19 Eylül 2014 Cuma

PAZARA KADAR DEĞİL MEZARA KADAR…


Sevgili arkadaşlarım,okurlarım uzun yıllar sessiz yaşadıktan sonra nihayi hedefime ulaşıp arkasından çok uzun yıllar haksızlığa ve adaletsizliğe uğrayıp saldırılara dayanmaya çalışınca tabiki bunun bir etkisi oldu maddi manevi birincisi yönümü hayatta değiştirdi ikinciside ALLAHIN bildiğini kuldanmı saklıycam diyerek naçizhane yaşadıklarımızı bildiklerimizi yazmaya başladım.
Burda şunu söylemek istiyorum benim her ideolojiden her siyasi guruptan arkadaşım dostum ahbabım oldu,hepsi ile iyi kötü hatıralarımız var hayatımda çok iddalı konuşuyorum isteyerek veya bilerek kimseye karşı bir hatam,bilinçli planlı bir zararım olmadı,kimsenin kuyusunu kazmadım bırakın bunu yabancı bir kimseye bile yapmadım,teklif eden olmuşsada bu yıllar sonra tesadüfi çıkmıştır kabul etmeyip elimin tersi ile ittiğim.
Onun için bugünlerde basın yayın organlarında çıkıp konuşmuşsam gazetelerde kendi adımla yazılarım çıkmışsa bu imkanları bana tanımış insanlara çok teşekkür ederim.
Şunuda herkes bilsin hayattada doğru bildiğim herşeyi söylemişimdir insan kayırmayıp ne zamana güce,kuvvete tapanlara bakmışımdır nede kimse güçlü diye ona yalakalık ve salakalık yapmışımdır.Hakkımı aramam,bu benim gayet doğal yapmam gereken bir şey yoksa ortalık başkalarının yaptıklarının üstünden geçinen güç şahsiyetsizi insanlar ve guruplar sistemlerle dolu.Sanırım bu kadar içimi dökmem yeter okuyan kendilerini ilgilendirenler anlar arkadaşlar bizi yetiştirenler senedin olmadığı sözünde dönülmez bir olgu olduğunu öğreterek eğitti,bunuda TÜRKİYE insanına yeniden öğretilmesi gerekli olduğuna canı gönülden inananlardanım.
Sayın eski merhum CUMHURBAŞKANLARIMIZDAN TURGUT ÖZAL beyin mahdumu sayın AHMET ÖZAL beyi televizyonda izledim babasının ölümü ve yapılan 1988 deki suikastten bahsetti,konuşmanın satır aralarında kendilerine karşı yapılan dezanformasyon saldırıların bu hadiseleri sulandırırmak ve bu şekilde örtüp kapatmak istendiği bazı insanlarında bu olaylar karşısında yılıp ülkeden çekip gitmek istediklerini televizyondan dillendirdi burda gülümsedim,ve konuşmasını çok beğenerek izledim.

Tabi hüzünlendim kendimi yalnız hissettim 1988 yılından bugüne arkadaşlarım dostlarım bir bir gözümün önünden kaybolup gitti ve tüm anlattıklarım İSTİHBARİ bilgiler olup bunların artık bir hukuki değer kazanmayacağını biliyorum azcık bahsetmek istiyorum,özellikle sayın AHMET ÖZAL gizli tanık hadisesine çok dikkat edilmesinin önemine işaret etti haklı,onun için elden geldiğince TANIK ifadesi kullandırılması çok gerekli,işte sayın MEHMET EYMÜR gibi devlet görevlileri mahkemelere ve MECLİS komisyonlarına açık kimlikleri ile gitmişlerdir,banada teklif edildiğinde GİZLİ TANIK olmayı reddedip TANIK ifadesi vermeyi kendim önermişimdir.
17 HAZİRAN 1988 akşam geç saatler televizyon seyrediyorum bir arkadaşımla ismini saklıyorum burda çok güzel bahar havası gibi hava var televizyon bitti,terasa çıktık çay demlemiştik yavaş yavaş içerken denize karşı karanlıkta,arkadaşıma sessiz yarın merhum ÖZAL beyin vurulabileceğini söyledim,bana baktı güldü dedi RAKI da içmedik ZEKİ çay içiyoruz  sarhoşta dilsin nerden çıkardın dedi,dedim tahmin ediyorum,gece sabaha karşı sohbet devam etti ve yattık.
Uykudan kalktığımda saate baktığımda öğleni geçiyordu hiç kahvaltıya bakmadan televizyonu açtım ayakta seyretmeye başladım rahmetli ÖZAL konuşuyor aradan birkaç dakika geçmedi merhuma ateş edilmeye başlandı arkadaşımda uyanmıştı televizyondaki yüksek sesi duyunca geldi baktıki suikast oluyor bana baktı rengi bembeyaz oldu…….))

