24 Haziran 2017 Cumartesi

ESKİ BAYRAMLAR MÜZELİK MACERALAR.

                       

Sevgili dostlarım ve yazılarımı  takip eden okuyucularım,hepinizin mübarek RAMAZAN BAYRAMINIZI kutlar;mutlu,huzurlu,eğlenceli bir bayram geçirmenizi dilerim,daha nice bayramlarda beraber olmak ümidi
İle eski bayramlarda neler yapardık biraz anlatmak istiyorum.
1970 li yılların başında hep anlatılan bayramlaşmak için büyüklerin eli öpülür,büyüklerimiz çocuklara şeker,mendil ve para verirlerdi.
Biz ailecek az insan ve akraba ile görüştüğümüz için bu işten ben pek ekmek yiyemem arkadaşlarım gibi bizim EKMEK babamla,annemden gelir birde rahmetlik BABAANNEM bizi görürse bayram sonraları çok bonkördü, ekmeğin büyüğünü ondan yerdik.

Allah rahmet eylesin babaannem indirme yaptı mı bir MAVİ 500 tl indirir rahmetlik babam bile istersen birazını ver sana çok fazla o diye takılırdı.))
Babamdan annemden de beyaz yüz liraları kaptım mı ilk önce bayramın öğleden sonrası doğru semtin top sahasına gider eğlenmek için getirilen AT lara binerim arada limonata içer gofret yerim.
                                            

Tabi en büyük ikinci hastalığım TORPİL ve BİLUMUM patlayıcıları patlatmak.
Çok hastasıydım zaten bizim BUBİ TUZAKLARI ile SABOTAJ TAHRİP eğitimlerimizin ilk ayağı  çocukken bu bayram günlerinde başlangıç yapmıştır.))

Mesela kuruyemişçiye en çok iş yaptığı bayram arifesinde PİSLİK bombası dediğimiz ASİT AMPÜLÜ atıp kaçmak.
Mahallenin hizmetlilerinin kağıt oynadıkları kahvenin içine torpilleri dörtlü,beşli birleştirip tek bir bomba halinde atmak şiddeti yüksek olsun diye,yani anlayacağınız BAYRAM mahalleliye zehir.
                                  

Tabi bayramın ikinci üçüncü günleri bir yakın akrabamız var KUMKAPI KADIRGA mahallesinde ailece oraya gideriz.
                                       

Akrabamızın evi CİNCİ MEYDANINA bakar,rahmetli babam ve akrabamız erken RAKI masasını kurarlar hanımlar bayram dedikodu muhabbetine geçer bende eğer CUKKA kalmışsa son ZULAYI akşam olana kadar geniş CİNCİ meydanındaki AT ların üstünde geçiririm.
                                   

Cukka kalmamışsa rahmetli babama gider baba ZULA patladı derim,güler çok yedin der,cebinden çıkartır biraz daha takviye yapar ben yine doğru AT ların üstüne çıkar döner tur atar dururum.
Tabi deplastmanda yabancı semte olduğumuz için PATLAYICI ve türevleri ile ilgilenmiyorum başımıza iş almayalım mahallenin çoluğunun çocuğunun huyunu bilmiyoruz madara olmayalım MAKASA gelmeyelim.
Sadece parası ile AT lara binip dolaşıyorum..
                             

Cinci meydanı çocukluğumdaki bayramlarda en eğlenceli alan ve KADIRGA çok güzel bir semti.
                          

Kısa kısa anılardan geçiyorum ALLAH izin verirse diğer bayramlara da yazacağımız olaylar kalsın.
Ama bu patlayıcı merakı bende gençliğimde de devam etti.Bir gün arabayı çarşıya çekmişim semte arkadaşlarla lak,lak yapıyoruz arife günü bir baktım çocuklar torpil alıyor TATLIYIZYA bizim YANİ ağbiye dedim bir kutuda bana ver.

Baktı yüzüme dedi hala uslanmadın ver  ağabey ver dedim.Gülüyor araba ile giderken camdan tanıdıkların ayağına atıyorum.))
Neyse akşam saati oldu bayramın üçüncü günü bizim lokalin bar Amerikanında oturuyoruz  sekiz on kişiyiz arkamız kafeterya full bayram olduğu için dolu bayan erkek masalarda kahkahalarla sohbet nasıl bir yoğun gürültü çok etkileyici.
İşte bana ne olduysa o anda oldu barda otururken ilk elimde FİTİLİ yanan torpili BARMEN gördü kendini kapalı odaya fırlattı arkasından arkadaşlarım gördü onlar geriye fırladılar ve ben torpili barmenin bulunduğu yere attım.))

Bir büyük patlama ortalık darma duman toplumu yeniden eski haline getirmek biraz zor oldu ama biraz zaman sonra yeniden ortam düzeldi.
Bazı bayanlar çok sonra o günü anlatırken gülerek çok enteresan başlarına insani olaylar gelmiş, anlattılar çok gülmüştük.
                                 

Evet arkadaşlarım işte bayramlarımız bu örneklemelerle geçerdi birde hadiselerin bayram sonrası var.
Bu bayram sonrası olan hadiselerden birini anlatayım ve bu bayramlaşma tadındaki yazımı bitireyim.
Bu anlatacağım hadiseler kesinlikle özendirici olsun diye yazmıyorum aksine yaşadığımız hadiseleri kötü örnek olarak görün ve iyi olmuş olarak düşünmeyin sadece kötü hadiselerin içindeki TRAJİ komik olaylara tebessüm eder biraz gülersiniz.
Tabi bu olaylar tamamen gerçek adli kayıtlarda olan olaylar.
Yıl 1984 senesi semtin tavernasında gurup halinde bir masada alkol alıyoruz, o gün büyük bir düğün var yabancı semt dışından birilerinin çok kalabalık düğün.

Erken sıkıldık arkadaşlar kalkalım hava açık güzel caddede takılalım arabaların başında alkole devam edelim.
Kalktık caddeye çektik arabaları bir baktık karşı apartmanda oturan şimdi rahmetli KUMKAPILI BOKSÖR NEJAT ağabey geliyor.
Geldi kafası çok güzel morali bozuk 12 eylül olunca GÜMRÜK KIRALI BOKSÖR NEJAT yılların adamı KENAN paşanın gazabına uğradı yine bir ALPARSLAN ağabeyimizle birlikte gümrüklerden yaptıkları SERVETLERİ kül oldu gitti.

Bu adamlar 12 Eylül 1980 öncesi para destelerine futbol topu muamelesi yapıp birbirlerine ve yancılarına şut çekiyorlar.
Neyse bizim vazifemiz düşkünün yanında olmak NEJAT baba nasılsın dedik iyiyim dedi verelim mi MAZOTTAN dedik verin dedi doldurduk kadehini laflıyoruz sohbet ediyoruz.
İşte ne olduysa o anda oldu,tavernadan çıkan DÜĞÜN ALAYI arabalarla ve kornalarla geliyor bize yaklaştığında rahmetli NEJAT ağabey espri olsun diye yola çıktı HAZRETİ İSA gibi ellerini açtı ve yolun ortasında durdu.
                               

Başta gelen düğün aracı son surat hiç durmadan bizim NEJAT ağbiye bir vurdu altına aldı gördüğümüz Nejat ağabeyin kafası 34 NEJAT 001 durumunda.
Hemen ilk RAMBO TURAN,ARAP HALİT,KİNG KONG MUSTAFA ve ben arkadanda bilumum arkadaş,dost akraba gelerek ilk NEJAT babayı yerden çıkarttık onu çıkartanlar onla ilgilenirken üstümüze boşalan atletik yapılı düğün davetlileri,yakınları ve akrabaları ile JACKİE CHAN filmlerini andıran bir ciddi anlamda kavga başladı.
                                       

Tabi kavga sürdükçe deplasmanda olan düğün tarafı,yüksek seviyeli hasar alıyor o esnada düğün arabasının ön camdan içine uçan tekmeyle giren RAMBO TURAN araçta camın patlaması ile gelin hanımın, ağar yara almasına sebep oluyor.
Kızcağızı arabadan indirdiklerinde beyaz gelinlik kıpkırmızı gece elbisesine dönmüştü
.
Tabi her kavgadaki olağan son durum takviyeli güvenlik güçleri gelerek çember içinde herkesi gözaltına almaları yalnız biz ikimiz ilk defa KİNGKONG MUSTAFA ile kırişi olay yerinden sezdirmeden kırdık ve ÇINAR OTELİ istikametine ilerliyoruz.

King kong kardeşim 1.95 boylarında kavgada yine tam onların evinin karşısında oldu.
Onunla aramızdaki konuşma OTELİN girişindeki diskoya gideceğiz,girişteki pastaneden telefon edeceğiz ANNESİNE, biraz diskoda bir iki duble içeceğiz o SARIYER E babaannesine gidecek, ben havalimanından ANKARAYA gideceğim,anlaştık.

Zaten otelin bölgesine geçtik mi köy sınırını aşmış oluyoruz başka mülki amirliğin bölgesine geçmiş oluyoruz o yıllarda önemli onlar koordinasyon yapana kadar istihbar etseler de biz o zaman zarfında çoktan yürürüz.
Soluk soluğa otele geldik kapıdan girdik tabi karanlık ve loş ortam maalesef o yıllarda LENS kullanımı şimdiki gibi değil, fakat KİNKONG kardeşimin gözleri ileri derecede astimat, gözlük o yıllarda kola şişesinin dibi gibi camı.

İşte pastaneden içeri telefona geldiğimizde ben fark ettim telefonun arkasında polisler oturuyor, KİNG KONG dedim ama anlamadı.
Hemen uzaklaştım o telefon ediyor ve şöyle diyor annesine.
Anne hadise çıktı görmüşündür olay büyük ben Sarıyere geçiyorum babaanneme polisler gelirse yok dersin tamam mı.
Duvarın arkasından kesiyorum KİNKONG beni loşta arıyor ama göremiyor fakat sonunda arkasında ayakta üç polis memuru arkadaşla kafa kafaya kaldı.

Polis arkadaşlar KİNG KONG MUSTAFA ya şöyle demişler. KİNG kardeşimiz adaletten ve kanundan kaçarsan suçlu duruma düşersin gel biz seni adaletin şevkatli kucağına teslim edelim.
Ve onu aldılar gittiler ben oradan ilk taksi ile havalimanına sabah ilk uçak ile ANKARA ya hareket ettim.
İlk defa yakayı ele vermedim.
Bizim ekip Karakolu da karıştırmış 48 saat gözaltında kalmışlar,emniyet camiasını protesto etmek için nezarette halay çekmişler devamlı.
                                

İşin daha kötüsü de  yaralı olan gelin ve damat davacı olunca tüm yakınları ve akrabaları ile damadın mesleğini de öğrenmişler.
Damadmız İSTANBUL ilinin MÜZELER müdürüymüş!
Arkadaşlarımız bayağı birkaç sene mahkemelerde bu işle uğraştılar o zamanlar.
Arada bir arkadaşlar diyordu rahmetli BOKSÖR NEJAT ağabeyinin kafayı araba plakası ile beraber görünce KAN BEYNİMİZE sıçradı.
Bu sebeple rahmetlik olmuş KADIRGALI BOKSÖR NEJAT Bey’ide bu bayramda anmış olduk mekanı cennet olsun nurlarda yatsın belki bir DUA edeni yoktur sizler ederseniz sevaba da girersiniz sevgili okuyucularım.
Tekrardan herkesin RAMAZAN BAYRAMINI KUTLARIM.
DR:)

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


18 Haziran 2017 Pazar

TANRIMIZA HAMD OLSUN.

                                           

Sevgili takipçilerim hepinize tekrar hayırlı ramazanlar diler mutlu bir bayram geçirmenizi temenni ederim.
Tabi yazımın başlığı erkek olan okuyucularımın hemen anımsıyacağı bir yazı başlığı.
Nedir bu? ASKER YEMEK DUASI.
TANRIMIZA HAMD OLSUN
ORDU MİLLET VAR OLSUN
DİKKAT çekilir,komutan emri beklenir.
KOMUTAN AFİYET OLSUN komutu verdikten sonra
ASKER SAĞOL tekmili ile yemeğine başlar.
Şimdi arkadaşlar en son dün 17 haziran cumartesi günü MANİSA ilimizdeki acemi er eğitim merkezlerimizde bu ay içinde dördüncü yemeklerden dolayı çok geniş çaplı bazıları yaşamların son bulması ile biten ölümlü zehirlenme hadisesi gerçekleşince tüm TÜRKİYE gibi benimde tansiyonum bir milyon oldu, maalesef halada öyle yazı yazmayı düşünmüyordum ama bu olaydan dolayı bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.
                        

Arkadaşlar uzun yıllar askerliğim öncesi sonrası ve askerlik görevimi yerine getirirken SİLAHLI KUVVETLERDEer,erbaş,subay,astsubay arkadaşlarımızla çok çeşitli birliklerde yemek yedim ALLAH RAZI OLSUN.
1987 yılında ANKARA MAMAK MUHABERE OKUL KOMUTANLIĞI EĞİTİM ALAYINDA, şimdiki (MEBS) kısa dönem askerlik vazifemizi
yerine getirirken tabiki mutfak görevindede bulunduk.
                                      

Okulun küçük bir fabrika büyüklüğündeki modern profosyonel ahçılar eşliğinde subay ve astsubayların komutanlığında işleyen MUTFAĞINDA üretilen yemekler günde beşbin beş yüz personele üç öğün olmak sureti ile yemek çıkartıyordu.
Kahvaltı hariç öğlen ve akşam yemekleri üç kap olmak sureti ile bu yemeklerin tüm başlangıç ana yemeklerinde KOYUN ETİ veya KIYMASI bulunmakta bazı dönemler direk haşlama veya tandır olarak er ve erbaşa sunum yapılmakta ikinci yemek olarak ek pilav,makarna ve diğer benzer tamamlayıcı yemek ve tatlı olarak,helva çeşitleri,komposto ve taze meyva olarak sunum yapılmaktaydı.

Anadoludan gelen bir çok arkadaşmla konuşurken bana sözleri ZEKİ kardeşim inan evde biz bu yemekleri yiyemeyiz diye kaşığı zevkle tabaklarına vururlardı.
Bunun en büyük sebebi OKUL KOMUTANIMIZ hayatta ise ALLAH UZUN ÖMÜR versin em.TÜMGENERAL ZAFER BOZKURT paşaydı.
                            

Muhabere okulunun tüm yürüyüş alanlarındaki sözlerden biride şuydu.
ORDULAR MİDELERİ İLE YÜRÜRLER!
                                

ZAFER BOZKURT paşa her sabah makamına girmeden evvel ALAY MUTFAĞINA gelir denetlemesini yapar ordan karargaha geçerdi.
Bazen sabah erken beş buçuk altı saatlerinde ani baskın yapar elinde asası ile eğer bir hatalı eksik gedik bir giden olay varsa mutfak hijyen durumunda bozuk bir hadise varsa subay ve astsubaylar er,erbaş yanmış paşamız çokta güzel bir uslup lisanı vardı ASASIDA iyi çalışırdı,ama mutfak düzeni çok güzel ve o her sabah gelebilir korkusu sistemi saat gibi çalıştırıyordu.

Bir gün öğlen eğitimden dönüp yemek için bölük yemekhanesine indiğimizde yemeğin normalde 11.30 sularında gelmesi gerekirken gelmediğini gördük.Başladık beklemeye yemek bir saat gecikme ile gelmiş.

Nedeni ALAY MUTFAĞINDAN çıkan yemek labaratura gittiğinde 2800 kalori çıkması gerekli olan yemekler 2300 kalori çıkmış.
Labaratuarı direk kendine bağlamış olan ZAFER paşa kendisine öğlen yemeği için verilen değerlerin kalori olarak düzeyi düşük olunca sinirlenerek ve o meşhur lugatını kullanarak YEMEĞİ dökün emri veriyor ve bir saat içinde ALAYA yeni yemek çıkmazsa ağır yaptırımım olur diyor.
Bir saat içinde çıkan yemek 2800 kalorinin üstünde test edilmiş bir biçimde olur alınca ZAFER paşadan,yemek ALAYA dağıtılıyor.
Arkadaşlar silahlı kuvvetlerde daha çok anılarım var ilerde onları anlatırım ama yine ZAFER BOZKURT paşadan anlatıma devam edicem.
Askerlik yaptığım dönem biraz birlikte yaş seviyesi büyük çünkü tüm asker kaçaklarına,bakayalara ve yoklama kaçaklarına af çıkmış BEDELLİ doksan gün yapabiliyorlar.
Onun için her meslek gurubundan insan var bende aynı kanuna dahilim.
Bölüğümüze bizden sonra bir arkadaş geldi DOKTOR kendisi bölüğümüzün ALAYDAKİ kod adı CİNS BÖLÜK malesef bende dahil tüm CİNSLER bizim bölükte.

Bu doktor arkadaş Kıbrıs harekatı döneminde firar etmiş bir dahada yakalanmamış bu af çıkana kadarda beklemiş sonunda af çıkınca teslim olmuş.
Fakat sorunlu bir arkadaş gelir gelmez elinde bir askeri ceza kanun kitabi saçımı kestirmem,emre uymuyor bir sıkıntı yaptıklarında hemen arkası sağlam GENEL KURMAY başkanlığından komutanlığı arıyorlar günler böyle geçmeye başladı.
Birkaç defa yaşına hürmeten şikayet etselerde pek oralı olmayınca ve çeşitli komutanları şikayet dilekçelerini ALAY KURMAY BAŞKANLIĞINA verip eratına kışkırtıp toplu halde bir direniş gösterince bizde bu işi katılmayınca bizimde hakkımızda çeşitli İFTİRA olmayan konuları erata söyleyince ortalık karıştı.))

Artık ALAYDA rahatsızlık hat safaya çıkınca ani gelen KOMUTANLIKTAN bir emirle,ALAY TAHADAT alanında tüm alaydaki TABURLARIN toplanmasına karar veriyor ZAFER BOZKURT paşa.
Gittik yürüyüş kolunda TAHADAT alanına tüm alay en alt personelden en üst personele kadar TEKMİL durumunda.
                                

İlk önce ALAY komutanımız  ALBAY RIDVAN SOPACI uzun bir konuşma yaptı askerlik ve düzen hakkında.
                                         

Sonra ZAFER BOZKURT paşa bir hışımla gelerek kısa bir konuşma yaptı tam aksine konuşmasında DOKTORU ima ederek ismini kullanmadan çok ağar bir konuşma yaptı ve arkasından şunu ekledi,burası TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ sizin DEMOKRASİNİZİ……………………………………!
Alaya emir verdi tüm taburlar dönüş yapacak ve akşama kadar tüm alayda disipsizlikle ilgili her şey düzeltilecek.
YEMEKTE YENECEK,SAÇTA KESTİRELECEK,EMİRLERDE DİNLENECEK.
Öylede oldu akşama kadar tüm konular halloldu.))
                                


Askerliğim bittikten sonra DR A.M beyle bir yerde karşılaştık hiç benden hoşlanmadı ama ben o yerde kendisini görünce jetonlarım düştü benim içinde askerde nasıl o bilgiyi erata sunduğunu o zaman anladım.
Daha sonra eşimin rahatsızlığında bir kerede ASKERİ HASTANEDE karşılaştık.

1989 yılındaki belediye seçimlerinde İSTANBULUN büyük bir ilçesinden BELEDİYE BAŞKANLIĞI için adaylığını koydu fakat az bir farkla şeçimi kaybetti.

Evet arkadaşlar lüks zenginleşmiş masalarınızda ve iftar sahur sofralarınızda yemeklerinizi yerken o VİCDANLARINIZI iyi koruyun bu MİLLETİN kuzularını zehirleyen kimlerse bulun ve cezalarını verin.
Ülkemize yapılan hainliğin artık DERECESİ kalmadı, adeta ihanet şebekeleri her koldan saldırıp şu görüntüyü veriyorlar OSMANLININ HASTA ADAM dönemini.

Türkiye ve onun ordusu içinde en son yapılan FETÖ ihaneti ve başta PKK ve diğer terör örgütlerinin saldırmaları yanlış DIŞ SİYASETİN getirdiği ülkemize farklı sıkıntılar maalesef TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ yıpratmışken birde bu şekilde daha ne olduğu belli olmayan belkide büyük ihtimal SABOTAJ olması muhtemel askerlerin zehirlenmesi meselesi ORDUMUZ içinde ve kamuoyundada büyük olumsuz görüntü ve prokobandaya maruz kalındığımızı göstermektedir.
Unutmayınki kalacağımız büyük iç ve dış sıkıntılarda MİLLETİNİN güvenini kaybetmiş bir ordu müessesi ülkemizin İSTİKLALİNDE ve İSTİKBALİNDE kifayetsiz kalabilir. TÜRKLER 1000 yıllık topraklarını İHANET ÇETELERİ ve onları DIŞARDAN idare eden BATILI SİYONİST güçlerin hareketleri ile kaybedebilir ilelebette bir daha devlet olarak bu topraklarda hakimiyetini sürdüremiyebilir.

Bir tatlı anımla bu yazıyı kapatıcam.
Yıl 1982 otelin mutfağında bulaşıkları yıkıyoruz okuldan arkadaşım ŞEREF ile beraber.Bulaşıklar dağ gibi makinalar yıkasada personele çok iş düşüyor.Bir yerden tabakları bardakları kurularken bir yerden şarkı türkü laflıyoruz sigara tüttürüyoruz.
Şeref çok delikanlı mert bir arkadaştı ALLAH UZUN ÖMÜR versin umarım sağlıkta sıhattedir.
Askerliğin ilk on günündeyim cumartesi günü hamamdan çıktık bölüğe gidicez yanımızda ALAY komutanımızın forsu açık aracı durdu şöför indi yanıma geldi, ZEKİ naber aaaaaaa bir baktım ŞEREF.
                    

Naber falan sarıldık ŞEREF bizim çavuş arkadaşa siz gidin bölükten bir soran olursa benimle olduğunu söylersiniz dedi.
Konuşarak hamama geri döndük sağolsun tatlı,meyva içecek meşrubatlar hazırlattı oturduk bayağı bir sohbet ettik o günlerden.
İyi hatırladın beni ŞEREF dedim ZEKİ unuturmuyum hiç dedi sesin kulağımdan hiç gitmez o dağ gibi bulaşıkları yıkarken ZEKİ MÜRENİN son plağından NE ZAMAN GELİRSEN GEL BAŞIMA TAÇ OLURSUN SEN BENİM ESKİ DEĞİL ESKİMEYEN DOSTUMSUN şarkısını mırıldanır öyle tabakları kurulardın dedi, gözümüz doldu.

Evet arkadaşlar tekrar başsağlığı veya geçmiş olsun dilemiyecem TOPYÖKÜN ülkemizi toparlayalım kırıp döktüklerimizi tamir edip yerine koyalım.

ZAFER BOZKURT paşanın askerleriyiz.!!
                           

DR:)
                                   

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN


31 Mayıs 2017 Çarşamba

KOMPARTMANA SIZMAK.

                              

Sevgili takipçilerim hepinize hayırlı bir RAMAZAN ayı geçirmeniz dileği ile yazıma başlıyorum.

Bir ATASÖZÜ vardır çok lafta yalan çok parada haram vardır diye.
Son günlerde 15 temmuz darbe girişiminin KALKIŞMA ile başlaması ve başarısızlıkla  MİLLET ,DEVLET ellele harekatı ile sonlandırılması çok mevzubahis ediliyor haklı yönleride var yok değil.
Devamlı aynı şeyleri yazmadan yeni bilgiler vermek istiyorum fakat bazı STRATEJİK sakıncalarından dolayı sizleri günlere göre bilgilendiriyorum.
Bugünlerde yoğun olarak darbe ihbarını veren O.K adlı kara pilot binbaşıya yoğunlaşılmış eski isim ADİL ÖKSÜZ unutulmuş şimdide bu şahsın ihbarı üstünden havada uçan karşılıklı suçlamalar ve basında ve sosyal medyada yazılar son sürat devam ediyor.
Aynı zamanda 15 temmuz mahkemelerinde verilen ifadeler ve bu ifadeler üstünden yapılan kamuoyuna çeşitli ideolojik ve tarafgirli yorumlar,analizler.

Bence bunların hiç birinin doğruları bulmamızda kifayeti olmayacak çünkü tüm taraflar birbirlerine geçmişten çok içi içe bağlı olduğu için bunlarıda çok iyi kullanan ULUSLARARASI DERİN YAPILAR mevcudiyeti çok fazla derecede kuvvetli olduğu için çorba kıvamına geldikten sonraki adımlarda ülkemizin önüne çok farklı hadiselerin gelmesini sağlayacak.
Birincisi ülkemizdeki insan faktörünün son yıllarda muazzam derecede karekter zafiyeti geçirmesi ve bu tip insan tiplemesi gurupların ve kişilerin önemli yerleri tutması ve katlanmış menfaat yapılarının adeta örümcek ağı kurmasından zafiyete düşmüş bir DEVLET sistemi içinde bulunmaktayız üzülerek söylüyorum.

27 aralık 2013 günü DARBE rumuzu ile yazdığım yazıda adeta 15 temmuz darbe planının en ince ayrıntılarına kadar yazmam.Yazının içinde istihbarat alıyorum darbeye hazırlanıyorlar diye yazı geçmem isteyen okur, 15 temmuz darbe gününe kadar yaşadıklarımız ve şimdi öğrendiğimiz KOMUTANLIKTA bulunan dosyalarda daha bir çok darbe ihbarının olması bize şunu söylüyor.

Darbe göre göre bile bile geldi çünkü 1 ağustos 2016 tarihine kadar son iki yılda kendilerinin yani FETÖ yapısının SİLAHLI KUVVETLER içindende toplu halde tasviye olucaklarını biliyorlar onun içinde ARGO tabir YA HERRO YA MERRO planını uygulayarak bu darbeyi 1 ağustos 2016 hemen onbeş gün evvel yapmaya kalkmak için tüm hazırlıklarını yaptılar ve sözleştikleri gün ve saatte planlı ve gerçektende SOFİSTİKE hazırlanmış bir DARBE planını sabah saat üç sularına göre ayarlamışlardı.
Bugün sayın GENEL KURMAY BAŞKANIMIZ ORGENERAL HULUSİ AKAR beyin açıklaması biz darbeyi erken saate alarak başarısızlıkla sonlanmasını sağladık söylemi doğru bir söylem.
                         

Ben onu 15 temmuz gecesi saat 22.00 sularında PİYADE ve TANK çı askerlerin köprü ,havalimanını tutması ile hemen anladım.
Arkadaşlar DARBELERİ önlemek ve akıcak kanın akmamasını sağlamak İSTİHBARAT örgütlerinin vazifesidir.

Yapılacak vazifelerin önüne kanunen engeller koymak bunları sunmak başka sebebler üretmek ve bunları BASIN YAYIN gurupları içinde istihbarat servislerine bağlı kişilerle kamuoyunda dezenformasyon şeklinde vermek yanlış.

İyi bir istihbarat servisi her türlü imkanı kullanarak olucak olayları önceden durduran örgüttür.
Efsanelerle,hurafelerle,yalanlarla,dolanlarla istihbarat örgütleri iş göremez ülkesinede verimli olamaz.
1998 yılından beri türk istihbarat örgütlerinde büyük olarak hiçbir olayı engelleyemeyen bir yapı var tesadüfmü yoksa tesadüf olmayacak kadar bilinçli yapılan bir hadisemi.

Büyük bir oyun kurulmuş hadise istenildiği noktada gidiyor.Oyuncular değişiyor ama oyun aynen devam ediyor.
15 temmuz darbe planının  HAREKAT merkezi HAVA HARP OKULU komutanlığı olunca 2004 yılı nisan ayında orda yaşadığım dönemin HAVA
                              

 KUVVETLERİ KOMUTANI sayın İBRAHİM FIRTINA ve İstanbul valimiz sayın MUAMMER GÜLER beyefendinin ikili başbaşa toplantı halinde
                                     

 olmaları tabi bizimde bazı subay arkadaşlarla konuşmalarımız aklıma şunu getirir sizde vatandaş olarak kolay anlayın diye izah edicem.
UN var,ŞEKER var,USTA var ama  HELVA yaptıracak pastaneye PATRON yok malesef.

Aslında konular ve DEVLET içinde çarpışmalar çok önemli olan ülkeye ve vatandaşa oluyor.
Tekrar ediceğim ülkemizde ne olduğunu ve neler olabileceğini anlayabilmek için en önemli hadiselerden biri AMERİKAN ve İNGİLİZ istihbarat kompartmanlarının içine sızmaktır.
                                

Yani darbeler,terör ,ekonomikve diğer organizasyonların önüne geçmek için bizim İSTİHBARAT ve ORDUMUZUN içine yerleşmiş ve sızmış AMERİKAN ve İNGİLİZ yapısını çözmüş istihbarat görevlileri lazım.
Bunu yaparsan  tüm ülkene karşı yapılacak faliyetleri önlersin.
1960 lı yıllarda İNGİLİZ devletinin en üst katmanlarına sızan RUS gizli servisleri son anlarda deşifre olmasaydı İNGİLTERE devleti nerdeyse SSCB yani SOVYETLERİN yönetimi altına giriyordu.
                       

Tabi bu AMERİKAN ve İNGİLİZ kompartmanlarının ülkemizde çözmek demek boyutunun nerelere varıcağını bilemiyceğin konulara gitmesi meselelerini getirir.

Onun için fazla yazmaya gerek görmüyorum bu KOMPARTMANLARA sızılmadan bunların ülkemizde kimleri angaje ettiğini bilmeden fazlaca yorum yapmak sadece ülkede kafa karışıklığına neden olur.
                                

Zamanı geldiğinde açıklanacak bilgiler umarım ülkemizin BEKASINA hizmet eder,tabiki İNTİKAM SOĞUK YENİLEN BİR YEMEKTİR.
Ben bu konuda DÜNYA tarihinde en iyi İSTİHBARAT çalışmasını yapmış SOVYET ASKERİ İSTİHBARAT SERVİSİ (GRU) mensubu DR.RICHARD SORGE beyefendiyi taktir ederim.

O eşsiz kadın,alkol ve gece hayatı ile birlikte TOKYO da ikinci dünya harbi öncesi ALMAN BÜYÜK ELÇİLİĞİ ne sızarak NAZİ ordularının SOVYETLER BİRLİĞİNE saldıracağını önceden haber vermesi ve bu uğurda hayatını asılarak kaybetmesi büyük taktir görecek hadisedir. Uzun yıllar bu hadise saklandıktan sonra  SOVYETLER BİRLİĞİNDE kahraman  ilan edilmesi, yıllar sonra  gösterilen büyük vefa taktire şahandır.Onun için bir DEVLETİN tarihini ve kendisini kurtaracak hadiseleri  yapabilmesi DÜŞMAN SERVİS kompartmanlarına sızmaktır
.
MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATIMIZ bunu nasıl yapar düşünüyorum ve aklıma şu geliyor.

TAVUKMU YUMURTADAN ÇIKAR,YUMURTAMI TAVUKTAN?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.