23 Mayıs 2018 Çarşamba

BÜYÜK ÇÖKÜŞ….!


                                    

Sevgili takipçilerim,hepinize hayırlı ve mutlu günler dilerim.
Malumu ülkemizin büyük bir sorunuda ekonomimizin buhran haline gelmiş durumu.
Peki nasıl buraya geldik,kendi kendine yeten bir ülke olan TÜRKİYE şu anda üretmeyen,ekmeyen,hayvan beslemeyen sadece son on beş yılda İNŞAAT sektörü ve altyapı çalışmaları üstünden dönen ve son virajda kitlenen bir ülke.

Türkiye aslında DÜNYANIN en zengin ülkeleri içinde olması gerekirken devamlı kırizlerle 1955 ten beri yaşayan bir ülke.
NEDEN:)
Çünkü kendi ülkemize kendi menfaatlerimiz için zarar veriyoruz.
DIŞ konjöktür yalanına sarılmak hemen, çok kolay.DIŞ GÜÇLER yapıyor,önlemini alsaydınız?
Sevgili arkadaşlarım yazdıklarımla aslında ülkenin yakın tarihini aydınlatıyorum.
Aslında bu kırizler ve ülkenin önünü kesecek hareketlerin sistemi daha 1923 yılında hemen LOZAN anlaşmasından sonra bugünlere gelecek şekilde planlayıp, çalışmayada başlamışlar.

İçimize ANGLOSAKSON ve SİYONİZİM öyle bir yerleşmişki sistem kusursuz işler adeta MAKİNAYA dönüşmüş.
Nasıl derseniz dededen,babadan ,oğula bizden olan MİLLİ ve ÇALIŞKAN konseptinde her ideoloji,siyasi kampların içinde yer bulmuş kimselerin bu maskeleri ile İHANET şebekesi çok geniş bir network ağına dönüşmüş durumda…

Gelelim şimdi ne olucak?
Sayın em.dnz.binb. EROL MÜTERCİMLER beyefendide bahsetti ben daha açık söylüyeceğim.

Birincisi bu kıriz  planı ülkemizde hazırlayanlar önce yaptıkları EKONOMİK birikimlerle kendi NETWORK ağlarını kurdular .Bu 2010 yılında MİT müsteşarı DR HAKAN FİDAN beyle başladı bu plan kendisi ve arkadaşlarının planı.

Olucak büyük KIRİZ anında kendilerini ve çevrelerini sağlam tutarak BÜYÜK ÇÖKÜŞ esnasında ayakta kalıcaklar.
Sonrası bu çöküşün TAMİRATINA başladıklarında işte o zaman SİYONİZİMİN isteklerini yerine getirecekler.
Nedir bu..?

1-Kıbrısta şu anda RUM tarafının sunduğu GUTERESTplanını kabul etmek.
2-SADAT başkanı sayın ADNAN TANRIVERDİ beyin daha evvel sunduğu 
                          

BAŞKANLIK sisteminden sonra kurulacak bölgelere göre FEDERASYON ile ayrılmamız ile GÜNEY DOĞU ve DOĞU ANADOLU bölgelerine ÖZERK CUMHURİYET statüsü verecekler.

Bu ana iki hadiseden sonraki ÜLKENİN geldiği durumu göreceğiz.
Türkler 1071 yılında girdikleri ve  sonrasında devletler kurdukları bu ANADOLU coğrafyasında TÜRK adı ile devlet kurabileceklermi tarihe not düşüyoruz.

İçimizdeki bu yapılanma dışarı networku ile bizi bu noktaya getirmelerindeki en büyük başarıları ülkemizin,sosyal,sınıfsal,ırksal,ekonomik,askeri analizlerini çok iyi yapmalarındandır.
1975 yılında başlayan YEŞİL KUŞAK projesi çerçevesinde ABD bizim içimizdede bu siyasal islam hareketine destek vererek hem ilerki yıllara önemli nesiller yetiştirdi.

Hemde siyasal islam ile ülkenin  kamplaşacağını ,ana bu konu üstünden plan yaparak bugüne bu şekilde bizleri getirdi.
APO yu neden bu zamana kadar beklettiğini zannediyorsunuz Anglo sakson ,siyonizmin?

Bu federasyon hadisesi uygulandığında NELSON MANDELA gibi ÖZERK CUMHURİYETİN başına koymak için:)

1878 yılında elimizden çıkan KIBRISA tekrardan çıkmak için 1955 ile 1974 yılları arasında tüm enerjimizi vermişken HAREKAT esnasında dönemin BAŞBAKANI merhum BÜLENT ECEVİT yüzünden  yapılan hatadan dolayı,bugüne kadar  adanın belirli kesmini uluslararası tanınmamazlık sütatüsü ile götürüyorduk.

Artık böyle bir EKONOMİK ve SİYASİ buhranda, tekrardan adayı kaybedeceğiz.
Arkadaşlarım işte İMZA attıramadıkları adamları tasviye edip yerlerine koydukları önüne gelene bakmadan İMZA atan şahıslar tercih edilince ülkenin parçalanmasıda,kaçınılmaz olur.

ANGLASAKSON SİYONİST çok çengel atar çok seni yanına çekmek ister.
1998 APO operasyonundan kısa bir müddet evvel KIBRIS ta  BP petrol yönetici kimlikli bir beyefendi ile oturdum dinledim ama hemen uzaklaştım.

1998 aralık ayında MİT müsteşarımız ve ekibinin şahsıma yaptıkları operasyondan sonra  herkese söyledim,bu bana yapılan VATANA İHANETTİR.

Daha sonra şu andada MİT eşi hanfendi ile görevde olan ERDOĞAN kod adlı arkadaşımız ve KENAN kod adlı arkadaşla beraber İngiliz konsolosluğuna çok yakın bir yer olan NEVİZADEDE KADİRİN yerinde içki içerken ERDOĞAN kod adlı arkadaşımızın İNGİLİZ istihbaratı ile yakın çalışmamı teklif etmeleri.

Ordaki lafım tarihi bir laf olmuştur kendilerine.
DERE GEÇERKEN AT DEĞİŞTİRİLMEZ…:)

Gelelim o günlerde çok konuşulan özellikle bu yazıcağımı MİT MALATYALILAR gurubu ile KARSLILAR gurubu iyi okusun.
Bir milyon dolar,bir milyon dolar diyordunuzya.
İşte bugün geldiğimiz noktada bu BİR MİLYON DOLAR beni tarihe VATANSEVER olarak geçirecek ,sizleri ne olarak geçirir önemli değil.
                                  

Ama ben o BİR MİLYON dolar ile tarihe geçtim,ilerdeki Kıbrıs ve Yunanistan anılarımda daha çok şey yazarım:)
                                    

Bir ülkenin KOZMİK o ülkeyi ayakta tutan en önemli kurumları yozlaşmış,içi çürümüşse o devletin çökmesini tahmin etmemek imkansız olur.
ESENLİKLER DİLERİM.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

20 Mayıs 2018 Pazar

YARASA GÖLGESİ…!


                                              

Sevgili takipçilerim iyi bir hafta sonu geçirdiğinizi umarım,önümüzdeki haftalar için size mutluluklar ve bolluk bereket olsun dileklerimi iletirim.
Arkadaşlarım MOSSAD (İSRAİL ASKERİ İSTİHBARATI) hakkında bugünlerde sayın CUMHURBAŞKANIMIZA suikast yapacak diye basın ve medyada haberler yer alıyor..
Tamamen palavra ve ülkemizde bu palavraları çok uzun yıllardır kamuoyunun önüne getiren HABER MERKEZLERİ var.
Bu tip palavra haberlerle kamuoyunda toplum üstünde belirli kişilikler için mağdur ve mazlum hadisesi üstünden puan toplayıcı etki yaratıyorlar ve zaman zaman bu şekilde, geçmişte çokta başarılı oldular.
MOSSAD veya X bir gelişmiş bir ülkenin istihbarat örgütü eğer başka bir devletin yöneticisine suikast düzenleyecek olsa veya yapsa bunu en az elli yıl ispatlayamazsınız.

Ancak elli yıl sonra çıkıcak bazı dökümanter bilgiler veya artık ölüm yaşına yaklaşmış bu konuda çalışmış kimselerin beyanı veyahutta biyografik yazı çalışmaları ile bu konular ortaya dökülür.
Hala ABD başkanı toprağı bol olsun JONH F. KENEDY suikasti 1963 yılından beri çözülemedi.

1981 yılında MISIRDA ENVER SEDAT suikasti ve bizde 1988 yılında 
                              

dönemin BAŞBAKANI merhum TURGUT ÖZAL yapılan başarısız suikatin bile şifreleri bilinsede hiçbir zaman kamuoyuna, sayın ÖZAL yaralı kurtulduğu halde kendiside dahil, konunun arkasında nasıl bir örgüt var açıklayamadı.

Yazılarımdan ilgili ilgisizi rahatsız olan insanlar ve kurumsal yapılar var.
Arkadaşlarım ben çok uzun yıllardır DEFANS(SAVUNMA) yaparak yaşamak zorunda kaldım.
Mağdurluğun bir gerçekten olanı vardır,birde MAĞDUR ve MAZLUMU oynayarak kendine bu ajitasyon üstünden yer edinip sonra ZALİM ve HAİN konumuna geçen insanlar ve guruplar vardır.
Hayatında ülkesi için veyahut kendisi için tehlikeye girmemiş havadan bir çay sohbeti ile ULUSLARARASINDA SERVET sahibi olmak isteyen çevreler maalesef rahatsız.

Haklılarda sistem böyle gitmiş şimdiye kadar alışmışlar İSVİÇRE de başkası adına yaşayıp tatil yapmaya..

Bakın arkadaşlarım hayatımın uzun zamanı çarpışma ve stres ile geçti,bu arada mecburen çamura battık ama bu çamurlar yıllar sonra bir TABLOYA dönüşüyor.

Ülkemiz yıllar evvel nereye gitmeye başlamışsa artık bitiş istasyonuna çok yaklaştı.Bu istasyon maalesef ülkemizin ve devletimizin bitişi olarak sonlanabilir.

Şimdi aşağıya bir tane  1997 yılından bir belge koyucam,bu belgede adı geçen dostum ile daha sonra 2001 yılının mart ayında tekrar barıştık.
Aramızda şu anda hiçbir husumet yoktur zaten çok eski dostluğumuz olan bir ağbimdi.                     (orjinal belge)

Kendisi ile yeniden barışmamız yine acılı bir olayda insani görevimiz olan,ortak bir dostumuzun ortadan kaybolması ile oluştu.
Daha sonra bu arkadaşımızı hunharca öldürülmüş bir şekilde GAZİOSMANPAŞADA bir yerde bulundu.
Adı ALİ.R.İDRİSOĞLU idi.
Bu hadiseden birkaç gün sonra uzun yıllardır görüşmediğim bir büyüğüm ANKARA dan ziyaret etti.
Fakat geçmişten gelen kendisinin bana karşı bir kırgınlığı vardı,biraz sohbet ettik fakat sitem ederek kalktı ve gitti.
O günler ALİ GAFFAR OKKAN suikasti ve ALİ İDRİSOĞLU hadisesi arka arkaya geldiği günler,üstümde büyük bir baskı var.
                            

Bu baskıyı dağıtamıyorum,akşam saatlerinde alkol almaya başladım ve yardımcım rahmetli İSMAİL kardeşime ADİL SERDAR ŞAÇAN beyin başında olduğu organize şuçlar şubesini aramasını istedim.
Aradı ve telefonu bana verdi,biraz sinkaflı küfür ederek beni alamıyacakları yönünde söylem geliştirdim.
Telefondaki komiser arkadaş delimisin kardeşim diyince daha ağar küfürler ettim.

Sordu nerdesin burdayım gelin,bekle geliyoruz dediler.
Geldiler kimliğimi aldılar senmiydin dediler evet dedim,kapalı bir münübüse alıp yolda konuşmaya başladık.
Anlattım başım belada beni yedeğinizde tutun ve zabıt tutarak gözaltına alın.
Beyoğlu ekipler amirliğine getirdiler zabıt tutular ve nezarete koydular.
Sabahta aynı zabıtla serbest bıraktılar.
24 ağustos 2001 günü sayın ADİL SERDAR SAÇAN beyin önemli bir ekibi önemli bir operasyonu benim yanımdan yaparak onuda tarihe not düştüm.
Anlatmak istediğim bu büyük bir hadisenin içinde devamlı kendimi ve ailemi ayakta tutup yere sağlam basarak yeri gelirse kirlenmeyi göze alarak TEK BAŞIMA YALNIZ yoluma devam ettim…

Bu aşağıdaki belge niteliğindeki hadise o günlerde dışardan etki eden adı MİLLİ olan bir gurubun, bu dostum üstünde kurdukları baskı ile beni yanlışa götürmek istemeleri sonunda gelişen olaylar zincirinin tozlu raflarda kalmış siuleti.
 Bu evrak üstündeki tarihten ancak on dört ay sonra APO operasyonundan bir ay evvel içinde yakın akrabalarımın bulunduğu bir TÜRKİYE DERİN gurubu tarafından ve SEFERBERLİK yapısının tam kadro çalıştırılması ile başarıya ulaşabildiler.
Onlar başarıya ulaştılar ama ülkemin o günden bugüne ve yakın gelecekte hüsranla sonlanacak günleri,bu şekilde başlamış oldu.
Hırsızlık yapanların  kimi, karnını doyurmak için yapar,kimileride ÇETELEŞİP ülkeyi içerden ve dışardan bölmek için?
Kanuna ve DEVLET SIRLARINA saygı duyarak koyduğum belge ve fotoğraflar ve dökümanter bilgilerin hepsi ülkemin kamu kuruluşlarından arşiv halinde anında çıkıcak durumdadır.
İspatını yapamıyacağım bir şeyi yazmadım insan yaşam formlarınada saygım sonsuzdur.

Çocukken HANSEL ve GRATEL kardeşleri okumak ile ne kadar iyi
                                      

 yaptığımı düşünüyorum  çocuk romanının içindeki bilgi sadece çocukluk ile kalmıyor büyüyüncede aynı işlevi fikri olarak görüyor.
Birde HEİDİ yi görsek:)

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

17 Mayıs 2018 Perşembe

TÜRKİYE GERÇEKLERİ..KONYALI-2


                                  

Sevgili takipçilerim bu mübarek ramazan ayında sahur saatlerinde okursunuz diye,hızlı ve sıralı yazmak istiyorum.
Sakin SAHUR gecelerinde seven takipçilerimin ufku açılsın ve ülkemiz nasıl DERİN TEHDİT ve TEHLİKE altında anlaşılsın.
Hemde bazı belge niteliğindeki evrak,fotoğraf vs materyalleri koyalımki sizlere yıllarca nasıl tehdit altında olduğumu hemde ülkenin bekasının nasıl zorda olduğunu anlatmak istiyorum.
Çünkü vakitte daralıyor,maalesef YURDUMUN insanı KURTLAR VADİSİNİ seyrederken herşeyi hızlı anlıyor fakat biz gerçeğini yazdıkmı zorlanıyor.
Evet gelelim kısa konuya ilerde bu konunun uzun detaylarınıda vericem.Hatta ALMANYA ve İSVİÇRE gibi ülkelere sarkan ve oraların GİZLİ SERVİSLERİNİN buraya istanbula gelmelerine neden olan olaylar zincirine.
Gerilim yüksek 2004 senesinin sonları anladımki şahsıma bir operasyon yapılacak etrafım boşaltıldı,ofisteki personelde bir korku çekingenlik geldi ve en sonunda bir gün ofise gittimki pazartesi sabahı kimse yok,ofis tertemiz cumartesiden temizlenmiş fakat personel yok.
İki kişiye hiçbir şekilde ulaşamıyorum,anladım aldığım istihbarat doğru.
Akşam saatlerinde eski bir harbiye ayrılması ağbiside önemli bir subay arkadaşım ÇERKEZ TURGAY ve yine SİVİL SAVUNMADAN S.Ş isimli arkadaşım geldi,S.Ş elinde posta kutumdan aldığı bir mektup var.Beş altı ay evvel askere giden yine HEMŞERİM KONYALI bir elemanıma mektup atılmış.

Mektubu bana verdi,arkadaş mektubu açmadan evvel mektubun üstünü baktım şüpheli geldi,adres bilgileri ve PULUN mektuba yapıştırılış şekli.
POSTACI kökenli bir aileden geldiğim için konu uzmanlık alanıma girer.
Kimsenin mektubunu açmam ama bu ACİL DURUM mektubu açtım,ve okudum.

Hemen hızlı düşündüm,şahsıma karşı bir KİRLİ bir  ASKERİ OPERASYONUN yapılacağını anladım.
Yanımdakilere sorduğumda önemli bir şey olmadığını söylediler ama ben aksine,içimden bunun ciddi bir OPERASYON olduğunu,4 temmuz 2003 hadisesinden sonra gelişen olaylarda bu tip bir hadise ile karşılaşıcağımı ,ABD gelen eski dostum FBI yetkilisi VAN kökenli Ö.M.K dostumdan algılamıştım.
Şahsıma yapılacak KONTRA OPERASYON dan kurtulabilmek için hemen kendi planımı yaptım.

Faks başına geçerek MANAVGAT ilçe jandarma komutanlığını arayarak ER.İSMAİL.Ç sordum yok izinde dediler.
Komutanınız kim dedim JANDARMA İLÇE KOMUTANI vekaleten ARSLAN KULAKSIZ üstteğmenimiz dediler.Bağlarmısınız dedim şu anda dışarda sabah makamında olucağını bildirdiler.
Sabaha vaktim yok,FAX numarasını istedim OPERATÖR asker verdi elimdeki mektubu hemen FAX ile yolladım,operatöre tembih ettim sabah bu mektubu komutanının önüne koymasını.
                                               (ORGİNAL MEKTUP)

Sabah telefonun çaldı şimdi ŞEHİT olan ARSLAN KULAKSIZ üstteğmen o zaman,konuyu konuşmaya başladık.
                                                (ORGİNAL MEKTUP ZARFI)

Arslan üstteğmen benim konuşmamdan samimiyetimi anladı ve dediki demekki bize gelen tüm bilgiler yönlendirmeli,bize seni farklı anlatılar.Ne dediler dedim RUSYA ile TÜRKİYENİN yakınlaşmasını sağlamak için ABD karşı komplo operasyon yaptırdın.
Dedim bunu sizlere kim anlatmışsa asıl onlar bu komployu kuranlar ARSLAN üsteğmenim dedim.
Beklemede ol ANTALYA ve ANKARA karargahı arıyorum bilgilendirip sana dönücem.

Döndü dediki İSMAİL kayıp elimizden kaçırdılar,ARAS bey..?
Arkadaşlar bu minvalde çok sitresli zaman süreci başladı.
Bu hadiselerden dört ay sonra İSMAİL.Ç intahar ederek KONYADA yaşamına son verdi…
Şehit ARSLAN KULAKSIZ RİZE İL JANDARMA ALAY KOMUTANLIĞINDAN sonra BİNBAŞI olarak gittiği, MUŞ MALAZGİRT ilçe jandarma komutanı iken HAİN ALÇAKLAR tarafından ŞEHİT edildi…

Tüm bu hadiseler sürerken anladımki bu OPERASYONA dönemin BAŞBAKANININ,GENELKURMAY BAŞKANININ ve MİT MÜSTEŞARININ bilgisi ve imzası olmadan yapılmasının imkansız olduğunu.
                                      

Daha sonraki zamanda,  MİT ASYA dairesinin vekaleten başkanı olan merhum KAŞİF KOZİNOĞLU beyden çıkan ve sonrası meçhul olan 2005 İÇ GÜVENLİK harekat planı kamuoyuna yansıması ile,ne kadar isabetli düşündüğümü anladım.

HAYIRLI İFTARLAR.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


16 Mayıs 2018 Çarşamba

TÜRKİYE GERÇEKLERİ..KONYALI ARAS..!


                           

Sevgili dostlarım mübarek RAMAZAN ayınızı kutlarım,umarım rahat,huzurlu ve bereketli bir ramazan ayın geçirir ve bunu mutlu bir BAYRAM ile sonlandırırsınız.
Yazımın başlangıcı TÜRKİYE GERÇEKLERİ fakat bunun ülkemizdeki patenti sayın MUSTAFA SELANİK beyin,bunuda burdan bildirelimki fikir hırsızlığı yapmadığımız anlaşılsın.
Dostlarım zaman zaman bir konu son sekiz yılda kulağıma gelir,ismimide kullanamazlar , diyorlarki kardeşim tamam herşey komplo anladıkta adamdan (O BEN) ruhsatsız tabanca çıkmış:)?
Tabi haksızlık ve uzun yıllara dönük suç olgusu ile yoğrulmuş ülkemin derin yapısının bir gurubu,kendine göre sıkıntı anında böyle komik savunmalar geliştiriyor çeşitli mabedlerde..
Anlayışla karşılamak lazım canlı yaşadık cami ile okul arasındaki yetişmiş kimselerin bu tip dünyalarda kafaları çok kısıtlı bir şekilde hadiselere bakış açısı var.

Tabi biz ŞÖVALYE ruhunu benimseyen hocaların ve öğretmenlerin tedrisatından geçtiğimiz için,biz bu tip konuların lafını bile etmeyiz.
2009 senesi ağır hastayım apartmanımızı yöneticisi çokta eski bir dostumuz aile, yüksek miktarda faiş bir fiat onarım masrafı çıkarttı.
Adı Osman.N.Ö beyefendi,o dönemde hastayım başka bir yerde oturuyorum bu konudan sıkıntı duyunca münakaşa çıktı bende mesaj attım.
Gitmiş karakola beni şikayet etmiş,yakın arkadaşıda İSTANBUL MİT bölge başkanı,İsmail.N…!
Karakoldan aradılar hasta hasta zor yürüyorum gittim,evrak memuru arkadaş APARTMAN hizmetlisi halil beyin ve benim ifademi aldı.
Sonrada bana dediki sende bir silah varmış getirip bize teslim edeceksin.
Bende bir silah yok,bende size teslim edecekte bir silah yok.
Evrak memuru arkadaş evin için arama çıkartırım dedi,nasıl isterseniz görevinizi yapın dedim..
Daha sonra bu beyefendi kendiliğinden davasını çekti,bende parasını ödedim ama yine her zamanki gibi ben haklı çıktım,bu onarımdan dolayı apartmanla,taşoron firma arasında fiat açısından problem çıktı..
Arkadaşlar bizler ufak tefek bu tip olaylara güleriz,tüm MİT ve TSK ve EMNİYET camiasındaki, arkadaşlarım benim bu silahı yıllardan beri kullandığımı taşıdığımı tarihi bir hatırası olduğunu bilir.
Bir çok yere beraber giderken ben bu silahı taşımışımdır.
Normalde bizim gibi insanlara ABD ve muadili ülkelerde TANK edinme ruhsatı bile veriyorlar ama biz memleketimizde ÇAKI taşıyamayız.
                                       (ORJİNAL ZABIT)

Milli kurumların torbacıları eskiden beri torbacılık vazifelerini ve yalakalıklarını  ideal yerine getirdikleri için onların silah taşımasından kimse sıkıntı duymaz.
Nasıl olsa en fazla kendine kullanır,bize kullanamaz düşüncesi ile onların silah taşımasında bir sıkıntı duymuyorlar.
Örneklerini maalesef yaşayarak gördük..?

Gelelim bizim silahın DERİN tarihine onun anlatalımda RUHSATSIZ silah neymiş,nerden gelir,MİLLİ tarihimizle ilişkisi nedir ondan bahsedelim, kimse DEDİKODULU ortamlara lüzum görmesin.
1960 lı yılların sonlarına doğru merhum SÜLEYMAN DEMİREL başbakanlığında örtülü operasyon kararı alınarak,SEFERBERLİK sisteminde bir hücre yapılanmaya gidilmesini,TSK ve KIBRIS TMT(TÜRK 
                                     

MÜCAHİT TEŞKİLATI) ihtiyacı olan elde bulunmayan malzemelerin ÖRTÜLÜ OPERASYONLARLA tedarik edilmesine karar veriliyor.
                             

O dönemde kurulan birkaç hücre ile bu hücrenin ABD ve AVRUPA da organizasyon gücü olan ve 1983 yılında TÜRKİYE BARONU olan kişi
                                      

 babam ve bazı arkadaşları ile çalışmalar başlatılıyor ve özellikle MAKİNA,MOBİLYA türevi konçimentolarla BELÇİKA üst kabul edilerek tedarik edilen malzemeler ülkemize bir kısmıda bizim üstümüzden teknelerle KIBRIS MUKAVEMET TEŞKİLATINA ulaştırılıyor.

Bu operasyonlar tamamen başarı ile sonlandırıldıktan sonra 28 tümen ankara,39 tümen adana ilimizde konuşlu KIBRIS barış harekatının ana unsuru iki tümeni ve hala KIBRIS adamızda konuşlu bulunan birliklere G-1 piyade tüfekleri bu plan ve harekat ile getittiriliyor.

Bugünde bu tümenlerin ANKARA ve ADANA ilimizde bulunan ana karargah depolarına gittiğinizde,çok sağlıklı bir şekilde depolarda muhafaza edildiklerini göreceksinizdir.
Ben ANKARA MAMAK MUHABERE OKULUN da  depoya, silah teslim almaya indiğimde karşılaştığım manzara üstüne güldüm,ARAS dedim doğru yerdeyiz, VATAN toprağındayız.
Kurtlar vadisi dizisine konu olan BARONUN orda, ASLAN beye söylediği,ASLAN bey senin anlatacakların varsa bizimde bu ülkeye hizmetimiz var konusu işte budur.

1969 yılında bu BARONUN KIBRIS için yaptığı uluslararasındaki bu organize faliyeti ve KIBRISTA bulunması hepsi doğrudur.
                                 

O dönemde getirilen kalemlerden biri olan G-1 piyade tüfekleri BELÇİKA DEVLET SİLAH(fabrique nationale d'armes de guerre herstal-belgique) şirketi tarafından üretilen bir piyade tüfeği.
Zapta konulan resmi tabancam ile aynı fabrika.Hikayeside bu teçhizatlar getirilirken bu çalışmalardan sonra BARON olan kişi bir sandık bu silah şirketinin tabancalarından getirterek,bu konuda faaliyet gösteren tüm hücre yapısı kişilere birer adet hediye etmiş.
Bu hediyeyi alanlardan biride benim BABAM.Bu sözü edilen tabancada bu tabanca:)

Resmini koyucağım merhum RAUF DENKTAŞ beyin  merhum oğlu RAİF DENKTAŞ beyin mukavemet teşkilatında görev esnasındaki zimmetli silahıda işte BELÇİKA  dan getittirilen bu G-1 piyade tüfeği.
                              (MERHUM RAİF DENKTAŞ MEVZİDE)

Bu tüfekleri daha sonra 1979 senesinde sıkıyönetim ilanı ile tüm ülke genelinde karakollara birer adet olarak ve yanlarına ikişer adet STEN makinalı tabanca verilerek karakollarımızın ateş gücü o dönemlerde artırıldı.

Arada bir işlerine gelmediğimiz kimselerin isnat ettiklei şuç tabanca bu,sahada savaş alanında geçek bir otuzbeş yıllık zaman diliminde bir tabancanın konusunu edenlerin yaptıklarını bir bilse vatandaş.
                                    

Bu işleri beceremiyen yurdumun ihanet şebekesi olmuş kimselerin MİT tırlarını otabanlarda önünü kestirmesi,personeli sanki RUM MİLLİ MUHAFIZ ordusu gibi yerlerde sürümesi ve bunları dünyaya duyuranlar…
 Yanlış insanları kayırıp başkalarının önünü kestiğiniz müddetçe bu işlerden başınız çok ağrıyacak.

İsviçrede,Almanyada son yıllarda yaptığınız ETİK olmayan dünya sistemine ters düşen işler sizlere ve sizin yüzünüzden millete fatura edilebilecek?

Bu yazıyı cevap niteliğinde yazıyorum,ramazan ayımızın içinde sizlere yine SİYONİZİM ve onların işbilikçileri hakkında yazılarımı yazıcam.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

BÜYÜK ÇÖKÜŞ….!

                                     Sevgili takipçilerim,hepinize hayırlı ve mutlu günler dilerim. Malumu ülkemizin büyük bir soru...