9 Ocak 2014 Perşembe

KIŞLALAR………




Sevgili takipçilerim dün akşam GAZETECİ YAZAR sayın HAKAN ALBAYRAK beye bir iddasından dolayı,bazı kişilerden kamuoyunda yoğun tepki geldiğini gördüm,gülümsedim bir müddet evvel aslında ben bu konuyu raporlaştırmıştım,haksız yere sayın ALBAYRAKA saldırıldığını fark ettim sizlere bu konuyu yazıp bilgilendirmek istedim.
Konu askeri kışlalar şehir merkezlerinden kaldırılsın çekilsin her an türkiyede darbe tehlikesi vardır devam ediyordur.
Sevgili kardeşlerim benim yetiştiğim ortamda öyle büyüdükki ASKERİ ünüforma gördüğümüzde dünyanın sadece onun etrafında döndüğünü zanneder TSK ALLAH,MİT PEYGANBER,EMNİYETİTE onların SAHABELERİ gibi düşünürdük öyle siyasetçi,şucu bucu onlar sanki yokmuş gibi aklımızdan geçer etrafımızdada öyle konuşurduk bunu izah etmemin sebebi yazıcaklarımın TSK düşmanı olduğum gibi bir sonuç çıkartılmaması için bu yaşımda halada TSK laf söyletmem çünkü sapla samanı ayıracak yaştayım,DARBENİN ne olduğunu çok acı şekilde öğrendim DEMOKRASİYİDE burda sizlere bu yazıyı yazabiliyorsam ne olduğunu öğrendim.
Aslında çok uzun yıllardır eskiden şehir dışında olan,şehirlerin büyümesinden şehir içinde kalan kışlaların şehir dışına çekilmesi porojesi ve düşüncesi 2000 li yılların başında TSK emir komuta zinciri içinde düşünülüp planlamaya konulması için bu konularda fizilitibe raporları çıkarılmasına dair MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI İNŞAAT EMLAK DAİRE başkanlığına direktif ve emir verilerek başlatılmış ve bu konuda zannederim son zamanlarda büyük bir yol alınmıştır.
Sayın ALBAYRAKIN kaygısı çok gerçekçidir ben bunu aylar evvel raporlaştırdım oda şurdan
Son GESİ türü ayaklanma hadiselerinde İstanbul ve ankarada yapılan organizasyonlarda başbakanlık ve başbakanlık konutlarının önüne kadar gelip nerdeyse içeri girecek göstericilere mazallah mesela İstanbul içinden 3. Veya 5. Kolorduya bağlı  alt rütbeli cunta faliyeti  içinde bulunabilecek subaylara bağlı küçük zırhlı birlikler ve motorlu piyade alayları ile bir destek gelmesi ile organize hareket ettirilebilen bu başı boş gösterici gurupları ile bir oldu bitti sağlanarak kalkışma tam bir toplumsal ayaklanmaya döndürülebilir ve darbe gerçekleşmiş olur,yağmalar ve şuçu durdurmak polisçe başarılı olamaz,durduramaz gücü yetmez.
TSK (TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) zaten bu tip olaylar ve askerinin bu kadar sivilin içinde olmasını istemez hiçbir zaman özellikle sivil yurttaşlarımız aklında şunu iyi tutsun askerlik mesleği disiplin mesleği olduğu için sivile çok yakın ikamet eden askerin displini bozulur çeşitli sıkıntılar her zaman olur onun içinde TSK yöneticileri zaten bu konularda çok hassas düşünürler.
Olayın bir başka boyutuda özellikle terör ve organize şuçlarda birliklerin şehir içlerinde olması bu tip şuç örgütlerinin çok işine gelmekte hücresel faaliyet olarak bu tip birliklerde bulundurabilecekleri kişilerin askeri personele şuç işleterek polis takibinden çabuk kurtulup birlikler içinde kendilerini kamufle edebilmelerinden dolayı elverişli bir duruma geliyor bununda bilinen ve bilinmeyen bir çok olayı vardır ve istihbar edilmiştir geçmişte.
Bir diğer konuda bu konu ile paralel büyük şehirler içindeki VIP havalimanları, artık dünyadaki gizli servisler öyle büyük maddi imkanlarla ve sofistike alet,araç ve gereçle çalışıyorlarki  bu VIP uçaklarla devamlı dünya üstünde ring atıtorlar istihbarat servislerinin kordinesininde operatif hareketleri bu VIP uçaklar ve meydanları kullanarak üst düzey insan angajelerini bu alanlarda yada bu alanların verdiği ülkeye giriş çıkış avantajlarını kullanarak bu alanlarda özellikle büyük operasyonları gerçekleştirecek birinci NAKİT emtiayı yüksek miktarda sokuyorlar ikinciside bu olayları yöneticek üst SOFSTİKE gelişmiş personeli hızlı bir şekilde bu alanlardan getirip götürebiliyorlar.
Bu raporlar dikkate alındı geçtiğimiz ay İSRAİL vıp uçaklarının alanlardaki 1998 yılında yaptıkları kalış ve giriş çıkış anlaşmalarının büyük kısmı budandı,en özellikle uçakla girişteki pasaport beyan zorunluluğu geri getirildi.
Artık dünyada yapılan darbe ve aksiyonel hadiselerin yapılış şekli çok değiştiği için bir kısım insanımızın aklına hala eskisi gibi bazı şeyler olur diye bu tip senaryoları düşünmek akıllarına pek  gelmiyor.
Bir anımlada bitirim yıl 1997 MİT bir arkadaşımla boğazda rakı içip keyif yapıyoruz o esnada yetmiş seksen bin grostonluk bir LPG tankeri geçiyor biz SOVYET uzmanı olduğumuz için BOĞAZLAR yakın alakamızdır her zaman geçerken gözüm takıldı dedim KAMİL bey bak boğazın kıvrımına göre en dar yerde terörist bir gurup tüm güvenlik mekanizmalarını  atlatıpta RPG-7 roketarlarla bu gemiye hücum etseler,yada biraz daha farklı mesafeden güdümlü tanksavar veya omuzdan atılabilen hava savunma güdümlü silahları ile ateşe alınsa LPG tankerindeki patlamanın nasıl bir İSTANBUL üstünde patlama etkisi yapabileceğini bir hesaplatın bak ne çıkıcak vakum etkisi dediğimiz etkiyi yaparmı,sonraki günlerde üstünde çalışmışlar ZEKİ bey harfiyen dediğiniz doğru çıktı raporlaştırdık ve ANKARAYA geçtik dedi,hemen akabinde bu konu uluştırma bakanlığı deniz kuvvetleri,kıyı emniyetini koruma ve sahil güvenlik komutanlığının koordinasyonunda yapılan müzakerelerle yeni tüzükler hazırlanarak bunlar yasalar halinde uygulanmaya başladı ve o tarihten sonra özellikle LPG tankerleri ve belirli tonajdan sonraki PETROL tankeri geçişlerinde güvenlik önlemi eskort yeri gelirse boğazı kapatarak geçişlerin trafiğni düzenleyici yaptırımlar getirildi.
İşte gelişen dünyada yepyeni güvenlik sorunları ile karşı karşıya kalıyoruz onun içinde devamlı stratejik yeni konseptler üstünde çalışmamız şarttır.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder