26 Ekim 2014 Pazar

YUSUFUN ÇUKURU…..


Sevgili arkadaşlarım ilginiz için teşekkür ederim,sizlerden çeşitli sorular alıyorum,beğenileriniz içinde teşekkür ediyorum.
Bugün size biraz değişik konuları anlatmak istiyorum,yağmurun etkiside var biraz, bazı geçmiş hadiseleri  hatırlatıyor.
Silahlı kuvvetlerde bir laf vardır eğer bir yerden geçişi durdurmak istiyorsan kimsenin oraya girmemesini arzu ediyorsan  oraya nöbete KONYALI koy ,koyarkende ama muhakkak tembih et bak beni sokucaksın diye yoksa unutur nöbet yerine onu oraya koyanıda geçirmez,diye anlatırlar.Doğrudurda…..!
Başlık YUSUFUN ÇUKURUNA ve KONYAYA nerden geldim.Biliyorsunuz ben köken olarak konyalıyım. Hayatımda kendi aklım ve fikrimin haricinde hiçbir şeyi dinlemedim,bana öğretilenleri öğrendim ama kendi hedeflediğim noktaya doğru hep hareket halinde oldum.
Bu bana kazandırdımı bilemiyorum tartıya tam koyup şimdi tartamıyorum,kazandımmı kaybettimmi..

Çukura gelince o günlerde bundan 20 yıl evvel çok ciddi manada MİT İstanbul bölge başkanlığı elektronik istihbaratın yanında bir ordu gibi karınca gibi personelle peşimdeler adım atarken izliyorlar,nefes alsam kaç kere aldığımı biliyorlar benle devamlı temas halinde olsalarda yaptıkları tamamı ile bir bana karşı kontrespiyonaj faliyeti ve tarihinin en üst seviyesinde.
Tabi benim kulak verip  fren yapabileceğim günler değil ,konu bana göre inanmış olduğum bir hadise olduğu için gözümü KARANLIK bürümüş pek durucak pisikolojiye sahip değilim.
Tabi bir gece önemli bir yabancı istihbaratçı ile buluşup kendisinden hayati derece bir bilgi alıp ilgilendiğim konuda o devletinde tam mana ile desteği varmı politik olarak onun haberini bekliyorum.

Buluşmadan birkaç saat evvel bulunduğum stratejik alanın elektirikleri kesildi 200 metre mesafe içinde hiçbir ışık yok zifiri bir karanlık,ve yağmur sanki gök delinmiş öyle yağıyor şimşekler çakıyor ve beklediğim üst düzey istihbarat yetkilisi bir türlü gelmiyor tek başıma bende sıkıntı ve adrinelin hat safada bir ara bir yan sokağa geçip ordan sağı solu kontrol edim diye hareketlenince bir baktım bir çukur ve üç işçi çukuru kazıyor bayağıda derinleştirmişler çukuru ,fakat çukurun başında lacivert pardüseli iki uzun boylu bey çok iyi giyimli ellerinde şemsiyeleri ile bekliyor,çukurun başına gelince karanlıkta beni fark eden iki şemsiyeli bey aniden hızla beni fark edince karanlığın içinden çıkıp hemen apar topar uzaklaştılar kazan işçilere sordum ne yapıyorsunuz ,dedikleri bilmiyoruz ağbi elektirik arızası varmış emir verdiler burayı kazın diye kazıyoruz başımızdaki o iki bey olmasa emride dinlemezdik  TEK(TÜRKİYE ELEKTİRİK KURUMU) in , bunlar neyin nesi ise başımıza dikildiler onun için kazıyoruz…

Anladım uluslararası bir sorun çıkmasın diye MİT böyle bir numara yapmış elektirikleri kestirerek buluşmayı önlemeye çalışıyor olayın gerçek görülmesi için büyük bir çukur kazdırıyorlarki,hadisenin tamamen doğal olduğunu algılatmak için.
Merkeze geri döndüm göz gözü görmez durumda loş mum ışığı ile oturuyorum,artık umudum kalmadı gelmiycek önemli istihbaratçı,gelmezsede bu işi yatar boşa gider bir çok emeğim,derken bir tık sesi kapıyı açtım evet geldi.
Çok sevindim,bu kadar tehlikeli bir ortamda geldiğine göre getirdiği haberin olumlu olması lazımdı,bir sigara içtik evet olumlu tam destek var,hemen olay yerinden ikimizde ayrılarak gece birkaç taksi ve araç değiştirerek şehir dışına işimi göreceğim yere doğru zifiri karanlıkta hareket ettim.
Evet bu hadiselerin sonucunda operasyonu başarı ile sonlandırıp tekrar İSTANBULA geri döndüm,devletim gerekeni yaptı hadise benim stratejim çerçevesinde devletin tepesinde sonlandı.
Ne oldu MİT içindeki bir ekip yani bana tarihsel düşmanlık besleyen o gurup yaptığı önleme faaliyetinde başarız olmakla kalmadı yaptıklarının bu ülkeye bir yararı olmadığıda meydana çok,çok yönlü tarih bazında çıkmış oldu.Devlet terbiyesinden dolayı açmıyoruz,bu kadar bilin yeter.
Tabi hayat hep bana acımasız,menfaatleri bozulan azcık siyasi gücü almakla bize sonra çöktüler.
Karabulut gibi çökenler,GÜNEŞLE inanınki yine gidicektir.Tabi atlıyarak gidiyorum 2005 yılından sonra DEMOKRASİYİ katletme şampiyonu olan bu ekipler baktımki TÜRKİYEDE DEMOKRASİNİN yerleşmesine imkan vermiycekler benim kullanacağım tüm araçları ve iletişim faaliyetini kesmişler tam bir önleme ile markaj yapıyorlar ve kaynaklarımı sabote ediyorlar,işte orda ALLAHIN inayeti gerçekleşti önemli bir iletişim hattını yakalayıp cesaretimide gösterince emir komuta zincirini by pas ederek naçizhane tam 4 yıl günlük ve saatlik olacak tüm 
provakasyonlar,sabotajlar ve istihbari bilgiyi bu kanaldan ALLAH VATAN,MİLLET için aktardım,sonuç 4 yılın sonunda komplo bir operasyonla hiç alakam olmayan bir hadiseye bulaştırarak yine bizim başarımıza çökmek ve ,ve……!
VEFA istanbuldaki bir semptimizin adı,allah gani gani rahmet eylesin genç yaşta bir trafik kazasında kaybettiğimiz İBRAHİM VEFA ağbimizin bozalarının satıldığı TARİHİ bir semptimiz.
Sevgili dostlarım,artık ne savaş,ne terör,hiçbir şey duymadan yeni bir hayata başlangıç vereceğim günlere dönmek istiyorum..ALLAH NASİP EDERSE….!
HAYAT BOŞ,ÖMÜR KISA.Ne zaman atıldığımız kuyudan çıkacak olsak dini mezhebi,ırkı farketmeyen insanlar bizi yeniden kuyunun içine itti,anladımki bu ülkede kuyunun başını tek bir güç tutmuş,nöbetçilerin hepsi EMİR ERİ…..!!!!!
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder