25 Temmuz 2017 Salı

VATANSEVER PATRİOTLAR-1

                               

Sevgili takipçilerim hepinize güneşli ve eğlenceli  yaz günleri diliyorum.
Kendinizi önce güneşten ve sıcaktan sonrada tüm kötülüklerden koruyun.
Sevgili okuyucularım bir çok kes türk savunma silah sistemleri hakkında yazılar yazdım özellikle YÜKSEK İRTİFA HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ ihtiyacı ve eksikliği hakkında çok defa bilgi verdim.
Bugüne geldiğimizde dost ve komşu ülke RUSYA FEDERASYONU ile sanırımki bir teknik anlaşma ve ön mutabakat anlaşması imzalandı.
Konu uluslararası alandan FÜZE SİSTEMLERİNİN anlaşılan fiattan maddia emtiasının aktarımı ve bunun ardından sistemlerin hızlı teslimatına gelmiş durumda konu.
Hayırlı uğurlu olsun VATANIMIZA MİLLETİMİZE ŞANLI ORDUMUZA.
                                      

Tabi hep söylediğim gibi bu sistemler DÜNYADA MUADDİLLERİ içindeki en iyi hava savunma sistemleri hem hava uçar hedeflerine hemde çeşitli taktik ve balistik füze sistemlerini önleme açısından.
Gelelim işin son durumuna ABD (AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ)
               

 savunma bakanlığı yetkilileri ve son ABD GEN.KUR. başkanı sayın JOSEP DUNFORD ülkemizi örtülü tehdit eder şekilde açıklamaları oldu bu füzeler alınırsa konusundan dolayı NATO merkezindende açıklamalar geldi bu füzelerin entegre konusunun teknik anlamda olamıyacağı konusunda.
Bunların hepsi HİKAYE.

Birincisi hava savunma sistemleri istenirse hertürlü NATO sistemlerine eklemlenir.
İkincisi bu konular askeri sır kapsamında olduğu için üsttten basit bilgi vererek anlatıcam size.
GRU,FSB VE SVR RUSYA FEDERASYONU istihbarat örgütlerince son yirmi beş yılda AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNİ zora sokucak yüksek miktarda KOZMİK bilgi var özellikle bu konu hakkında.
                                 

Üçüncü SAVUNMA SANAYİNDE bizim GENELKURMAY BAŞKANLIĞIMIZ ,SAVUNMA BAKANLIĞIMIZ VE SAVUNMA SANAYİ müsteşarlığımız ülke savunma ihtiyaçlarını dış politika malzemesi olarak kullandırmasalardı ülkemize EMPERYAL GÜÇLERİN baskısı altında kalmak zorunda bırakmazlar her dönemde doğruyu yapar ve uygulardık,kimsede bize 12000 kilometre uzaktan ayar veremez ve ayar almazdık.
MİT teşkilatımızın uzun yıllardır layıkıyla iş görmemesi kurumu doğru kullanamamamız adı olan MİLLİ kurumun doğru analizler ve raporlamalar yapamaması SAVUNMA SANAYİNDE doğru güvenlik tahkikatları yapamamamız bu konularla gizli çarpışan GAYRİ NİZAMİ kişileri kendi kurumlarınca işlevsiz bırakıp deşifre etmeleri zaten SAVUNMA mekanizmalarını baştan bitiriyor.
Ondan sonra baş karargahında ÖZEL GÜVENLİKÇİLERLE havadan seni ateş altına alan kendi KARA KUVVETLERİNİN taruz helikopterlerine kapıdan ateş açarsınız.))

Arkadaşlar mevzular uzun hava sıcak kısa yazıcam ANTEP havası olmasın.))
1996 yılında komşumuz NATO üyesi YUNANİSTANI biliyorsunuz NATO kanadına yine ancak KENAN EVREN paşa sayesinde dönebilmişti 1980 ihtilali ile,MANİSALI paşamız TOPRAĞI BOL OLSUN IŞIKLARDA  yatsın.
                                

Bu hava savunma sistemlerinin bir alt modeli S-300 PMU ile kontrat imzalayarak parasını peşin ödeyip satın alan GÜNEY KIBRIS RUM yönetimineTÜRKİYE başladı bağırmaya.
Kedi misali hem s..... hem ağlarım...!!))
                              

Bu sefer G.KIBRIS için yunanistan müdahil oldu aslında bu çok akıllıca gizli bir plandı yunanistan bu müdahaleyi kırmak için başladı LOBİ faliyetleri yapmaya.

1998 yılında MİT müsteşarlığına sayın ŞENKAL ATASAGUN atanınca tüm havalar değişti bir anda teşkilatta bu konularda ABD tempolu KAFKAS folklör havası oynanmaya başlandı tam müsamele TİYATRODA değil.
                                  

Tabi bu arada RUSYA FEDERASYONU GÜNEY KIBRIS DEVLETİNE teslimatı alın diyor alamayınca RUM kesimi bu sefer kontratta güvenlik maddesi olan alınmadığı her ay için bir milyon dolar depolama ücreti ödeme tahattünüde yapmaya başlayınca YUNANİSTAN ve G.KIBRISA tam bir sıkıntı oldu.

AYLA ÇELİK hanımın BAĞDAT şarkısı gibi orda üç ayada bir diyor burda AYDA BİR:) bir milyon dolar depo parasını RUSYA FEDERASYONUNA ödeniyor..

Tabi ne olucak hemen SELANİK chimiski caddesinde hareket ve faliyet başlayınca BİZİM BİRADER İSTİHBARATÇILARLA YUNAN BİRADERLERİ BÜRÜKSELDE toplanarak belirli bir konuda anlaştılar.
S-300 ler G.KIBRISA gitmiyecek,YUNANİSTANIN GİRİT adasında konuşlanıcak aslında bu YUNANİSTAN ve G.KIBRIS devletinin ekmeğine TRABZONLU İLYAS emicemin ürettiği tereyağını sürmek gibi bir şey...
                                  

Sonra öğrendim TÜRKİYELİ  AMICALARIMDAN bir tanesi bu iş bitince efkarlanmışlar ARAS çok ARSLAN gibi çocuk diye COSTA amıcası ile kafayı bir güzel çekip ARASI SELANİKTEN aramışlar.))
                             

S-300 PMU hava savunma füze sistemleri YUNANİSTANIN GİRİT adasına BEBEK KATİLİ APO teslim edilmeden bir ay evvel RUSLARCA ve 
                                   

beraberindeki uzun süreli kalıcı 55 adet askeri danışmanla gönderildi.
Kısadan hisse GENKUR başkanımız sayın HULUSİ AKAR paşamız ile muadili ABD GENKUR başkanı JOSEP DUNFORD çokta yakın arkadaş ama bence hiç oyalanmadan bir an evvel RUSYA FEDERASYONUNA para transferini yaparak HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİNİN dünyada en iyisi olan S-400 leri alalım TÜRK HALKINA burdan not düşüyorum ANALARINIZ AĞLAMASIN.

Bu hain KAFKAS,BOŞNAK  yada  islam motifli derinler yüzünden çünkü onların TÜRK ANALARI ve çocuklarını düşündükleri yok varsa yoksa zarif ince boyunlarını ABD li yetkililerin karşında yana yatırmak.
Hepinize selam ederim,ALLAH BÜYÜK.
                                (orjinal resim )
                           

DR:FISTIK! YARATIKLAR çiçeklerden anlamaz:)
                    

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

18 Temmuz 2017 Salı

ALTINLAR VE TÜRKİYE..


                                  

Sevgili takipçilerim GÜNEŞLİ ve AYDINLIK günler dilerim,iyi bir yaz sezonu geçirmenizi  temenni ederim.
Yazının başlığından anlıcağınız gibi TÜRKİYE ve ALTIN piyasası ve MERKEZ BANKAMIZIN ALTIN STOKLARI hakkında bildiklerimi size aktarmak istiyorum.
Nerden bu konu aklıma geldi anlatayım uzun zamandır şahsıma bu konuda sorular soruluyor.
Merkez bankamızın stok altınlarından dört yüz elli ton altınımız REHİN olarak verilmiş DEVLETİMİZİ yönetenlerin eliyle İNGİLTERE devletine.
Bu konuları bazı televizyonlarda tesadüf seyredince önce inanamadım ,fakat herhangi  bir tepki gelmeyince  bazı taramalardan olayın doğruluğunu algıladım.

Tabi böyle olunca bir anda kafamdaki film şeridi geriye sarmaya başladı ve geçmişte yaşadıklarımdan öğrendiğim bazı konular vardı daldım eskilere.

Rahmetli babamın yakın dostu dış işleri bakanlığı ve başbakanlık kadrolarında çalışmış merhum CUMHURBAŞKANLARIMIZDAN İSMET İNÖNÜ beyefendinin ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜNÜ yapmış merhum TURAN ERSAYIN beyefendi vardı,aklıma o geldi.
                             

Geçtiğimiz günlerde iki kızından biri olan AYŞE ERSAYIN hanfendiyide
                         

 kaybetmişiz merhume NURLAR içinde yatsın mekanı cennet olsun.İki kız kardeş hanfendiyi ben çocukken tanımıştım çok güzel alımlı bayanlardı,unutmam misafirliklerde karşılaştığımda aklımda hep öyle kaldılar.

Tabi o yıllarda ANKARA da yaşıyor emekli sayın TURAN ERSAYIN bey,bazen babamla gider görüşürüz STAD otelde rakı içerler bende kulak misafiri olurum konulara.
Bir gün baba dedim çok değer veriyorsun TURAN beye çok hürmet gösteriyorsun dedim,dedi çok büyük görevlerde bulundu başarılarla dolu dedi.Mesela dedim.
Anlatayım dedi,  DEMOKRAT PARTİ  BAŞBAKANI merhum ADNAN MENDERES AMERİKADAN aldığı MARŞAL yardımını biraz savrukça kullanınca 1955 gelindiğinde yatırımlar yarıda kaldı dedi.Bunun üstüne tekrar borç isteyince AMERİKA ALMANYA ve JAPONYAYI örnek göstererek para vermeyi reddetti.

Sonra baba dedim,AMERİKA para vermeyince uluslararası piyasadan para aradılar ama bulamadılar dedi.

Bulamayınca İSVİÇRE hükümeti ile yapılan görüşmeler ile eğer HAZİNEDEKİ altınlarımızı REHİN verirsek karşılığında BORÇ verebileceklerini tahattüt ettiler.
Sonra baba dedim,fakat bu kanunlarımızla yasak bu ALTINLAR merkez bankasından çıkıp başka bir ülkeye rehin verilmesi kanunlar tarafından mümkün değil.

Ama merhum MENDERES riske giriyor ve ÇOK GİZLİ bir operasyonla altınları C-47 dakota askeri nakliye uçakları ve TSK mensupları ile İSVİÇRE ye nakil ediyorlar.

Ondan sonra istedikleri kırediler çözülüyor.Sonra BABA dedim gerisini berisini uzatmayacağım  dedi,1960 darbesi olunca yassıada mahkemelerinin işte o gizli kapalı duruşmalarında yaptıkları halka ve diğer yargılananların çıkarılmadığı celselerde görüşülen konulardan biride İSVİÇRE de kalan rehin altınlarımız.
Aslında kimse bahsetmez bu ALTIN meselesi ve  1959 yılında SOVYET yardımı konusunda mutabık kalınması MENDERES ve maliye bakanı merhum POLATKAN ve DIŞ İŞLERİ bakanı FATİN RÜŞTÜ beyi asılmasının acele ile karara bağlanması ve infaz edilmesi gerçek nedeni dedi.
Sonra BABA dedim işte ondan sonra TÜRK HÜKÜMETLERİ bu ALTINLARIN geriye alınması için büyük efor sarf etti.

Bu ekip içinde TURAN ERSAYIN beyde vardı uzun zaman İSVİÇRE de görev yaptı.
Sonra baba dedim ALTIN ların büyük kısmı borç ödenerek ülkemize geri getirildi ama uzun bir zaman ve enerji sarf edildi dedi.
Yani geçmiştede böyle bir rehin meselesi TÜRKİYE nin başından geçmiş bugünki şartlar ve durum ne onu bilemiyorum.
Daha sonra bu ALTIN meseleleri ile vakıf olduğum hadiselere bakarsak 1993 yılının sonunda sayın PROF TANSU ÇİLLER hanfendinin başbakanlığı yılları iyi bir dostum S.E BAŞBAKANLIK idaresinde ALTIN BORSASI ve yastık altındaki altınlarımızın değerlendirilmesi konusunda çok meşekkatli bir çalışmaya başladı.

Ağbilerinden biri sayın ÇİLLERİN danışmanlarından diğeri MİT önemli görevlerde, diğerleride özel sektörde kıritik yerlerde görevli bu değerli dostum uzun bir kaç yıla yayılan araştırmalar ve anketler bu piyasada yaparak geniş bir RAPOR hazırladı ALTIN BORSASI ve yastık altı altınımızın değerlendirilmesi konusunda.
                              

Bu raporlar sanırımki bugünki BANKACILIK sektöründeki önemli çalışmaların temelini oluşturuyor.
Dostum haftada bir iki gün gelir oda bu konularda benim fikrimi sorarak danışır ve sohbet şeklinde konuşurduk.
Altın madeni her dönemde uluslararasında büyük mücadelelerin verildiği bir değerli hammade olarak yerini korumuş.
                                  

Soğuk savaşın özellikle bitmesinden on oniki yıl evvel dünyada bu konuda büyük suyun altında rekabet ve çekişmeler olduğu gibi ALMANYA gibi ülkelerin elindeki altın ve diğer rezervlerin borç olarak ABD verilmesinin tercih edilmesi KAPİTALİZİMİN KOMİNİZİM karşındaki galibiyetini sağlamıştır.

Altın ve onla ilgili konular hakkında suyun altında çok hadiseler olduğu gibi bundan sonrada çok belliki dahada büyükleri sırada olucaktır.
Özellikle FETÖ davasından dolayı şu anda aranmakta olan ve kendisinin İNGİLTEREDE olduğu söylenen KOZA madenciliğin sahibi AKIN İPEK beyi tespit etmem 2006 ve 2007 yıllarında yine aynı ilgili ülkelerin yetkilileri ile temaslarını ALTIN konusunda DERİN İNGİLTERE nin bu konularda ne kadar ince çalıştığının göstergesi olarak hafızamda tutuyorum.
                      

Tabiki mesleki hayatımızda MİLLİ duruşumuzla daha bir çok insana yabancı misyonlarda karşılaşmamız önümüzdeki günlerde kimlerin hangi stratejik konularda ne duruş sergilediğini gösterecektir.
Altın meselesinde ne kadar insanımızı suyun altındaki İSTİHBARAT çatışmalarında kaybettiğimizi bilemiyorum ama bir gerçeklik varki
                                   

merhum NECİP HABLEMİTOĞLU bunun başında gelen isimken cezaevinde şüpheli  bir ölümle hayatını kaybeden MİT DIŞ OPERASYONLAR dairesi ASYA masası şefi merhum KAŞİF KOZİNOĞLU beyefendiden çıkan iki dosyanın içeriğide enteresandı bir tanesi 2005 İÇ GÜVENLİK HAREKAT PLANI bir dosyada ALTINBAŞ isimlendirilmiş dosya idi.
                        

Fetö terör örgütü ile karşılaştığımızda görüyoruzki ALTINLARIMIZI REHİN verdiğimiz İNGİLTERE ile çok yakın bir ilişki olduğu gibi en büyük konununda AKIN İPEK KOZA MADENCİLİK şirketi ile yine ALTIN meselesi oluyor.

Evet halkımızın bazı gerçekleri öğrenmesi bazen çok zor bazende imkansız bu konulara vakıf olunurmu ilerki günlerde bilemiyorum.
Herkese hayırlı haftalar,
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

14 Temmuz 2017 Cuma

15 TEMMUZ VAKASI VE STRATEJİK GELİŞİMİ.

                                  

Sevgili takipçilerim yaz mevsimini umarım eğlenerek, dinlemeyede fırsat bularak geçiriyorsunuzdur.
Malumu 15 temmuz 2016 yılında gerçekleşen FETÖ terör ve casusluk örgütlenmesinin TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) içine sızmış yapısının KALKIŞMASI ile vaka bulan kanlı ve elim saatlerin sonunda başta MİLLET ve onun kahraman EMNİYET ve ORDU mensublarınca mücadele ederek bastırılması sonucu  gelişen tarihi hadiselerden bugüne bir yılda çok şey konuşulsa ve çalışılsada hala 15 temmuz gerçekleri gerçek anlamda kamuoyunca öğrenilemedi,bilinmiyor ve merakta ediliyor.
                           

Bunun sebebi tüm bu tip faliyetlerin oluşum sürecinde çok farklı suyun altında hadiseler ve faliyetler yaşanıyor olması bunlarında hadiselerin başlangıç ve bitiş noktasından sonra nasıl sonuçlandığı ve taraflardan kimin galibiyeti ve mağlubiyeti ile ilgili hadiselerdir.
15 temmuzda ne oldu sizlerle bu konuları çok uzun yıllardır paylaştığım için yalın bir şekilde ne olduğunu anlatıcam.
Bu anlatıklarım kendi analizlerim,uzmanlık alanım  ordular ve askeri istihbarat olduğu için gördüklerimi ve ülkemde yaşadıklarımın yorumlaması olucaktır.

Başlangıçta 15 temmuz akşam 22.00 sularında İSTANBUL ve ANKARA garnizon komutanlıklarına bağlı bazı birlikler içinden FETÖ mensublarına bağlı ağarlıklı kuvvetlerin başta KARA,HAVA,DENİZ kuvvetleri araç ve teçhizatları ile çeşitli stratejik mevkileri BAŞIBOZUK bir şekilde tutmaları ve sonrasında MİLLETE ve onu korumakla görevli asli güvenlik güçlerine yoğun silah kullanımı ve tamamı ile emir komutası dağalmış bir şekilde TÜRK TOPLUMU içinde terör ve tehdiş estirerek bir kalkışma hareketinin sabah erken saatlerine kadar devamı ve bu kalkışmanın başta MİLLETİN üstün feraseti ile  sonlandırılması..
                                  

Özelikle TÜRK HAVA KUVVETLERİ savaş uçakları ile stratejik kurumların bombalanması ve bir çok güvenlik gücü personelimizin ve sivil personelimizin şehit edilmesi.
Başlı başına bir İNSANLIK ŞUÇU ve katliam.
                       

Peki ne olduda aslında 16 temmuz sabaha karşı 03.00 sularında başlıyacak FETÖ terör örgütleri mensubları 15 temmuz saat 21.00 sularında birliklerinden çıkış yaptılar.
Şu ana kadar topluma yansıyan şu oldu bir KARA PİLOT BİNBAŞI personelin durumu anlayıp bu hadiseden MİT kurumunu saat 15.30 sularında kalkışmayı ihbar ettiği ve bunu öğrenen DARBECİ gurupta bir panik olduğu ve darbe çıkış saatini erkene aldıklarına dair bilgi ile konu kamuoyunda bu şekilde bağlandı?

Acaba böylemidir hayır,tüm dünyada bu tip hadiselerin gerçek yüzü çok uzun yıllar sonra tam manası ile çıkar.
15 TEMMUZ hadisesinin suyun altındaki çatışmaları aslında olaylardan bir kaç yıl önce başlamış ve gelinen son noktayı bu işi bilenler aylar evvelden biliyorlardı.
Bunu HÜKÜMETİN ve ona bağlı kurumların bilmemesine imkan yoktu.
Hadiseninde en mühim tarafı burda başlıyordu çünkü bu örgüt tam bir CASUSLUK örgütü gibi hareket ediyor sızmadıkları yer ve kurum  yok yurt dışındada devasa küresel bir yapılanma...
Bu yapılanma çokta iyi biliniyor ABD ve NATO güçlerinin kollarından son dönemde en önemli bir tanesi.

Peki nasıl 15 temmuz ile boşa çıkartıldı derseniz aslında büyük bir ENTİRİKA vardı bu konu hala saklı kalsada kim nederse desin hadise bu ENTİRİKA ve TUZAKLAR üstüne kurulmuştu.
Bu entirikaların tek hedefindeki kişide sayın CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN beyefendiydi.
Darbeciler ve onlara suyun altından destek veren tüm ideolojik farklı güçlerin ilk hedefi sayın ERDOĞANI istedikleri şekilde imha etmek bunu çok kısa saatler içinde yaparken iç ve dış kamuoyunada pisikolojik harekatla hadiseyi göstererek kendilerinin önünü açmaktı.
Romanyada gelişen 1989 yılındaki DEVRİMDEKİ gibi zamanın devlet başkanı NİCOLAY ÇAVUŞESKU ve eşinin anında uyduruk bir mahkeme ile idama mahkum edilip infaz edilmeleri gibi.

Tabiki hemen arkasından oluşucak KAOS ortmamı ile NATO reaksiyon kolordusu ve bunlara destek verecek yine bölgede bulunan BATILI güçlerin orduları ile güney sınırlarımızdan içeri girip komuta kontrol ettikleri YPG,PKK güçleri ile sınırlarımızın içinden güney ve güneydoğu bölgelerimizi ilk etapta işgal etmek sonraki zamanda istenilen sınırlara kadar gelmekti.
Peki sayın CUMHURBAŞKANI bu hadiseyi nasıl bertaraf etti?
Bu tamamen benim tezim aslında RUSYA FEDERASYONU ile oluşan dev kırizde RUS dış istihbarat örgütleri sayın CUMHURBAŞKANIMIZA direk kendisine ve  yakınlarına çok önemli detaylı bilgi verdiler.
                       

Bu bilgileri öğrenen sayın CUMHURBAŞKANIMIZ darbe kalkışmasından beş gün evvel kendisine en yakın birinci dereceden akrabaları ve en seçkin koruma ekibi ile BAŞKENTTEN uzaklaşarak çok yönlü bir plan kurdular bu plan gerekirse kalmayı ve mücadeleyi gerektiren bir plan gerekirsede kaçış yolları kurularak tehilikenin başedilemiyceği noktada ülkeden ayrılmaya dönük bir plandı.
Sayın CUMHURBAŞKANI kendi içlerinde bir kurmay karargahı ve hareket merkezi oluşturarak kalkışmanın olucağı güne kadar çok temkinli ve en önemlisi hiç kimseye güvenmeden hareket ettiler.
Kalkışmanın erkene alınması ve komuta kontrol düzeni olmadan dağınık başlamasının sebebi son dört gün içinde sayın CUMHURBAŞKANIMIZDAN tutarlı ilgi,alaka ve bilgilendirme alamayan ENTİRİKA içinde olan güçlerin sayın CUMHURBAŞKANININ bu kalkışma ve darbe senaryosundan haberi olduğunu geniş kapsamlı anladıklarında bir şekilde darbeden bir gün önce çeşitli yerlerle görüşerek darbecilerin erken çıkış yapmalarını sağlıyacak İSTİHBARAT OYUNLARI ve MUHAREBE TAKTİKLERİ geliştirerek FETÖ terör örgütü ve onlarla işbirliği içinde olan darbecileri oyuna getirerek erken çıkış yaptırıp daha başlarken başarısızlığa uğruyacak hadiseyi ortaya düşürdüler.

Tabi bu operasyonu kendi ikbal ve geleceği için bu şekle getirenler kendilerinide kamufle etmiş oldular darbedeki asli gizli rollerini ve su altındaki çalışmalarını.
Bu stratejiyi iyi değerlendiren CUMHURBAŞKANI kurmay kadrosu darbe hareketi başladıktan sonra çeşitli muharebe taktikleri ve alan istihbaratı,elektronik teknik istihbaratı yanıltma ve karşı koyma taktiklerini uygulayarak ve mobil vasıtalar ve bir kaç uçak ve helikopter ile yer değiştirerek bu arada zinde ve güven duyulacak devlet yetkilileri ile temas kurularak bir plan geliştirildi.

Bu plan ilk önce sayın CUMHURBAŞKANININ telefon ile halka seslenip
 sokağa darbecilere karşı koymaya çağırması,çünkü sokağa çıkan halk
                              

 bir şekilde devletin zinde emniyet güçlerine kalkan olurken gerçek ORDU KOMUTA karargahınıda rahatlatıp onlarda birliklerine kışlalara dönerek ordaki FETÖ terör unsurlarını birlik içlerinde derdest ediyor bazı ÖZEL birliklerdede ŞEHİT ÖMER HALİS DEMİR gibi çatışarak darbeci komutanını vurarak ZEKAİ AKSAKAL paşa gibi ÖZEL HARP unsurlarını KOMUTA KONTROL altına alıp kalkışmaya karşı plan ve harekat geliştirip KALKIŞMANIN başarısızlığının önünü açmak.
                          

Büyük bir VAKA olarak tarihe geçicek 15 temmuz 2016 tarihindeki bu kalkışmanın içindeki olaylar daha yıllarca önünüze gelicek benimde daha detaylı yazmama gerek yok,sayfalar sığmaz.
Ama HALK en azından şunu unutmaz darbenin ertesi günü sayın CUMHURBAŞKANIMIZIN darbede yanlızdım kimse ile temas edemedim,demesi ve darbe ihbarını  ENİŞTEM den aldım MİT müsteşarımız sayın DR HAKAN FİDAN beyede sabah dört sularına kadar ulaşamadım demesi kamuoyuna mal olmuş açıklamalardır tüm medya televizyon kanallarından verilerek.
                                 

Peki burdan sormam lazım KGTM(KAMU GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞI) müsteşarı sayın MUHAMMET DERVİŞOĞLU beyefendinin darbe gecesi sayın CUMHURBAŞKANIMIZ ve harekat kurmayları ile bilgi akışı ve darbe oluşumu ile bilgilendirme ve yol açma veyahutta başka bir ülkeye taşınması konusundaki bilgilendirme ve ANKARA merkezli teması ve bu çalışmalardaki şahsi  operasyonel faliyeti nedir,bunuda ilerki zamanda öğreniriz umarım.
Bazı çıkıcak bilgilerden bakalım TÜRK MİLLETİ neler öğrenecektir.
Ama şunu unutmayalım komşumuz RUSYA FEDERASYONU bu darbenin ülkemizde önlenenmesi için büyük emek sarf ettiği çok belli olmuştur,darbenin bastırılması ve önlenmesindeki ÖNCELİKLİ İSTİHBARAT önlenen darbeden sonra BATILI terörist zihniyetli güçlerinin, RUSYA stratejik siyasal ve askeri korkusu.
                                

Burdan darbeden sonra geçen BİR YIL içinde darbenin stratejik gelişimi ülkemize ne getirdiği ile ilgili.
Ak parti lideri olarak bugün sahnede olan sayın CUMHURBAŞKANI milletin bu 15 temmuz zaferi ile kendi ideolojik düşünce ve sosyal,kültürel yapı içinde 1923 YILINDA ilan edilmiş CUMHURİYETİMİZİ bu darbe zaferini pisikolojik harp tekniklerini kullanarak adeta ikinci bir CUMHURİYET tezini doğrular şekle getirerek yeni bir yapılanmaya ve CUMHURİYETİN kurumlarında büyük değişikliklere giderek 15 temmuz kalkışmasını  bir KURTULUŞ HARBİ destanının önüne geçirerek adeta EFSANELEŞTİRİP ve çeşitli yapıtlarla sanatsal,sosyal alanda 15 temmuzu ve bu kalkışmayı önlemek için şehit olan yaralanan gazilerimizi ilahlaştırıp yeni CUMHURİYET içinde karşı devrim harekatına giriştiler.
                             

Bu pisikolojik taktik hareketleri 27 mayıs 1960 darbesini gerçekleştiren CUNTACILARDA yapmış öyleki 27 mayıs darbesi 1980 12 eylül darbesine kadar resmi bayram olarak kutlanmıştı.

                                

Ama ne oldu ideolojisi ve gerçekliği olmadığı içinde yıkıldı unutuldu gitti.
15 temmuz MİLLETİN ve onun gerçek CUMHURİYET KURUMLARININ içindeki zinde güçlerin büyük kahramanlığı olsa dahi netice itibari ile zaman içinde devlet otoritesininin içine sızmış ve musamma herkes tarafından gösterilmiş bir sevimli yapının canavara dönüşmesinden
Oluşan TERÖR ÖRGÜTÜ ve CASUSLUK şebekesine karşı yurt savunması.
Bu tip bir çarpışmayı KURTULUŞ HARBİ destanı ile eş tutmak yanlış olur
                                    

 doğru bir yönlendirme  olmayacağı  gibi bugünün iktidarının ERK olmadığı anda diğerleri gibi silinerek sadece MİLLETİN ve onun değerli 
                               

personellerinin bir KALKIŞMA ile mücadelesi olarak tarihe not düşülür.
Kurtuluş harbi esir düşmüş bir OSMANLI DEVLETİNİN o yıllarda dünya
                               


 çapında yetişmiş,ilerici bir ASKER KURMAY yapısı ve yine elit sosyalitesi yüksek sivil bürokrasi ve burjuva sınıfından oluşan bir şehirli yapı ile temelleri ve fikri düşüncesinin, vefakar ANADOLU halkı ile birleşmesinden çıkan dört beş yıldaki büyük bir mücadelenin galibiyet taşıyan  sonla tamamlanması ve adım adım devlet olma yolundayken birde devrimlerle ileri muassır medeniyeti yakalamış TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ kurulmuş ve inşa edilmiştir.

Onun içindirki hadiseleri yorumlarken daha akılcı yorumlamalar yaparsak ileri zamanda ülkemizi daha AYDINLIK günlere taşırız.
15 temmuz 2016 yılındaki bu kalkışmada şehit olmuş tüm MİLLETİMİZE ve onun kahraman görevlilerine ALLAHTAN RAHMET DİLERİM ,MEKANLARI CENNET OLSUN.
Tüm GAZİLERİMİZE acil şifa dileyerek hayatlarını 15 TEMMUZDA verdikleri mücadelenin ŞEREFİ ile mutlu ve mürefef geçirmelerini ALLAHTAN niyaz ederim.
                                   

TÜM MİLLETİMİZE tekrardan geçmiş olsun dileklerimi iletirim.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.