikoflu asker yol göstererek eliyle bana işaret edip kapıya çıkardı işte yine orası çok önemli benim için kapıda bekleyen TÜRK yolcu yakınları var bunlardan bazılarının muhakkak türk istihbaratının haber elemanı olması lazım,bunu anlayabilmem için bir test yapmam lazım,(bunlar kurs niteliğinde istihbaratçılara) VİKTOR kapıda onların yakınında hemen sarıldık birbirimize VİKTORU üç kere yanaklarından öptüm bu ORTODOKS adeti eski rus usulü selamlaşmadır,işte o anda bekleyen türk yolcu yakınlarından biri bu sahneyi izleyince tepki ve surat mimiklerinden şaşkınlık belirtisini çok keskin verdi,o esnada ben onun bizim servis tarafından yollanan kişi olduğunu hemen anladım…
Neyse biz çayka beklerken bir panelvana bindirip beni ilk metro durağına ordan birkaç metro değiştirerek 1980 olimpiatları için yapılmış İZMAİLOVA otel kompleksine getrirdi,orda yüksek bir katta yerleştirdi…
                                      

Sabah kalktım erken camdan baktım sisli bir moskova havası ilerde eski çarlık döneminde inşa edilmiş eski bir saray, cılız etrafında kurumuş ağaçlar ve aşşağıda tek tük yürüyen insanlar ve eski bir KAMAZ kamyon.
Hala buram,buram SSCB(SOVYETLER BİRLİĞİ) kokuyor,tavuk butları salam vardı,güzelde votka kahvaltıyı yavaş yavaş onla yaptık,ondan sonra chvas regal  viski bol getirmiştim ondan açıp içerek ANATOLİ beyi bekledik öğlene doğru oda geldi, tanıdım simaen tanıyordum eski Sovyet zamanında istanbulda bulunmuştu dedi özür dilerim dün moskova dışında avlanıyorduk gelmem ancak bu saati buldu karşılamayada gelemedim,dedim sorun değil sohbet ediyoruz eskilerden sonra aklıma geldi ne vuruyorsunuz av olarak dedi GEYİK anlattı vurdukları geyiklerin bazıları 1 ton geliyormuş….))
                                         

Arkadaşlar işte dostlarımız,istanbuldan çocukluk arkadaşlarım geldi onlarla beraber üç gün moskovada,yiyerek ve içerek gezdim merkezde merak ettiğim rahmetli babamın kaldığı LUBYANKA bölgesinde METROPOL otel orda gidip biraz yedim içtim,ARBATTA ermeni lokantasında kafayı çektim,KIZIL MEYDANDA resim çektirip yeniden VİKTOR ve ANATOLİ beylerin refakatinde istanbula hareket ettim…
Uçak kalktı,bu sefer uçak türk inşaat şirketlerinden birinin işçileri ile dolu,o yıllarda hala uçakların arka taraftaki 5 li sıra sigara içilecek koltuk bölümleri bırakılıyordu,sigara içtiğim için orda oturuyordum birden ön koltuklarda oturan işçi kardeşlerimiz sigara içmek için bizim 
                                  

           

bulunduğumuz bölüme toplu halde hücum ettiler,hostes hanım olmaz beyler diyor,işçi hiç unutmuyorum hostes kızcağızı kolundan tutup çekil bacım harmanımız patladı diyor,en sonunda pilot anons etti,lütfen yerlerinize geçin uçağın dengesinde bozulma oldu diye o zaman korkup yerlerine oturdular,bir daha THY,AEROFLOTTAN hariç firma tanıyanın….!!!
Yıllarca bir DUVARIN arkasından bir bahçeye bak insanın duygu ve düşünceleri diğer insanlardan çok farklı oluyor,bunları bu duyguları ve yaşanmışlıkları kaleme bile dökmek çok zor…..
Hepinize tekrar eğlenceli ve mutlu pazarlar….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN..
                                     

19 Ocak 2015 Pazartesi

STRATEJİK İSTİHBARAT OYUNLARI…..

                                       

Sevgili takipçilerim,çok önemli bir konuya değinicem istihbarat oyunları,istihbarat yanıltmacaları ve istihbarat çalışmaları içinde yanıltma yaparak karşı istihbarat örgütlerinin amaçlarını ve hedefledikleri istikametleri öğrenmek oyunun içinde olan ve oyuna sonrada sokulacak ve bunların nerelere oturtulacağını ve insan kaynakları ile ne yapılmak istendiğini sizlere biraz izah edicem.
Bunları sizlere anlatmamım sebebi kendimi emekli etmem ve dediğim gibi öğreniceğimi öğrendiğim için benim için değeri olmayıp toplumda belki ön açmaya yönelik faydası olur,belki benimde içimi rahatlatır.
Özellikle şunu söyleyeyim TÜRKİYEDE eğer bizim gibi insanlar kurumlarla çatışma içinde gözüküyorsa aslında bu MİLLİ kurumlarla değil,bu kurumların içine ve dışındaki 5. Kol faaliyetinin mimarı yabancı ülke istihbarat kuruluşları ve bunlarla beraberliği olan örgütlerdir.
Bunun içinde bu konulara çok kökten tarihsel anlamda bulunman gereklidir oyuna dahil olman için tarihsel bir misyona dahil olman gereklidir,bu sizlerin algıladığı gibi genelde bir kurumun içine istihbaratçı olarak girmekle olmaz,tarihi bir misyon taşıman o kuşaklar içinden gelmen lazımki bu oyunların ve çatışmaların içinde olabilmen için istihbaratçılar kurumlar içindeki görevleri ilgilendiriyorsa branşı ,sadece bu konuları izlemektir sanıldığı gibi kurum içindeki yapıların bu işlerle işi olmaz.
Geçen gün KAFKASYALI ünlü bir aileden bir kişinin hakkımda şunu söylediğini istihbar ettim,demişki eğer bizimle arasında bir beraberlik olmazsa ve hala çatışmaya devam edicekse bunu HAİN ilan edelim ve toplumdan dışlayalım.
                              

İşte bunu söyleyen insan aslında tarihsel bazda isim vermiyorum TEŞKİLATI MAHSUSA(OSMANLI İSTİHBARAT ASKERİ ÖRGÜTÜ) kurucularından olsada aslında İngiliz siyasi nüfuzunu kabullenmiş ve bunu göstermeden örtü yaparak bu faliyeti götürmüş kimselerdir ve bunlar istihbarat baronları olup,diğer meslekteki baronlarla beraber hareket etmekte ve ülkede görülmeyen en büyük dizaynları yapmaktadırlar,siyasi,ekonomik olarak.
Mesela geçen bahsettim bir devlet büyüğümüz aniden kürsünden bağırarak çekin gidin kurtuluş harbi yapanlar var önüne geçmeyin demesi aslında bu derin yapıdan birisinin kollanması amaçlıdır,veya önemli bir kentimizin yöneticisinin benim ölümüm MOSSAD tarafından olur ayağım kaysa ölsem mossaddan bilin demesi aslında bu savaşın yani karşıdan saldıran güçleri karalamak ve ön almak amaçlıdır…
En büyük baron bir ziyaretime geldiğinde 1996 yılında ilk tanımamda aslında o benim kordon bağımın kesilirken halinide biliyor,bana şunu söyledi sen SATRANÇ bilmiyorsun ama bu oyunu dört boyutlu oynuyorsun,bu replik mahkeme kayıtlarına ve dinleme tapelerine sonra girmiştir,resmen.
                                             

Bunu o gün söylemesinin sebebi temsil ettiği İngiliz aklının kurduğu büyük bir tuzağı bertaraf ederek beni uzaklaştırmak istedikleri yabancı servisten koparamamaları,yaptıkları tuzağın açığa çıkması başka yabancı servis karşısında bu bir askeri istihbarat örgütüdür onun karşısında alanda zayıf düşmeleri milli güçlerinde burda yerini sağlamlaştırması yani çok taraflı bir kayıp.
O zamanda MİT teşkilatından  bazı KAFKASYALILAR bu konuda kullanılıyordu oyunu bozan istihbarat MİLLİYDİ ama bunu ilk açıklıyorum burdan ben bunu MOSSAD dan gelmiş gibi gösterip bunun içinde istihdam yaratıp o anda tüm hedef göstermeyi MOSSAD ve ilgili kişilikler üstüne çekmiştim, başarılıda uzun bir müddet oldum,fakat bununda büyüsü sonra çatışma olarak döndü ama bugünde muhattablara sorsan MOSSAD olarak bilirler alakası yoktur fakat günün ve tarihin konjöktüründe bu fikir ve çalışma o şekilde şekillenmiştir,hatta o anda dost servisle istihbaratın alınışı konusunda MOSSAD olduğu ikna edilmiştir,burdaki yetkililerinin öyle bilmeleri istenmiştir bu kötü niyetli değil sadece bir güvenlik oluşturmak için örtüdür…
                                            

Şimdi özellikle 1998 sonrası TÜRKİYEDE STRATEJİK İSTİHBARAT yapmakla görevli kurumların içindeki üst yetkililerin sizin bilmediğiniz tarihten gelen hep bir PARALEL,İKİZ yapılanmaları vardır,bunlar en ağarlıkla NATO konsepti içindeki ABD,İNGİLİZ,ALMAN, ve İSRAİL derin güçleri ile devamlı temastadırlar,bu stratejik kurumlar içindeki yöneticilerini siyasi ve ekonomik konularda bilgilendirerek ve direktifler vererek ülkemizdeki çeşitli dizayn çalışmalarını yapmak isterler bazen yaparlar başarılı olurlar bazende başarılı olamazlar…
                                   

Bunların nihayi hedeflerini ve kimlerin satranç tahtasında ne konumda dizinlendiğini biliyorsanız,TÜRKİYEDE şantaj yapılabilecek siyasetçilerden tutunda,kimlerin kim tarafından stratejik nereye konumlandırılmak istendiğini ve ülkede neler olabileceğini çok iyi bilirsiniz.
Şu anda birbirleri ile kavgalı görünen çatışan gurupların aslında birbirlerini yok edici veya çok zor duruma sokucak şekle getirmeleri mümkünken yapmamalarının sebebi şudur  eğer bu şekilde bir vuruşta kurmların içindeki stratejik yerleştirdikleri çok önemli kimselerin deşifre olucağı bununda onların bugünde yapmamaları gereken bir hadise olduğunu işlerine gelmediği, onların şimdiden deşifre olmasını göze alamadıklarını gösterir.                                      

Bakın kamuoyunu çok meşgul eden FUAT AVNİ hesabı bile artık eskisi gibi isabetli bilgi veremiyor,bunun sebebi bilgiye ulaşamamakmı,yoksa daha fazla giderlerse çok önemli kaynaklarını deşifre olucağı korkusumu?
Arkadaşlarım aslında APO nun 1999 operasyonunda getirilme planı türkiye içindeki bazı kurumlar içindeki kişilerle bunların dışardaki beynelminel yapılarla konsorsiyumları APO nun ta 1992 yılında getirilmesinin bu şekilde yapılmasını planlamışlardır ve tüm stratejik oyunu ona göre kurmuşlardır.
Bu planı bozacak içte ve dışta herkesi ya öldürdüler yada bertaraf edip çalışamaz duruma getirdiler.
APO yu  getiren BAŞ MİMARIN hiç sorgulandığını bu konuda veya yargılanmasını isteyen birini gördünüzmü,göremezsiniz çünkü içlerindeki sırdaşlarını bile imha ettiler çünkü onun farklı olduğunu biliyorlardı,adamcağızı birde dizinin birinde MOSSADA hizmet eden biri olarak lanse edip kendi gerideki yapıyı genel cerrahi ile kurtardılar.
Sayın SÜLEYMAN DEMİREL beyin büyük lafıdır, kol kangren olduysa kesip atıcan tüm gövdeye hastalık sirayet etmesin.
                                     

2000 yılında aynı yapıdan çok derin bir insan şunu söylemişti bana sen bunlara karşı mücadele ediyorsun bak LAZ seni öldürtmez ama bu Kafkasyalı seni sonunda öldürtmeye kalkıcak ve bu derinin dediği çıktı LAZ aramızdan ayrıldı edebiyete intikal etti KAFKASYALI ekibi ile beni götürmeye çok uğraştı  DOĞAL görünümlü çeşitli yollarla ALLAH buna izin vermeyince,bunu başka bir büyük senaryo ile büyük kurumların başındaki insanların sanki dahli ile yapılıyormuş onlar emir verdi görüntüsünü vermek istedi o büyük mevkidekiler son anda bu tuzağı fark ettiler bu tuzağa gelmediler.
1999 OPERASYONUNDAN SONRA ülkemizden ayrılıp gidenler  başka ülkelerde yaşayan büyük ilim adamları veya ülkemizle ilgili büyük ticari operasyonlara girip avrupadan para toplayan kişiliklerin o günden bugüne bakın inceleyin gelişimlerini kimlerle bir paralel serüven sergileniyor çok iyi görürsünüz ama dikkat edin bu kişiliklerde bugünlerde artık tamamen düşman olarak algılanıyor ve haklarında tasviye çalışmaları başlanıyor diğeri ekonomik kişilikte zamanı geldiği için ticari olarak tasviye edilip itibar zedelemesi kendisine kamuoyunda yapılarak onunda işine son veriliyor.JET gelen JET gider…
İlerki yıllarda tarih İMZA nın sırrını APO operasyonundaki önemini öğrenicek,belki burdan çıkmıycak başka komşu bir ülkeden çıkıcak.
Ne oluyor 1999 APO operasyonun şu anda son virajına girilmiş durumda bu virajda yeni bir konsept uygulanacak onun için sahadaki oyuncular değiştiriliyor,bunu herkes burdan içerden planlama zannedebilir değil bu yine bir İNGİLİZ planı bu yeni oyuncularda bugünler için hazırlanmış ta 1999 yılında bugün oyuna girmeleri için yavaş,yavaş bekletilerek devreye sokulan kişilikler.
                                                     

Aslında 7 şubat altında çok bilinmeyen hadiselerle bu planı fark edenler tasviye olucaklarını hisseden guruplar arasındaki çatışma.
Onun içindirki elinde büyük hasar verecek taşta olsa kullanamamaları birbirleri ile geçmişten gelen içiçelik ve birbirleri içindeki çok önemli stratejik kişiliklerin deşifre olması korkusu…
30 yıldan fazla bilinçli bir istihbarat faaliyetimde etrafıma çok yakınıma sokulmuş her türlü kişi ile aslında karşı yapıya çok büyük zarar veremesekte,yapının faaliyetlerini bunun tamamen aslında MİLLİ değil bir İNGİLİZ sistemi olduğunu öğrenmemiz ve bu yapının kimleri angaje ederek nerelere getirip planlarınıda bilmemiz sanırım yeterli,bunu deşifre etmem aslında çok evvelde olmuştu güç büyük olunca anlamak istemediler,halada öyle yediremiyorlar kendilerine.
                                         

1996 YILINDA bir yabancı askeri istihbarat servisinin türkiyedeki başkanı benim cep telefonumu kullanıyordu,bir gün dedim bu telefonu odanda tutma özel hayatında bile olsa telefonu odada tutma diyince bana sordu neden.?
Onlarda SAĞIR ODA(KOZMİK DİNLENEMEYEN YÜKSEK GÜVENLİKLİ MEKAN) olduğu halde dedim dinliyorlar,telefondan tüm bölümleri.
Bu arkadaş tüm ekibine ve kendine hemen iletişim için eski moda olan mesaj aletleri alarak dağıttı.
MİT arkadaşlar sorunca dedim ben söyledim,niye diye sordular  çünkü tüm konuşmalarımızı bölgedeki İNGİLİZ istihbaratı elemanlarından alıyorum,sizinle konuşmalarımızda dahil.
Sizinle görüşüyorum sonra her türlü pisikolojik operasyona sizlerle görüşmelerimiz bilgisi dahilinde saldırı şeklinde hareketlere maruz kalıyorum.                

Daha sonraki zamanda yine bir istihbarat faaliyetimizde MİT yetkili arkadaşlarım İNGİLİZ istihbaratına çalışmamı açık ve net teklif ettiler şu anda bu arkadaşlardan biri hala görevli kabul etmedim..!
Evet takipçilerim bu işler benim için ölmüştür,bilgilerimide sizlerle paylaşıyorum öğrenin türkiyede neler oluyor.
Vatan hainliğine gelince artık bu saatten sonra vatan hainliği benim için bana madalyadır,bu MADALYAYI takıcaklar içinde sadece ceplerine koyucakları on kuruş haraçtır.......?
Hepinize hayırlı bir çalışma haftası.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

18 Ocak 2015 Pazar

İYİ AİLE ÇOCUĞU!

                                          

Sevgili takipçilerim hepinize iyi bir Pazar günü geçirmenizi dilerim.
Bu hafta başka bir anımı yazıcaktım,fakat bir devlet büyüğümüz ve benim hemşerim em.albay ABDULLAH SOYLUOĞLU beyin vefatından dolayı,bu yönde bir yazı yazıp sesiz sedasız ,sade bir cenaze töreni ile aramızdan ayrılan değerli bir komutanımıza dua ederek mekanı cennet olmasını Allahtan dileyerek,kendisine rahmet yakınlarına ve hemşerilerime başsağlığı dilerim.
                                               

Ben kendisini tanımadım,ama bu konularda tanıştığımız arkadaşlarımız bahsetmişti hemşerin bir albayımızdır diye,tekrar Allahtan rahmet dilerim,KONYAMIZ dürüst,namuslu şerefli  bir çok devlet adamı yetiştirmiştir,çok belliki biride rahmetli albayımız….
Yazımıza gelelim yazının başlığı rahmetlik KEMAL SUNALIN bir sayın HARİKA AVCI hanfendi ile çevirdiği komedi filmi.
Filmde OSMAN karekteri var zaten benim aklımada bu OSMAN isminden bu film geldi aklıma, nedeni OSMAN mahallede çok saf bir kişilik bir kızı seviyor mahallenin kahvecisinin  kardeşi başlık parası yok alamıyor,hep dayak yiyor kahveciden,bilmediği birde ikiz kardeşi var oda büyük bir gangster film biterken artık kardeş olduklarını anlayıp ayrıldıklarında uzaktan OSMANA bağrıyor başın sıkıştığında beni ara OSMANDA diyor başım nasıl sıkışıcakki ellerinle başını arasına al diyor OSMAN yapıyor bak gördünmü başın sıkıştı böyle olunca beni ara diyor..)))Hep gülerim!!!!
Şimdi 0 yıllarda mahallemizin bıçkın delikanlılarından AYI OSMAN var sayın HARİKA AVCI hanımın erkek kardeşi AHMET (bunlar gerçek isim) arkadaşımız çok bilekli bir arkadaş askerliğini o dönemde hatırladığım BOLU KOMANDO okulunda yaptı zıpkın gibi bir arkadaştır vurdumu indirirdi,o zamanlar bir dönem yakın bir sıcaklık doğdu 
                                        

    OSMAN,AHMET,MURAT ve yine hemşerim konyalı arap ziya gece hayatını beraber dolaşmaya başladık,bir çok anımız oldu şimdi bu arkadaşlarımla görüşmesemde haber alırım zaman zaman hepsi kariyer sahibi işleri olan insanlar oldular,hayat galesi başladımı insanlar mecburi dağalıyor…
Bu konuyu izah ettikten sonra  OSMAN meselesine gelelim .Yıl 2006 çok güzel bir bahar sabahı cadde üstünde bir kafede oturuyorum bölgemde,tam türk kahvemde gelmiş ağzıma sürerken ilerden üstünde şık bir spor keten takım tiril tiril ,takımın içinde bir koyu yeşil orijinal lacoste tişört gözde raybanlar bir amca bana doğru geliyor,dedim yandık)))?
Yavaş ve sakin önümden geçti bir yüz metre boy yaptı etrafı keserek döndü bana doğru geldi,ağbim aynı sayın KORKUT EKEN tipinde önümden geçerken sordum ASKERMİSİN? 

Bana baktı,selamün aleyküm dedi,yanımdaki iskemleyi gösterdim buyrun oturun,şerefsizim kovboy filmlerindeki gibi ,sordum kahveni nasıl içersin orta şekerli olsun dedi.
Adım ZEKİ dedim tanıyorum seni dedi,OSMAN dedi OSMAN albay.)))
Osman albayım hangi birim dedim ÖZEL HARP zaten bellide hareketlerden,hayırdır dedim.?
                                     

O arada kahve geldi,fakat kahvede sanki bir rüzgar esmiş gibi bir anda boşaldı,kimse yok, heralde mevzuya kulak misafiri oluruz diye herkes yürümüş…
Başladı OSMAN albay sormaya o ne yapıyor,diyorum ben atta bu ne yapıyor  öldü,herkesi soruyor bir ara dedi kimse kalmamış yeni gelen bir ekip varmış var dedim tanımıyorum.(ağzımı yokluyor,kendi biliyor onların namına ben onlar hakkında ne biliyorum yokluyor.)
Ben burda bulundum sen beni hatırlayamadın,dedim albayım o zaman o kadar yoğundukki vakit yoktu…
Sordu DAYI nerde, burda dedim ne yapıyor,emekli artık dinleniyor akşamları taş plak dinliyor davidoff  magnum sigarasını içiyor….))
Zeki ben gidiyorum,senden ricam kimseye benim geldiğimden bahsetme,kimse bilmesin oldumu oldu OSMAN albayım dedim.
Kalktı sağ ön tarafına yakın belinde çok güzel bir deri kılıf üstünde bir 16 lı  SİG SAUER marka tabanca var.
İçimden dedim OSMAN albayım hiç hayra alamet değil,işallah bu kadar sıkıntıya bir sıkıntı daha olmaz.
Aradan birkaç gün geçti aynı kafede hafta sonu Cuma akşamı oturuyorum hava hafif serinliyor mis gibi bir bahar havası bir MİLLER bira açtırdım şişeden içiyorum çok severim soğuk,soğuk tam kafama dikmiştim aniden önümde OSMAN albay bitti,bira burnumdan çıktı.
                         

Hayırdır OSMAN albayım burdamı DAYI demin gördüm,fırladı gitti dedim sakat,bir iki dakika sonra geldi orda yok dedi,aklıma geldi eski mekanı ileriye taşıdı değiştirdi oraya gidin dedim,adresi gösterdim.
Birayı bitirmeden oralardan bir an evvel uzaklaşıp kayboldum.
CUMARTESİ,PAZAR günü hep gözüm televizyonda,radyoda bir kötü haber varmı diye,yok içimden diyorum ALLAHALLAH meselem varda demişti…?
Hafta sonu geçti yine bölgeye indim pazartesi orada bulunan bir ALİ arkadaşıma sordum,bir vukuat varmı yok dedi.OHHH dedim.
Birkaç gün sonra bir baktım DAYI geliyor adamları ile dedi ARAS burda ZEKİ diye bir herif varmı,ne oldu dedim yav OSMAN albay gelmiş burda ZEKİ diye birisi yakınlık göstermiş,muhabbet etmişler çok iyi bahsediyor ZEKİ için ben tanımıyorum kimki bu ZEKİ sen tanıyormusun ALİ yede sordum tanımıyor…!!
                                       

Dedim benim.))) Başladı gülmeye aklıma gelmişti zaten dedi.Dedim DAYI benim aklımada çok başka şeyler geldi,yok OSMAN ile eski tanışırız mert bir arkadaştır,uzun zaman görüşmemiştik dedi…
Osman albayımla sohbet ederkende benimle ilgili özel bir bilgi vermişti,bana kıyak olsun diye hiç hoşuma gitmemişti bu bilgi hakikaten hoşuma gitmediği gibide gerçekleşti….
Sayın  eski MİT müsteşar  yardımcısı KONTERÖR DAİRESİ eski başkanı MEHMET EYMÜR beyin güzel bir lafı vardır ÖZEL HARPÇİLERİ ben ve hiram bey kuruma aldırdık,bunların yalnız kötü bir yapısı var alışmışlar pasaportu ordan al,parayı burdan al kafalarına göre gidip iş yapmaya,bu bizde sıkıntı yarattı der bir açıklamasında…..!!
Herkese iyi pazarlar.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN….