26 Kasım 2013 Salı

ÜÇGEN TEZGAH……..

Sevgili takipçilerim,bu yazımda sizlere açık olarak CUMHURİYETİMİZİN kuruluşundan itibaren aslında en bağımsız gözüktüğümüz dönemlerde yapılmış başarı gibi gözüken hadiselerde aslında  ülkemizi dışardan yöneten üçgen bir  tezgahın kontrollü bizi yönetmesi ile bu üçgenin stratejik menfatine dönük işler yapmamız , sakın kanmayın şu günlere kadarda,böyle gelmiş ve yaşanmış…
Mesela hatayı ilhak ettirilip suriye ile stratejik olmayan bir gerilim üstüne kurgu yapılırken dünyanın en büyük petrol rezervi olan tamamen kuruşuna kadar Osmanlı toprağı olan musul,kerkükü bıraktırılmışız.
1955 yılında başlıyan KIBRIS davasında tüm derin devleti bu davaya kanalize etmiş 1974 yılına kadar adaya çıktığımızda yaptığımız hareket bizden çok YUNANA ,RUMA yaramış yıllarca elimizi tüm dünyada Kıbrıs davası için yapılan görüşmelere bağlamışız adada türk bölgesi dünyadan tecrit edilmiş durumda 1974  ten beri.
Buda ilerde  çıkacak APO yu ve PKK  bölgede diğer çeşitli kürt örgütlerini yıkmak için kurdurmuşun elinden büyük stratejik planla kaçırmışın ÜLKENİN başına bela olmuş maddi manevi 1977 den  beri.
Peki nedir bu ülkemiz üstünde kurulan üçgenin sembolik durumu ,daha vereceğimiz yüzlerce örnek varken.
Şu AVRUPA,AMERİKA,SİYONİZİM üçlüsü veya üçgeni burda CUMHURİYETLE birlikte devletimizin ve günlük hayatımızın içinde bizden tamamen yerli olarak o kadar iyi yapılanmışlar ve çalışan bir sistem kurmuşlarki biz kendimizi en iyi yönettiğimiz zaman bile aslında bu ÜÇGENİN menfaatlerini götürdüğümüzün farkına bile varmamışız.
1990 lı yılların başında Adapazarı,hendek,bolu ölüm üçgeni adı  verilen bölgede işlenen cinayetlerin aslında bir yeraltı dünyasının uluslararsı tasviyesi olduğunu anlayamayıp birde ÜÇGEN kelimesini kafamıza pisikolojik olarak sokmuşlar,ankarada merhum BİNBAŞI CEM ERSEVER üçgendeki tezgah adında kitap yazdıktan kısa süre sonra  adamları ile alınıp infaz edilerek ANKARADA dışında bir ÜÇGEN teşkil edicek şekilde cesetler bırakılmış yani aynı zamanda dışardaki güçlerinede mesaj vererek her zaman yaptıkları gibi siz ordasınız biz burdayız güçlüyüz dışarıya örtülü bir haber verme şekli ile içerdede pisikolojik bir baskı ve korkutma yöntemini  insanların şuuraltını işleyerek kafalarında yer etmelerini sağlamışlar.
Peki nasıl bu kadar başarılı olmuşlar,dostlarım size şöyle açıklıycam İNSAN yetiştirmişler,çok sistematik ve stratejik ilerki yılları devamlı besleyen insan kaynağı üretebilecek sistemler geliştirmişler  ve 50 yıl sonranın dünyadaki yerimizin nasıl olucağını bildikleri için 50 yıl sonraki rejimlere ve dünya normlarına uygun kitleleri sürükleyebilecek insanları kendi yönetimlerinden çıkamıycak şekilde stratejik insan gurupları ve hücreleri üretmişler.
Bu devletimizin  içinde stratejik tüm kurumlarında yapıldığı gibi siyasi ideolojilerin tasviyelerindende hiç etkilenmemiş gelen ideolojiyi her türlü kendi yetiştirdiği için farkına varmadan tüm toplum kamplaşsada onların düzenleri her zaman yürümüş.
1950 li yıllarda bazı dernekler açık kapalı kurarak mesela fakirleri sevenler derneği gibi fakirleri organize ederek onlardan bir isthbarat gücü kurup onların çocuklarını sistemli okutarak ve çalıştırarak  kendilerine kamunun dışında özel sektörde dahil HOLDİNG patronları,bankacılık,inşaat gibi sektörlerinde büyük iş verenler  yetiştirip hem devlet yönetimini  hemde bu vasıta ile özel sektördede işlerini çok iyi  götürmüşlerdir.
NATO vasıtası ile 1952 yılında itibaren SEFERBERLİK kapsamında yapılanarak,İL,İLÇE,BELDE ve KÖY bazında  emniyet ve onla ilgili diğer kurumlarıda vatansever pisikoloji içinde çok iyi yönetmişler,bununlada ÜÇGENDEKİ güç ülke üstündeki kontrolünü ve farkettirmeden sistemi yönetmesi çok kolay olmuştur.
Yani arkadaşlarım,maçlarda tirübünlerden slogan atan fanatikleri gözünüzün önüne getirin bağırırken TÜPÇÜ,KAPICI vs meslek adlarını sayarak bağardıklarında o hakaret edilen yapıların tarihi gelişimine bakmak lazım.
Yeni siyasete soyunacak kimseleri ve onlar için geçmişleri ile ilgili yapılan prokobandaları iyi değerlendirmek gerekli ne diyor tek odali evde büyüdüm babam bizi geçindiremezdi başarılı siyasetçi oldum şimdi ülkeyi yöneticem?
Kültür sanat konusuna girim mesela 2003 yılında ülkemize en ağır gelebilecek olan ÖZEL KUVVETLERİMİZE süleymaniyede poşet giydiriliyor ondan sonra öyle bir toplumda ABD ve batı siyonizme karşı nefret birikiyorki ülkedeki bu nefret gazını atabilmek için devletin istihbarat birimlerinden alınan bilgi ile dizi filmler çekilip on yıldan fazla ekran başında halkın gazı alınıyor birikmiş kinle patlayabilecek hadiseler PİSİKOLOJİK HARP teknikleri ile evlere hapsediliyor şuur altına devletin ve milletin çok güçlü olduğu fikri sokuluyor bu şekilde düşünen evlerde milyonlarca insanın aslında altını kazmış boşaltmış oluyorlar aynı şeyi BAĞDATI koruyacak beş milyon silahlı güç var diye televizyonlardan sabahlara kadar canlı yayınlara çıkan paşalarımızda gördikki o beş milyon sabah buhar olmuştu bir müfreze ABD askeri ve iki adet tank ile bağdat merkezine girerek IRAKI teslim aldılar,çünkü bu ülkelerin içleri yıllar evvel boşaltılmıştı.
Bugün DEVLETİMİZİN tepesinde çok büyük tasviye yapılmışken ÜÇGEN acaba yeni versiyonları ile yine iş başındamı acaba sayın BAŞBAKANIMIZIN yanındayken köstebek olarak çıkan ERGENEKON operasyonlarında ve Londraya kaçıp yerleşen vatandaş merhum özalın hizmetçisi merhum hayatını kaybettikten sonra iskoçyaya yerleşen ve diğer bir sürü insan köstebek oldukları meydana çıktıktan sonra yurt dışına kaçan  köstebekler onların kaçması ile bittimi acaba, yoksa onların kaçmasıda daha büyük bir yapıyı korumanın son noktaya kadar İLİZYONUMU…
Tabi insan ister istemez geçmişte duyduklarının nedenlerini bazen 40 yıl sonra anlayabiliyor,biticek olan soğuk savaşın içinde yeni nesil hiç terör ve anarşiye bulaşmamış temiz gençler arayan 1970 li yılların sonlarına doğru GLADİO gizli mihrakları,1980 lerde SOSYAL hizmetleri ellerinde tuttuklarında hiç aklıma gelmemişti alınan yetim çocukların 20 li yaşlarında ne işlere yarayacağı,sevgili arkadaşlarım GLADİO ve onun ÜÇGEN yapılanması  öyle bir yapıdırki karşınıza her türlü ambalajla çıkabilir…..?
ARKADAŞLARIM TÜRKÜN AKLI YA KAÇARKEN YADA HACETE GİDERKEN GELİRMİŞ,AKLIMA GELDİKÇE YÜKSEK MÜSADELERİNİZLE VE HOŞGÖRÜNÜZLE YAZSAM OLUR DEĞİLMİ?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder