31 Ekim 2013 Perşembe

MİT'in mitolojisi 1965'de yasallaşan devlet istihbarat hizmetleri 1972'den sonra TSK ve MİT içinden bazı kişilerin angajesi ve bunların dışardaki her türlü yapılanmaları ile başka bir boyut kazandı. 1970'lerden sonra gizli ittifak hem kurumun içinde hem dışında milli hassasiyeti olan kim varsa onları ortadan kaldırdı. MİT'in içinde istihbarat baronları oluştu. Bu baronların hiçbirisinin çalışması asla Türkiye'nin lehine değildi. ALP TUFAN - İSTIHBARAT UZMANI | 30 EKİM 2013, 22:31

31.10.2013
SURİYE VE KADERİM……..
Sevgili beni yazılarımla takip eden okuyucularım,bugünki yazımı biraz duygusal konularda yazmak istiyorum,SURİYEDE bir insanlık dramı yaşanıyor savaşın olduğu heryerde insanlık dramı vardır,genç erkekler savaşçılardır,savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu yaşları olgunlaşınca anlarlar.
1915 kanal harekatında ailemden bazı büyüklerim CEMAL paşa ile beraber şimdi kontrgerilla harekatları dediğimiz faliyetlerde bulunuyorlar TEŞKİLATI MAHSUSA subayları olarak zaten ALMAN devleti ile ilişkilerimiz o yıllarda karargahta başlıyor,bunları kısa geçiyorum URFA BİRECİKTE kurulan faliyet intikal karargahında,tüm coğrafik bölgenin en büyük İslam aleminin ileri gelen ailelerinden GEYLANİ ailesi bölgedeki sosyal ve askeri faliyetlerimizden dolayı bize bir CEYLAN hediye ediyor,bu nedenledirki aileme sonra OSMANLI ve CUMHURİYETİN başlarında soyadı kanunu çıkana kadar CEYLANİ lakabı ile tanınıyorlar SOYADI kanunu ilede ailemin büyük bir kısmı bu soyadını taşıyarak yaşıyor,çokta az kalsalar ve felaketlerle yaşasalarda.
Tabi netice itibari ile OSMANLI yıkılıyor,genç Türkiye coğrafyasında artık SURİYE bize komuşu bir ülke olarak kalıyor,ama kader ağlarını yine çalıştırıyor ve 1950 lerin başında ülkemizde çok stratejik SOĞUK SAVAŞIN en sıcak başlangıç noktasında yine ALLAH SURİYEDE bize karargah kurma şansı veriyor ve macera dolu uzun yıllar boyunca bu karargahta yine bir çok ülkenin faliyetleri ile karşı karşıya kimi ile dostluk kimi ile düşmanlık seviyesinde götürülen ilişkilerle,tüm Safalarını yaşayarak özellikle OSMANLININ nasıl büyük bir devlet olduğunu 90 yıllık CUMHURİYETİN nasıl hala OSMANLININ kurduğu düzenden günümüze gelene kadar bilgi ve lojistiği aldığını görerek öğrendim.
Sevgili arkadaşlarım suyun ve yerin altından geldiğim için,sorunun ülkemizdeki sizin vataseverliğinizden veya yöneticilerimizin büyük çoğunluğunun kifayetsizliğinde veya hainliğinden değil,SİSTEMDE yapılan bazı derin anlaşmalarla ülkemizi bağlandığını gördüm,o zaman SİSTEMİ çok küçük bir azınlığın bizim MİLLETİN değil,kendini bu milletten ve devletten büyük gören zümrenin yönettiğini gördüm.
Suriyeye gelirsek 2005 yılında çıkan büyük bir İSRAİL,ABD konsorsiyumu yerli taşoron saldırısı ile acı fakat ŞEREFLİ bir uzun çarpışma döneminde sonra yine gizi faliyetler çerçevesinde, bir çok yiğit arkadaşımı kaybederek ve savaşın sonunda ağır hastalanarak rahatsızlıkla kaderin belki bana sunduğu şanslı bir lutuf olarak istihbarat faliyetini kaybederek 55 yıllık SURİYE karagahımızdan malup ve başımız öne bakarak ikinci defa çıkmak zorunda kaldık.
Size bu yazdığım yazıdan büyük güçlerin bir devleti devirmeden evvel onun yer altı unsurlarını devirip yendikten sonra o ülkeyi feth ettiğini veya o ülkeyi içerden felakete,iç savaşa götürdüğünün canlı,yaşanmış YÜZYILLIK bilançosunu kısa verdim,konu çok içinde onun için kısa ve derin istihbari bilgi buradan veremiyorum,bu yüzden özür dilerim.
Yazımı bitirmeden evvel değerli emniyet istihbaratının kurucularından emekli emniyet müdürü sayın ERGUN GÖKDENİZ beyin 1951 yılında kurulan ABD ile ilgili ÖZEL BÜRO faliyetlerini açıklarken,bir söylemi oldu,duayen GÖKDENİZİN bunların büyük hedefi IRAK,SURİYE,İRAN ve TÜRKİYEYİ içine alıcak KÜRT DEVLETİNİ kurmak……..
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN

SURİYE VE KADERİM....

                                                                                                         31.10.2013
SURİYE VE KADERİM……..
Sevgili beni yazılarımla takip eden okuyucularım,bugünki yazımı biraz duygusal konularda yazmak istiyorum,SURİYEDE bir insanlık dramı yaşanıyor savaşın olduğu heryerde insanlık dramı vardır,genç erkekler savaşçılardır,savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu yaşları olgunlaşınca anlarlar.
1915 kanal harekatında ailemden bazı büyüklerim CEMAL paşa ile beraber şimdi kontrgerilla harekatları dediğimiz faliyetlerde bulunuyorlar TEŞKİLATI MAHSUSA subayları olarak zaten ALMAN devleti ile ilişkilerimiz o yıllarda karargahta başlıyor,bunları kısa geçiyorum URFA BİRECİKTE kurulan faliyet intikal karargahında,tüm coğrafik bölgenin en büyük İslam aleminin ileri gelen ailelerinden GEYLANİ ailesi bölgedeki sosyal ve askeri faliyetlerimizden dolayı bize bir CEYLAN hediye ediyor,bu nedenledirki aileme sonra OSMANLI ve CUMHURİYETİN başlarında soyadı kanunu çıkana kadar CEYLANİ lakabı ile tanınıyorlar SOYADI kanunu ilede ailemin büyük bir kısmı  bu soyadını taşıyarak yaşıyor,çokta az kalsalar ve felaketlerle yaşasalarda.
Tabi netice itibari ile OSMANLI yıkılıyor,genç Türkiye coğrafyasında artık SURİYE bize komuşu bir ülke olarak kalıyor,ama kader ağlarını yine çalıştırıyor ve 1950 lerin başında ülkemizde çok stratejik SOĞUK SAVAŞIN en sıcak başlangıç noktasında yine ALLAH SURİYEDE bize karargah kurma şansı veriyor ve macera dolu uzun yıllar boyunca bu karargahta yine bir çok ülkenin faliyetleri ile karşı karşıya kimi ile dostluk kimi ile düşmanlık seviyesinde götürülen ilişkilerle,tüm Safalarını yaşayarak  özellikle OSMANLININ nasıl büyük bir devlet olduğunu 90 yıllık CUMHURİYETİN nasıl hala OSMANLININ kurduğu düzenden günümüze gelene kadar bilgi ve lojistiği aldığını görerek  öğrendim.
Sevgili arkadaşlarım suyun ve yerin altından geldiğim için,sorunun ülkemizdeki sizin vataseverliğinizden veya yöneticilerimizin büyük çoğunluğunun kifayetsizliğinde veya hainliğinden değil,SİSTEMDE yapılan bazı derin anlaşmalarla ülkemizi bağlandığını  gördüm,o zaman SİSTEMİ çok küçük bir azınlığın bizim MİLLETİN değil,kendini bu milletten ve devletten büyük gören zümrenin yönettiğini gördüm.
Suriyeye gelirsek 2005 yılında çıkan  büyük bir İSRAİL,ABD konsorsiyumu yerli taşoron saldırısı ile acı fakat ŞEREFLİ bir uzun çarpışma döneminde sonra yine gizi faliyetler çerçevesinde, bir çok yiğit arkadaşımı kaybederek ve savaşın sonunda ağır  hastalanarak rahatsızlıkla kaderin belki bana sunduğu şanslı bir lutuf olarak istihbarat faliyetini kaybederek 55 yıllık SURİYE karagahımızdan malup ve başımız öne bakarak ikinci defa çıkmak zorunda kaldık.
Size bu yazdığım yazıdan büyük güçlerin bir devleti devirmeden evvel onun yer altı unsurlarını devirip yendikten sonra o ülkeyi feth ettiğini veya o ülkeyi içerden felakete,iç savaşa götürdüğünün canlı,yaşanmış YÜZYILLIK bilançosunu kısa verdim,konu çok içinde onun için kısa ve derin istihbari bilgi buradan veremiyorum,bu yüzden özür dilerim.
Yazımı bitirmeden evvel değerli emniyet istihbaratının kurucularından emekli emniyet müdürü sayın ERGUN GÖKDENİZ beyin 1951 yılında kurulan ABD ile ilgili ÖZEL BÜRO faliyetlerini açıklarken,bir söylemi oldu,duayen GÖKDENİZİN bunların büyük hedefi IRAK,SURİYE,İRAN ve TÜRKİYEYİ içine alıcak KÜRT DEVLETİNİ kurmak……..
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

28 Ekim 2013 Pazartesi

GLADİO KISKACINDA TÜRK İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ,DERİN DEVLET…..!


1945 Yılında ikinci dünya harbinin bitmesi ile galip devletlerin kamuoyunun malumu bir yaptıkları anlaşma ile bilgi olduğu gibi TÜRKİYE ,SOVYET RUSYA karşısında yer alıcak müttefik devletler tarafında kaldı,onun içindirki hep STALİNİN KARSI VE BOĞAZLARI istemesi senaryosu aslında galip AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ ile İNGİLTERENİN savaşın galibi ortakları SOVYETLER birliği ile yaptıkları bir anlaşma neticesi idi,yıllarca TÜRK toplumunu bu KARS,ARDAHAN ve BOĞAZLAR konusu ile uyutuldu,bunun akabinde türkiye 1946 yılında çoklu ilk demokrasi arayışı için sandığa gitti ve aynı sene 1946 yılında AMERİKAN DONANMASININ ana kuruvazörlerinden MİSSORUİ zırhlısı İSTANBULA gelerek dönemin türk whashington büyükelçisinin naaşını getirerek türk toplumunda SOVYETLERE karşı yanınızdayız mesajı verildi,ama o esnada ülkemizde artık suyun altında bir ABD yeraltı çalışması yapılıyor bunlar CUMHURİYET kurulduğundan beri her adımda MASONİK yapının izlerini görürüz zaten 1947 yılında tamami ile ABD ve burdaki devletin yürütme gücü ile yeni oluşturulacak bir paktın askeri ve siyasi ortak çalışmalarının THINK TANK faliyeti yürütülüyor,şimdiye kadar Osmanlıdan beri yerleşik olan TSK ordudaki alman etkisi ve ALMAN talimatnameleri ve teçhizatının değiştirilmesi düşünülmekte çünkü ABD bu 2. Dünya harbi esnasında envanetindeki şişmiş çok fazla üretimi olan teçhizatı müttefik konumuna getirip uydu devlet konumundaki olucak ülkelere dağıtıcak,onlardan biride türkiye.

Tabi milli mücadele esnasında TEŞKİLATI –MAHSUSADAN milli mücadele kuvvetlerine gelen ve istiklala harbi ile beraber kurulan CUMHURİYETİN ilk istihbarat örgütüde hala iptidai türkiye şartlarında hafiye teşkilatı konumunda çalışan dışarıya kapalı özellikle rejimin bekçiliğini yapan bir durumda ülkemiz sınırları içinde en teçhiz edilmiş kuvvet askerler olduğu için tamamen askerin insiyatifinde olan teknik olarak çok iptidai olan bir istihbarat örgütümüz var,ve hiçbir yasası olmayan kanun ve nizamnameye bağlı olmayan bir kurum.

1949 geldiğimizde artık NATO kurulmuş burdada bu pakta girecek olan TÜRKİYENİN kadrolarıda oluşturuluyor,bu kadrolar özellikle türkiyede çok az olan yabancı lisan bilen fiziği batı normlarına uygun,ailevi durumu ağırlıklı batı kültürüne yatkın gençler subay,astsubay çok nadir ve yedek subay kadrolarından aranıyor,tabi bundan en büyük görevi dönemin istihbarat örgütünün çalışması var,birde yapının temelini oluşturacak hariciye ve diğer sivil bakanlıklardaki kişiler yine bu şartlara haiz aranarak istihbarat örgütü tarafından tespit edilip angaje yoluna gidiliyor.

Burda tabi efsane ALMAN gestapo  ve SS kurucularından RAIHNARD GEHLEN ve WALTER BLUE gibi ABD müttefik tarafına geçmiş NAZİ İSTİHBARAT yöneticileri ikinci dünya harbi içindeki ilişkişkilerden tanıdıkları ALBAY FUAT DOĞU(eski MİT müsteşarı)ALBAY REMZİ ÇAKIMLI(GENELKURMAY İSTİHBARAT DAİRESİ yönetim subayı) gibi personel tekrar ABD saflarında buluşarak NAZİLERDEN kalan ülkemizdeki alman saha ajanlarını ve istihbarat varlığını yerel olan ABD ve NATO için dizayn ediyorlar,ama hala bir istihbarat örgütü için çok büyük atılmış bir adım yok.

Yıl 1950 ye geldiğinde DP iktidarı ile ülkemizde kalkınma hamlesi her koldan başlarken aynı anda KORE savaşının patlak vermesi ile anlaşmalarla o alana gönderdiğimiz BM(BİRLEŞMİŞ MİLLETLER) gücü için TÜRK TUGAYIMIZIN gidip orda savaşması ve büyük bir başarı adlendirilerek dünya basınında prokobanda yapılması ile 1952 yılında ülkemiz NATO ya dahil oluyor aynı yıl AVRUPA KONSEYİ anlaşması ile bu örgütlenmeye angaje oluyor,ve 1949 arayıp angaje ettiği tüm personeli NATO içinde  TÜRKİYEDE kurulan dairelere yerleştiriliyor.

Bunlardan en çok konuşulan dedikodusu olan SEFERBERLİK TETKİK KURULU(ÖZEL HARP DAİRESİ)çalışmalarına başlıyor ve ilk kafileler halinde subay astsubay,yedeksubaylar ABD ve AVRUPADAKİ oluşturulan karargahlarda eğitime tutuluyor,aynı zamanda AVRUPA ve AMERİKADA 1955 YILINA kadar bazı tatbikatlar ortak NATONUN diğer ülkelerinin askeri yapısı ile yapılıp gerçekleşiyor hatta rivayet odurki AVRUPADA bazı kirli operasyonlarda o yıllarda TÜRK VE MUADİLİ ORTAK ülkelerle yapıldığı söyleniyor.

1955 geldiğimizde türk milli emniyet teşkilatı(MİT)teknik bakımdan demokrat parti iktidarının getirdiği nimetlerden yararlanmış ABD tarafından ödeneklerle beslenen ABD ANKARA başta ve diğer tüm stratejik şehirlerde MİT ile ortak kurdukları SAFEHAUSE(GÜVENLİ EV,KARARGAH)devam ediyor ve muazzam bir Amerikan yakınlaşması ve yine ABD parası ile donatılıyor bazı sorunlar zaman içinde olsada olaylar bu şekilde cereyan ederken 1955 6-7 eylül hadiseleri ile çıkan yağma hareketinden sonra seferberlik tetkik kurulu artık sivil yapılanmasını ülkenin her santiminde kendine bağlı bir yapılanma  kurmaya başlıyor bu sanayiden, ticarete,sanattan,spora fakat stratejik tüm konumlara özellikle kilit noktaları tutacak yerlere MASONİK yapıyı yerleştiriyor bu MİLLİ EMNİYET ve EMNİYET içindede aynı şekilde oluyor bu personelde guruplar halinde batıya götürülerek NATO standartlarında eğitime tabi tutuluyor.

Bütün bunlar olurken değişen siyaset rüzgarı ile TSK içinde bir cunta faaliyetinin oluşması(sebeblerini geçmiyorum)yıl 1959 tarihine geldiğinde ülkedeki çalkalanma suni olarak yaratılırken MERHUM BAŞBAKANIN girişimleri ile ekonomik özgürlük sağlamak ve yeni bir güvenli pakta dayanarak BAĞIMSIZ bir ekonomik TÜRKİYE kurmak için SSCB(SOVYETLER BİRLİĞİ)ile ilişki içinde olunca ingilterenin beyin olarak başı çektiği GLADİO yapılanması 1960 darbesini gerçekleştiriyor CUNTA subayları ile ve bir çok ordu mensubu,MİLLİ EMNİYET yöneticisi ve siyasetçi bürokratı tutuklayıp zor günlere sokuyorlar ve malumu mahkeme denmiycek bir kurgu ile türkiyenin başbakanı,maliye bakanı ve dış işleri bakanını asıyorlar sebebide bir daha ülke içinde SOVYETLERE yaklaşabilecek siyasetçilere korku vermek ve bu korku ile türkiyeyi bir müstemleke ülkesi gibi GLADİO yaya yönettirmek.

Bu arada TSK 4000 subay astsubay tasviye oluyor,MİLLİ EMNİYETTE ve EMNİYET teşkilatında,bir çok insan yine görevinden atılıyor bu esnada ilk 1961 anayasası ile istihbarat hizmetleri bir kanunla TBMM de bir yasal düzenlemeye gidiliyor,bu zaman zarfında MİLLİ EMNİYET çalışanları daha evvel hiçbir resmi kurum olmadığı için birbirlerini hücreler halinde beyan ederek ilk resmi kadro tutanakları ve arşivleri tutulmaya başlanıyor

Milli emniyet ve EMNİYET içinde yapılanan seferberlik tetkik kurulu personelide ağırlıklı çeşitli yine cunta faaliyetlerini takip,çeşitli sol,aşırı sağ, kürtçülük konularında takip ve çalışma yaparken dış istihbarat ve espiyonaj ve kontrepiyonaj faaliyetlerinde SOVYET RUSYA ve VARŞOVA PAKTI ülkelerine odaklanıyor.

1965 geldiğimizde ilk TBMM anayasasından çok geniş kapsamlı DEVLET İSTİHBARAT HİZMETLERİ kanunu çıkıyor,1963 yılındaki KIBRISTAKİ KANLI NOEL hadiseleri ike toplumda hat safada öne çıkan KIBRIS davası için MİT ve STK çok özel çalışmalar yapılıyor,MİT özellikle hasım gördüğü YUNAN devletine karşı istihbarat faaliyetini artırarak devam ediyor,1969 yılına gelindiğinde kalkınma hızını çok yüksek yakalamış TÜRKİYE KIBRIS çıkartması için hazırlanan TSK ve KIBRIS TMT(TÜRK MÜCAHİT TEŞKİLATI) için yine ambargo altında gizli tutulan türk ordusu ve Kıbrıs mücahit teşkilatı için bazı malzemeleri el altından satın alarak bunların bir kısmını ADAYA bir kısmınıda çıkartma yapacak ana unsurları desteklemek için örtülü yollardan intikal ettiriyor.

Özellikle STK ve MİT adada ve yunanistanda 1969 ve 1974 yılları arasında yoğunlaşarak muazzam bir istihbarat çalışması yapıyor(başarılı,başarısız) ve beklenen son 20 temmuz 1974 sonlanıyor ve adaya TSK başarılı sayılan bir çıkartma yaparak KIBRIS adasını türk ve rum kesimi olarak bölücek şekilde bugün önümüzdeki Kıbrıs haritasındaki sınır hattını alıyor.

Tabi özellikle 1974 sonra başta ABD olmak üzere batı türkiyeye muazzam bir ambargo uygularken ülkemiz içinde dış ve iç kaynaklı terör hareketi başlıyor,tabi buna dayalı organize şuç örgütleri adeta ülkemizi parselliyor bir yandan uyuşturucu sevkiyatı gerçekleşirken öbür yandan ülkeye silah dahil akla gelecek herşey kaçak geliyor.

Burda POLİSİMİZİN çok zayıf ve ideolojik ikiye bölünmesi sağ ve sol franksiyon olarak MİT içindede her zaman devam eden hizipleşme çeşitli halka karşı 1977 yılında darbe kalkışması ve KONTGERİLLA operasyonlarına dönüyor,ve kanlı eylemler yapılıyor bunların arkasındaki yönetici güç NATO eksenli yapı,buna 1 mayıs 1977 taksim katliamını baş örnek veririz,arkasından MİT tarihinde ilk defa müttefiki olan bir ÜLKE ABD ajanları ile kendi istihbarat daire başkanını yakalıyor,casusluktan bu NATO ile ilşkileri iyce geriyor,bu operasyonu yapan KAHRAMAN MİT mensublarından bazıları ilerki yıllarda bu güçlerin intikam duygularından kalleşçene çeşitli şekillerde öldürülmüşlerdir.

Netice itibari ile 1977,1978,1979 gelen yıllarda artan terör hareketine bağlı 1979 RUSLARIN AFGANİSTANI işgali ve İRANDAKİ HUMEYNİ rejiminin iktidarı devrimle ele geçirip ŞAHI ve kırallığı devrilmesi bu sefer MİT ve TSK çeşitli oyunlar yüklüyor fakat bu oyunların hepsini yöneten CİA ve MI6 bu operasyonları ilerki yazılarımda tek tek sizlere hiç bilinmeyen yönlerini açıcam bu arada APO cular diye herkesin güneydoğuda kuruldu diye bilinen terör çetesi aslında ANKARADA ve İSTANBULDA 1977 yılında faaliyetlerine başlayıp sonra güneydoğu bölgesinde feodal kesime ve diğer kürt realitesi için kurulmuş yapılara karşı eyleme giriyor,dışardada ASALA(ermeni kurtuluş ordusu)dış işleri bakanlığımız personeline karşı acımasız suikastlerini devam ettiriyor.

Bu süreçte 1980 12 eylül ihtilali gerçekleşiyor,bundan sonra askerler her yere el koyarak ağır bir faşit eylemlere girişiyorlar halkımız karşı,bu arada yine bazı MİT yöneticileri istifa ediyor askerlerin bu faaliyetlerinden dolayı ABD her türlü siyasi ve askeri gücü ile ülkemizde faaliyetlerini ve istediği siyaseti götürüyor,bu ANAP gelene kadar devam ederken merhum TURGUT ÖZALLA ülkemiz yeniden demokrasi çerçevesinde yaşama ayak uydurduğu günlerde MİT ve TSK yeni bir yapılanma teçhizatlanma oluyor,burda özellikle 1977 yapılandırılmaya başlayan  emniyet genel Müdürlüğü istihbaratı kuvvetlendirlip daha sonra yasallaştırılarak daire başkanlığı oluyor emniyet genel müdürlüğü SİYASİ işler DAİRE başkanlığı TEM terörle mücadele daire başkanlığı oluyor yıl 1986 ilk daire başkanı sayın METE ALTAN atanıyor İstanbul siyasi şube müdürlüğünden.

Aynı zamanda artan 1984 yılından sonraki PKK terör harekatı için polis içinde bir özel harekat kursu açılıyor ilk bir heyecanla 30,40 civarında ÖHD (ÖZEL HARP DAİRESİ,,TSK) tarafından yollanan KURS hocaları yarbay korkut eken başkanlığında eğitilip EMNİYET genel müdürlüğünde tahsis ediliyor.

Mit daha sonra şehit düşürülen rahmetlik HİRAM ABBAS MİT hem içinde hem seferberlik yapsında yeni bir oluşum hareketi başlatıyor özellikle bugün geldiğimiz PKK sorunun çok iyi ne olduğunu bildiği için merhum TURGUT ÖZAL büyük destekte vermesi,bazı uluslararası güçleri rahatsız ediyor ülkemizdeki bu gelişmeler önce ŞEHİT HİRAM bey ve arkadaşlarını MİT tasviye ediyorlar,sonrada bu tasviyeyi gerçekleştirenler 1988 yılında açık bir suikast ile merhum TURGUT ÖZALI öldürmeye kalkıyorlar.

Bu şekilde  uluslararası GLADİO nun güçleri ile çarpışan bir avuç insan yıl 1990 gelmesi ile dağılmaya başlayan VARŞOVA PAKTI ile birlikte konsept değişikliğine giden GLADİO güçlerince tertiplenek hem kurumların içinden hemde dışardan desteklenen taşoron terör örgütlerimizle emniyet,mit ve tsk kurumlarımızın önemli deneyim kazanmış personelini nokta eylemlerle şehit ederek türkiyede GLADİONUN yeni iç düzeni şekillendirme taktiğine gitti.Bunun sonucunda 26 eylül 1990 günü MİT eski müsteşar yardımcısı hiram abbas evini önünde şehit edildi,buna şehit FERDİ TAMER ve emekli generallerimiz ve emniyet müdürlerimiz ile devam etti tabi hiç bilinmeyen birde yardımcı ajan,haberelamanı,irtibat görevlisi,muhbir bir çok kimsede bu kervana katıldı.

Artan güneydoğu ve içerdeki terör hareketlerine karşı bilinçli zayıf düşürülen güvenlik güçleri  GLADİO nun bazı siyasi ve askeri üst yapısı ile PARAMİLİTER yapıları öne çıkarmaya başlamışlardı bu alışkanlık 1977 sonunda kurulan TİT(TÜRK İNTİKAM TUGAYI) konseptinden gelen bir alışkanlıktı çünkü derin idarede yine 1977 bunu kuranlar egemendi.

1992 yılına girildiğinde siyasi yapı ilk defa MİT başına bir sivil atamışlardı sayın SÖNMEZ KÖKSAL dış işlerinden gelme büyükelçi rütbesinde kurumda yeni bir çalışma başlatıldı o arada yıl 1993 oldu kanlı suikatler herkesime devam ederken,terör sonlandırılma aşamasına getirilmiş durumdayken TURGUT ÖZAL,UĞUR MUMCU EŞREF BİTLİS,CEM ERSEVER,MADIMAK,BAŞBAĞLAR,BİNGÖLDE 33 erin öldürülmesi ile aksine iyice zıvanadan çıkyor ilerki yıllarda çıktığında görüceksiniz APO nun anlatımlarından burda nasıl barış sürecinin baltalanıp kendisininde başında olduğu yapıya egemen olmayıp sadece olayı iki tarafınıda GLADİONUN yönettiğini.

Bu olaylar olurken bir yerdende SEFERBERLİK TETKİK KURULU iç ve dış hadiselere karşı tarihinde görülmemiş bir hazırlığa başlıyor,yine gizli ambargoları delmek için çeşitli çareler aranıyor,1994 girdiğimizde MİT sayın MEHMET EYMÜR dönüyor ÖZEL İSTİHBARAT ve arkasından KONTRTERÖR dairesini kurup teçhiz ederek büyük görevlere başlıyor bir yandan malumu emniyet genel müdürlüğünde kurulan yine kontrgerillanın uzantısı bir yapı bunun başına özel harp uzmanı korkut eken atanıyor,jandarma (jit ve bazen adı jitem)olan unsurlarla,TSK ilgili tüm unsurlar ve özellikle bölgedeki BÜYÜK AŞİRETLERDENN şeçilen korucularla büyük bir mücadeleye giriliyor ırak derinliklerinde MURAT,ÇELİK,BALYOZ kod adlı operasyonlar aynı zamanda bölücü başına suriyede GAYRİNİZAMİ harp taktikleri ile bazı operasyonlar yapılıyor,başarısız olunmasında birinci içimizdeki hainler ikincisi şansızlık faktörü,bu arada balkanlarda ve çeçenistanda,azarbeycanda bulunanan paramiliter yapılarda içerde dönemin siyasetinden ve yapısından dolayı kullanılıyor,o arada dost,düşman ülke faliyetleride maalesef birbirine karışmış adeta bir santranç oynar gibi herkes birbiri ile mücadele içinde oluyor,uyuşturucu,silah parası kumar yolu ile beyazlatılıyor GLADİO parasını kazanırken kontrgerilla faliyeti ilede kendi korku düzenini götürüyor.

1996 yılına geldiğimizde asgariye indirilmiş bir PKK hareketi teröristler şaşkınlık içinde ne oluyorsa rüzgarlar değişiyor 28 şubat hadisesi arkasından gelen suikastler ve 3 kasım 1996 da olan trafik kazası SUSURLUK öne sürülerek bir askeri  CUNTA yapısı oluşturularak ülkede siyasi baskı muhafazakar milliyetçi kesime uygulanarak büyük bir EKONOMİK hortum ve devlet düzeninde yabancı güçlerin en gizli ve kozmik yerlere sızmasına müsaade edilmiş dönemin BAŞBAKANININ giremediği yerlere yabancılar eğitim ve kurs adı altında sokulmuştur.

1998 geldiğimizde bazı entirikalarla bazı gizli anlaşmalar yapılarak APO SURİYEDEN çıkarılmış 1999 şubatında ABD ve İSRAİLİN yaptığı bir örtülü operasyonla bize teslim edilmiş aslında bir planın dahlinde TUZAK olarak verilen BÖLÜCÜ BAŞI ile yürütülen baskı ve ülkemizi kıskaca alıcak yeni bir uluslararası operasyonun başlangıç startı verilmiş kesinlikle dönemin MİT MÜSTEŞARININ 1998 de yaptığı ABD lilerle asmıycağız anlaşmasına uyulmuş böyle bir anlaşmadan dönemin HÜKÜMET yetkililerinin bile haberi olmamış.

2000 yılı başına geldiğimizde TSK yine bir yeni cunta faliyeti başlamış,asgariye düşen terör bu anda silahlı mücadeleyi askıya almış,2000 2003 arası hazırlanan ASKERİ CUNTA bir türlü dış desteği ve ekonomik gücü elde edemeyip dünya konjöktürüne kendini kabul ettiremeyip DARBEYİ gerçekleştiremeyince kirli hareket dediğimiz gayrinizami harp taktiklerine başlamış ve bunları uygulamış,AK parti iktidarı şeçimlerde muaffak olunca ve iktidarı iyice götürünce yeniden BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ faaliyetine geçmiş kanlı eylemler yapılırken içerde taşoron gayrinizami kontgerilla faaliyetleri uygulanıp HIRAN DİNK,DANIŞTAY gibi büyük eylemler yapılmış,2007 şeçimlerini daha kuvvetli kazanan AK parti hükümeti ERGENEKON OPERASYONUNA başlayarak ilk defa türkiye tarihinde çok önemli ASKER şahısları tutuklamış,arkasından BALYOZ ve benzer davalarla CUNTA faaliyetlerini yapanları ilk defa HUKUKUN KARŞISINA çıkarmış hala büyük eksiklikle ERGENEKON yani GLADİO örgütünün daha büyük kanadına darbe vuramamışlar,ERGENEKON (GLADİO) ÖRGÜTÜNÜN basın,ekonomi,dış dünya,MİT ve ilgili KOZMİK istihbarat gücüne dokunulamamış,bu dokunulamama esnasında GLADİO ak parti hükümetinin gözünü korkutmak için 2013 yılına kadar çeşitli provakatif eylem şabotaj,gibi olayları gerçekleştirip GESİ olayı hadiseleri gibi TOPLUMDA kalkışma yapmak için ve DEMOKRASİYİ bir şekilde askıya almak için büyük mücadele vermiş ŞANTAJ olaylarını yabancı istihbarat örgütlerinin gücünü kullanarak çeşitli gizli kozmik operasyonları yapmışlardır.

Sizlere bu yazımın başlangıcından bugüne yani 2013 kadar olan süreçte zaman zaman gerçek yaşanmışlarla bu olayların içindekileri ince ayrıntıları ile resmedicemki heyecanlanın.

HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDER,SAYGILARIMI SUNARIM,HEPİNİZDEN BENİ OKUYUP İZLEDİĞİNİZ İÇİN ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN MUTLULUKLAR VE HUZUR DİLERİM……..!

Z E K İ   A R S L A N…

 

SARAH SİERA CİNAYETİ:OKEY

Sevgili okuyucularım aslında bu yazıcaklarımı 3.02.2013 tarihinde eskiz notlarını önemli bir gazeteci ile paylaşmışım.

Bir kaç gün evvel STV kanalında ve ona bağlı yayın kuruluşlarında toprağı bol olsun sarah sierranın SİVAS a götürülüp sorgulandıktan sonra öldürüldüğünü okudum,sanık ziya tasalınında mahkemede tutarsız bazı ifadeler verdiğine dikkat çekmiş,eski notlarımızdan ve tecrübelerimizden sizlere kurgu ne olabileceğini STV yayınının muhtemelen doğru bir haber olduğunu yazmaya çalışıcam.
Sarah siera yaklaşık OCAK ayları içinde ülkemize giriş yapıyor tarlabaşında hostel tabir ettiğimiz ucuz turistlerin kaldığı pekde bazı saatlerde güvenli bir yer olmayan tarlabaşında bir kiralık yere yerleşiyor,burda kaldıktan bir müddet sonra HOLLANDA ve ALMANYAYA gidip yine aynı istikamette geri istanbula döndükten sonra cankurtaranda sahilde kayboluyor.
Türkiye ayağa kalkıyor netice itibari ile bir ABD vatandaşı emniyet teşkilatı ciddi bir çalışma başlatıyor,ciddi bir görgü tanığı bayan kaybolma hadisesinden dört gün sonra SİERA yı gece 11 sularında bir araçtan indirilirken gördüğünü söylüyor fakat görgü tanığının söylediği tarihten 10 gün sonra ancak aynı yere yakın bir yerde bulunuyor ve katil şüphelisi teşhis ediliyor fakat katil şüphelisi meczub diye geçen sanık ZİYA TASALI yakalanamayıp SURİYEYE kaçtığı tespit olunuyor aylar sonra sınırdan girerken yakalanıyor ve şu anda mahkeme safatı devam ediyor.

NİYE VE NEDEN BU ACI KANLI HADİSE GERÇEKLEŞTİ...........?

Dünyamızda ve ülkemizde bazı  hiristiyan batı tarihinden gelen TARİKATLAR vardır,bunlardan biride çok güçlü olan GÜL ve HAÇ kardeşliği diye bildiğimiz örgütlenmedir.Mason localarının içindeki gayrimüslümlerden oluşan dünyada çok güçlü  bir yapıdır,VATİKAN bağlantılıdır.
Bizdede bu örgüt özellikle devlet güvenliğimizi sağlayan kurumlarla ve SEFERBERLİK TETKİK KURULU ile çok yakın ilişkisi olan ülkemizin batı dünyasındaki sıkıntılarını bazen onların gücü ve dünya siyaseti kullanarak devletimizin kozmik istihbarat güçleri için bazı meseleleri  hallettiği için ilşkileri çok yakın ve kuvvetlidir.
Muhtemelen 2012 yılında ABD bir din adamı hüviyetindeki derin yapılanma ülkemiz içinden belirli tüm yapıları atlatarak önemli bir bilgiye ulaşmak istediler bunun onlar için gizemli bir bilgi olması gerekli,onun içinde tamamen bir amatör yapının direk ABD kullanabileceği bir insan olarak SARAH SİERA yı şeçtiler ve onu ikna ederek bu işe angaje ettiler ve kontrolüde direk ABD  den yöneterek  burda bazı bilgiye ulaşabileceği kimselere dikkat çekmeden SİERA yı sürmek istediler,fakat burdaki yapı çok kuvvetli olduğu için bir zamandan sonra hadiseyi fark etti ve dışardaki yapının neyin peşinde olduğunu anlayarak kendine savunma hazırlamak için ve olayı  kanlı sonlandırıp karşı tarafa gizli mesaj vermek için hazırlığa başladı SENARYO kurmaya hazırlandılar.
Merhum eski CUMHURBAŞKANLARIMIZDAN CELAL BAYAR beyi idamdan kurtaranların GÜL ve HAÇ kardeşliği olduğu söylenir onların girişimi ile VATİKAN dönemin PAPA sının mektubu ile 1960 ihtilali yapan CUNTANIN MERHUM CELAL BAYAR beyi asmaktan vazgeçtiği bir rivayet değil gerçek kabul edilir.
Dikkat ederseniz SİERA hadisesi olduğunda eski papa tarihinde olmuycak şekilde istifa etti SİERRA hadisesi vuku bulduğunda YENİ  PAPA şeçmekle uğraşılıyordu.
Aynı anda MURAT NAZARYAN isimli bir ermeni vatandaşımızda samatya ve kocamustafapaşa,kumkapı gibi yerlerde bazı yaşlı ermeni vatandaşlarımıza saldırarak öldürüyor ve ağar yaralıyor uzun zaman takip eden bu kara maskeli nazaryanı tamda SİERRA hadisesinin olduğu dönemde aydınlatıp yakalıyor emniyet teşkilatımız.Nazaryanı tanıyan yakın çevresi şaşırıyor çünkü çevresinde sakin böyle bir olayları yapmıycak bir tip olarak geçiyor,yakın tanıdıklarımda aynı bilgiyi bizzat bana verdi.
Tam bu olaylar sırasında şeçilen  MART ayı içinde ARJANTİN kilisesinin ruhani görevlisi bilinen YENİ PAPA özellikle ERMENİ meselesi konusunda çok hassas ve duyarlı bir kişilik.
Bilindiği gibi ARJANTİNDE önemli bir ermeni kitlesi yaşıyor ve çokta burdan göçen ermeni vatandaşımız var...
SARAH SİERRANIN son tren raylarında alınan görüntüsü,SİERRANIN bir gizli yere götürülüp bilgilendirilmesi için yapılmış bir senaryo için kandırıldığını,ZİYA TASALI gibi kişilerin her zaman lazım olabilecekleri bu tip hadiselerde piyon olarak örtülecek hadiselere RESİM olarak koyulabilecek olması için bunları bu GÜL ve HAÇ biraderlerinin kontrolünde olan bazı vakıf ve hastanelerde bakılıp beslendiği günü gelen bu tip hadiselerde şuçları yüklenmeleri açısından buralarda barındırılıp ama aynı zamanda sokaklarda yaşatıldıklarının uzun istihbarat çalışmalarımız yıllarında öğrendik.
Zaten sanık ZİYA TASALI nın uzun zaman adeta RAMBO gibi yakalanamaması ve suriyeye geçen meczup birinin orda iç savaşada katıldım demesi belirli büyük güçlerin anlayan başka merkezlere ister yiyin için ister GARGARA yapın ARGO anlamda mesaj vermeleri demek.
Muhtemelen değil tamamen SARAH SİERRA sorgulanmış ve öldürülmeden evvel KOZMİK ÇOK GİZLİ hangi bilginin ve kişilerin şahsi bilgisinin peşinde olduğu öğrenilmiş.
Dikkat çekicek bir diğer unsurda VATİKANIN 1983 yılından beri temsilciliğini yapan peder MAROVİCH 2007 yılında trenin altına ROMADA atılmış ağar yaralı kurtulmuş ve uzun zaman bakıma muhtaç yaşayarak bir kaç yıl evvel ermeni vakfına ait bir huzurevinde hayatını kaybetmiş peder MAROVİCH ülkemizdeki bu uzun çalışması esnasında yakın arkadaşlarından biride merhum ÜZEYİR GARİH idi tabi özellikle MAROVİCH ilişkileri dikkate alınırsa kamuoyunca SİERRA konusunda bir aydınlıkta gözükebilir...
Bir annenin bu şekilde hayatını kaybetmesi acı bir şey ne olursa olsun,onun için bazı şeyleri hatırlatmakta fayda görüyorum,işimizin insanlık yararına işler olmasını diliyorum.
2015 yılında ermeni soykırımı diye ülkemize baskı unsuru olarak kullanılan bu hadisenin 100.yılında neleri yine örtü olarak kullananlar neyle saldırılarını sürdürecekler bunuda konunun ayrı bir tarafı olarak düşünün diye not düşüyorum.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN


 

27 Ekim 2013 Pazar

KEDİYE SUİKAST TEŞEBBÜSÜ…….

                                                      


Sayın okurlarım bildiğiniz gibi KEDİ çok sevimli bir hayvan olup türlü marifetleri ve yaramazlıkları vardır,adı üstünde KEDİ…….?
Geçenlerde büyük bir devletin başkanı bir sınıfa giriyor tahtaya bir KEDİ resmi çizip çıkıyor.
Hatırlarsanız birkaç yıl evvel çok ünlü bir değerli sanatçımıza KALEŞİNKOFLA bir suikast yapıldı,ALLAH kendisini bize bağışladı.Buraya nerden gelicem..
16 temmuz 2013 günü ANKARA ÇANKIRI yolu üstünde motorsikletli genç bir kişi  trafik kazası yaparak hakkın rahmetine kavuşuyor,olay yerine intikal eden güvenlik güçleri ve sağlık görevlileri gencin üstünden 80.000 avro para bir adet 16 mermi kapasiteli tabanca,mermileri ile birlikte,bir adet kalaşnikof tüfek ve bu tüfeğe ait 30 mermi,bir adette MİT kartı…
Tabi genç hemen Adapazarı bölgesinde memleketine defnediliyor,ardından MİT kurumundan bizle herhangi bir ilgisi yok,sahte kart olarak bir açıklama geliyor.Polis kayıtlarına göre gencin şuç dosyası kabarık en son taksimdeki RİDDİM bar baskınına katılmış,ve elinde ÇEÇEN mücahitlerin kullandığı bir dövme olduğu bilgisi basına aksediyor.
Ne kadar enteresanki 13 temmuz günü MİT müsteşar yardımcısı M.D mahkemede berat etmiş yolsuzluk şuçlamasından.
Daha sonra MİT kurumunu bilenler kurumda 2000 li yılların ortasında motorlu takip tarassut ekibinin oluşturulduğunu bunların Kafkasya kökenli olduklarını ve her zaman yine motorlu haber elemanı kullandıklarının bilgisi bazı dostlardan geliyor…,
                                                   


Hemen aynı günlerde istanbulda TURESOL HAN kod adlı bir gazeteci bir lokantada vuruluyor,özellikle bu kişinin 2010 yılında bazı MİT görevlilerinin olduğu bir şuç şebekesi ve İTO başkanı,CNR fuarcılık sahibi hanfendi ile çok yakın ilgili haberler yaptığı kamuoyunda MOSSAD ve MİT ten bazı kişilerle ilşkisi olduğu söylentileri istihbarat dünyasında konuşuluyor.
Tam o esnada DÜZCEDE bir otel inşatında duvar çökmesi sonucu üç genç ölüyor..
Burdan gelen bazı bilgilerde birincisi GAFFAR OKKAN suikasti esnasında bir başkomiser ve polis memurunun olay yerine intikal ettiğinde gördükleri bir TAKIM elbiseli kişi ve yanında kaleşnikof markalı ikinci bir şahıs  ile burun buruna gelmeleri ve şahıslara bir şey soramadan ayrılmaları fakat polis memurunun teşhis etmesi şahısları.ŞEHİT OKKAN biliyorsunuz ADAPAZARI HENDEKLİ idi acaba olay yerindeki polis memurunun gördüğü ve teşhis ettiği şahıs OKKANIN hemşerisi bir MİT mensubu olabilirmi…?
27 mayıs 2013 tarihinde ANKARADA öldürülen ayrılıkçı ÇEÇEN devleti BAŞKONSOLOSU rahmetli MEDET ÜNLÜ de bu camialara çok yakın bir isim 1. ÇEÇEN savaşında çok aktif türk derin yapısı ile çalışmış bir insan,özellikle MİT Kafkasyalıları iyi tanıyan bir kişi,isim.?
Sonuçta insanın aklına şöyle bir senaryo geliyor MİT seferberlik yapısı içinde birileri son yıllarda bazı rahatsızlıklarından dolayı,16 temmuz günü motorlu bir kurye ile üç kişilik bir suikast timine para ve silah lojistiği sağlıyorlardı bir hem intikam hemdeşuçlarını bilen birisini ortadan kaldırmak için.
Bu kişinin kod adı KEDİ miydi,busuikasti öğrenen MİT içinden başka bir gurup ve emniyet içinden bu suikast yapıcak kişileri bir şekilde önledimi….?
Bu suikastin başarısız olduğuna çok sinirlenen İKİ ÜST DÜZEY MİT yöneticisi SARIYER BÖREKÇİSİNDE börek yerken aralarında sesiz konuşurken ağbi bu p….. 2005 yılında öbürleri ile gebertmedik bak başımıza ne işler açtık hep senin yüzünden dedimi.
                                             


O ünlü sanatçımız vurulmadan yarım saat evvel canlı yayında çok sıkıntılı isim vermeden bir insana serzenişte bulunuyordu,acaba bu insan kimdi,geçenlerde bir sanatçı arkadaşına çok içerlemiş çünkü vurulma hadisesi olmadan evvel sağda solda arkadaşının vurulacağını söylüyormuş,basına yansıdı.
Netice itibari ile bu suikast yapılacak  KEDİ KOD adlı kişi kimdi……..?
OKUDUĞUNUZ TÜM YAZI SADECE BİR HAYAL MAHSÜLÜDÜR GERÇEKLERLE ÇOK İLİŞKİSİ OLMASI LAZIMKEN MAALESEF BİR KURGUDUR………?
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN……..