JFK JOHN F.KENEDY suikasti anımsadım suikastin ilk bilgileri ve görüntüleri ve salonda olan bazı arkadaşlardan bilgi alınca suikastin en benim için anındaki verisi SCOT WEBLEY marka 7x65 mm tabanca ve bu tabancanın suikast anındaki çalışma verisiydi tabi oda beni gülümsetti ta 1977 götürdü beni size burdan söyliyceğim merhuma yapılan suikast anında suikatçının elindeki tabancanın iki defa atış yapması ve arkasından silahın hazneye üçüncü mermiyi sürmeden kızağın hareket etmesi çok profosyonelce silahın şarjöründe teknik çalışmayı gösterir,işte bazı güçler o kadar ince çalışıyorlarki bunun bir paralel örneğini bile delil kalmasın diye yok ediyorlar şimdi şuçlanan bir yapıya hadiseler esnasında konuyu söylediğimizde hadise kapatıldı.

Tabi birde suikastçının o günlerdeki sosyal,siyasi,kültürel kişilik profili AFYON nüfusuna kayıtlı olması onlarda o anda çok çabuk sinyal veren hadiseler benim konuyu algılamam için çünkü bize kimse merhum dönemin BAŞBAKANINA suikast yapıcaz demedi o günlerdeki sahada oynamamız bize bunun istihbari alt yapısını verdi aslında altı ay evvelinden bu çalışmaya başlandığı kanımcada MERSİN bölgesinde bu hazırlıkların yapıldığı algısı bende oluşmuştu,o yıllarda çok gençtim sadece kendim bilerek kendi içimde yaşıyordum benden başka ne yaptığımı,ne yapacağımı ne yapmak istediğim hakkında kimsenin ne fikri vardı nede çok önemsiyordu 22 yaşında bir genci TÜRKİYEDE sadece sahada koştururlar,ne olduğuna önem vermezler.
Kısacası aslında bu suikast ve sonrası gelişmeleri olumsuz DEVLETİMİZ a dan z ye herşeyi biliyor,TUĞLA çekseler DUVARDA yıkılsa hiçbir şey olmaz fakat ülkemizde bu sistem öyle bir kurulmuşki TUĞLA çekildiğinde zincirleme reaksiyon bugünki İKTİDARIDA yıpratır zora sokar,onun için hiçbir şey bu konularda çıkmaz,yazılır çizilir birde işte POLAT ALEMDAR kurtlar vadisinde söyler artık hiçbir şey gizli kalmıycak DÜNYAYI kurtarıcam?))))
Şimdiye kadar bu konuları TÜRKİYEDE çok açık yazan tek gazeteci gördüm sayın CEM KÜÇÜK bir tek tarihinde bu hadiseleri çok açık kendisi yazmıştır,doğru tebrik etmek lazım.
Birde bu suikast azmettiricisi bir büyük isim geçiyor evet doğru olsada bu bir BARONLAR KONSEYİNİN ortak kararı sonucu hep İŞVİÇREDE sonlansada konsey bu kararları MADE İN ENGLAND yazan özel portokal aramolalı bir çay içerken sonuca bağlıyor.
Hepinize selam ederim.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder