31 Ekim 2014 Cuma

AYI….

   

Sevgili takipçilerim engin derin  yorumlarınız ve yazılarımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim.
Diyiceksiniz başlık AYI))))?
Arkadaşlarım biliyorsunuz AYI allahın yarattığı insanoğluna yakın varlıklardan bir mahlukat,hikayeleri ve gücü hep konuşulmuştur çünkü AYI çok güçlü olduğu kadar çok hisli duygusal fakat yeri geldimi çokta agresif yırtıcıdır.
Diyceksinizki AYI ile derin devletin ne işi var var,var her dönemde ayı ile bizim derin devlet yapısının bir ilgisi ve yakın alakası var.
Sayın SÜLEYMAN DEMİREL 8. CUMHURREİSİMİZ çok espirili ve pratik zekalı insan olduğu bilinir 2006 yılında bir hadiseye sinirleniyor şöyle diyor maalesef ülkemizdede ithal KUTUP AYISI bulunmaktadır,sonra AYI nasıl ininden çıkartılırın örneğini veriyor diyorki MAĞRANIN ağzında ateş yakarsan yoğun dumandan bunalan AYI mecburen dışarı çıkar AYIYI o zaman vurur avcılar.
O günlerde ne tesadüf istanbulda İngiliz konsolosluğunun yan tarafında tarlabaşı bulvarına doğru tarafta çok büyük bir avcılık ve doğa mağzası açılıyor adı KUTUP AYISI…..!
Tabi sayın DEMİRELİN türkiye tarihinde devlet adamı olarak büyük imzası vardır 1954 yılında başlayan DEMOKRASİ serüveninde ne maceralar ne günler gördü özellikle soğuk savaş döneminde.

1960 larda  yabancı banka az  türkiyede ,önemli yabancı bankalardan biriydi mesela BANKA Dİ ROMA….

2006 yılı çok sıkıntılı bulunduğum bölgeyi mevzi sayarsak mevzide tek başına kalmış mücadele veren etrafımın hergün sapır, sapır bu dünyadan ayrıldığı günler benide indireceklerde yorarak ve bulunduğum mevziyi terk ettirerek yapmak istiyorlar abluka büyük ve operasyon çok ciddi anlamda.
Bir sabah bulunduğum merkezde yurt dışından gelen bir misafirimle kahve içerken bulunduğumuz ofisin içine aniden zehirli bir gaz duman karışımı yayıldı o kadar hızlı sirayet ettiki havalandırma borularından üst katan aşağıya inene kadar o dumanı solumak zorunda kaldık,kaynağını aradığımızda bina arkasına gidip bulduğumuzda havalandırmanın sirküle edildiği fanın içinde ALİMÜNYÜM FOLYO yumaklarının  üzerinde civa benzeri bir madde benzinle ateşe verildiğini gördük tabi yer ölü bölge kimseyi tespit edemedik.Ama aldığımız istihbari bilgi ERZİNCANLI bir seyyar satıcı kılığında bölgeye gelip bu işi yaptıktan sonra bölgeden ayrılıp seferberlik tetkik kurulu kapsamında çalışan bir HUKUKÇU hemşerisine işi yaptığının telefonla bilgisini geçtiği öğrendik  sevenimizde var dinleme yapıp haber veren)))?
Fakat sonraki bir yılda ağır bir AKCİĞER hastalığı geçirmemde bu gazın sebebinin büyük olduğunu tahmin etti doktorlarım.

Arkadaşlarım çok şey anlatmak istediğim anlatamıyorum,anlatsam DEVLETİMİN zararına olucak,sizlere şunu söylemek istiyorum AYI ile dostluğumuzu çok eski bilen BAL hırsızları babaları katlettikleri gibi BAL çalmak ,kovanlarını ele geçirmek  AYI ile dostluğumuzu bildikleri için AYI güçlü benden uzak tutup benim AYI için balkovanı bekleyip hırsızlar çalmasın diye nöbetini tutarken çeşitli hile,kurnazlık ile arkadan kalleşçe vurup bal kovanlarının üstüne oturmak. AYIYI da kandırarak biz merak etmeyin sahip çıkıyoruz yaramaz çocuk sizin kovanları satıcaktı biz onu enterne ettik hapis ettik numarası ile BAL KOVANLARINDAKİ malı götürüyorlar bunada zamana göre kılıf bulup kimi gün laiklik,kimi gün İslamiyet,kimi gün VATAN,MİLLET ,SAKARYADA çiftiliklerinde alem yaparak alemi türkiye içindeki uzun zamana yayılmış güçleri ile hareket kabiliyetleri kuvvetli gidiyorlar.

Bir gün  AYI ,ben birde KAFKASYALI oturuyoruz. AYI ,ÖNDER bey dedi sende dört eğilim var ÖNDER bey şaşırdı nasıl dedi,sen dedi bazen tavşan,bazen tilki,bazen kurt bazende arslan oluyorsun,önder beyin hoşuna gitti bu sefer AYIYA sordu peki ZEKİ de kaç eğilim var AYI güldü tek dedi.!Önder bey sordu hangisi dedi? ARSLAN o sadece ARSLAN dedi))))))?

Evet arkadaşlarım bu yazıyı MİT kurumundan direk okuyan, haber elemanlarına okutan kadrolu mensublar vardır,burdan sizlere söyliyceğim MÜSTEŞAR veya MÜSTEŞAR yardımcılığı görevinde bulunmuş bazı Kafkasyalı ve kafkasyanın çeşitli kollarından beyefendiler vardır,benim bu şahıslarla hiçbir zaman hiçbir işim olmamış son kırk yıldır bunlar aslında devlet görevi, yapması gerekli iken beni takiplerinde bunu farklı noktalarına taşımışlar ve dönem dönem bana iftira atarak uluslararası kamuoyunda sanki şuçlu gibi göstererek kendi menfaatlerini götürmüşlerdir.
Bu kişilerin üstünde BARONLAR vardır o BARONLAR içindede beni çocukluğumdan itibaren bilen vardır,onun için bazı insanlar gücünü kullanmıyor diye kimse salak zannetmesin o bizim mütevaziliğimizden.
SAŞA ALBAYIN dediğini biliyorsunuz,ZEKİ çok mütevazİsin bunlar seni iyi yere götürmez doğru söylüyormuş SAŞA ALBAY?
İstihbarat faaliyetini tüm dünyada bilenler,bu işinde nasıl olduğunun teknik anlamda kafasından geçiriyordur.Burdan resmi ve gayrı resmi duyuruyorum benim bu şahsılarla hiçbir alakam yoktur kendileri istihbarat faaliyetinin getirdiği kozmik bilgilerden dolayı gayrı resmi olarak YAPIŞKAN olmuşlardır,ben hayatımın hiçbir döneminde tekrar söylüyorum istihbarat faaliyetimin içinde gerçekleşen prosödürler haricinde en ufak suçum olmamıştır.
AYI ile dostluğumuz ELLİ yıldır aynı kaptan süt içmişizdir,hayatımın son yirmi yılında bunuda açık etmişimdir RESMİ ve GAYRIRESMİ olarak.
Şahsımın yaptığı işler ve çalıştığım arkadaşlar bellidir onlarda zamanı gelir herşeyi anlatır,ben bu ülkede bu ülkeye hiç zarar vermeden yaşayan nadir bir insanım,bunu övünmek için değil gerçek olduğu  için söylüyorum.


Sosyal hayatımla,yaptığım işleri karşılaştırmadım kendime göre bir din anlayışım ve yaşantı tarzım var buna kendi anam,babam,karım,kardeşim,çocuklarımda  benimsemezse onlarla bile arama mesafe koyarım değilki iyilik yaptığım RİZELİ ölüm fermanı vermeye kalkarken yanındaki TRABZONLU mani oluyor,bu iş bitmiştir benim için.
Evet arkadaşlarım buda size PAPAZ bir arkadaşın CUMA söylemi olsun,adam olsunda insan ne olursa olsun……!
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN…


28 Ekim 2014 Salı

ÜST YAPI……


Sevgili arkadaşlarım ilginiz için çok teşekkür ederim,ne kadar çok olumlu olumsuz yazdığımız konular hakkında eleştiri,yorum yaparsanız bana çok yardımcı olursunuz sizlere müteşekkir kalırım,tekrar ilginiz için teşekkür ederim.
Başlık sayın CUMHURBAŞKANIMIZIN bugünlerde topluma mesaj verdiği ÜST YAPI cümlesi ile başlayan bir konu fakat ben başka bir yerden konuya giricem.
Bu yazdıklarıma inanıp inanmamakta serbestsiniz hiç kızmam 1999 senesi mayıs ayları itibari ile istanbulda çok sıkı türk istihbaratı tarafından tecrit altında tutulduğum günler,şimdi kaynak söylemiycem ama şunu bilin yabancı bir ülkeden veya başka bir yerden haber almama normal şartlarda imkan yok o kadar tecritteyim.
Bir haber geldi  mayıs 1999 tarihlerinde ,haber RUSYA parlementosu içinden kimliği belli olmayan bir yetkili ,artık sayın BORİS YELTSİN beyin 31 aralık 1999 gecesi istifa ediceği,bunun zorunlu olduğu  RUSYANIN yapılanmasında yeniden hamle yapılarak sayın YELTSİNİN yerine  bugünki RUSYA DEVLET BAŞKANI  SAYIN VİLADİMİR PUTİN in yeni başkan olarak atanacağının bilgisi geldi.
Gece çok rakı içmiştim sabah bulunduğum merkeze gittim orda yardımcım LİLİ hanım ile karşılıklı kahve içerken TAHİR isimli  bir dostumuzda  AZARBAYCAN vatandaşı beyefendi geldi bu söylediğim şahısları şu anda KAMU GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARIMIZ iyi tanır,dedim bana bir haber geldi sayın YELTSİN istifa edicek yılbaşı gecesi yerine sayın BAŞKAN PUTİN yeni rusya devlet başkanı olarak göreve gelicek,LİLİ hanım ile TAHİR bey gülerek ZEKİ kardeşim ALKOLÜ çok tüketiyorsun RUSYA ile görüşmüyorsun hadi onuda bırak böyle bir şey olabilirmi imkan varmı birde aralarında gülüyorlar(deli muhabbeti) tabi unuttuk gitti,bizde yılbaş o zamanlar erken ve eğlenceli başlar 25 aralıktan OCAK ayının 15 kadar yenilir içilir hergün kimse bir işe bakmaz,işte 31 aralık gecesi sayın YELTSİN televizyona çıkarak istifasını RUSYA halkına sunup yerine sayın BAŞKAN PUTİNİ atayınca burda LİLİ hanım ve TAHİR bey şoka giriyorlar tabi geldiler birkaç gün sonra TAHİR bey kurnazca ağzımı arıyor çünkü biliyorlar benim hiçbir  RUS yetkili ile görüşmediğimi ama bilinmeyen bir sızıntımı var onu çözmeye çalışıyorlar o dönemde devletimizin ilgili kurumlarıda bayağı bir kafaya takıyor nerden haber aldığımı çünkü ben bunu kimse ile görüşmeden mayıs ayında söyledim,hadise 31 aralık 1999 gecesi……!

Evet bu konu hiçbir zaman bilinmeyerek kaldı hepte kalıcak))?
Gelelim sayın CUMHURBAŞKANIMIZIN ÜST YAPI açıklamasına bugün sayın CEM KÜÇÜK beyde bu konu ile ilgili yazı yazmış,benim sizlere söyliyceğim şu bir ülkenin en tepe yöneticisi bir ÜST YAPI var dediği zaman bunun ne olduğunu nasıl bir oluşum olduğunu türkiye içindeki ve dışındaki oluşumu ve içindeki kimselerin hepsini tek,tek güvenlik güçlerimizden aldığı gizli birifinglerde bilgisini hem görsel ,hemde anlatımla alıyordur,kendisinin böyle bir açıklama yapması KAMUOYUNDAKİ halkımızdan çok o yapılanmaya bir mesajdır,aslında ben bu ÜST YAPIYI çok yıllar evvel sayın CUMHURBAŞKANIMIZIN ilk belediye başkanlığı yaptığı dönemden itibaren bildiği kanatındayım.

Sayın KÜÇÜK beyin bugünki yazısında ÜST YAPI ve GLADİO ile anlatımı çeşitli hadiseleri birleştirerek aslında bugücü çok iyi bilindiğini fakat DOKUNULAMAZ olduklarının anlatımıdır.
Tüm elçiliklere yollanan GALATASARAY postanesinden zarflar ve çıkan tozlarıda MİT kimlerin yolladığını çok iyi biliyordur,fakat gerçek reel kişiliklere dokunamıycağı için bunada sayın KÜÇÜK beyin dediği gibi bir gariban bulunur sonra salınır.

2006 yılında şahsımın bulunduğu yere konulan bir paketten tüm emniyet camiası ayağa kalkmış bulunduğum yeri tarassut altına alarak bomba imha ekipleri paketi açtıklarında içinden bir nikah şekeri kutusu nazik şekilde ambalajlanmış şeker kutusunun içindende BEYAZ toz çıkmıştı.
Sonraki labaratuar çalışmalarında kireç tozu olduğu meydana çıktı….
Bu tip hadiselerde MİT  tarihteki EMSAL bildiği konulardan konuyu çok iyi bilmese bile ,tahmini yürütüyordur….
ÜST YAPI dediğimiz zaman birde şunu düşünmemiz lazım onunda ÜSTÜNDEKİ ÜST yapı,yani ALLAH….
Ne kadar bu dünyada büyük servetlere ve mertebelere gelsekte ne kadar SAĞIR ODALARDA gizli görüşmeler yapsakta  en ÜST YAPI herşeyi görüyor biliyor,kimin ne kadar dindar olduğunu görüntü değil sadece ALLAH bilir…..!
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…..

26 Ekim 2014 Pazar

YUSUFUN ÇUKURU…..


Sevgili arkadaşlarım ilginiz için teşekkür ederim,sizlerden çeşitli sorular alıyorum,beğenileriniz içinde teşekkür ediyorum.
Bugün size biraz değişik konuları anlatmak istiyorum,yağmurun etkiside var biraz, bazı geçmiş hadiseleri  hatırlatıyor.
Silahlı kuvvetlerde bir laf vardır eğer bir yerden geçişi durdurmak istiyorsan kimsenin oraya girmemesini arzu ediyorsan  oraya nöbete KONYALI koy ,koyarkende ama muhakkak tembih et bak beni sokucaksın diye yoksa unutur nöbet yerine onu oraya koyanıda geçirmez,diye anlatırlar.Doğrudurda…..!
Başlık YUSUFUN ÇUKURUNA ve KONYAYA nerden geldim.Biliyorsunuz ben köken olarak konyalıyım. Hayatımda kendi aklım ve fikrimin haricinde hiçbir şeyi dinlemedim,bana öğretilenleri öğrendim ama kendi hedeflediğim noktaya doğru hep hareket halinde oldum.
Bu bana kazandırdımı bilemiyorum tartıya tam koyup şimdi tartamıyorum,kazandımmı kaybettimmi..

Çukura gelince o günlerde bundan 20 yıl evvel çok ciddi manada MİT İstanbul bölge başkanlığı elektronik istihbaratın yanında bir ordu gibi karınca gibi personelle peşimdeler adım atarken izliyorlar,nefes alsam kaç kere aldığımı biliyorlar benle devamlı temas halinde olsalarda yaptıkları tamamı ile bir bana karşı kontrespiyonaj faliyeti ve tarihinin en üst seviyesinde.
Tabi benim kulak verip  fren yapabileceğim günler değil ,konu bana göre inanmış olduğum bir hadise olduğu için gözümü KARANLIK bürümüş pek durucak pisikolojiye sahip değilim.
Tabi bir gece önemli bir yabancı istihbaratçı ile buluşup kendisinden hayati derece bir bilgi alıp ilgilendiğim konuda o devletinde tam mana ile desteği varmı politik olarak onun haberini bekliyorum.

Buluşmadan birkaç saat evvel bulunduğum stratejik alanın elektirikleri kesildi 200 metre mesafe içinde hiçbir ışık yok zifiri bir karanlık,ve yağmur sanki gök delinmiş öyle yağıyor şimşekler çakıyor ve beklediğim üst düzey istihbarat yetkilisi bir türlü gelmiyor tek başıma bende sıkıntı ve adrinelin hat safada bir ara bir yan sokağa geçip ordan sağı solu kontrol edim diye hareketlenince bir baktım bir çukur ve üç işçi çukuru kazıyor bayağıda derinleştirmişler çukuru ,fakat çukurun başında lacivert pardüseli iki uzun boylu bey çok iyi giyimli ellerinde şemsiyeleri ile bekliyor,çukurun başına gelince karanlıkta beni fark eden iki şemsiyeli bey aniden hızla beni fark edince karanlığın içinden çıkıp hemen apar topar uzaklaştılar kazan işçilere sordum ne yapıyorsunuz ,dedikleri bilmiyoruz ağbi elektirik arızası varmış emir verdiler burayı kazın diye kazıyoruz başımızdaki o iki bey olmasa emride dinlemezdik  TEK(TÜRKİYE ELEKTİRİK KURUMU) in , bunlar neyin nesi ise başımıza dikildiler onun için kazıyoruz…

Anladım uluslararası bir sorun çıkmasın diye MİT böyle bir numara yapmış elektirikleri kestirerek buluşmayı önlemeye çalışıyor olayın gerçek görülmesi için büyük bir çukur kazdırıyorlarki,hadisenin tamamen doğal olduğunu algılatmak için.
Merkeze geri döndüm göz gözü görmez durumda loş mum ışığı ile oturuyorum,artık umudum kalmadı gelmiycek önemli istihbaratçı,gelmezsede bu işi yatar boşa gider bir çok emeğim,derken bir tık sesi kapıyı açtım evet geldi.
Çok sevindim,bu kadar tehlikeli bir ortamda geldiğine göre getirdiği haberin olumlu olması lazımdı,bir sigara içtik evet olumlu tam destek var,hemen olay yerinden ikimizde ayrılarak gece birkaç taksi ve araç değiştirerek şehir dışına işimi göreceğim yere doğru zifiri karanlıkta hareket ettim.
Evet bu hadiselerin sonucunda operasyonu başarı ile sonlandırıp tekrar İSTANBULA geri döndüm,devletim gerekeni yaptı hadise benim stratejim çerçevesinde devletin tepesinde sonlandı.
Ne oldu MİT içindeki bir ekip yani bana tarihsel düşmanlık besleyen o gurup yaptığı önleme faaliyetinde başarız olmakla kalmadı yaptıklarının bu ülkeye bir yararı olmadığıda meydana çok,çok yönlü tarih bazında çıkmış oldu.Devlet terbiyesinden dolayı açmıyoruz,bu kadar bilin yeter.
Tabi hayat hep bana acımasız,menfaatleri bozulan azcık siyasi gücü almakla bize sonra çöktüler.
Karabulut gibi çökenler,GÜNEŞLE inanınki yine gidicektir.Tabi atlıyarak gidiyorum 2005 yılından sonra DEMOKRASİYİ katletme şampiyonu olan bu ekipler baktımki TÜRKİYEDE DEMOKRASİNİN yerleşmesine imkan vermiycekler benim kullanacağım tüm araçları ve iletişim faaliyetini kesmişler tam bir önleme ile markaj yapıyorlar ve kaynaklarımı sabote ediyorlar,işte orda ALLAHIN inayeti gerçekleşti önemli bir iletişim hattını yakalayıp cesaretimide gösterince emir komuta zincirini by pas ederek naçizhane tam 4 yıl günlük ve saatlik olacak tüm 
provakasyonlar,sabotajlar ve istihbari bilgiyi bu kanaldan ALLAH VATAN,MİLLET için aktardım,sonuç 4 yılın sonunda komplo bir operasyonla hiç alakam olmayan bir hadiseye bulaştırarak yine bizim başarımıza çökmek ve ,ve……!
VEFA istanbuldaki bir semptimizin adı,allah gani gani rahmet eylesin genç yaşta bir trafik kazasında kaybettiğimiz İBRAHİM VEFA ağbimizin bozalarının satıldığı TARİHİ bir semptimiz.
Sevgili dostlarım,artık ne savaş,ne terör,hiçbir şey duymadan yeni bir hayata başlangıç vereceğim günlere dönmek istiyorum..ALLAH NASİP EDERSE….!
HAYAT BOŞ,ÖMÜR KISA.Ne zaman atıldığımız kuyudan çıkacak olsak dini mezhebi,ırkı farketmeyen insanlar bizi yeniden kuyunun içine itti,anladımki bu ülkede kuyunun başını tek bir güç tutmuş,nöbetçilerin hepsi EMİR ERİ…..!!!!!
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

24 Ekim 2014 Cuma

NATO nun YOLU DİYARBAKIRDAN GEÇER…….


Sevgili takipçilerim bölge coğrafyamızdan sorular yönlendiriyorsunuz bugün itibari ile bazı hadiseler aktaryım,özellikle ALMAN devletinin kuzey ırakta askeri danışman kadrolarını arttıracağı ve diğer başta AMERİKA BİLEŞİK DEVLETLERİNİN İŞİD ilerlemesi ile takıncağı tavır onunda askeri önlemleri artırarak bölgeye müdahil güç olucağını bize gösteriyor.
Aslında PKK terör örgütü  ve onun yan unsurları ile BATI askeri ve sivil istihbarat örgütleri her zaman bölgede varlardı fakat bu son günlerdeki dikkat edilecek şekilde gelişen hadiselerle artık müdahil güç olucak büyük bir askeri gücün ön hazırlık aşamaları yapılmakta.
Bu tip hadiselerde gözle görülmeyen çekişmelerde bizim MİLLİ unsurlarla coğrafyada olur,bazen BETON MİKSERLERİ,KAMYONLAR,TIRLAR hareket halinde bu çekişmelere katılır bu tüm dünyada olayların doğasındandır….!!!

Tabi daha evvelki yazılarımda belirtiğim AMERİKANIN bölgeye 1. Körfez harekatı ile nüfuz ettiği koalisyon güçleri ile 2003 yılından sonrada İSRAİLİN KUZEY IRAKTA MOSSAD vasıtası ile üstlendiğini bizim ÖZEL HARP ve MİT mensublarına yapılan sıralı ABD operasyonları TÜRKİYENİN SELÇUKLU ve OSMANLIDAN beri gelen bölgedeki 5.kol faaliyetini ileri muharebe alanındaki yerel kaynakları karşısında elini zayıflatmış bölgede ABD ,NATO ülkeleri unsurları ve İSRAİL güçlü konuma geçmiştir.
Özellikle eski bir BAŞBAKAN yardımcımızın koalisyon ortağı iken söylediği AB yolu DİYARBAKIRDAN geçer bizi gülümsetmişti o yıllardada şu anda bize gözüken bir AB yolu yok bu 14 yıl içinde ama başta AMERİKA ve BATI AVRUPA ülkelerinin yolu topyökün şu anda diyarbakırdan geçmekte aslında ZEHİRLİ YILANLA YATAN TÜRKİYE HALKLARI bunun farkında değil bu zehirli yılan bu devleti ve milleti sokucak.

Oslo görüşmelerinde konusu olduğu söylenen sonra bazı mahkeme tutanaklarında yansıdığı söylenen NATO güçlerinin çeşitli durumlarda müdahil olma isteği sanki bugünlerde bölgedeki gelişen hadiselerden tezahür ediyor izlenimini veriyor.
Tekrar söylüyorum BATI ülkeleri ve NATO büyük bir askeri  harekata girişecek bölgede özellikle İŞİD hadisesini şu anda öne sürerek fakat bunun sonunda hedef bölgede TÜRKİYEDE dahil edilerek yeni konsept bir devletçikler projesini ortaya çıkarmak.
Rusya federasyonuna gelince bölgede BASS rejimlerinden kalma büyük bir askeri ve sivil haber ağı ile olayları çok iyi takip edip yeni dünyada kendilerinin SOVYETLER BİRLİĞİ dönemindeki gibi ideolojik olarak uydu ülkeleri desteklemek değil RUSYA FEDERASYONUN KAPİTALİST sistemdeki öncelikli menfaatleri neyi gerektiriyorsa askeri ve siyasi olarak o politikaları götürüyorlar onun için konuların içinde iyi bilgi sahibiler, fakat aktif değiller beklemedeler fakat bu bekleme esnasında RUS ordusu muazzam bir şekilde yeni dünya konseptinde reorganize olarak hazırlanmış durumda,son müdahil durumu RUSYA FEDERASYONUNUN çıkarları neyi gerektiriyorsa güçlü askeri ve siyasi yapılarını kullanarak güçlerini göstericeklerdir,dostluklarınıda düşmanlıklarınıda yine günün şartlarına göre göstericeklerini iyi biliyorum,tabi özellikle EKONOMİK ve ENERJİ politikaları ve geçiş güzergahları RUSYA için çok önemli hayati olmazsa olmazları….
Tabi türkiyeye karşı böyle bir operasyonda İÇ dengelerimiz çok önemli hassas bugün sayın BAŞBAKANIMIZ bunun önemine dikkat çekerek çok hassas davranmamızı ,yoksa ülkemizin kırılgan bir duruma girebileceğinin dikkatini çekiyor…
Size bir anımı anlatim iç dengelerin neden çok önemli olduğunu PKK,KJK,HDP falan filan demeden basit algılayın.

Ankarada askerlik yapıyoruz bu anlatıcaklarımı sayın MİT müsteşarımız HAKAN FİDAN beyefendide bilir,askerlik yaptığımız TUGAY seviyesinde birliğe SEFERBERLİK TETKİK KURULU kapsamında birkaç asker geldi yaşları büyük 40 lı yaşlardalar kimi doktor,kimi kaymakam çeşitli üst meslek guruplarından ellerinde bir askeri ceza yasası kitabı şaçımı kestirmem,yok haftada üç gün askere gelmem evci çıkarım,bölük eğitimine katılmıyorlar bir sıkıntı oldumu GENELKURMAYI arayıp üst rütbelerden TUGAYA baskı yaptırıyorlar,fakat bizde bir TUGAY komutanı var adam anasının karnından asker çıkmış çok sert çok disiplinli kıdemli albaylıktan paşa ZAFER paşa soyadını vermiyelim bilen bilsin eğer hayattaysa ellerinden öperim,rahmetteyse mekanı cennet olsun aniden TUGAYI tahaddat alanında tüm taburları tekmili birden gelmek üzere topladı,ve çıktı tüm tugaya bir saate yakın konuşma yaptı askerliğin bir emir komuta mesleği olduğu,emir komutasız askerlik olmuyacağını belirtip kibarca tüm bunları TUGAYA anlattıktan sonra direk o SEFERBERLİK kapsamında gelen arkadaşları işaret edip  belirterek sizin DEMOKRASİNİZİ SEVERİM(?)Diyerek tüm taburları,tabur binalarına intikal etmelerini emrederek konuşmayı bitirdi.

Tabi taburlar binalarına döndükten sonra HAYDAR TAKIMLARI devreye girerek asayişi berkemal hale getirerek TUGAYI doğru bir yönetim şekline getirdiler.
Bu örnekten sonra bölge ülkelerindeki olucak stratejik askeri gelişmeler sonuçta bizi etkiliyecek yapılan BATININ kötü emmellerle yaptıkları yüz yıllık planlar yine içteki dinamikleri kullanarak bizi köşeye sıkıştırıp bu coğrafyadaki kendi planlarını sonuçlandırmak.
APO (ABDULLAH ÖCALAN) iadesi ve paket alanlarda bu 15 yıllık zaman zarfında konuların iç ve dış konjöktürde bu şekilde yürüyeceğini biliyorlardı.
Türkiyenin alii menfaatleri için bu konuları sorgulayan bir devletimiz olursa bizi sokucak ZEHİRLİ YILANA karşı panzehir üretmemiz kolaylaşıcak.
Bu son 20 yılda kendimi BAŞÇAVUŞUN EŞŞEĞİ gibi hissediyorum,ama elden gelicek bir şey olmuyor daha derinini bilseniz????
HAYIRLI CUMALAR…..
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

22 Ekim 2014 Çarşamba

MANTARA BAĞLADIK….


Sevgili takipçilerim,geçen yazımda sizlere yorum yaparsanız konulara sevinirim dedim,sağolun iki yorum geldi biri gerçek yorum ikincisi imla hatalarına yorum ve eleştiri yapmış arkadaşımızın biri bu konuda defalarca sizden özür diledim,yazılarımın anlık doğal olduğunu yazdıktan 10 dakika sonra yayına koyduğumu,DERİN DÜNYALARDA zamanımızı geçirdiğimi vakit bulsaydım EDEBİYAT FAKÜLTESİNİ bitirebileceğimi ama vakit bulamadığımı yengenizi silkelersem İRİNA yengeniz imla hatalarını düzeltir diye yazmıştım daha evvel,sigorta attırmayın.)))))))?
Evet şaka bir yana ciddiyete girelim,size derin dünyalarda bu zehirle nasıl insanlar götürülüyor,bunların başımdan geçen hadiselerini kitaplarımda isimli konulu olarak anlatıcam.Teknik olarak zehir verilme şekillerinide operasyonel olarak anlatıcam şu anda teknik olarak anlatmamda kamuoyunda sakıncalı olur,bunu kitaplarıma saklıyorum.
Tabi bu zehirle insan hayatına son verme bende şu şekilde tezaür etti devamlı etrafımda kalifiye insan eksilmesi başladı,adamla oturuyoruz rakı içiyoruz ertesi güne randevulaşıyoruz,bir haber alıyorum ertesi günü sizlere ömür.

Tabi bu böyle çok olmaya rast gelmeye başlayınca BİLGE bir kişilik olan TATAR YAKUP ağbimin yanına gittim yıllarca bir sürü gizli servis içinde bulunmuş avrupada yaşamış uzun yıllar istihbaratın uluslararası alanda İLMİNİ yapmış bir insan, gittim yanına oturdum…!
Yakup ağbi ne oluyor dedim ,dedi ZEKİ etrafını MANTARA bağlıyorlar.Nasıl ne mantarı dedim evlat dedi siz zannedersinizki bu MANTAR lafı eskiden denize girerken simitin olmadığı dönemde suni mantarları birbirine bağlayarak simit yaparak yüzmek boğulmamak için ama aslı bu değil MANTARA bağlamak adamı zehirleyip götürmenin TEŞKİLATTAKİ şifreli ismi.
Peki nasıl oluyor bu iş YAKUP ağbi dedim çok eskiden tarihsel gelen zehir ilmine teşkilat her dönemde iyi çalışmıştır,envanterindeki doktorlarla kimyagerlerle özellikle kimyagerlerle bu konuları çok çalışırlar,çünkü çeşitli kimyaların vücuda çeşitli oranlarda ve dozlarda verildiğinde çok çeşitli reaksiyonları oluyor bu insana göre kişiye görede değişiyor.
Onun için bu ZEHİRLEME konusunda teşkilat çok İLMİ çalışır bunlar kimyager dahi olsalar insan anatomisinide çok iyi öğrenen kişilerden şeçilmişlerdir.
Hatta  TEŞKİLAT götüreceği kişilerin öncedende sağlık durumlarını,hastalıklarını,allerji ve tüm bu tip sorunlarını öğrendikleri gibi yaptıkları spor ve egzersizin bile istihbari çalışmasını yaparlar,ona göre kişiye göre zehir hazırlarlar….

Birde ARSLAN bunlar bazı doğa bilimcileri vasıtası ile özellikle MANTAR ve doğadaki bitkilerden ve bunların karışımlarından zehir üretirler işte aralarında iş bittikten sonra adamı veya kadını MANTARA bağladık diye yaptıkları espiride bundandır.
Tabi arkadaşlar insan oğlu hiç ders almaz kendi işin içindedir hergün bir sürü pisliğe çamura bulaşmış hadise görür,kendinin bulaşmaması lazımken haram tatlı ve kısa yol gelir herşeyi kolay oluyor zanneder,gider pisliğe bulaşır maddi imkanlara kavuşur fakat daha fazlasını öğrendiğinde fazla istemeye başlar ama bu dünyanın insanları maddiyatından değil yapılan işlere sakat geliceği için adamı bir günde MANTARA bağlarlar.
Bundan 10 ay evvel önemli bir makamda mevkide bulunmuş HASAN isimli bir arkadaşla tanışınca baktım tüm etrafımı tanıyor,bazı rahmetli olmuş arkadaşlarımın olaylarında mesleki açıdan şahit olmuş,olayların gerçek yüzünü anlatınca duyunca sinir yaptı benden sıkıntı duydu bir daha benle konuşmadı…!!!
Bende bir daha oralara gitmedim çünkü ordaki teşkilat mensublarıda benden rahatsızlık duydular,aradan birkaç ay geçti öğrendim HASAN lüks bir araba almış o maddi durumla o lüks araba  çocuklar kollejde,hergün içki masası falan yaş çok genç zor işler…
Bir ay evvel kendisine bir ihtiyacım oldu bir işim için sordum bir arkadaşa ağbi hakkın rahmetine kavuştu deyince  nasıl oldu dedim , ağbi rahatsızlandı sonrada biraz yattı ve kaybettik kendisini,dedim ALLAHRAHMET EYLESİN gözümün önüne DOKTOR amcam geldi.
İşte arkadaşlar benden sizlere tavsiye girmeyin karanlık işlere başı tatlı olur,sonu kara tren.
Şantaj,iftira atmak komplo kurmak mevkilerini kullanarak başka insanların anlının terine çökmek bunlar sonuçta muhakkak insanların kendilerini bulacaktır,yaşadığım gördüğüm hayatta böyle,rakı masındaki laik vatandaşımız içinde geçerli fatih camiinde beş vakit namazında niyazındaki arkadaş içinde geçerli hiç farketmiyor,ŞANTAJ,TEHDİT,İFTİRA KOMPLO adamı kim olursa olsun bu dünyada buluyor,hatta EVLATLARINIDA buluyor.
Yakup ağbi ile o gün ayrılırken ARSLAN dikkat et, bunların bir numarasıda KOLBÖREĞİ alıp gelirler yersin birkaç gün sonra gidersin arkandan gırgır yaparlar KOLBÖREĞİNİ yedi gitti diye..))))
Aradan bir hafta geçti bir baktım AHMET RÜŞTÜ yarbay gelmiş sanırım kendisini sayın MEHMET EYMÜR beyde iyi tanır elinde iki kutu kol böreği biri peynirli,biri kıymalı herkes yiyor ben yemiyorum,soruyor niye yemiyorsun ağbi geceden çok içtim falan,filan ye ulan teres dedi senimi zehirliycez,başladım gülmeye arkasından yemeye…)))))?
Hepinize iyi günler hayırlı yaşamlar dilerim….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

19 Ekim 2014 Pazar

DERİN DEVLETTE SOSYAL HAYAT….


Sevgili arkadaşlarım,mutlu ve hayırlı bir Pazar günü geçirmenizi dilerim ,sizden bir isteğim olucak  on bir ay gibi zaman zarfında yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı 150 binden fazla tıklanma aldım ama inanırmısınız yorum sayısı bloggerımda sadece iki tane)))?
Yorumlarınızı alırsam çok daha beni memnun edersiniz.Bugün Pazar olduğu için size derin devletin sosyal hayatı ve katmanlarını aşağıdan yukarı anlatırken birazda  eski istanbuldan bahsetmek istiyorum.
Türk derin devletini yöneten azınlık tabiki çok bohem hayat yaşıyan batı ile çok yakın entegre olmuş akrabalık seviyesinde birde uzun siyasi akımlar türkiyede devam ettiği sürede onların içindende yeni katılımlarla yürüyen bir yapılanma olarak devam eder.
Bu askerlikteki gibi general kurmay seviyesi daha altı subay kadroları en altıda astsubay kadroları gibi ekonomik ve siyasi olarak bir hiyerarşi içinde oluşmuştur.
Sizlere en basit şekilde anlatıyorum,bu gördüğünüz TÜRKİYEDE infaal yaratan hadiseler bu hep en tepedeki mekanizmanın yönetiminde ülkemizde gerçekleşir,çünkü batı ile birebir kontakta olan onlardır.
Filmlerde,dizilerde bilerek sizlere ASKER ünüformaları,özel harp unsurlarının görüntüsü altında verirler aslında onlar sadece bu işlerin yan koludur.
Tabi türk derin yapılanmasının subay ve astsubay rütbe anlayışındaki gurupları tüm yükü ve kahrı çeken genelde orta ve ortanın biraz üstü ekonomik standartlarda muhafazakar veya sade laik hayatlarını tabanda yaşıyan olayların hiç farkında olmadan sadece ne gerekiyorsa onu yapan bir guruptur,bunlar öyle bir ekonomik zincire bağlanmışlardırki birbirleri ile yapı kendiliğinden artık işlevsel olmuş hareket eden günlük canlı yaşayan bir organizma haline gelmiştir.
İşte en tepedeki TÜRK DERİN DEVLET yapısının hedefine girmişsen ve önemli bir hedefsen en çok pisikolojik harp ve ekonomik lojistik darbe vurmak için bu büyük derin yapının alt kadrolarını suyun altında hedefe saldırtırlar,eğer kozmik sır kapsamında değil sadece sosyal ve ekonomik hedefse kontrollerindeki basın yayın organları ile ve diğer açık unsurlarla saldırır hedefi yok eder veya minimize eder istedikleri şekle sokarlar.
Tabi ben eski istanbulu yaşadım aynı anda çok farklı semptelerde ikametgah ederek o günlerin istanbulu ve sosyal hayatı çok farklıydı,şimdi yanlış anlaşılmasın fikriyat olarak uzun yıllardır düzeni algılayamıyorum.
Tabi bu insana farklı yaşam formları arattırıyor alışık olduğun sistemi nasıl yeniden kurarım bu kurma esnasında nasıl ve nerde bana ekonomik ve sosyal anlamda uygunluk sağlar diye düşünceler geçirtiyor insana.
Çocukluğumda ve gençliğimde mesela MERHUM allahrahmet eylesin VEHBİ KOÇ beyin türkiye hakkında düşüncelerini haftalık öğrenir ona göre kafamda  o yaşıma göre bilgi parantezi açar ve kapardım.Mesela söylediği tarihi bir konudaki bilgi benim hayatımda çok büyük bir sayfa açmıştır.Bana tarihi araştırma fırsatı vermiştir.

Şimdi arkadaşlarım TÜRKLERİN ORTAASYADAN neden göç ettiklerini çok daha iyi algılıyorum,sebebide ortaasya steplerini ve bölge coğrafyasını canlı video ve belgesellerden izleyince aslında meselenin kuraklık çoraklık değil düşmanın yoğun ve sayıca çok fazla olmasından kaynaklanan boş ve verimli alan ve başka kültürlerden kültür transferi yapmak için çeşitli göç yollarına başvurdukları aslında basit terminolojide izah etmek mümkün.

Bir FRANSIZ arkadaşım vardır TÜRKOLOJİ uzmanı ağbi dedi BANKOK ta yürüyorum sıradan balıkçı tekneleri uzakta olan bir tanesinden ORHAN GENCEBAYIN şarkısının sesi geliyor hızla o tekneye gittim bir baktımki bir adam teknenin içinde ocakbaşında kebab pişiriyor kokular mis gibi teknede personeli ÇİNLİ müşteriye servis yapıyor mardinliymiş gelmiş tek başına buraya yerleşmiş bu işi kurmuş evlenmiş,o arada ORHAN babayı dinleyip kebabları müşterilere hazırlarken  tezgah altı rakı içiyormuş banada ikram etti TÜRK rakısı gümrükten geliyor ağbi diyormuş)))….

Şimdi bu anlatacaklarımı kimse size söylemez devletin en tepeleri bile bahsetmez,eğer TÜRKİYEDE belirli bir azınlık olmasaydı 30 yıl evvel TÜRKİYEDE savaş uçağı fabrikası kurulmuştu,30 yıl evvel milli araba markamız olurdu,30 yıl evvel tank sanayimiz milli kurulurdu bugünlerde size gösterdikleri taruz helikopter fabrikası 20 yıl evvel kurulmuş o gördüğünüz helikopterler şu anda havada uçuyor olurdu.

Bu ülkede öyle bir sistem kurulmuşki,bu sistemi aşıp MİLLİ bir sistem kurmak çok zor.?
Bu işlerin içindeki entirikaları yazmaya kalksak MEYDAN LARUS olur 30 cilt,onun için ben size kestirme hadiseyi izah ediyorum.

Hepinize iyi pazarlar.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN…

17 Ekim 2014 Cuma

KÜÇÜK KÜÇÜK……


Sevgili arkadaşlarım içinizde Müslüman olan tüm arkadaşlarımın ve takipçilerimin mübarek CUMA gününlerinin  hayırlara vesile olmasını dilerim.
Arkadaşlarım uzun zamandır dostluğum olan bir gazeteci arkadaşıma haklı veya haksız olsada ağır medya ve sosyal medyada saldırı ,hakaret ve bel altı vurma var.
Önce şunu söyliyeyim bu yazıyı kendisini müdafa etmek için yazmıyorum zira kapasitesi kendisini korumaya gayet yeterli.
Benim sizlere anlatmak istediğim suyun altında neler oluyor.Birincisi arkadaşlar ben konulara kendi tarafımdan taraf ve manevi olarak davacıyım 1978 yılından beri konuların ağar sıkıntısını çeken şahsım olarak, o günlerde belki bu gazeteci kardeşim yeni doğmuştu.
Bu gazeteci arkadaşım türk burjuvazisinden gelmeyen orta halli türkiyenin kahrını bilen bir aileden yetimiş kendini geliştirmiş iyi bir şekilde eğitim almış hayata atılmış bir yerden başlamış bir kardeşimiz,şimdi hakkında bel altı konuşuyorlar eskiden şöyleydi böyleydi şimdi CUMHURBAŞKANI,BAŞBAKANIN uçağından inmiyor onun içinde YANDAŞLIK yapıyor diye ben size burdan söyliyeyim benim babamın oğlu değil o dar zamanındada bugünki iktidarın yanında,savunucusu ve tarafıydı.
Şahsıma bile bazı şeyler söylediğinde kızmamıştım ama inandığını anlamıştım.Bir gün derin TÜRKİYEDEN konuştuğumda bu olayların üstüne gidersen hayatın riske girecek dediğimde ağbi ALLAHIN verdiği canı ALLAH alır mukadderatımız neyse onu yaşarız dedi,o zaman ben rahatlamıştım.
Son 50 yılda o kadar çok yolun ortasında hadi bana eyvallah diyen delikanlı gördükki kimseye inancımız kalmadı ama bu arkadaş dediğini yaptı olayların üstüne gitti TÜRK DERİN tarihinde yaptığı araştırmalarla ve çabaları ile çok büyük konuları açığa çıkarttı.
Şimdi dünya ve türkiye öyle bir hal aldıki AT izi ile İT izi birbirine karıştı kim kimi savunuyor belli değil.
Bugünki hükümet ve onun başı gerisi berisi velevki yanlış işler yapıyor ben onlar yanlış iş yapıyor diye 40 yıl bu MİLLETİN ANASINI ağlatmış çarpıştığım gücün yanında nasıl saf tutucam doğrularımı anlatıcam.
Allahtan korkuyor diye şimdi bu arkadaşa cephe alan paralelmidir,dikeymidir onlarla cephe açalım dedik bir baktık nezarette bulduk kendimizi 1978 yılına geri dönmüşüz.
Bir hikaye vardır yalancı ÇOBAN habire köylüyü kurt girdi sürüye diye kandırır dağa koştururmuş en sonunda hakikaten sürüye kurt girmiş bağarmış,yardım istemiş ama köylü inanmayınca KURTLARDA hem koyunları hem kendisini yemiş.?)))))
Arkadaşlarım sayın MAHİR KAYNAK hocamızın bir anektodu vardır herşeyi biliyorum akıl ve bilgi yönünden güçlüyüm ama ancak AYNALARA bakıyorum!Nedeni arkamda bir güç yok der.
Bizimde sahada büyük bir çarpışan güç arkamızda olmadığı için çarpışacak bir durumumuz yok son 40 yıldır izlemek ve istihbar etmek ,bu konular üstünden çalışıp satranç oynamak ile uğraşımız sadece…
Şimdi dostumu KARTEL güçler bu ülkeyi son 40 yıldır BATI ortaklığı ile dizayn edenler hedef almış,belki onun çok sert çıkışlarından dolayı ama SANTRANÇ oyununda hamlelerin artık bu noktaya geliceği belliydi.

Dostumun  belki bazı sevdiğimiz beğendiğimiz şu anda kendi tarafından dolayı haklı olan gazeteci ve diğer meslek konularındaki kişleri hedef alsada mecburen bir mücadelenin içinde olduğu için çok sık dokuyup,eleyebilecek kapasitede olduğunu sanmıyorum.
Şunu söyliyeyip bitirmek istiyorum bu konuyu zamanında çok önemli canlı yayınlar yapmak istediysede bu arkadaşım TÜRKİYENİN kaderini değiştirecek olayların fitilini ateşliycek ,bazı tepe noktalardan engellendi yapmaması yönünde durduruldu aslında bunlar MİLLETİN son 40 yıldır nelere maruz kaldığının görüntüsü olucaktı.
Arkadaşım son yazılarında KOZMİK odadaki belgelerin bazı yapılar tarafından satıldığını söylüyor,bu konuyu daha evvel yazmıştım biraz bu konudan dolayı haklı kim haksız kim diye bir olaya girmiycem ama bunun faturasının yapanlara TARİH önünde çok ağar bedeli olucağını burdan söylerim.
Hepinize iyi hafta sonları bu konular çok derin ve uzun ilerki günlerde ALLAHIN izni ile sizlere çeşitli konularda bilgilendirme yaparım.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN…



15 Ekim 2014 Çarşamba

TERÖRLE MÜCADELE İÇ GÜVENLİK HAREKAT…..


Sevgili takipçilerim önce dün hayatını kaybeden eski genel kurmay başkanlarımızdan orgeneral merhum DOĞAN GÜREŞ paşamıza Allahtan rahmet diler mekanı cennet olsun diyerek konuya girim ,çünkü zamanında sivil hükümetle yakın ve ahenkli çalışmasından dolayı çok eleştirilmiş ve kamuoyunda çeşitli kelimelerle o günün BAŞBAKANI ve GENELKURMAY başkanı olarak terör mücadelesinde çok yakın gündeme gelmişti.

Şunu açık söyliyeyim 1993 yılı TÜRKİYE için şansız bir yıl olsada düşünce ve seferberlik yapsı olarak bugünlerden kat ve kat üstün durumda idi bu geçtiğimiz yirmi yıl terör mücadelesinde gelişen dünya konjöktürü ve içerde yapılan çok üstte siyasi ve istihbari operasyonel hatalar en önemlisi bize zihin yorgunluğu,bezginlik,yıpranmışlık olarak üstümüze çöktü.
Özellikle GLADİO nun bir kolu olan ERGENEKON ,BALYOZ vs davalardaki yanlış tutum arkasından PARALEL yapı ile gelen devletin güvenlik güçleri içindeki yine ayrı bir operasyon güvenlik güçlerimizde bir bezginlik meydana getirdi dile getirilmesede TERÖR ve asayiş konusundaki mücadelede.
Bir yerden mücadele devam ediyor BARIŞ sürecinide koruyarak bu konuyu türkiyenin gündeminden çıkarmak için fakat TÜRKİYENİN komşuları ile geldiği konum dünya konjöktürü geçtiğimiz yüz yıl evvelki bölge durumu.KAFKASYADAN başlayarak ORTADOĞU,ARAP coğrafyası bir iç ,dış çatışma ortamına girmiş durumunda şu anda İSRAİL haricinde nerdeyse ortadoğuda sınırlar kalmamış pozisyonda , TÜRKİYEYİDE içine alacak şekilde.
Bugünlerde HÜKÜMETİMZİN çıkartacağı yeni adli ve güvenlik yasaları çok eleştirilsede bu eleştirilere bende katılıyorum,fakat elden gelicek bir durumda ortada olmadığı gözüküyor sebebini size şöyle arz edim.
Demokrasi ve insan hakları normal yaşam sistemi  içinde olan toplumlarda ve coğrafyası ve jeostratejisi bu statüye uygun olan ülkelerde olmazsa olmaz kabilinden bir yönetim sistemidir.
Gel gelelimki TÜRKİYE gibi son 50 yılını terör mücadelesi ve darbelerle geçirmiş bu coğrafyada ve jeostratejide yaşayan bir ülke için özellikle şu son iki yılda çok bol geliyor.
Neden……….?
Ülkemiz şu anda bölgesel olarak birkaç ayrı cephede TOPYÖKÜN savaşa girebilecek durumda ve pozisyonda,birkaç gün evvel KARA KUVVETLERİ KOMUTANIMIZ orgeneral sayın HULUSİ AKAR paşamızın SAVUNMA ve HAVACILIK dergisine verdiği bir beyanını okuduğumda tam bir HARP HAZIRLIĞI pozisyonunda olan TÜRKİYENİN durumunu kaleme almış kurmay askeri dille,böyle bir harp hazırlığı olan durumda, ileri muharebe yapıcak bir ülkede ordusu savaş meydanında cephedeyken ülkesinin içinde İÇ GÜVENLİĞİNİ koruyamayan ülke geri bölgesi TÜRKİYE olan bir TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ girdiği muharebelerin tüm şeklinde zayıf kalır ve başarısız olur.

Onun içindirki ben şahsım olarak çok DEMOKRASİNİN ezilmesine karşı olduğum halde ülke bekası ve olağan üstü muharebe durumu olan askeri kuvvetleri teyakkuzda olan bir ülkenin neferi olarak ciddi anlamda bazı İÇ GÜVENLİK konusunda demokrasiyi aşıcak düzenlemelerin getirilmesini doğru buluyorum,UZMAN olarak.
ALLAH TÜRK MİLETİNİN yanında olsun umarımki bu olağan üstü durum kısa zamanda atlatılır bölgemize ve dünyaya barış hakim olur tekrar ANAYASAMIZA demokrasi,insan hakları dünyanın en yüksek kalite standartlarında geri gelir.
Ne kadarda bir ülkede sivil otorite hakim gözüksede allah muhafaza bir askeri harekatta o ülkede hakimiyet  belirgin olmasada ASKERİ KURMAY zekasının emrine girer görülmüycek şekilde bizim normlarımızda tüm ülkelerde bu böyledir,onun için İÇ GÜVENLİK konusunda halkımızın çok itina ile vatanını milletini düşünerek güvenlik güçlerine yüksek seviyede tölörans gösterek hareket etmesi gereklidir.
Özellikle SEFERBERLİK konusunda naçizhane kendi fikrim 1993 yılındaki seferberlik harekat planları şu andaki ülkemizin bulunduğu konuma uygunluğu tekrar gözden geçirilmelidir.
Son ekliyceğim ülkemizdeki sağ,muhafazakar kesimin tüm siyasi,dini ve aksiyon guruplarının başındaki SİYASİ LİDERLER ve POLİTİKACILAR,DİN ADAMLARI ve ULEMALAR ve oksiyonel sivil toplum kuruluşlarının belde ve köy mahalle yapısına kadar AKİL olmaları toplumda güvenlik güçlerinin haricinde kimsenin kolluk görevi yapmaya kalkmaması,asayişe uygun davranıp her hangi gayri kanuni nümayiş ve gösteri yapmamaları devamlı surette basın,yayın organlarından ve diğer iletişim araçları ile tebliğ edilmeli halka anlayacağı şekilde söyleme sokulmalıdır.
İÇ GÜVENLİK bir ülkenin olmazsa olmazıdır heleki OLAĞAN ÜSTÜ durumlarda.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…. 

11 Ekim 2014 Cumartesi

İSTİHBARAT OYUNLARI….


Sevgili arkadaşlarım bugün size istihbaratın seferberlik ve 5. Kol kapsamında çeşitli dönemlerde stratejik istihbarat kurumlarının ortak hazırlayıp kurdukları iç ve dış istihbaratın, topyökün bir harekat sistemine sokularak aynı silahlı kuvvetlerdeki gibi HARP OYUNLARI  şeklinde sahada adeta bir santrançı insanlar ,şirketler,sivil toplum kuruluşları ve tüm güvenlik güçleri ve kamu kuruluşları içindeki şeçilmişlerle canlı ve gerçek yaşanarak kurgulanan bir senaryo ve konu üzerinden giden bir belirli bitiş ve başlangıç dönemi tahmini belirlenmiş  burda bu istihbarat oyunlarının sahada star gözüken kişiler ve guruplar şeçilmiş ve bunlara belirli ticari,yeraltı dünyası ve diğer meslek konularından zırh giydirilmiş şekilde sahaya sürülürler bu oyunuda şeçilmiş belirli çok tecrübeli istihbarat dünyasının ve bu dünya ile yakın ilişki içinde olan ağar yaş ve tecrübesi olan kişilere yönetmek üzere teslim edilir hazırlanan SANTRANÇ  TAHTASINDAKİ dizin olan taşlar misali.

Bu oyunlar her zaman ülkeyi yöneten siyasi akımın taşıdığı ideolojik kimliğin üstünden görüntü itibari ile sunulur sizde olan olaylardan çıkan hadiselerden yada bulunduğunuz mahallerden bunu günlük olarak izlersiniz ama bunun bir istihbarat oyunlarının içinde oynanan bir oyun olduğunu kötü hadiseler dahi olsa algılayamazsınız,bazen şüphelenir kafanızda kurarsınız ama konunun içinde veya konu ile ilgili olmadığınız için şüpheli düşüncenizin ötesine gidemezsiniz.
Tabi bu kurgu istihbarat oyunlarında bir çok içindeki oyuncuların hayatinin sonuna kadar veya hayatının uzun müddetini sıkıntıya sokucak hadiseler gerçekleşir fakat bu oyun reel oynandığı için canlı ve kanlı yapıcak bir şey yoktur ölenler ölür kalan sağlar bizimdir yada maddi hasar,sakatlık aklınıza gelebilecek tüm hadiseler bu oyunun içindedir.

Genelde bu oyunlar ülkemizdeki sistemlerde beş yıllık zaman zarfı için hazırlanır,yada oyunu kuranlar kendi vazife selahiyetlerin son dönemini kapsıycak şekilde İSTİHBARAT OYUNUNU hazırlarlar.Bu oyunlar çeşitli bölgesel ortamları kapladığı gibi ülke içinde yurtdışındada şeçilmiş özel bölgeler ana üst olarak oyuna dahil edilir.
Şahsım bu oyunların içine çok sokulmak istensede baştan İTTİRME yapılarak sokulmuş olsamda,bu oyunları ya bozmuşumdur ,yada kendi çizdiğim bir aksiyon hareket le oyun dışına itilmek zorunda bırakılmışımdır,OYUN KURUCULAR tarafından.
Tabi bana çok kızarlar,her defasında oyun açanlar çok yan faktörleri,saha elemanlarını ve sahanın tüm olanaklarını pisikolojik operasyonel zaman zaman aksiyonel komplo operasyonlarla beni oyunun içine sokmayı deneselerde ALLAHIN İZNİ ile hepsini bertaraf etmişimdir bir şekilde içine girsemde çıkmayı oyundan uzak kalmayı başarmışımdır.
Hayatımda iki büyük operasyon yaptım ikisininde tüm kurgusunu  sahayı ve sahadaki arkadaşlarımı kendim şeçtim ve kendi başıma hareket ettim ve kullandığım kurum ve kuruluşlar varsa kendi fikriyatımı sürdürerek hareket ettim.
Tabi ağır travmalarını bana yaşattılar bu OPERASYONEL İSTİHBARAT oyunlarını başarı ile bitirmemi İSTİHBARAT OYUNLARINI yöneten üst guruplar,bu travmaları yaşatırken devletin tepe yapısına şunları söylemiştir kafasına göre kurguladığı operasyonel istihbarat oyunları faaliyetlerinde bulunduğum karargah, kurduğu ortamdada çıktığı bölge dışı operasyonlardada bizim kendi işimizi bozuyor,bu konudan dolayı sıkıntılıyız diye şikayet ediyorlar devleti yöneten büyüklerimize,birde şunu söylüyorlarmış OH ne güzel kendi yazıyor,kendi oyunuyor olmaz böyle şey diye söyleniyorlarmış.
Bende haberi bu şekilde konuyu bana itikal ettirenlere derdimki AT BİNENİN KILIÇ KUŞANANIN.
Tabi çok yenilince akıl ve beyin oyunlarında yaptıkları ilk şey lojistik ikmal yollarını kesmek ve gerekli teçhizat ve donanımdan seni mahrum etmek tabi yapıyı özellikle 2000 yılından sonra bunun üstüne çalıştırırken topyökün bir yerdende kendi kurdukları oyuna dahil edip kendi yönetimlerinde benide oyunun bir köşesine koyup oynatmak istedilersede ya oyunu bozdum dediğim gibi yada içinde aksiyonel operasyonlarla çıktın.
Şimdide şunu söylüyorlar bugünlerde efendim  bu MİLLİ değil başka ülkeyle  yakın ilişkisi var.
Bende diyorum arkadaşlar siz beni çifte havuzlarda şilibom pastanesindemi buldunuz nerde bıraktıysanız biz ordayız,nerde bulduysanız yine ordayız.)))))
Açıkçasını söylemek gerekirse küçük yaştan itibaren hocalarımdan bir kaçı TEŞKİLAT yapsının olumlu durumlarda ve olumsuz durumlarda şahsıma nasıl davranılacağının tüm bilgilerini ve eğitimini vermişti hepsinden ALLAH RAZI OLSUN (RAZI dedim dikkat ederseniz  ALİ RIZA değil).
ST.PETERSBURG eski adı LENİNGRAD, bir dönemde ÇAR zamanında PETROGRAD olarak geçen RUSYANIN en önemli şehri,tabi bu şehrin acı hatıraları var ikinci dünya harbinde üç yıldan fazla ALMAN NAZİ kuşatması altında kalmış ve çok başarılı bir müdafa göstererek kenti NAZİ almanyasına teslim etmemişler.

Bazı arkadaşlarımın büyükleri, bu müdafada bulundukları için bana votka içerken anlatırlardı.
Bizim meşhur PLEVNE kalesi kuşatmasında komutan meşhur GAZİ OSMAN paşa 4 safalı bir müdafayla  direnmiş sonunda artık tüm olanaklar  ve gelebilecek bir geriden kuvvet olmayacağı için ordusu ile birlikte RUS ordusuna teslim olmuş ve o RUS komutanlar GAZİOSMAN paşaya gösterdiği kahramanlıktan dolayı KILICINI ve teçhizatını almayarak kendisinin güvenli bir şekilde İSTANBULA intikalini sağlamıştırlar.

Aynı şey doğu cephesinde çarpışırken SAİDİ NURSİ olarak bildiğimiz  din alimi nur ilminin yayan merhum zatı muhremde esir RUS ordusuna düşerek birkaç yıl ST.PETERSBURG şehrinde  kalmış  fakat kendisine çok iyi davranıldığı kendi talebelerince yazılmış çizilmiş ve 1917 bolşevik ihtilalinden doğan boşlukta vatanına geri dönmüştür.


KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL inde yakalandıktan sonra tutulduğu on yıl boyunca kötü muamele görmediği on yıl sonra HACCA gitmesi isteği ile serbest bırakıldığı İstanbul gelip hac vazifesini yerine getirdikten sonra orda yaşamını yitirmiş orayada defnedilmiştir.
Bu konuları anlattığımda gelmek istediğim nokta şu çatışmalarda düşmanını yensen bile ona saygı ile hürmet göstermek bir devletin,ordunun ve onun komutanları veya siyasi yöneticilerinin yapacağı en ŞEREFLİ iştir.
İstihbarat oyunlarındada müsabakaları hazırlarken adil ve yapılacak oyuna yakışıcak şekilde davranman gereklidir.
Sahadaki çalışmalarda mücadelelerde adil hareket etmen ve onurlu duruş sergilemen lazım.
Ama şunu söyliyeyim bir profosyonel İSTİHBARAT OYUNUNU kendi kurar başka kurulmuş OYUNDA oynamaz nedenide başkalarının kurduğu oyunda sen ister başarıya git,ister yenil OYUN kuranlar SANTRANÇ tahtasını kapatıp koltuğunun altına gidicektir,sende o kapanmış SANTRANÇ tahtasının içinde kalmış sadece boyutuna göre bir SANTRANÇ FİGÜRÜ olarak kalıcaksın.
Hepinize iyi hafta sonları.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN…


6 Ekim 2014 Pazartesi

DERİN BAYRAMLAŞMA……..!!!!!

   

Sevgili, severek beni okuyan takip eden arkadaşlarım tekrar hepinizin mübarek kurban bayramını kutlar,sayenizde ulaşamadığımız görmediğimiz ama hep gönlümüzde olan büyüklerimizinde bayramını kutlarım.Kim bu isimler sırası ile eski MİT müsteşarı sayın SÖNMEZ KÖKSAL beyefendi,sayın GALİP TUĞCU,sayın MEHMET EYMÜR, sayın MAHİR KAYNAK bunların hepsi bizim büyüğümüz şereflice bulundukları mevkileri dolduran yaptıkları işi devlet ciddiyeti ve hassasiyeti ile yapan insanlarımız .Ulaşamadığım için burdan hepsinin ellerinden öperim bir HOCANIZIN elini öpün birde babanızın başkada kimsenin elini öpmeyin.
Bayramlaşmamızı yaptıktan sonra takip edenler biliyordur üç ay evveline kadar sayın MEHMET EYMÜR beyefendi SONTV haber sitesine eski anılarını ve günün çeşitli konularını bilgisi dahilinde yazarak okuyucuya bilmediği çok şeyi ordan aktarıyordu,kendisinin yazıları çok eskiden beri özellikle İSTİHBARAT dünyasında çok sevilerek okunur.
Tabi son yazısı CASUSLUK hikayeleri-7 benim için çok önemli bir yazıydı ben o yazıya atfen dört tane sanırım arkası arkasına yazı yazdım fakat sonrası bu üç ay zarfında sayın EYMÜR bir daha yazı yazmadı.
Nedenine gelirsek sanırım şu andaki MİT kurumsal yapısı rica ederek şu günki SİYASETİN verdiği güçlede sayın EYMÜR beyden yazılarını bir müddet durdurmasını istediler gibi bende bir kanat var banada kulağıma gelen bazı gazetecilerle MİT tepe noktalarından bizim yazılarımızın devlet güvenliğini zedelediği gibi aslında içi boş olan sadece bazı merkezlerin bu derin tarihi konuları çok iyi bilen yaşamış bizzat sayın EYMÜRÜN yazarak zaten mağdur olan beni uyandırdığından dolayı rahatsızlık var hem MİT de hemde STK(SEFERBERLİK TETKİK KURULU) da.
Sayın EYMÜRÜN güzel sözü vardır hırsızın,uğursuzun devlet güvenliğimi olur birde TERÖR ve ORGANİZE şuçlarda kesinlikle yılmadan üstüne gidilmesi gibi ÖZLÜ sözler.
Şimdi sayın EYMÜR beyin son yazısında bahsettiği benimde hocam olan rahmetlik ÖZCAN bey konusunu işlemesi bu merkezli kişilerin ve merhumun hemşerisi ırkdaşı kişilerin beni 1999 yılından beri hedef almaları,bunların MİT tepe noktalarında olduğu gibi TÜRKİYEYİ yönlendiren SİYASİ mekanizmalar içinde her dönemde etkili olmaları ve özellikle ABD ve İNGİLTERE,ALMANYA gibi merkezlerdeki GİZLİ SİYASİ yapılarla ve istihbarat servisleri ile KURYELER vasıtası ile ilişki içinde olmaları,yani gayrımeşru bu ülkenin zerre menfati olmayan bir örgütlenme.
Buna dokunmaya kalksan ilk vatan ,millet ,sakarya BORUSU çalmaya başlarlar arkasından komplo,entirika her türlü şantaj ve gayrinizami harp yöntemlerini uygularlar.
Hepsi başımdan geçti onun için bilerek anlatıyorum bugünde aynı şeyler oluyor,beni çocuğumla tehdit edip akrabamla haber yollatıcak kadar şerefini haysiyetini kaybetmiş insan kılıklı yaratıklar var maalesef bunlar uzun zamandır DEVLETİN en tepesindende olur alabilen kişiler.
Devletin en tepe noktaları bile bunların ne tiyniyette olduğunu bilmez, biz ÜSKÜDAR Bağlarbaşı doğumluyuz biz bunlarla beraber yaşadık aynı mahallerde çok iyi RUHLARIMIZI biliriz.
Arkadaşlar meselenin kimse zannetmesin sadece MADDİ boyutu var aslolan hadisenin manevi boyutu bunlar öyle derin bir mekanizmaki nasıl canlar yaktılar etrafımızdaki büyük çoğunluğu saf ne yaptığını bilmeyen amatörce bunların kimliğini gördüğünde vatanı kurtarıyorum sanan bunların hedef gösterdiği herkeside hain belleyen insanlarla.
Zehir veren kahveci vatanı kurtarıyorum zanneder,onun bunun çocuğunu tehdit eden vatandaş üç kuruş menfatlenecek ondan bu yükü çeker.
Onun için SİYASETİ yönlendirenler ve yönetenler bunların şahsi olarak yaptıkları işlere pirim vermesinler bunların en büyük huyu adam yakmaktır kimleri yaktılar,kimlere uluslararası arenada şantaj ve diğer argümanlarla ayağını kaydırdılar.Biz bunların CİĞERLERİNİ beyinlerinden geçenleri hırslarını biliyoruz.
Şimdi ben isim özellikle kullanamıyorum bir gün gelir burdan ALLAH nasip ederse isimde kullanır ne yaptıklarını ,ne yapmak istediklerinide tek tek sizlere anlatırız.
Umarım sayın MEHMET EYMÜR bey yazılarına devam eder hem biz hem MİLLETİMİZ aydınlanır….

HERKESE İYİ BAYRAMLAR….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN….

3 Ekim 2014 Cuma

TERÖRÜN İSLAMİ YÜZÜ……..!

  

Sevgili arkadaşlarım takipçilerim hepinizin başta mübarek kurban bayramını kutlar,tüm bayramları mutlu ve huzurlu yaşamanızı ALLAHTAN niyaz ederim.
Arkadaşlarım bugün önemli bir gazetemizin genel yayın yönetmeni özellikle Ortadoğu coğrafyasını çok iyi bilen ARAP cofrafyası ve halklarını iyi tanıyan bir beyefendi İŞİD (IRAK ŞAM İSLAM DEVLETİ)ile ilgili güzel bir yazı kaleme almış,kendisini tebrik ederim tabi ben biraz daha uzmanı olmadığım konuya kendi bildiklerim ve yaşadıklarımla başka bir düşünce gözlüğünden sizlere olayları yansıtmak istiyorum.
Özellikle İSLAMİ terör ve dünyadaki islami akımların kuvvetlenmesi SOĞUK SAVAŞ döneminde NATO ve onun baş mimarı ABD ve İNGİLTERENİN çeşitli projeleri 1950 yıllarından sonra yavaş yavaş geliştirerek SSCB (SOVYETLER BİRLİĞİ) karşı kullanılmak üzere kurgulanmıştır.
Özellikle 1970 lerin ortasında YEŞİL KUŞAK PROJESİ eşliğinde SOVYETLERİ islami bir cephe ile görülmeyen bir duvarla çevrelemekti.

Bunun içinde TÜRKİYEDE yine aynı NATONUN burdaki yapılanması islama destek vererek özellikle 1970 li yılların başlarından itibaren aslında bugünki uzun iktidarın AK parti ve diğer benzer muhafazakar partilerin gelişmesine yardımcı oldular,burda ismi duyulmayan sanırım bir sürü oyuncu ve oyun kurucu var.
Tabi SOVYETLER 1979 yılında AFGANİSTANI işgal edince ordaki uzun 10 yıllık SOVYET güçlerine karşı gerilla savaşı veren AFGAN mücahitlerin ve diğer Müslüman coğrafyasından cihat için gelmiş milislerin bu savaş bitiminden sonra direk ABD ve DİĞER BATILI  lı tröstlerin paralı askerleri olduğunu büyük çoğunluk biliyor insanlığın.
Burda TÜRKİYEDE bu kapsamda AFGANİSTANLA çeşitli yardım köprüleri kurduğu gibi TÜRKİYEDENDE bir çok cihat için giden gönüllü milisler oldu,dahada enteresanı bu NATO üyeliğimiz çerçevesinde olduğumuz için aslında İRAN devrimi esnasındada devrim öncesi orda HUMEYNİ yanlısı güçlere ABD planları çerçevesinde yardım edilmiş çeşitli gayrinizami operasyonlar HÜMEYNİ güçlerini destekleyici  şekilde verilmiş ve devrime yardım edilmiştir.
İşte ilk bu islami terörün mayalandığı büyük iki hadise AFGANİSTAN savaşı ve İRAN devrimi.
Tabi burdan gelişen islami terörü besliycek yapılar sonra FİLİSTİN ve ARAP coğrafyasındaki bölgelerde afrikada cihat görünümünde BATILI KONSORSİYUM gizli servisler bile demiyeceğimiz büyük kartel şirketlerin ve onlarla ahbab çavuş çalışan batılı gizli servisler ve özel askeri yapılar bunların paralı askeri büyük hücre guruplar halinde dünyanın çeşitli yerlerinde kullanmaya başlamışlar ,AFRİKADAN tutunda ASYA derinliklerinde Müslüman ülkelerde iç savaşlarında santranç tahtasındaki AT figürü gibi sürerek kendi menfaatleri doğrultusunda istedikleri ülkeleri ve coğrafyayı şekillendirmiş ve TERÖR kartı ile devletleri sabote edip tehtit altına almıştır.Özellikle SUUDİ VAHABİ  geleneklerinden gelen yapılar bunları büyük maddi olanaklarını kullandırarak hemde bu gelenekteki insanları bu tip yapılar içinde paramiliter kullanarak YUGOSLAVYADA BOSNA iç savaşında,SSCB dağılımı ile RUSYA FEDERASYONU özerk bölgesi ÇEÇENİSTAN iç savaşında kullanmış burda CİHAT için Müslümanlık adına savaştırılmıştır.

Aslında hepsinin kumanda merkezi BATI yani WHASHİNGTON,LONDRA merkezlidir.
Tabi özellikle ÇEÇENİSTAN iç savaşı esnasında bazı ÇEÇEN gurupların filme aldığı prokobanda amaçlı  görüntüleri izlediğimde pek savaş mesleğinde olmayacak hadiseleri görmek zorunda kaldım bunların askerlik mesleği ile bağdaşmayacağı fikrini her zaman taşıyorum bugün aynı şeyleri İŞİD örgütündede yoğun bir şekilde yaşamaktayız,tabii o günki çeçen iç savaşının dışındaki gizli servis savaşlarında bulunduğumda nasıl lojistik ve özelikle ABD kuruluşu soğuk savaştaki LİBERTE örgütünün çalışmasını ve İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ MI-6 ve SIS teşkilatının bulunduğumuz bölgedeki BARONLAŞMIŞ taşoronları ile nasıl ÇEÇEN halkını ateşe attıklarının istihbari çalışmasını yaptım.O günlerde bazı ÇEÇENLER ile esir düşüp rusların elinden sebest bırakılmış,olanlarla görüşmemde insani davranıldığını, kendilerine korktukları gibi çok ağır muamele görmediklerini anlattılar.
Olayın kısa ÇEÇENİSTAN boyutundaki mayalanması,BOSNA iç savaşı ve diğer yerlerdeki oluşumlar ama son noktada hep BATININ yönettiği kumanda ettiği ve kendi emperyal çıkarlarının olduğu bölgeleri sabote etmelerinde  bu örgütlenmeler kullanılmıştır.
En son EL KAİDE yapılanması ile TEHDİTİ kendine çevirdikten sonra ve bunun 11 eylül saldırıları ile yarasını aldıktan sonra aynı terörü BUMERANG gibi tekrar ORTADOĞU coğrafyasına iade etmiştir.

Bizdeki durumda aynı şekildedir BATININ taşoronluğunu yapan paralel demeyelim artık o tek bir yapı için kullanılıyor ÜST yapı diyelim burdaki islami yapıların içine sızarak bu yapıları parçalayıp kendi içlerinde bir birlerinden ayrı fıraksiyon guruplarını çekerek ya eylemlerde kullandırmışlar,yada ÜST KONTRGERİLLA faaliyetlerinde işlenen şuçları üstlenmeleri adına bu örgütler içlerindeki kişilerle kullanılmıştır.Buna benim hemen vereceğim örnekler ŞEHİT DİYARBAKIR EMNİYET MÜDÜRÜ GAFFAR OKAN,ŞEHİT GAZETECİ UĞUR MUMCU gibi,burda bugünlerde çok konuşulan tevhidi selam örgütü çok iyi bilinmelidirki ta 1980 sonlarına doğru İRAN içlerindeki bazı guruplara sızma yapılarak sırf BATININ ve burdaki taşoronlarının işlediği ve işleyeceği şuçların öncesinin ve sonrasının alt yapısını hazırlamak için kurulmuş örgütlerdir.

Aslında şuç faaliyetlerini tek tek birbirine bağlayıp zinciri oluşturduğunda cesaretle ve kararlılıkla aşağıdan yukarıya en tepe noktaya kadar bir büyük yapı ile karşı karşıya kalıyorsun.
Bu konular çok uzun kısa,kısa sizlere gittim bir sonuç hadisesine getirmek için bugünlerde konunun uzmanı insanlar bile İŞİD örgütünün nasıl bir anda piyasaya çıktığını ve yer ettiğini anlayamadıklarını söylüyorlar,çok aslında şaşılmaması gerekli nedeni tüm bu yapının BATI eksenli tröstlerin elinde olması kumandalarının uzun yıllardır özellikle IRAK iç savaşı ve son 3 yıldır SURİYE iç savaşı ile bölgede toplandırılarak konuşlandırılması ve bu iç savaşların getirdiği kaos ortamından daha  fazla silahlı militan kazanıldığı gibi, içlerinde BATI uyruklu teröristlerin BATILI gizli servislerle kontaklarının çok hızlı olması bölgedeki özellikle ABD güçlerinin hibe ettiği ağır silahların çabuk şekilde bilinçli olarak İŞİD eline geçmesini sağlamaları ve en önemlisi ÇEÇENİSTANDA gördüğüm 1995 yılındaki çekilmiş filmlerdeki gibi hunharca insan katledilmesi ve prokobanda olarak tüm dünyada kullanılması BATI EMPERYALİZİMİN  şimdi satrançtaki yeni bir hamlesi olan İŞİD ile bölgeyi dizayn etmesidir.

Bunda zannetmeyin BATI kadar bizim içimizdeki BATI taşoron güçlerininde büyük payı vardır hep şuçun tamamını BATILILARA yüklemiyelim bizde içimizde çok BATILI beyefendi,hanfendi yetiştirmişiz?
İşte şimdi LONDRA merkezli baronlar bu sofistike İŞİD adlı terör örgütü ile 100 yıl evvelki planlarının bugünkü şeklini bu terör örgütü ve bundan yavruluyacak örgütlenmelerle şekillendiricekler.

Rusya federasyonu bunu büyük bir tehtid olarak görüyor,bu konuda başımızda hiç bu işler yokken çok defa bizi uyardılar bu son 20 yıldır özellikle,hatta sayın BAŞKAN PUTİN üç yıl içinde tamamen bize dönebilecek bir örgüt olarak bahsetti üç ay evvel ve bunu cebimizde baktığımız akrep olarak dillendirdi.
Size BATININ İŞİD ile nasıl iki yüzlü olduğunu kendi uzmanlığım olan askeri istihbarat konusundan bir örnek vererek sonlandırim.
Bundan on on beş gün evvel ABD hava kuvvetlerinin bir İŞİD topçu mevzine atışını seyrettim videodan.

İŞİD örgütü bu topları IRAK ordusundan ele geçirmiş 155 mm çekili bir obüs,topunu çalıştırmak için iki takım işid militanı topun etrafında konuşlanmışken aniden havadan lazer optik güdümlü GBU-28 BUNKER(SIĞINAK) bombası tam topun üstüne isabet ediyor top imha oluyor hemen topu kullanan iki üç İŞİD militanıda hayatını kaybediyor ama diğer tüm takım kendini kurtarıyor.İşte oyun oynayan batılı güçler sığınak delici bomba kullanıyorki sadece İŞİD elindeki ağır silah yok olsun ama militan kadrosu fazla hasar almadan kurtulsun tüm dünyaya biz militanları vuruyoruz görüntüsü,ağır silahtan arındırıp İŞİD militanlarını savaşın dengesini sağlamak, asli amacı eğer İŞİD militanlarına ağır kayıp verdirmek istese YÜKSEK İMHA GÜÇLÜ bombalar ve füzeler kullanır hiçbir şey olmasa napalm kullanarak militan kadrolarına karşı yüksek hayatı sonlandıracak bomba çeşitlerini kullanırdı.

TEKRAR MÜBAREK KURBAN BAYRAMINIZI KUTLAR,ESENLİKLER DİLERİM….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN