30 Kasım 2013 Cumartesi

TEHDİT-GÖZDAĞI……..

Sevgili takipçilerim,yazımı bazen biraz kapalı ve isim vermeden yazıyorum çok büyük sıkıntılar var beni anlarsanız çok teşekkür ederim.
Arkadaşlarım sosyal açıdan herkes bir ortamda büyüyor oranın özelliklerini ve karekter yapısını bir nebze olsun üstünde taşıyor.
Size kısa şunu söyliycem eğer burda size İNGİLTERE kaynaklı bir tehdit ve rahatsızlık gelirse bu hiç aklınızın ucundan geçmiycek mesela  bir dilenciden gelebilir,diyeceksinizki yok o kadarda değil.
Anlatım evraka girmiş örnekle,daha iyi anlayın,2010 nisanında bir komplo neticesinde tutuklandığımızda,yanıma yaşlı bir dilenci otutturdular,tabi ben bunu tanıdım bu kişinin ne işi var,başımız duvara dayalı bana sinyal veriyor,şimdi nerden tanıdığımı tam anlatmıycam tabi vatansever insanlarımızda çoktur İŞGAL İSTANBULUNDA merhum HÜSAMETTİN ERTÜRK beyin anılarında vardır İNGİLİZ işgal güçlerinin milli mücadele yapan neferlerini tutuklatıp İSTANBUL EMNİYET müdürlüğü nezaretlerinde tutarken vatansever türk polislerinin nasıl o tutuklu ordu mensublarına yardım ettiklerini dönemin emniyet müdürlerinden ermeni vatandaşımız PANDİKYAN efendinin nasıl millicileri kaçırdığını yardım ettiğini sonra işgal bittikten sonra yine kendisi gibi bir ermeni vatandaşımız tarafından komplo ile hain ilan edilip,bulgaristana yollandığını ve orda küçük bir hudut kasabasında öldüğünü burdan size kısa anlatmış olayım sadete dönim gece nezarete bir arkadaş geldi ZAFER  isimli ağbi dedi,geçmiş olsun bir şey çıkmaz burdan sabah gidersin kusura kalma dedi önemli değil tabi burda veremiyceğim bazı sır olayları konuştuk,arkasından yav dilenciyi saldık dedi,güldüm tanıdınızmı dedim ağbi bize üstündeki kimliği çıkartınca şoke olduk neye uğradığımızı şaşırdık dedi,hayatımızda hiç böyle bir MİT mensubu aklımıza gelmezdi ağbi kokudan durulmuyordu dedi tabi güldüm ben saldık gitti onu dedi.
Sevgili arkadaşlarım bunlar yakın zamanda tamamen yaşanmış gerçekler.Tabi birde gerçekler bazı yerleri ortaya çıkınca,bu sefer yıllarca yapıldığı gibi tehditler ve şantajlar,baskılar başlar burdan söylüyorum istediklerini elde ettiklerindede öldürmeye teşebbüs ediceklerdir.
Onun için beş bin kilometreden alıcağınız tehdit burdaki bir unsurdan gelicektir bu unsur senin karşına,dindarda olarak fetva veren hergün guruplarda çıkar,hergün barda pavyonda kadın kız oynatan guruplardanda çıkar,yiğit diye tanıdığınız angaje olmuş paşası,mit,polis müdüründende çıkar örneklerini bu son beş yılda çok gördünüz.
Burdan MİLLETE söyliyceğim,bu MİLLETİN duasını alim bana yeter,tepedeki yöneticisine,ona buna hiçbir dönem ne yalakalık yaptık,ne yanaştık,nede kimliğimizden ödün verdik neysek oyuz maske takıp dost bildiklerimizin yanına yaklaşıp ihanet,hainlik,şerefsizlik,alçaklık yapmadık.
Sayın PROFÖSÖR eski başbakanımız TANSU ÇİLLER hanfendinin o tarihi sözleri kulaklarımızda hep kaldı YALAKALARLA,SALAKALAR ALLAH BU MİLLETİ bunlardan korusun.
Sayın ÇİLLERİN insan hali bir çok hatası olsada onun döneminde hanfendinin sahiplenen  çıkışları savaşan evlatlarına her zaman gönüllerde yer etmiştir.
Arkadaşlar hainin yaptığı adama koymaz,hain zaten biliyorduk hain mevziye girdiğimiz kardeşlerimiz yardımcı olalım diye bize karşı mevzideki düşmanla anlaşıp mermi sıktımı bilinki ihanetin boyutu bize değil memlekete,ilerki aşamada………..?
Herşeyi affederim adam satanı ben affetmem hayatınız boyunca sizlerde affetmeyin,çünkü adam satan MEMLEKETİNİNİDE satar….
Bu sizlere yazdıklarımı hiçbir ideoloji,şahsı ve gurubu hedef alarak yazmıyorum bu bir yaşananlardan yola çıkılarak bir genellemedir,ama yarın bazı gerçekler çıktığında boş kalan yerler pazılda çıkan bilgilerle doluyor,yav ZEKİ kardeşimiz aramızda yok ama söylemişti diye aklınızdan geçirirsiniz….
Hepinize hayırlı,mutlu,eğlenceli bir hafta sonu dilerim…
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

29 Kasım 2013 Cuma

BALON OPERASYONLAR…………..

Sevgili takipçilerin sayın CUMHURBAŞKANIMIZA suikast yapılacağına dair bir bulgu ile silahlı bir kişi gözaltına alınmış,burdan yola çıkarak size İSTİHBARAT örgütleri ve bunları kullanabilen güçlerin yaptırdığı BALON OPERASYON tabirini kullandığımız bir istihbarat yöntem faaliyetini burda sizlere açıcam,kamuoyu bilsin şundan dolayı ülkemizde vatandaşın algısı sadece bizim kurumlarımıza karşı ama bu ülkede yabancı istihbarat servisleri çok fazla derecede çeşitli operasyon yapıyor ve burda çalışıyorlar…
Balon operasyon nedir derseniz sizin hayali olarak kendinizin kurguladığı olmayan bir olayı film ve tiyatro sahnesine koyar gibi bir senaryo hazırlayarak bazen kapalı,bazen kamuoyuna açık şekilde hazırladığınız planı uygulamaya sokarak onun etkilerinden sonuçlar ve yol haritası çizerek amaçladığınız hedefe gitmek..
Mesela bugünün tartışma ortamında böyle sahte bir suikastçiyi yakatarak önemli bir devlet yöneticimize suikast yapıcak görünümü altında bu BALON operasyonla istenilen günlük siyasi ortama çalkantı getirir ve bunun üstünden konular açarak manüple edebilirsin.
Özellikle soğuk savaş döneminde kullanılan bir başarılı bir  yöntem olarak İSTİHBARAT dünyasında çok sıkça kullanıldı,fakat soğuk savaş döneminden sonra özellikle kapitalizimin egemen olması ile bu yöntem aklınıza gelebilecek her sektörde sivil hayatımızın içinde olmaya başladı tabi normal yaşantılarını ikame eden insanların bunların büyük bir kısmını algılayabilmesi çok zor ancak tarif edilme ile konu açılarak ve uzmanlarınca anlatılarak vatandaşa gösterilebilir.
Tabi birde İSTİHBARAT örgütleri içinde veya bu örgütleri kullanabilen büyük kapitalist güçler BALON operasyonlar yaparak bunlardan büyük rant sağlayarak genelde bu rant piyasada belirli bir ekonomik yapıyı ya tasviye etmek yada o yapıya kendi istediğin ekonomik gurubu  paralel rekabet yapsın ve bundan rant elde etmesi  için yaptıkları operasyonlardır,bu tip OPERASYONU İSTİHBARAT örgütleri olan kurumlar veya bu örgütlerle ilişkili yapılar  kullanır çünkü bu bir istihbarat yöntemidir.
Size birkaç örnek verim bankerlik müessesi özelikle 1980 den sonra ülkemizde yapılan BALON istihbarat faaliyetinin bir parçasıdır,son yıllarda bazı islami kılıf altında avrupadaki işçilerimizin dini duygularını kullanarak kandırılıp madden ve manen zarara uğratılan  bu işlerde bizzat kendini ve görüntüsünü kullanan kişiler BALON operasyonun bir parçası figürlerdir,çok derin açılabilecek konular,ilerde açarız daha ülkemizin hazırlıklı olduğu kanatında değilim.
Size bir GİZLİ SERVİSLER arasında balon operasyonlardan bir örnek gerçek hayattan kamufle edilmiş vererek yazımı sonlandırim.
Bazen gizli servisler sivil veya askeri karşılıklı gerçek reel büyük operasyonlara İMZA atarlar,tabi bu operasyonlardan doğan sonraki zamanda  stratejik iş konumları çıkar çünkü bu operasyonların içinde kullanılan insanlar belirli kod adları ve numaralanma ile devletin en tepesine kadar rapor edildiği için bu rapor edilen kişilerinde bir işle  veya ilgili konu ile ilga edilmesi lazımdır,burdan akan rant karşılıklı iki gizli servisin adamlarının elinde dönmektedir,bunu tasviye etmek isteyen paralel yine aynı gizli servislerin içindeki guruplar yada muadili rekabet içinde oldukları aynı ülke içindeki servisler karşı ülkedeki kendi muhattabı gurup veya servisle olmayan BALON bir operasyon sahneye koyarak faliyeti evrak üstünde yasallaştırır ve bunu kendi ayarladıkları durum üstünden istedikleri şekilde yüksek makama rapor ederek kendi hayali Balon operasyon içinde kurdukları guruplarla istenilen hedef ranta ya ortak olurlar yada karşı ekibi sıkıştırarak onu bu alandan sahanın dışına çıkmaya zorlarlar.
TÜRK MİLLİ İSTİHBARAT yöneticilerinden bazılarının çok kullandığı bir yöntemdir özellikle son 20 yılda,bu operasyonlardan şöyle bir ÖRNEK  verebiliriz 1997 yılında büyük gerçek bir askeri operasyonu başarmış ekibi tasviye etmek için istihbarat örgütü içinden bir gurup anlaştığı karşı ülke servisinin bİr kaç adamını istanbulda sahte bir operasyonla yakalamış bu operasyonda nükler madde yakalandığı bunun bomba yapımında kullanılan malzeme olabileceği durumu basına FAŞ edilmiş sonra istihbarat örgütü içindeki kadrolu personel karşı istihbarat servisinden anlaşarak aldığı iki AZARBAYCAN kökenli kişiyi ajan statüsüne bindirerek hayali ceridelerle operasyonlara imza atmıştır,bu tip operasyonlarda ikili ajanlara arada bir hırsız,gasbçı vs adi şuçlularlada resmi kayda düşücek operasyonlar yaptırılırki olaya daha büyük renk ve esrarengiz etrafta resim yaratsın yapılan BALON faliyetin üstü örtülsün tabi ondan sonra tutulan CERİDELER nasıl FERİDE oluyor onu allah bilir..
Sevgili takipçilerim anlıycağınız İSTİHBARAT örgütlerinin en çok kullandığı hakiki veya menfaat operasyonlarına dönük bir operasyon şeklidir BALON operasyon.
Şimdiki istihbarat yöneticilerimiz kullanıyormu bu yöntemi derseniz bakarsanız ülkenin her hafta gündeminde tansiyon artırıci ani bir hadise var gündem açıcı buda bir BALON operasyon yöntemi olup ortaya atılan basit bir gerginlik konusundan büyük bir ,BASIN ve SOSYAL medya ile BALON uçurup ondan gündem yaratmak bu gündemide hedefe giderken örtü kullanmak.
Hepinize başarılar diler gözlerinizden öperim sevgili takipçilerim….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

27 Kasım 2013 Çarşamba

GÖREVLİ ŞUÇLULAR………

Sevgili dostlarım,dün gece kendisini bizzat tanıdığım istihbarat konularında deneyimli  bir gazeteci arkadaş eski bir emniyet müdürü için kendisi şu anda sıkıntılı ve hayatı zor bir durumda çeşitli merkezlere eleştirilerde bulundu açıkçası haklıda bazı konularda vatandaş derinini bilmediği için,fakat eleştirisindeki kişinin bence kanatım o konudan haklı olsa bile geçmişteki çalışmalarında aynı şuçları kendininde işlediği kanatındayım,ispat edemeyiz o başka.
Fakat arkasında istihbarat açısından sosyal medyadaki bilgilerin başka güçlerce kullanılacağı bilgisi kısmen doğru olsada,komploya,iftiraya,kötülüğe uğramış insanların şu anda SOSYAL MEDYANIN can simidi olduğuna inanmamak hehalde yanlış olur,bakın size ve devletin tepesinede burdan seslenme imkanımız oluyor,yoksa bizim gibi girişimci bir kişinin bile bundan 20 yıl evvel bir BAŞBAKAN dan randevu alıp 10 dakika önüne çıkmamız konuşmamız dört ayımızı alırdı.
Bakın arkadaşlarım varsa bizi izleyen bürokrat ve siyasetçi dostlarımız ben burda yazdıklarımı ne bir ideolojik saplantı nede bir kin için yazıyorum çok kafamı bozarlarsa bu memleketin nüfuz kağadını iptal ettirir çeker giderim…
Şimdi arkadaşlar kim ne olursa olsun devlet kapısı vatandaşın ,mağdurun,haklı kişinin kale kapısı olması gerekli,zayıf,güçsüz,filvaki kim olursa olsun sana sığınmış,sana gönlünü,mekanını canını vatandaş olup ortaya koyup yiğitlik göstermiş,fakat artık nerelerin maddi,manevi,siyasi çıkar hesapları ile insanlara komplo kurup gözaltına alıp kendine göre iftira ve tertiple iş yapıp insan yakarsan bunun hangi guruptan veya hangi mertebeden emir almışsan veya kendi emir veya iş yaptığın çevre bunun cezasını karşılığını görmeli ve gösterilmeli,hak,hukuk,diye mazlum olduğunu beyan edip aynı kötülükleri kendi iktidarında veya güçlü olduğun dönemde uygulayıp bundan MADDİ,MANEVİ çıkar sağlıyorsan bunun cezasını görmelisin ilk kamunun önünde ALLAHIN sana vereceği ceza onu yüce Mevla bilir,onu ona bırakıcan heleki senin zor gününde yanında olmuş insanlara mevzide düşmanla bir olup mermi sıktıysan….
Şimdi arkadaşlar benim emniyet camiası ile ilişkilerim çok kısıtlı dostluk,kısa arkadaşlık çay kahve,rakı sohbetinin üstüne çıkmadı hayatım boyunca çok biz dikkatli davrandık.Bir çok dostumuz olmuştur bulunduğumuz alanda görevi bittikten sonra ne görmüşüzdür ne aramışızdır.
Burdan size anlatıcağım bizim ne kadar inatçı ve  ne kadar canımızla yeri geldiğinde iş yaptığımız olaylardan bir örnek olsun,ben bunu bir iş olarak kabul ederim başka insanlar gibi devlete iş yaptık,yok biz neler yaptık demem çünkü yapma kardeşim bu devlet yapıcak adamı onun vardır yaptınmıda tantana yapma neyse işin onunla ilgili konuşursun heryerde.
Yıl 1994 aralık ayı çok soğuk bir gün fakat MİT bana ve yabancı bir dostuma adım attırmıyor,inanın diyorum tuvalete gitsek MİT ve personeli onuda sayıyor,fakat aldığım misyon yükü olucak işi bitirmem lazım dostuma söz verdim bana dediki bak bu yolda ölebilirsin,dedim önemli değil deniycez tabi bu işi bitirip bu kapıyı açabilmem için önemli temaslarda bulunmam lazım MİT bunu haber alıyor ve tüm kaynaklarımı kurutuyor durduruyor,yani tan kontrispiyonaj uygulayıp sahada press yapıyor.
Bir akşam  sağnak yağmur nasıl gök gürültüsü bulunduğum yerde yabancı dostum gelicek hayati bir bilgi verip geri dönecek ben onla devlette önemli bir mekanizma ile görüşücem heyecanla bu fırtınalı gecede beklerken ELEKTİRİKLER kesildi 1 metre önümü görmüyorum panik yaptım yabancı ülke vatandaşı dostum gelmez korkar elektirikler öyle bir kesilmişki sadece bir mahallede yok dışarı bakıyorum diğer her yerde var,tepem attı dışarı çıktım yağmur içime işliyor ara sokağa bir girdim büyük bir çukur önüne çadır kurulmuş iki işçi çukurun içinde kazı yapıyor çukurun başında şemsiyeli iki laciver paltolu  kişi duruyor karanlığın içinden hışımla çıkıp ne oluyor burda diyince kazan iki kişi bizde bilmiyoruz arıza olmuş bu beyler aramış geldik burayı kazdırıyorlar,hışımla dönerken o iki kişi konuşmamı onlara beklemeden hızlı adımla uzaklaştılar,tam emin oldum faliyetin önünü kesmek istiyor MİT…..
Neyse döndüm bir saat sonra karanlıkta yabancı dostum korksada en sonunda karanlığın içine dalıp sessizce beni buldu ve gerekli bilgi notunu ülkesinden gelen ulaştırdı,sağolsun.
Yıl 2006 önemli bir bölge emniyet müdürlüğümüzün yardımcı güvenlik bölge  emniyet amiri vefalı bir dostum aniden geldi,yemeğe çıktık öylen yemek yiyoruz,ZEKİ bey dedi sen konunun uzmanısın başımıza bir iş geldi bize fikri yardımcı ol hayırdır HALİM bey dün bizim emniyet müdürlüğünün ilersine İSKİ çadır kurmuş kazı çalışması yapıyor bizim arkadaşlar bunların çalışmasından şüphelenmiş bunları gözaltına alıp emniyete getirdiler sonra sorgu yapınca MİT mensubu olduklarını beyan ettiler bölge başkanlığını aradık hemen bir erkek bir bayan geldi özür dilediler ilerdeki önemli bir siyasi faliyeti izlediklerini söyleyip gözaltına aldıklarımız arkadaşları alıp gittiler sizce bunlar bizi niye izler biz inanmıyoruz siyasi faaliyet izlediklerini bunlar bizi izliyordu,vallahi HALİM bey bu soruya cevap vermek zor ilerki günler bize anlatır belki niye izlediklerini,DEVLET HEP 16 YAŞINDA bugün devletim diyeni birileri uzaktan izliycekki yarın şuç işlediğinin ispatını kim olursa olsun önüne koymak için…..?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…..

26 Kasım 2013 Salı

ÜÇGEN TEZGAH……..

Sevgili takipçilerim,bu yazımda sizlere açık olarak CUMHURİYETİMİZİN kuruluşundan itibaren aslında en bağımsız gözüktüğümüz dönemlerde yapılmış başarı gibi gözüken hadiselerde aslında  ülkemizi dışardan yöneten üçgen bir  tezgahın kontrollü bizi yönetmesi ile bu üçgenin stratejik menfatine dönük işler yapmamız , sakın kanmayın şu günlere kadarda,böyle gelmiş ve yaşanmış…
Mesela hatayı ilhak ettirilip suriye ile stratejik olmayan bir gerilim üstüne kurgu yapılırken dünyanın en büyük petrol rezervi olan tamamen kuruşuna kadar Osmanlı toprağı olan musul,kerkükü bıraktırılmışız.
1955 yılında başlıyan KIBRIS davasında tüm derin devleti bu davaya kanalize etmiş 1974 yılına kadar adaya çıktığımızda yaptığımız hareket bizden çok YUNANA ,RUMA yaramış yıllarca elimizi tüm dünyada Kıbrıs davası için yapılan görüşmelere bağlamışız adada türk bölgesi dünyadan tecrit edilmiş durumda 1974  ten beri.
Buda ilerde  çıkacak APO yu ve PKK  bölgede diğer çeşitli kürt örgütlerini yıkmak için kurdurmuşun elinden büyük stratejik planla kaçırmışın ÜLKENİN başına bela olmuş maddi manevi 1977 den  beri.
Peki nedir bu ülkemiz üstünde kurulan üçgenin sembolik durumu ,daha vereceğimiz yüzlerce örnek varken.
Şu AVRUPA,AMERİKA,SİYONİZİM üçlüsü veya üçgeni burda CUMHURİYETLE birlikte devletimizin ve günlük hayatımızın içinde bizden tamamen yerli olarak o kadar iyi yapılanmışlar ve çalışan bir sistem kurmuşlarki biz kendimizi en iyi yönettiğimiz zaman bile aslında bu ÜÇGENİN menfaatlerini götürdüğümüzün farkına bile varmamışız.
1990 lı yılların başında Adapazarı,hendek,bolu ölüm üçgeni adı  verilen bölgede işlenen cinayetlerin aslında bir yeraltı dünyasının uluslararsı tasviyesi olduğunu anlayamayıp birde ÜÇGEN kelimesini kafamıza pisikolojik olarak sokmuşlar,ankarada merhum BİNBAŞI CEM ERSEVER üçgendeki tezgah adında kitap yazdıktan kısa süre sonra  adamları ile alınıp infaz edilerek ANKARADA dışında bir ÜÇGEN teşkil edicek şekilde cesetler bırakılmış yani aynı zamanda dışardaki güçlerinede mesaj vererek her zaman yaptıkları gibi siz ordasınız biz burdayız güçlüyüz dışarıya örtülü bir haber verme şekli ile içerdede pisikolojik bir baskı ve korkutma yöntemini  insanların şuuraltını işleyerek kafalarında yer etmelerini sağlamışlar.
Peki nasıl bu kadar başarılı olmuşlar,dostlarım size şöyle açıklıycam İNSAN yetiştirmişler,çok sistematik ve stratejik ilerki yılları devamlı besleyen insan kaynağı üretebilecek sistemler geliştirmişler  ve 50 yıl sonranın dünyadaki yerimizin nasıl olucağını bildikleri için 50 yıl sonraki rejimlere ve dünya normlarına uygun kitleleri sürükleyebilecek insanları kendi yönetimlerinden çıkamıycak şekilde stratejik insan gurupları ve hücreleri üretmişler.
Bu devletimizin  içinde stratejik tüm kurumlarında yapıldığı gibi siyasi ideolojilerin tasviyelerindende hiç etkilenmemiş gelen ideolojiyi her türlü kendi yetiştirdiği için farkına varmadan tüm toplum kamplaşsada onların düzenleri her zaman yürümüş.
1950 li yıllarda bazı dernekler açık kapalı kurarak mesela fakirleri sevenler derneği gibi fakirleri organize ederek onlardan bir isthbarat gücü kurup onların çocuklarını sistemli okutarak ve çalıştırarak  kendilerine kamunun dışında özel sektörde dahil HOLDİNG patronları,bankacılık,inşaat gibi sektörlerinde büyük iş verenler  yetiştirip hem devlet yönetimini  hemde bu vasıta ile özel sektördede işlerini çok iyi  götürmüşlerdir.
NATO vasıtası ile 1952 yılında itibaren SEFERBERLİK kapsamında yapılanarak,İL,İLÇE,BELDE ve KÖY bazında  emniyet ve onla ilgili diğer kurumlarıda vatansever pisikoloji içinde çok iyi yönetmişler,bununlada ÜÇGENDEKİ güç ülke üstündeki kontrolünü ve farkettirmeden sistemi yönetmesi çok kolay olmuştur.
Yani arkadaşlarım,maçlarda tirübünlerden slogan atan fanatikleri gözünüzün önüne getirin bağırırken TÜPÇÜ,KAPICI vs meslek adlarını sayarak bağardıklarında o hakaret edilen yapıların tarihi gelişimine bakmak lazım.
Yeni siyasete soyunacak kimseleri ve onlar için geçmişleri ile ilgili yapılan prokobandaları iyi değerlendirmek gerekli ne diyor tek odali evde büyüdüm babam bizi geçindiremezdi başarılı siyasetçi oldum şimdi ülkeyi yöneticem?
Kültür sanat konusuna girim mesela 2003 yılında ülkemize en ağır gelebilecek olan ÖZEL KUVVETLERİMİZE süleymaniyede poşet giydiriliyor ondan sonra öyle bir toplumda ABD ve batı siyonizme karşı nefret birikiyorki ülkedeki bu nefret gazını atabilmek için devletin istihbarat birimlerinden alınan bilgi ile dizi filmler çekilip on yıldan fazla ekran başında halkın gazı alınıyor birikmiş kinle patlayabilecek hadiseler PİSİKOLOJİK HARP teknikleri ile evlere hapsediliyor şuur altına devletin ve milletin çok güçlü olduğu fikri sokuluyor bu şekilde düşünen evlerde milyonlarca insanın aslında altını kazmış boşaltmış oluyorlar aynı şeyi BAĞDATI koruyacak beş milyon silahlı güç var diye televizyonlardan sabahlara kadar canlı yayınlara çıkan paşalarımızda gördikki o beş milyon sabah buhar olmuştu bir müfreze ABD askeri ve iki adet tank ile bağdat merkezine girerek IRAKI teslim aldılar,çünkü bu ülkelerin içleri yıllar evvel boşaltılmıştı.
Bugün DEVLETİMİZİN tepesinde çok büyük tasviye yapılmışken ÜÇGEN acaba yeni versiyonları ile yine iş başındamı acaba sayın BAŞBAKANIMIZIN yanındayken köstebek olarak çıkan ERGENEKON operasyonlarında ve Londraya kaçıp yerleşen vatandaş merhum özalın hizmetçisi merhum hayatını kaybettikten sonra iskoçyaya yerleşen ve diğer bir sürü insan köstebek oldukları meydana çıktıktan sonra yurt dışına kaçan  köstebekler onların kaçması ile bittimi acaba, yoksa onların kaçmasıda daha büyük bir yapıyı korumanın son noktaya kadar İLİZYONUMU…
Tabi insan ister istemez geçmişte duyduklarının nedenlerini bazen 40 yıl sonra anlayabiliyor,biticek olan soğuk savaşın içinde yeni nesil hiç terör ve anarşiye bulaşmamış temiz gençler arayan 1970 li yılların sonlarına doğru GLADİO gizli mihrakları,1980 lerde SOSYAL hizmetleri ellerinde tuttuklarında hiç aklıma gelmemişti alınan yetim çocukların 20 li yaşlarında ne işlere yarayacağı,sevgili arkadaşlarım GLADİO ve onun ÜÇGEN yapılanması  öyle bir yapıdırki karşınıza her türlü ambalajla çıkabilir…..?
ARKADAŞLARIM TÜRKÜN AKLI YA KAÇARKEN YADA HACETE GİDERKEN GELİRMİŞ,AKLIMA GELDİKÇE YÜKSEK MÜSADELERİNİZLE VE HOŞGÖRÜNÜZLE YAZSAM OLUR DEĞİLMİ?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

24 Kasım 2013 Pazar

SOSYETEDE MUHAREBE İSTİHBARATI…….

Sevgili takipçi arkadaşlarım bugün PAZAR Yahudiler AZAR misali size istihbarat yemeğinin üstüne eski çocukluk anılarımdan SOSYETE AŞK ve MİT ile ilgili bir yazı yazim Pazar gününün YEMEĞİN SOSU  ve neşe kaynağı olsun SOSYALİTESİ farklı bir konu olsun.
Arkadaşlarım askeri istihbarat mevzuatının iki ana temel unsuru vardır birincisi MUHAREBE istihbaratı ikincisi STRATEJİK  istihbarat.
Bugün size MUHAREBE istihbaratının ana hatlarından biri olan ALAN istihbaratının ne kadar önemli olduğunu düşmanı tanımlama ve muharebe esnasında strateji geliştirme ve birliklerin düşmanın alandaki pozizyonuna kadar bir çok konuyu içine alan bir daldır ALAN istihbaratı.
Bunu size sivile uyarlanmış şekilde size açıcam istihbaratın ve mahallenize apartmanınıza kadar ne kadar önemli olduğunu burdan size yansıtıcam değerli takipçilerim.1970  li yılların başları hala türkiyenin güllük gülistanlık olduğu yıllar mahallemizde çok yaramaz olduğum için ilk lakabımı yaramaz koydular,ikincisinide sonra anlatıcam bir iki diziye konu oldu çünkü.
Neyse yaramaz olduğum için kafama göre döner dolaşırım,heryere girer çıkarım çamur pislik kir bakmam içine girerim,birgün karşı apartmanın giriş kapısından heyecanla genç yakışıklı sarı şaçlı sarı bıyıklı bir adam çıktı çıkarken öyle gözlerimin içine baktı tabi bende korktum,neyse yan apartmana girdi ordada ÖZCAN diye benden yaşça büyük bir arkadaşım oturuyor en büyük adeti iki dişinin arasından tükürmekti,onunda mahallede büyüttüğü bir köpeği vardı adı HERKÜL, ÖZCAN ağbi dedim burdan bir adam çıktı bana ters baktı sizin eve girdi ne işki bu adam dedim s….. dedi yere tükürdü dayım dedi,öyle mevzu kaldı.
Tabi ben yine HERKÜL ile mahallede tur atıyorum o günlerde bir kıyamet o adamın çıktığı apartmandan adamın bir evde sarışın eşini dövüyor o özcanın dayısıda evden kaçıyor,tabi meğerse adam evi basmış özcanın dayısı ile karısını yakalamış bu mevzu bir iki gün sürdü kapandı gitti.
Tabi mahallede büyürken artık  MİT bir haber elemanını yanıma verdiler basri ağbi aynı zamanda İTO nun güvenliği o yıllarda yıl 1976,1977 beraber dolaşırken bu ÖZCAN dan çok korkuyor ne olduğunuda söylemiyor,ÖZCANA soruyorum gülüyor oda bir şey söylemiyor.Tabi yıllar geçti okurken bir otelde garsonluk yapmaya başladım part time otel önemli bir otel birisi var otelin oyun solonunda oyun oynuyor ASLAN bey isminde devamlı PİPO içiyor  bende içeceklerini servis ediyorum bir gün bir baktım o genç adam hışımla geldi ÖZCAN ağbinin dayısı kulağına ASLAN beyin bir şeyler fısıldadı ve çıktı hızlı bir şekilde yav bunlar ne iş yapıyor acaba bende 16 yaşındayım tabi arkasından babamda ölünce kısa bir zaman içinde başka bir dünyaya hızlı bir geçiş yaptım,fakat hayatımda çok şeyler beni tökezleterek götürüyor,bir düşüyorum bir kalkıyorum,sonraki zamanda öğrendimki bizim ASLAN bey MİT müsteşar yardımcısı HİRAM ABAS olduğunu bir gün oda vuruldu hayat devam ediyor ama birisi devamlı arkadan hançerliyor neden acaba bir çok şey atlattım hep şans allah korudu kendim arada MİT takip tarassut şubede arkadaşlar var ağbi düğünümüz oldu bak bu ağbimiz geldi tabi resme bakınca anladım bu ASLAN beyin yanında gördüğüm bizim ÖZCANIN zampara dayısı tanımıyorum havasında girdim işi çözdüm bu İSKENDER kod adlı MİT yöneticisi, o zaman anladım bunun gazı mevzuyu teşkilat içinde tek bilen benim o zaman duymuştum vazife falan ayağı ile işi örtmüş hatta evide Özcanlara vazife için tutturdum karşı apartmanda İSRAİL İSTİHBARATI MOSSAD kadrolu mensubu bay LEVİ yi takip etmek için  diye beyan etmiş.
Neyse yani vazife ile karışık sadri alışık,İSKENDER bu tabi bu ayağımın altına hayat boyu muz kabuğu koyuyor ne iş yapsam bozup çöküyor,onlar sonraki mevzu son 2006 başından sonra ben bazı devletimizin büyük yerleri ile koordinasyon kurunca bu FENERBAHÇEDEN ve BEŞİKTAŞTAN efendim siz ona bakmayın şudur,budur bokluyor tabi eski defterler dökülmesin diye,en son benim yıllarca dostluk kurduğum ülke ile aramı açmak için çok ince bir plan hazırlayarak devlet büyüklerimizide kandırarak İTO başkanı ve diğer MİT ve yeraltı dünyası mensubları ile KOMPLO düzenliyorki,beni kötü duruma o ülke nezdinde düşürmek burda devletin tepesine karşı rezil durumda bırakmak çeşitli camialarla önümü kesmek önemli bir konu anlımın terine el koydurmak gibi çeşitli hadiseleri yaparak beni bertaraf etmek tabi KİRLİ MİT YÖNETİCİLERİ PLAN YAPAR ALLAHTA BOZAR,DİLMİ İNANAN,İNANMAYAN ARKADAŞLAR…..
HEPİNİZE SAĞLIKLI MUTLU,EĞLENCELİ BİR PAZAR GÜNÜ DİLERİM…………
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

22 Kasım 2013 Cuma

7 ŞUBAT HADİSELERİ…….

Değerli takipçi ve yazılarımı izleyen arkadaşlarım bugün merhum AYTUNÇ ALTINDAL beyefendi için yazımı kaleme alıyorum,nedeni çok uzun, meşakkatli,kanlı,stresli,yorucu,bıktırıcı uzun süre devam eden anlamsız bir savaşın tabi bence anlamsız devamında en sonunda sayın altındalıda bu uğurda kaybettik..
Tabii diyceksinizki ne oldu kardeşim şimdi size uzun yıllardır kaleme ince noktalarına kadar aldığım yazılarımın bir özetini burdan geçicem ben bunları iyki önceden olayların bir kısmı olmadan evvel yazdım önemli gazeteci arkadaşlarımıza olaylar oldukça,çeşitli dökümanter olaylarla beslediğim konular günlük oldukçada bu saygın arkadaşlar tabi şaşırarak bizi değerlendirdiler.
Önemli bir gazetecimiz yazılarımdan çıkarttığı sonuç olayların ölümlü sayımında 400 kişinin 30 yıl içinde suikast,sabotaj,bombalama gibi hadiselerle hayatını kaybettiğinin sonucuna varmış sayarak ve arşiv taraması yaparak…
7 şubat tarihimize MİT yetkilileri ve müsteşarının C.SAVCILARI nın tutuklama talebi ile bir fırtına olarak geçti tarihimize çok konuşuldu ama gerçek dosyalar ve olaylar tam olarak netleşmedi ama burdan bir çok konuşulan TARİHTE en teresan yiğitlik mertebeleri ile anılan bir MİT müsteşarı figürü çıktı.
Peki bu hadiselerden evvel benim yazıp gazeteci arkadaşlarıma verdiğim olmamış olaylara IŞIK tutan neydi,şu benim babam 30 yıl evvel bir 7 şubat günü hayata gözlerini kapadı.Rahatsızlandı kısa bir zamanda 3 ay gibi akciğer kanseri teşhisi ile tedavi altına alındı 7 şubat 1983 günü hayata gözlerini yumdu.
Ondan sonra bu 30 yıl içinde o kadar çok hadiseler suyun altında olduki,benim çok titiz bir gizli savaşı götürerek babamın aslında zehirlendiğini nedenlerini  alarak suyun altında arkasından merhum ÖZALIN zehirlendiğini ve aklınıza gelebilecek tüm olayların yaşanmış bugüne gelene kadar son 7 şubat 2012 kırızinide içine alan şekilde yazıya döktüm bu dünyadaki bir çok gizli servisi ve çeşitli uluslararası tarikatları içine alan,bu yapıların nasıl içimizde güçlü olduğunu neler yaptıklarını bir CUMHURBAŞKANINI zehirliycek kadar bu kadar insanı yok edecek kadar nasıl bir örgütlenmeler ve yapılanmalar olduğunu hala şu saate kadar sizin göremediğiniz öldürme ve  komplo tertip gibi hadiseleri yaptıklarını sizlere ileticem okumanızı sağlıycam ALLAHIN İZNİ ile.
2010 yılında bu HÜKÜMETİN ve ERGENEKON operasyonlarını yapan gücün bile benim bu yapıcağım ifşaatlardan çekinerek komplo bir operasyona getirdiklerini,aslında türkiyedeki İĞRENÇ DERİN yapının her siyasi rüzgar ve  moda rejimlerin ve siyasi kimliklerin değişik dönemlerinde yapıda bir BUKALEMUN gibi renk ve deri değiştirerek iğrenç uğraşını götürdüğünü ve buna her akımda o akımın içinden insan kaynaklarına sızarak işini çok ince götürdüğünü anlatıcam..
Tabi merhum AYTUNÇ ALTINDAL ani rahatsızlığı olmadan 1 ay evvel  SKY televizyonunda bir canlı söyleşi programında benim i mail mesajımı canlı programcı merhum ALTINDALA okuduğunda ve şöyle belirterek böyle bir şey olmaz ama size sorayım şaçma geldi bu soru diyerek sorduğunda ,sayın ALTINDAL şaşırarak kim bu ya çok gizli bir şeyden bahsediyor bu olaya TÜRKİYE adına ben baktım bu çok büyük ve gizli bir dosyadır ALLAHALLAH deyip konunun küçük bir kısmını anlattıktan sonra program bitti ve sonra merhum ALTINDAL 20 gün içinde rahatsızlandı tabi ben gazeteci arkadaşlarıma haber vererek kendilerininde dikkat etmesi ve arkasından benim yakınlarımın sıkıntıya girmesi ile yine çok sıkıntılı günler başladı ve sonunda merhum ALTINDAL gibi bu ülke için çok önemli bir değeri kaybettik.
Maalesef 7 şubat 1983 ve 7 şubat 2012 meselelerinin altını oyduğumuzda yazılarımda anlıycaksınızki aslında bildikleriniz ve gördüklerinizin tamamı başka bir şeymiş bu konularda televizyonlarda uzun yıllar bu logolarla dizi yapanların bile senaryoları aslında ÇAKMA olduğunu anlıycaksınız,ve bunlarında bazı uluslararsı güçlerin PİSİKOLOJİK HARP TAKTİKLERİ içinde toplumu maniple etmek olduğunu anlıycaksınız…
6 ŞUBAT 1983 günü kana ihtiyacım olan babam için girdiğim KUZEY DENİZ SAHA komutanlığı askeri deniz hastanesi koridorunda karşılaştığım dönemin BAŞBAKANI BÜLENT ULUSU beyefendi ile merhum valideleri acil hastaneye kaldırılmış,kanları temin etmemle çok tesadüf, 7 şubat 2013 günü bir hanım gazetecimizin tweet atması ile hiç aklıma gelmez hayrına kan vermek için gittiğim MEHMET AKİF ERSOY hastanesinde meğerse tutuklu ORGENERAL ERGİN SAYGUN paşa için kan lazım olduğu ve kanı güvenlik duvarını rahatça aşarak verdiğimi fakat kanı verdikten sonraki 3 gün içinde C. Savcısının meğer 7 aydır tutklama kararı ile beni arattırdığını öğrenerek C. SAVCISININ karşını çıkartıldım ve orda geçen tüm ilginç diyalogları bu uzun 30 yıllık dönemi sizlere yansıtıcam…..
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN….

21 Kasım 2013 Perşembe

AĞRI DAĞI EFSANESİ………

Sevgili takipçilerim bugün yenişafak gazetesi yazarlarından sayın CEM KÜÇÜK bey ülkemizdeki bazı batılı gizli servis mensublarının çalışmasını ve onların burdaki işbirlikçilerini yazdı isimlerden biride CİA uzun yıllar stratejik konumlarda görev almış,fakat 1994 yılında ABD FBI yetkililerinin bir operasyonu ile 20 yıldan fazla KGB yeni adı ile FSB casusluk yapmaktan yargılanarak ağır cezaya çarptırılmış bir CİA yetkilisi ve eşi  ALDIRIC AIMES hem para için hemde bazı inançlarından dolayı bu hadiseye angaje olduğunun mahkeme tutanaklarına yansımış ifadeleri var.
Tabi birde yine tekrar söyliyeceğim sayın ALDIRIC AIMES uzun yıllar ülkemizde görev yaptığı için eski MİT müsteşar yardımcısı sayın MEHMET EYMÜR beyde geçen uzun bir yazısında AIMES ten bahsetmiş hatta 1993 yılında KARADENİZ KIYISI olan ülkelerin 1993 yılındaki NARKOTİK konulu seminerde bazı RUS gizli servisinin yetkillileri ile yaptıkları ortak eğlenceyi anlatmıştı,tabi sayın EYMÜR buna değinirken bazı yaşanan hadiseleri çok iyi bilerek özellikle ALDIRIC AIMES konusuna değiniyor.
Oda şundan SOVYET uzmanı ZEKİ ARSLAN 1988 yılında genelkurmay başkanlığındaki samimi bir arkadaşı vasıtası ile eski ASTRONOT  JAMES IRWING ın AĞRI dağındaki NUHUN gemisi ile incelemeleri ve o günlerde bazı köşe kapmacalı DİYARBAKIR askeri hava limanında sonlanan hadiseleri arkadaşı aktarınca bu konuda bilgisi bayağı olmuştu.
Daha sonra 1993 yılındaki bazı temaslar ile acaba dağılan SOVYETLER BİRLİĞİ artık bu tip bir operasyonun sonlandırması kararı MOSKOVADA verildi ve TÜRKİYE üzerinden bir sızdırma yapılarak 20 yıllık operasyon sonlandırıldı   çünkü ALDIRIC AIMES bu konuda türkiye üzerinde çalışan bir personel olarak o yıllarda ve geçmişte bulunmuştu ,bunları ilerki zamanda daha detaylı ve içerikli konular içinde öğrenicez umarım.
Ama şu bir gerçekki ALDIRIC AIMES yargılanması esnasında bazı AĞRI DAĞI ile ilgili bilgilerin mahkeme safatında ortaya çıkması konun uzmanı ZEKİ ARSLAN tarafından şu düşünce algılamasını varsayıyor oda bilgilerin TÜRK İSTİHBARATI tarafından sızdırılma hadisesinin çok yüksek olduğu AIMES sinde bu sayede ABD  FBI yetkililerince yakalandığı……?
Sevgili takipçilerim son yıllarda bazı yeni çağımızın yetiştirdiği yüksek akademi düzeyi olan birkaç lisanı konuşan beyefendiler var etrafta ortaya laf atarak kimseyi beğenmiyorlar ama onlar suya buğ derken annelerinin kucaklarında ZEKİ ağbileri gibi insanlar sokaklarda nelerle uğraşıyorlardı,tabi gençlerimizin çok iyi yetişmeleri bizim GURUR kaynağımızdır ama bazı kişiler vardır bunlar ÖZEL dir SONRADAN OLMA DEĞİL, ANADAN DOĞMADIR çok ukalalık yapmıycan sokaklarda sonra tur yersiniz…..
Tüm takipçilerimin gözlerinden öperim,sağolun var olun….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN……

20 Kasım 2013 Çarşamba

GÖKTÜRK(YENİ ERGENEKON)

Sevgili takipçilerim çok kamuoyunda uzun zamanımızı alan ERGENEKON örgütlenmesinden sonra fazlaca dillenmeyen bir konu var,ERGENEKONUN yerini alan GÖKTÜRK örgütü diyceksinizki hayda bu nerden çıktı daha öbürü ortada dururken,istihbarat çalışması yaptığım kadar anlatim,sizlerde aydınlanın çünkü ülkelerin ve insanların hayatı bu tip örgütlenmelerle kararıyor…
2004 yılından sonra ERGENEKONUN bir kısmı bu adı çıkmış eski ERGENEKON tayfası ile olayın çok gitmeyeceğini anlayınca özellikle  AVRASYACILIK yapan kanat,ERGENEKONUN diğer  ABD,İNGİLTERE,ALMANYA,İSRAİL bağlantılı kanadı ilk önce 2005 yılında gizli bir operasyona giderek kendi içlerinde tasviye sürecine girerken olayın önemli olan ekonomik boyutundaki dağılımı bu gurubun elinden her şekilde alarak yeni bir sistem kurdular ve 2006 yılında CUMHURBAŞKANLIĞI şeçimleri öncesi çeşitli danıştay,hırant dink katliamı gibi olaylara büyük imza atarak özellikle AK partiyi herşekilde tasviye etmek için uğraştılar çünkü AK PARTİ sistem olarak onlara tamamen ters bir zihniyetin en önemlisi ekonomik kaynaklarının DEVLET İHALELERİNDEN alacakları pay ve diğer tüm gelir kaynaklarının önüne geçiyordu ve ERGENEKON yaptığı tüm operasyonlarda başarısız oldu ve AK parti 2007 temmuz şeçimlerini kazandı ve ERGENEKON OPERASYONLARINA başlayıpta tahmin etmedikleri şekilde gözaltılar başlayınca şaşırdılar paniklediler ve operasyonlar çok ciddi manada devam edince,bu operasyonlar içinden belirli guruplara ERGENEKONUN BATI tarafından sızma ve bazı makamlarla anlaşma yaparak yeni bir versiyon derin yapı oluşturmak için çeşitli konularda pazarlık yapılarak anlaşmaya varıldı ve anlaşmada eski yapıda ismi çıkmış kimler varsa sonuna kadar gidilmesi kararı alındı ama bu esnadada yeni oluşum için anlaşan taraflar çok modern yeni OSMANLI sistemi modele uyacak görüntüde ve tarzda bir yapılanmaya gittiler ve yapılanma tamamen hukuku ve legalite görümünü alarak onun üstünden iş yapıcak ama kirli hareket dediğimiz operasyonel hadiseleride modern tarzda götürecek dünya normlarına uygun olucak özellikle devletin içinden gelen eski yapının özellikle ABD ve İSRAİLLE yakın ilişkili olan MİT ve EMNİYET,TSK dan emekli olmuş kimselerde bu yapının en geri planına ombusman otutturularak geride kendileri ilerde hücreler halinde yapılanmış özellikle bazı islami camiaların gurupları içinden şeçilmiş insan yapısı ile güçlendirilerek yeni şekle sokulacak bir duruma getirildi ve çeşitli devlet içindeki kurumlardada uzantıları revize edilerek yeni bir hal aldı bu yeni yapı hem muhafazakar islami milliyetçi kesim hemde laik kesim olarak ortak bir yapı tesis edildi yeni ad olarakta GÖKTÜRK ismi koyuldu,burda yapının BEYİN merkezi akıl İNGİLİZ.ABD sermayede her zamanki çeşitli Siyonist yapılarda bulundurulan yüksek meblağlı emtia ile ekonomik gücü hazırlandı.
Tabi ön açacak ilk hadiseleride en çok korktukları bu yapılanmayı tam manası ile öğrenince önünde durucak kişi merhum MUHSİN YAZICIOĞLU olduğu için merhum böyle bir kaza görünümünde suikastle ortadan kaldırıldı,bu benim fikrim onu belirtim çünkü hala kaza  olarak adalete yansıyor.
Daha sonra bazı bu yapıyı çabuk farkedebilecek bazı kimseler komplo,şantaj ve yine kaza ve diğer senaryolu ortadan kaldırma şekilleri ile bir çok kimse bertaraf edildi.
Yine ismini veremiyceğim bazı  istihbaratçı  ve bazı polis şeflerinin intiharı ve şüpheli ölümü böyle bir yeni yapının oluşumuna karşı oldukları için istenmeyerekte olsa ortadan kaldırma operasyonu gerçekleştirilerek çeşitli kılıflar ve senaryolar yaratılmıştır ölümlerinde.
Yapı şöyleki bazı çok önemli uluslararası alanda kıymetli olan eski yapıdan gelen TAPINAK ŞÖVALYELERİ mensublarınından bazılarınıda kanunlar karşısında bile küçük cezalarla kurtarmıştır.
GÖKTÜRK yapısına ilerde yine yaptıkları yapıcakları ile devam edicez yapının önümüzdeki yıllarda en büyük hedefi türkiyede bir kaos ortamı ile birlikte coğrafyamızda gelişecek olaylarla BATININ ve İSRAİLİN direktifleri doğrultusunda TÜRKİYEYİ bölmek için mücadele olucak,tamamen onun üstünde çalışıyorlar…..
Unutmayın bu sefer GÖKTÜRK olayının içinde önemli SOS muhafazakar,dindar görünüm önde geliyor….?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

19 Kasım 2013 Salı

PARANORMAL İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ…….

Sevgili takipçi arkadaşlarım,size kısada olsa son yıllardan çokça dile getirilerek istismar edilen bir konuyu yazmak istedim,PARANORMAL İSTİHBARAT yöntemleri.
Bu konuda çokça program yapan tv programcısı sayın TURGAY GÜLER konuyu arkadaşları ile çok enine boyuna tartışsada bu konu havada kalan ispatını hemen yapamadığın bir konu olduğu için bir zaman sonra muhafazakar insanların yaşamında devamlı olan dini konularlada gerçekten yakın ilşkisi olduğu için zaman zaman  doğru olmayan  fikirlere ve yanlış algı ve saplantılara giden bir hal alıyor.
Paranormal istihbarat içinde ne var kısaca,telekinezi,telepati,elektromanyetik ve manyetik algı,cin diye tabir ettiğimiz din kitaplarımızında kabul ettiği varlıklarla temas ve buna benzer insan algısının Allahtan genellikle sağladığı bazı yetenekler ve bu yeteneklerin bilimsel çalışmalarla gelişimi.
Bu konuda iki süper devlet olan ABD ve SSCB şimdiki RUSYA FEDERASYONU devleti çok geniş imkanlarla büyük bilimsel çalışmalar yapmışlar insan deneklerden tutunda hayvan deneklere kadar akla gelebilecek bir çok çalışma yapmışlar bu konuda toplumsal olarakta paranormal hadiselere çok düşkün bir insan yapısı olan RUSLAR 19. Yüzyılın sonlarında bu çalışmalara başlamışlar fakat özellikle SOĞUK SAVAŞ döneminde ABD ile girdikleri büyük mücadelede her iki devlette muazzam derecede çalışmalara imza atmışlar ve çıkabilecek bir 3. Dünya savaşı öncesi ve sonrası  içinde bu çalışmalarla birbirleri üstünde üstünlük sağlamaya çalışmışlar açıkçası bilinen bu konularda SSCB Sovyetlerin bayağı bir üstünlük sağladığı,biraz bunun soğuk savaş döneminde kapalı bir SİSTEM içinde dünyadan soyut olduğu için avantajlı bir durumda oldukları kabul edilir.
ABD de bu konuda hiçbir ekonomik ve lojistik konudan bir şey esirgemeden çalışmışlar öyleki kısa bir örnek karaibler ve diğer dünyanın başka geri kalmış ülkelerindeki kara büyücüler ve diğer kızılderili tabir ettiğimiz kabile hayatı yaşıyan kavimlerle büyü , telepati ve astral seyehat konusunda çalışmışlar ve büyük ödenekler bu kabilelere ödeyerek çeşitli bilgiler almışlardır.
Özellikle SOVYETLER BİRLİĞİ döneminde kurulan MOSKOVA ve ST.PETERSBURG yakınlarındaki askeri bilimler akademilerinde bu konular üstünde çokça çalışılmış ve bir çok astral seyahat,telepatik denemler,özelliklede CİN lerle temas konusunda çok başarılı deneyler yaparak İLERLEME sağladıkları söylenir.
Gelelim SOVYETLERİN en önemli başarılı projelerinden UYUYAN BEBEKLER projesine bu proje soğuk savaş döneminde uygulanmış, operasyonların kısaca özeti SOVYET güçleri özellikle batı ülkelerine sızdırdıkları aileler vasıtası ile orda dünyaya gelen bebekleri büyüyene kadar hiçbir temasa girmeden sadece doğduklarında yaptıkları bazı telepatik çalışmalarla uzun yıllar bebeğin gelişimini uzaktan takip edip bebek büyüyüp istendiği noktaya geldiğinde hayatında beyindeki telepatik kitlenmeyi anahtar sözcükler ve resim görsel iletişimle harekete geçirerek proje içindeki insanı hayata geçirmek bu ilk zamanlar human yanin insana dayalı istihbarat yönlendirmesi ile yapılırken sonraki yıllarda telepatik ve astral seyahatlarla yapıldığı söylenmektedir.
Uyuyan çocuklar projesinde hollywood yapımı en gerçekçi film KEVIN COSTNER oynadığı ÇIKIŞ YOK(NO EXSIT) filminde tüm çıplaklığı ile vermektedir.
Birde ABD kimyasallar üstünde NAZİ lerden savaş sonrası aldığı bazı kimya bilimi ile ilgili bilgilerle hem ilaç kullanarak hemde hipnozu aynı anda kullanıp yetiştirdikleri ZOMBİ tabir ettikleri kirli operasyonlarda kullandıkları insan projesi vardır bundada Hollywood çok iyi bir yapım olan KOMPLO TEORİSİ filmi ile(CONSIPTIRIP TEORI) adlı filmle açık bilgi vermektedir hatta bu film ile bazı ultura yüksek seviyede ASKERİ teknolojilerin bilgiside sanki bazı devletlere tehdit niteliğinde önceden verilmiştir.
Şu bilgiyide eklemekte fayda görüyorum SOVYETLER BİRLİĞİ çöküş esnasında batı ülkelerindeki uyuyan çocuklar projelerinin denetimsiz yetkillilerinin eline geçmesinden korkarak bu çocukları ilgili ülkelere ihbar ettikleri gibi bazı bilgiler istihbarat dünyasında o yıllarda konuşuluyordu…….
Birde olayın CİN diye tabir ettiğimiz varlıklarla temas ve onlardan bilgi alma konuları var bunlarıda doğru kabul edersek istihbarat dünyasında bazı elementlerin özel labaratuar ortamında kullanılarak CİN lerle teması görünür hale getirdiklerini duyumları var ve bu konularda uzay ve denizaltı gemilerinin sualtı çalışmalarında çok başarı kazandığı söylenmekte.
Telepati konusunda ve ilaçla deneyler konusunda son yıllarda türk silahlı kuvvetlerininde bazı çalışmalarda bulunduğu ve özellikle yüz ve beden okuma konusunda kurslar ve çalışmalar yaptıkları söylenmektedir.
Özellikle 2003 yılındaki istanbuldaki iki patlamaları gerçekleştiren militanların ZOMBİ tabir ettiğimiz kimyasallar ve telepati ile donatılmış kimseler olduğu söyleniyor,çünkü 1 hafta sonra damatlığını ve karısı olacak insanın gelinliğini almış insanın patlamalarda bulunması akla bunu getiriyor.
Daha sayabileceğimiz binlerce paranormal örnekler verebiliriz yalnız bunları çok abartmamak ve bunlardan kesin sonuçlar alınıp başarılı olduğunu söylememiz mümkün değil özellikle büyük İSTİHBARAT örgütleri dönem dönem bunlar bazı ülkelerde bazı başarısız normal şartlarda ulaşamadıkları hadiselerde deneyip başarılı oldukları konular ve operasyonlar olmuştur.Ama stratejik manada çok etkili yöntemler olduğu tartışmalı olduğu gibi bu tip deneklerdeki bazen sapmalar,bazen insanlık için büyük felaketlere yol açtığı fakat bunların gizlendiği söyleniyor,mesela ABD ve diğer gelişmiş ülkelerdeki bazen ani silahla ilkokul,ortaokul gibi baskınlarda bazı deneklerin bazı pisişik sendoromlara girdiği ve kendilerini kaybedip şuur altı bu katliamları gerçekleştirdikleri söyleniyor.
Geçenlerde bazı ünlü gazetecilerimizin sayın BAŞBAKAN için telekinezik saldırı var söylemine biraz güldüm 11 yıldır durmadan koşturan ve seyahat eden ve düşünen insana TELEKİNEZİ yapmaya gerek yok artık beden yorgunluğu istemeden bazı etkileri kendiliğinden çıkartır,ama şunu söyleyebilirler mesela sayın BAŞBAKANIN ikili yaptığı bir teması telepatik veya cin,elektromanyetik yüklenme ile uzaktan dinlenebilir,başına sayın BAŞBAKANIMIZIN böyle bir konu geldi ise bunu ima ediyor olabilirler.
Devlet görevleri esnasında yüksek güvenlik duvarı olan KOZMİK(SAĞIR)ODALAR vardır dinlemeye karşı işte o esnada bu tip CİN,TELAPATİ VE ELEKTROMANYETİK yüklenme ile dinleme yapılabilir.
Bu konularda daha çok bilgiler ve örnekler verebiliriz,şimdilik sizleri bu kadar aydınlatim,ilerde talepler ve istekler olursa genişletiriz.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN……


17 Kasım 2013 Pazar

KÜRDİSTAN&YENİ DÜNYA

Sevgili okuyucularım bu satırları yazarken çok uzun tutmadan,bazı yazdıklarımın tekrarını yapmadan sizlere tamamen tecrübelerimden bazı olayları aktarıcam kısa bir yazı olarak olucakları ve bu olucaklar değiştirilebilirmi değiştirilirmi bunları aktarıcam,bir çok olayı çok önceden aktarmışım onun için gerekte duymuyorum yazı ve dijital veriler her yerden çıkıyor.
Kürdistan kurulmasının startını içerden ve dışardan çok evvel 1972 yılında verildiğini aşama aşama bu planı öğrenenlerin ve durdurmaya çalışanların yok edildiğini yazdık çizdik,gördüğünüz gibide özellikle 1984 yılında kanla başlayan bir hadise büyük bir uluslararası boyut kazanarak, büyük kan ve dehşetini günümüze kadar getirdi.
Son yıllarda başlayan barış süreci girişimleri bugünlerde sıcak bir havaya büründü kısa bir zaman olsada kan akmıyor,toplumsal bir uzlaşı konularda mutabakat var ve bazı verilen sözler var yine TOPLUMSAL barışı tesis etmek için.
Nedir bu bir GENEL AF size şurdan açıkça söyliyceğim,aslında 2. Körfez harekatından sonra ABD ve BATI ülkeleri gizli diplomasisi ülkemize ve hükümete muazzam bir şekilde APO nun serbest bırakılması konusunda baskısı vardı,bu açıklanmıyordu ama bilenler biliyor ve HÜKÜMET bu konuda büyük  batı ülkelerine karşı direnç gösteriyordu ama baskı artarak devam ediyordu.
Artık bugüne geldiğimizde yapılan karşılıklı görüşmelerle tüm konulardaki muhattabakat sağlanmıştır atılacak GENEL AF ortamında cezaevleri boşalıcak herkes buna hazırlıklı olsun APO ABDULLAH ÖCALAN da serbest kalıcak,ülkemizde kalmasa bile bir müddet dışarda ikamet edicektir….
Tabi bazı barış sürecinin olumlu getireceği hadiseler bir zaman ülkemizin içinde ve dışında bir genleşme projesini toplum fikrine sokucak hatta bunun ilk bazı verilerini barış ortamında sosyal ilişkiler ve ticaret gibi hadiselerle yaşasakta DOST acı söyler eğer ayağımızın altına konan ilk muz kabuğuna bastığımızda bu ülkede ve diğer bölge ülkelerinde bir kopuş yaşanarak bu coğrafyada bağımsız bir KÜRDÜSTAN naylonda olsa kısada ömrü olsa kurulacak…
Bu konuda kendi tecrübelerim ve kanatımca sistem öyle bir çalışıyorki iktidarda bizi yöneten kurum,kuruluş,sivil toplum örgütlerinin hiç biri hangi ideoloji ve tarz siyaseti gütsede bunları engelleyebilecek konumda durumda değil.
Onun için bir ayrılık yaşanmış olucaksa bile bunu kansız ve demokratik ortamda yapmakta büyük fayda görüyorum,hatta toplumda bunu yapmak içinde bir DEMOKRATİK PİSİKOLOJİ yaratmak gerekli diye düşünüyorum.
Mevzu uzun ve anlatılıcak çok şey var ama okuyucuyu sıkar onun için sizlere yaşadığınız metropol şehirlerden örnek vererek konuyu noktalamayı düşünüyorum ben gençken çok ateşli ve heyecanlıydım ama oturup kalktığım insanlar ülkenin kader çizgilerini ya çizmiş yada bunları plan üstünde görmüş insanlardı,bir tanesi ÖNDER bey, evlat dedi 1982 yılında MGK konseyde bir karar alındı doğu ve güneydoğu halkını batı ve iç Anadolu bölgelerine kaydırıp metropollerdeki jandarma bölgelerini kendi SEFERBERLİK teşkilatlarımızla gecekondu bölgeleri olarak örtülü faaliyetlerle açarak şehirleri büyük metropol haline getirerek toplumsal barışı ırkların karışımını sağlayarak elde edicez  dedi.Bunları size aktarırken düşünmeniz peki boşalan güneydoğu ve doğu Anadolu ne olucak sorusunu sorarak içinizden okuyucağınızı tahmin ediyorum.
Size yine değişik bir örnekleme vererek yazımı bitiricem çünkü bizler basit hayatın içinde yaşıyan ve hayatı normal insanlar gibi okuyup algılamak isteyen insanlarız süslü laflarla toplumu kandırmamak için basit hayatımızdan örnekler veriyorum 1989 yılında bir gece EDİRNE ilimize bağlı meriç ilçesinin bir hudut köyünde meriç nehrinin yatağında rakı alarak konuşuyorum bölgenin hızlı insanlarından ARAP SELİM ağbi siz hastamısınız  DOĞU  bizde olmasa ne olurki dedi….?
1993 yılında MARDİNLİ ÜLKÜCÜ bir büyüğümüz bölgeden istanbula geldiğinde kuzey ırakta bazı öğrendikleri planları anlatınca ve bunda hiçbir şey yapamıycağımızı bu PLANLARIN tamamen başarı ile sonlanacağı masada büyük bir münakaşa ve kavgaya varıcak benim cehaletimden ve anlayamayıp kavrayamadığımdan dolayı olaylar oldu,sizlere bu kadar yaşadıklarımı yorumsuz aktarıyorum yorumu siz düşünerek ve zihninizi çalıştırarak karar verin bunun için son bir hadise anlatıp bitiriyorum.
2004 yılın sonunda önemli bir RUS yetkili dostum ülkesinden geldiğinde benimle oturup sohbet ederken iki üç saatimiz içinde ülkemizin yetkili kurumları inanın diyorum konuşmamızı engellemek ve dikkatimiz dağıtmak için büyük çaba sarf ettiler,o saatler içinde.
2007 yılında çok önemli bir ABD li yetkili bayan benle görüşmeye geldiğinde yanında birde mihmandar kürt kökenli yurttaşımız vardı onu kapıdan yollayarak içeri bile sokmadan saatlerce benle sohbet etti inanırmısınız bulunduğumuz yerde GÜVERCİNLER bile uçmadı,sanki bir görülmeyen ilahi güç SESSİZLİK kararı almıştı…………..?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

16 Kasım 2013 Cumartesi

DEŞİFRE-EYMÜR-ŞİMŞEK……




DEŞİFRE-EYMÜR-ŞİMŞEK……
Sevgili takipçilerim ve istihbarat ve derinlemesine konuları izlemeyi seven insanlarımıza burdan şunu söylemek isterim dün akşam A haber kanalında sayın Mehmet ALİ ÖNEL beyin medaratörlüğünde çok nadir bir program yapılmış TÜRK DERİN İSTİHBARAT tarihine damgasını vurmuş sayın MEHMET EYMÜR beyefendi,yaşının verdiği yeni bir çehre ile kamera karşısına geçmiş malumu çok yük ve kahır çeken insanların bir müddet zamandan sonra çehresinde o uzun yılların verdiği bir görüntü oluşuyor,kimi insana bu yakışıyor bu kadar üstünde durmam kendiminde aynaya baktığım zaman yaşım çok daha genç olduğu halde aynı çehreye bürünmemden dolayı ALLAHIN taktiri neyi bahşetmişse onu yaşıyoruz.
Konulara gelince çok ciddi olan istihbarat dünyamızdan dünden bugüne gelen hadiselerin özet halinde geçerken sayın EYMÜRÜN çok şereflice konularada bire bir içinde bizzat yaşayıp bulunmasından dolayı verdiği cevaplarla ne kadar şerefli ve dolu bir meslek yaşantısından geldiğini bizzat bu işin duayyenleri ekran karşısında içlerinden geçirmiştir.
Bu kadar övgü ile bahsetmemin sebebi kendisini bizzat tanımasamda yaşım çok kendisinden küçükte olsa paralel giden bir yaşantım olmuştur istihbarat dünyası içinde onun için çok taktir ederim bunları yazarken gülümsüyorum,film şeriti gibi gözümün önünde çok şey geçiyor.
Kısa bir anımı anlatim bende emeği olan Kafkasya kökenli bir merhum MİT mensubu ağbimiz 1972 yılında önemli bir DAİRE başkanlığı görevinde meşhur KIZILDERE operasyonunu götürüyor orda merhum MAHİR ÇAYAN ve arkadaşlarını tarassut altına almış,şimdi milletvekilimiz olan sayın ERTUĞRUL KÜRKÇÜ beyin tek canlı kurtulduğu operasyon tabi bana bunu anlatırken merhum beyefendi  çevirdim hepsini kızılderede emir geldi, İstanbuldan SAYIN MEHMET EYMÜR bey gelicek operasyonu ona bırakın diye anlatıyor,bende gencim ağbi koca daire başkanı istanbuldan gelen şube müdürüne operasyonu bırakırmı,dediki oğlum onlar BABADAN TORPİLLİ….
Tabi güldük aramızda,aslında olayın torpille alakası yok o yıllarda TEKNİK TAKİP ve TARASSUT konusunda en uzman kişi sayın EYMÜR olduğu için önemli bir operasyon olan KIZILDEREYİ bitirsin diye İSTANBULDAN çağırıyorlar,programın içinde geçti İSTANBULUN meselesine ayriyeten gelicem…..
MİT teknik takip tarassut başkanlığı şimdiki adı ETİ çok başka kurum içinde ayrı müstakil binaları bile farklı bir birimdir sizlere bu birimle ilgili sonraki yazılarımda bir çok yaşadıklarımı,izlenimlerimi bazı genç yaşta kaybettiğimiz dostlarımızı yazıcam…
Tabi sayın EYMÜRÜN çok doğru tespiti GESİ olayları esnasında MOSSAD kaynaklı operasyonların yapıldığı,benimde sayfamda 20 mart 2013 te sayın A.T kaleme aldığı yazıyı koymam kendi yazdığım BAŞÇAVUŞUN EŞŞEĞİ yazımda aynı konuları ele çok önceden almışız..
Sayın EYMÜRÜN 7 şubat konusundaki farklı düşünce tarzı C. SAVCILARIMIZIN olayın üstünde durması benimde daha evvelki yazılarımda söylediğim konuya dikkat çekmesi önemlidir,dosyanın içeriğinin bilinmemesi yorum yapılmasına gerçekçi müsade etmiyor,çünkü başımıza geldi bazen dosyaların içeriği farklı oluyor ama mahkemelere bile yansıması farklı oluyor amiyane argo tabirle CİN başka PERİ başka oluyor…
Ve son sayın EYMÜRÜN bir soruya verdiği cevap,MEHMET ALİ bey HIRSIZLIĞIN,UĞURSUZLUĞUN GİZLİLİĞİMİ olur deşifre etmeyelim demesi TARİHE geçicek bir sözdür,bunu özellikle herkesin kafasında yer etmesini TAVSİYE ederim…..
Bir başka konuk sayın PROF.MAHİR KAYNAK bey allah acil şifa versin,allah başımızdan esirgemesin canlı bir İSTİHBARAT duayyeni insanımız akademik düzeyinden dolayı istihbarat dünyasında hoca olarak kabullenilmiş çok değerli görevlere imza atmış MİLLİ İSTİHBARAT teşkilatının ilk AKADEMİK düzeyi olan yetkilisi ve tek saha ajanlığından kadrolu mensub olup DAİRE başkanı olmuş kimsedir,efsane boyutu olan hadiselerde özellikle 1970 li yıllarda bulunmuş neyin ne olduğunu çok iyi bilen dün geceki söylemimde 83 yaşındaki bir insanın bu kadar iyi yapılan operasyonu görmesi hedefin BAŞBAKAN olduğu bundan kullanılmak istenen SAYIN DR FİDANINDA bu operasyondan sonra tasviye edilir demesi gerçekten duayen bir insanın bir HOCANIN söylemidir,ALLAH UZUN ÖMÜR versin.
Tabi İSTANBULA gelirsen GESİ olayları esnasında MİT ve EMNİYET istihbaratın olayları önceden görememesi ve olaylar başladıktan sonra yine vazife yapamaması şudur TÜRKİYEDEKİ İSTİHBARAT FALİYETİNİN tek büyük sahası İSTANBULDUR burda atar İSTİHBARATIN her türlü boyutunun kalbi İSTANBULA hakim olan TÜRKİYEYİ yönettiği gibi DÜNYADA söz sahibidir,size bunları ilerki zamanda anlatıcam çünkü olayın bürokratik değil GAYRİNİZAMİ yönünde yıllarca çalıştığım için hem ANKARADA hem İSTANBULDA ilerki zamanda bu mesele çok gündeme getiricem.
Sayın ABDURRAHMAN ŞİMŞEK bey yaşı genç çok çalışkan bir arkadaş medya ve basından izliyoruz kendisini,Diyarbakır kökenli bir arkadaş DİYARBAKIR dediğimiz zaman İSTİHBARAT tarihimize çok değer kazandırmış bir şehrimizdir yine bir çok hocam bazıları rahmetlik bazıları hayatta DİYARBAKIRLIDIR çok geniş manada geçmişten bugüne dostluklarımız olmuş bize emekleri bu donanıma sahip olmamızda çok büyük faydaları olmuştur ölenlere ALLAHTAN RAHMET hayatta olanlara uzun ömür dilerim,rahmetlik babamın 1950 li yılların başında ilk görev yerlerinden biridir DİYARBAKIR….
Sevgili arkadaşlarım biyografimizi size ilerki zamanda veririm,bizim öyle bazıları gibi övüneceğimiz AKADEMİK düzeyimiz yok, bizim bu ülkenin tozlu yollarından başlayan devletin en tepelerine çıkma şerefini görmüş çok değişik hayat formundan gelen insanız bizim en büyük AKADEMİK kariyerimiz  hayatta yanlışlık yapmamak birde GÖNLÜMÜZ…..
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN….

14 Kasım 2013 Perşembe

AMERİKAN NEŞRİYAT……

Sevgili okuyucularım,tabi insan oğlu her daim düşünüyor,bende kitabımı yayımlıycak yayıncımı bekliyorum,kafam attı çekip gitsem kitabımı yurtdışındamı yayınlasam diye düşünüyordum,PARİS olabilir biraz havada değiştirir ciğerlerime değişik hava çekerim derken kitap,neşriyat,basın bunlar geldi bir anda anılar döküldü,hey gidi günler.
Yıl 1991 zannederim mart ayı o aralar bekar olduğumuz dönemler alkol alıyoruz geç saatlere kadar,stresli günler bir akşam bir yabancı yayın evinin sahibi ile bir iş çıkışında karşılaştık muhterem bir insandı AMERİKAN NEŞRİYAT BÜROSUNUN sahibi çok eski 1950 li yıllardan itibaren bu yurt dışı AMERİKAN ve diğer batı ülkelerinin neşriyatlarını ülkemize getittiren bir insan,karşılaşınca aileden eski günlerden rahmetlik babamdan konuştuk,yanımda emektar bir yardımcım var babamdan kalma,dedim KAMURAN bey artık şu tabelanızı indirin ve isminizi firmanın değiştirin önümüzdeki zaman tehlikeli OFİSİNİZİ bombalayabilirler,yok canım falan dedi hatta hayretle ve sıkıntılı söylediklerimi karşıladı aradan birkaç gün geçti,sabah akşam çok yüksek alkol almış yatmışım sabah sekiz gibi telefonum çalıyor,küfürü bastım ama durmuyor,kalktım telefona baktım ağbi yetiş BOMBA patladı dedi yardımcım,eyvah dedim karargahı uçurdular kendi bulunduğumuz yer aklıma geldi,ağbi bizim yerimiz değil AMERİKAN NEŞRİYAT BÜROSUNU uçurdular fakat yaralı ölü yok ama etrafımızda ve bizdede  ağar hasar var,geliyorum dedim ve karargaha intikal ettim katlardaki ASANSÖR kapıları bile yuvalarından uçmuş can kaybı olmaması mesainin başlamamasından dolayı…
Halit dediki ağbi sen bu istihbaratı nerden almıştın oğlum istihbarat falan almadım bir şey gördüm burda işkillendim,o zaman düşünmüştüm,ağbi iki gün oldu s…….. boşver dedim…!
Tabi savcılık ve soruşturmayı yöneten emniyetten arkadaşlar geldi gerekli zabıtlar ve ifadeler alındı,sayın MEHMET AĞAR beyinde emniyet müdürü olduğu ilk birkaç ay,neyse bulunduğumuz yere bir ekip arabası asayiş şubeden tahsis ettiler üç arkadaş arabayı önümüze çekiyor tüm gün sivil,bekliyorlar etrafı kolaçan ediyorlar,bizede bakıyorlar bunlar ne iş işkillendiler,bir gün MİT rahmetlik ÖNDER bey telefon etti,senin oraya randevu verdim,Diyarbakırlı MUSA ağbinde gelicek işimiz var oğlum bir konuşalım tamam ağabey bekliyorum dedim,gelicekleri saat tam dışardayım kapının önünde geldiler öpüştük fakat bizim oraya tahsis edilen üç polis arkadaş lütfen ellerinizi kaldırın diyince ortalık bir anda gerildi ÖNDER bey kimliği çıkartınca hayırdır babacanlar deyince,özür dilediler,silahları üstünüzde görünce hadisede yeni müdahale edelim diye düşündük dediler gülüştük,tabi paronoyaklık yaptık birileri bizimi yoklatıyor,diye…….?
Ertesi günü komiser hüseyin bey tanıştık geldi ZEKİ bey kusura bakmayın özür dileriz bilemedik dünkü olaydan sonra olayı amirimize aktardık hatta espiri oldu,önemli değil oturduk çaylar sohbet Elazığlı çok delikanlı bir insan ahbab olduk,polislikte çok mesafe almış bir insandı hiç unutmam  AGOP AGOPYANI sormuştu,o yıllarda pek emniyet camiamız yurt dışındaki hadiseleri bilmezdi,neyse birkaç ay yakın ahbab olduk arada sohbet çay içiyorduk bir gün ekip arkadaşları ile geldiler ZEKİ bey hakkını helal et bizi burdan aldılar,başka tek peronel   karakoldan bir  arkadaş vericekler bu telefonumuz sıkıntın olursa ararsın ayrıldık.
Bir hafta kadar sonra,sabah saatleri Esentepe taraflarında DEVSOL bir kahveyi tarıyor 4 polisimiz şehit,bir komiserimiz ağar yaralı, isimler bir geldiki komiser hüseyin bey ve diğer iki arkadaş diğer iki şehit polisimiz bölge karakolundan,telefonla hastaneye ulaştım hüseyin beyin hayati tehlikeyi atlattığı fakat ağar yaralı olduğu,diğer arkadaşlar şehit…!
Bu olayları tabi mecburen beni seven takipçilerim buraya kadar veriyorum çünkü tümü 1941 ile 2010 arasına bağlanıcak,ama bu hadiseden şuraya gelicem…
Yıl 2010 yılında sıcak bir gün AŞİYAN mezarlığında CAĞLOLUNDA SAĞLIK MEMURLUĞUNDA çalışan genç birisi şüpheli hareketler yapınca etraftan,şikayet üstüne gelen motorlu yunus ekibindeki bir polisin belinden tabancasını alıp şehit ediyor ve mezarlığın içinde çıkan bir çatışmada,bir polis memuru daha yaralanıyor zanlı ölü ele geçirilebiliyor üstünden çıkan kimlik B.D bunu izleyen ZEKİ B.D ismi dikkatini çekiyor hatırlıyor bir yerden ve anımsıyor küçük bir çocuk vardı içki içtikleri yere babasının kucağında geliyordu yıl 1991 evet hatırlıyor M.D o yıllarda orda esnaf olarak orda büyük bir işyeri vardı,bir anda gözüne film şeridi gibi herşey dökülüyor kimlik tespitinden sonra babanın evi tespit ediliyor eve yapılan baskında 5 adet tabanca bir adet tüfek ele geçiriliyor,ne kadar entresanki ertesi günü sayın BAŞBAKAN evin basıldığı KASIMPAŞA semptine gelip büyük bir açılış yapıcak……..?
SAYGILARIMLA…..

ZEKİ ARSLAN



13 Kasım 2013 Çarşamba

DEVLETE KARŞI KİRLİ HAREKET……..

Sevgili okuyucularım,sizlere bu yazımda devletimize karşı nasıl kirli operasyonlarla çorap örülüyor DEVLETİMİZE ,MİLLETİMİZE ve onu yönetenleri küçük düşürmek için nasıl kirli senaryolar ve ittifaklar yapılıyor,kendi özellikle şahit olduğum hadiselerden vericem örnek olucak.
Tabi bunları bu kirli ittifakların karşısında duranlarında nasıl komplolara kurban gittiğini sizlere ünlü bir filmi hatırlatarak hafızalarınızı açmak istiyorum,sayın SLVESTER STOLLEN TANGO&CASH adlı filmi sizde zihin açıcı olarak bir kenarda dursun…
Film,dizi demeyin çoğu bizlerin sayesinde yazılıyor sağ olsun devlet istihbaratı yönetenler istihbarat notlarını toplayıp senaryo yapıp hem yününden yararlanıyorlar hem etinden hemde sütünden….
28 ŞUBATIN devam ettiği günler sayın eski BAŞBAKAN TANSU ÇİLLER hanfendi için ilk CİA ajanı arkasındanda ALMANYAYA uyuşturucu kaçırıyor diye balon patlatınca YUH a……. Dedim…
Ya bu memlekette hükümetlerin ve başbakanların nasıl daha evvel hazırlandıklarını bilmesek vatandaş olarak yiycezde,bunun nesini biz yiyelim.
Tabi hükümete vurdukça günün şartlarında stratejik bir noktayı tutuyorum bizede yağmur gibi saldırıyorlar hiç unutmam SAYIN VALİ ORHAN TAŞANLAR beyin o günlerde benim vali iken başıma bunlar geliyorsa sokaktaki vatandaşın başına ne gelmez dediği günler…….
O günlerde gizemli bir istihbaratçı bir arkadaş var aynı zamanda MASON nedense görevi gereği geliyor,bazen beni bilgilendiriyor gidiyor ama kendisinin kimliği hakkında hiçbir bilgim yok,bazen ırak içlerindende gidip haber bana getiriyor,eskiden ANKARA ASKERİ DİL OKULUNDA lisan hocalığı yapmış,ünlü bir genelkurmay başkanımıza dil hocalığı bile yapmış bir insan yaşına göre atletik ve yakışıklı jön bir tip.
28 ŞUBATIN KASIRGA devam ettiği günler geldi,ZEKİ işiniz bitti hepinizin ipini çektiler,ANANDA dahil dedi,nasıl beyefendi dedim bak seninkini anlatım kısadan hepsini anla fazla vaktim yok dedi.
Eyvallah dedim,bizim USTALARA AMERİKALI geldi oturdular dedi ee dedim bu sizin ZEKİ ideoloji olarak milliyetçi bunların hepsini tasviye edin özellikle bu tehlikeli bunun rahmetli babasınıda bilirsiniz oda davasından dönmez hiç uğraşmayın buda dönmez dedi,tuttukları hat çok stratejik türkiyenin geleceği için bir önce yollarını kesin sonra iftira atarak bırakın canları ile uğraşırken kazaya getirinki karşı devletede mahcup olmayalım kurallara riayet etmiş olalım nede olsa ADAMDA onlarında hakkı var….
Evet arkadaşlar sonrası aynı bizim ÜSTAD arkadaşın verdiği bilgi doğrultusunda oldu,bu konudaki STRATEJİK konumumuzu biraz uğraşarak taviye ettiler..
Sonraki yıllarda bu ip çekme hükümetlerin ve stratejik kimselerin nasıl organizasyonu yapılıyor deyince çok şey öğrendim BARONLARIN ve bunları dışardan yöneten mihrakların ne kadar stratejik KOMPLO AĞLARINI kurduklarının devamlı istihbarat çalışmalarını yaparak öğrendim ve özellikle 2005 sonra bir çok devletimize kurulmuş ÇORAPIN önüne geçtik geçemediğimizde bizden kaynaklanmadı…
Size bir örnek verim kapatim bir BAŞBAKANI ALMANYADA NASIL EROİN KAÇAKÇISI yaparsınının UZMAN anlatımı ile yapım tarifi..
İLK önce devletin tepesinin konulara  zayıf olduğu dönemde bir KİRLİ ve ÖRTÜLÜ operasyon kararını devletin tepesini yanıltarak çakma operasyon göstererek onay alırsınki ilerde bir sorun çıktığında hükümeti kendine karşı ses çıkartıcağı zaman elini bağlamak emirleri sizden aldık demek için.
Arkasından çok kirli yaptığın operasyonlarda kullandığın bir kimseyi özel şeçerek en ağır şuçu işletip birazda bunun yankılarını ve izlerini basında canlı,kanlı anlatırarak olayı FLAŞ ettikten sonra bu operasyonda görevlendirdiğin şeçtiğin özel şahsı dolmuşa bindirip onun hareketliliğinden ve üstünde taşıdığı devletin güvenlik kurumunun ünüforması ve dünyadaki geçiş haizliğini kullanarak çok özel bir operasyona yurtdışına göndererek sonrada daha evvelden hazırladığınız kumpas içinde KARŞI DEVLETİN mesela ALMANYA gizli servisini ve polisinden beraber çalıştığınız yetkillileri bilgilendirerek kendi devlet görevlinizi uyuşturucu ile yakalatır içeri attırır,adamınıza aman sus biz halledicez OPERASYONDA sızıntı oldu diyip susturur olayı o ülke içinde kapatırsın malzeme orda dinlenmeye alınır.
Ne zaman burda artık hükümetin miladının içerden ve dışardan tam dolduğunu anladığınızda başlarsın elindeki tüm dosyalarla saldırmaya bu saldırma esnasında birde dersinki AVRUPADAKİ çakma soslu hazırladığın ortamda bu ülkenin BAŞBAKANI ve adamları organize uyuşturucu işi yapıyor müttefik bu yabancı bir  ülkenin topraklarını kullanıyor diye çeşitli ülkemizi ve devlet adamlarımızı karalıycak operasyonlara girişirsin.
Sayın BAŞBAKANA tavsiyem bu tip iftiralara çok dikkat etsin,allah muhafaza İFTİRA çok kötü bir şey illaki ALLAH katındada olsa kurgulayanı buluyor………?
Sevgili okuyucularım naçizhane sizleri aydınlatmak istiyorum güncel hadiselerle hepinize teşekkür ederim beni izlediğiniz için…

SAYGILARIMLA,ZEKİ ARSLAN…

12 Kasım 2013 Salı

JİGOLO İSTİHBARATÇILARIMIZ…..

Tabi NATO ya girdikten sonra ülkemizede ABD kültürü hızla girdiği gibi,sosyal yaşantısıda çok etkili oldu,o zamanlar büyük şehirlerimiz küçük insan az sosyal alanlar parmakla sayılacak kadar az,özellikle benim yaşadığım istanbulda herkes bir birini tanır,birkaç sempt vardır bunlar ünlü beş yıldızlı otelleri ve kulüpleri ile meşhur…
Tabi o yıllarda MİT dedinmi ülkemizin her kesiminde çok büyük bir korkutucu gücü var herkesin ödü patlıyor,efsane istihbaratçılar var bunlar gece hayatının ve sosyal hayatın devamlı içindeler ama onlarınki hayatı yaşamak ve stres atmak aynı zamanda hem iç hem dış istihbaratımızı yönlendirmek ,bu konularla ilgili çalışmalar yapmak çünkü iç ve dış istihbarat gece hayatı ve sosyal hayatla çok iç içedir.
Birde bir İNGİLİZ felsefesi ile yürütülen istihbarat  faliyetinin renkli bir tarafı vardır  kişilik gelişimi  bu işlere müsait personelden oluşturulmuş  bu çok güçlü istihbarat faaliyetinin küçük bir  eğlenceli  kolu JİGOLO istihbaratçılar ve bu konuda uzmanlaşmış MİT mensublarımız vardır özellikle 1970 li yıllarda.
Bu işin baş yöneticisi özellikle ABD li ordu  ve istihbarat mensubları ile yakın temaslar olduğu için bunlara yakın sarışın özellikle İngilizceyi azda olsa bilen kişilerden seçilmiş kadrolar oluşturulmuş,bunlar ağırlıklı Kafkas ve Boşnak etnik unsurlarımızda bulunan bir tür  olduğu için TEŞKİLAT  tada alt yapıları  fazlaca olduğu için,tercih konuları olmuş ve bunlar bilgi almak için özellikle bazı ekalliyetlerimizin çokça oturduğu semptlerde çeşitli niteliklerde kadınlara sızdırılarak hem bohem hayattan yararlandırılmış,hemde büyük servetler bu şekilde yakışıklı istihbarat mensublarımızın  sayesinde SEFERBERLİK yapısı içinde çeşitli oyunlarla el değiştirmiştir.
Öyleki o dönemlerde BİLDERBERG ilk türkiye toplantısı için şeçilmiş bir otelimiz adeta karargahları olmuş bu yapının,o dönemde bu otelin ünlü plajı şimdinin yakışıklı  ultura ünlü kişilerinin cankurtaranlık yaptığı bir mekan şimdinin MİT üst kademelerine gelmiş veya emekli olmuş kişilerin bu özellikle zengin ailelerin dul kızları,kadınları,ve evlenmemiş ama hanedanlığı büyük ailelere sızdırma yapmak için yakışıklı özellikle kendi hemşeri ve yakınlarından seçtikleri genç tay diyebileceğimiz yavruları sızdırarak aileleri yönlendirme ve servet edinme konusunda çok başarılı olmuşlardır…
Şimdi mevzu çok derin açarsak AK parti hükümetine kadar yansıyabilir 50 yıllık mevzu ben size renkli bir örnek verim gülün ilerki zamanda  diğerlerini açıklarım.
Ünlü lisesi ve şimdilerde ünüversitesi olan  camiasınında  kuvvetli istihbaratçılarının olduğu  sosyal  bir beyefendi var çok yakışıklı ünlü bir gazetecimizinde duayyen kabul ettiği kişi zarif eşi ile uzun bir ömür yaşayarak hakkın rahmetine kavuştu.mekanı cennet olsun yıl 1985 bu beyin adı LORD BAHRİ ünlü bir genelkurmay başkanımızında soyadını taşır 28 şubatçı,ben ZEKİ sosyal alanda oturup sabah kahvemi içerken hürriyet gazetesi okuyorum türkiyenin ilk bayan polis dedektifinin anılarını okuyorum hanfendi emekli anılarını anlatmış bir gazetecimize,bayan dedektif 1950 li yıllardan bahsediyor sosyeteye dadanan ünlü bir arsen lüpen gibi çalışan sadece elmas ve pırlanta çalan bir kişinin peşine düştüğünü 6 ay gibi tüm sosyetenin partilerine gittiğini ve sonunda hırsızı bulup uzun bir silahlı kovalamacadan sonra tek başına yakaladığını anlatıyor ve kimin ismini yıllar sonra açıklıyor,LORD BAHRİ bunu sosyetede kadınlara yakışılılığı ile kendine aşık ettiğini ve bu sayede bu hadiseyi gerçekleştirdiğini gazetelere anlatıyor.
Tabi ZEKİ bu! Bunu okuyunca LORD BAHRİNİN adını duyunca GÖZLERİ ÇAKMAK ÇAKMAK oluyor,onun çok sevdiği tenis hocasının YAŞAR ağbisinin aynı liseden beraber mezun LORD BAHRİ için niye araları kavgalı olduğu zaman s…… sabıkalı o dediğini anlıyor gazete ile rahmetlik yaşar ağbisinin yanına fırlıyor gazeteyi gösterdiğinde YAŞAR ağbisi hafif gülüyor ZEKİ nin yüzüne bakıyor ve dur ZEKİ diyerek sosyal faliyetin oyun salonuna girerek her masada gazeteyi göstererek dolaşıyor,tabi LORD BAHRİ bey isim benzerliği hürriyet gazetesini mahkemeye vericem desede SOSYAL alandan uzaklaşıyor,ve ölene kadar pek oralara artık fazlaca sık uğramıyor çok sevgili okuyucularım çok kısa bir yazı mecburum size bu kadar burda yansıtmaya yoksa tüm  SOSYAL anılarımı ve maceralarımı  hem istihbarat dünyası içinde hem özel hayatımda yansıtırsam ,anılarım 500,600 sayfalık bir özel cild tutar diye yayıncı arkadaşlar söyledi,size küçük bir tatlı niyetine yazı verebildiysem ne mutlu daha MİT müsteşarlık yetkillilerinin gençken meslek memuru iken nasıl eniştelerine ev tutturup kocalarını atlatmak  sevgillileri ile beraber olmak için o evlerden OPERASYON tadında heyeceanlı balkondan rakı içerek yaz akşamlarında  ev kestiklerini anlatıcam,İSKENDER BÜYÜK diyorya bu çocuğun yüzü değişmiş ama hiç bakışları değişmemiş……..?????
Beni takip ettiğiniz için hepinize teşekkürü borç bilir hepinizin hayat gönlünüzce olması dileği ile…….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN….