22 Nisan 2018 Pazar

KIZIL KURT



                     
Sevgili takipçilerim umarım gelecek yeni haftanızı güzel geçirmeniz dileği ile hepinize selam ederim…
Dostlarım hayatımızda önem arz eden arkadaşlarınız büyükleriniz olur.
Kadere bakınki yaşam denen bu cenderede bir çok dostumuzu arkadaşımızı ani genç yaşta kaybettik.
Bu insanların hepsinin TÜRKİYE tarihinde çok önemli yerleri ve büyük bilgi hazineleri vardı…
Ben 1970 li yıllarda daha çok genç olduğum için herhangi bir siyasi ideoloji içinde bulunmadım, böyle bir ortamın içindede yaşamadım.
1980 li yıların başlarında yaşımızı alınca tabiki her çevreden dostlarımız olduğu gibi ÜLKÜCÜ camiadanda dostlarım ahbablarım oldu..
Özellikle birkaç tanesi ile çok sık görüşürdüm.Sohbetlerimiz olur çeşitli yerlerde toplanır hem bir yerden yemek yer çay kahve içerken siyasetten,günün DERİN konuları  paylaşır çeşitli iş konularındada fikir alışverişi yapardık.





Bunlardan biride yine zamansız kaybettiğimiz ÜLKÜCÜ hareketin başlangıç yaptığı yıllarda harekete gönül vermiş MARDİN kökenli SIRAÇ DEDE ağabeyimdi.
Çok geniş çevresi olan ülkücü camiada sevilen bir insandı. Bana ağbiliği dostluğu olmuş muhterem bir insandı.
1985 yılında BEYRUT elçiliğimize atanan ÇİĞKÖFTE kod adlı bir MİT yöneticisinin ordaki temasları için o dönemde LÜBNANA gitmiş orda bir müddet kalmıştı..
Rahmetli BAŞBUĞ(ALBAY) vefat ettikten üç ay sonra haftada birkaç gün gelip sohbet ettiği için yine  uğramıştı sohbet ettik çok güzel dışarda bir hava vardı,rahmetli dediki hadi çıkalım beni taksime kadar geçirin sizde hava almış olursunuz.

Tamam ağbi dedim,yanımda bir arkadaş daha var yürüyerek Taksime çıktık hafta sonu için sözleştik FLORYA MENEKŞE sahilinde bir balık lokantası var oraya gidelim diye sözleştik sohbet ettik.
İki gün sonra o yanımdaki arkadaşım heyecanla bir geldi dedi SIRAÇ ağbi vefat etmiş.
Şok oldum…..!!!!!!
Öyle bir şeyki sonra kısıtlı bir anlatımla bizden ayrıldıktan sonra gece aniden yüksek tansiyondan şurunu kaybedip düşmüş hastaneye kaldırdıktan kısa zaman sonra yaşamını kaybetmiş.
ALLAH RAHMET EYLESİN MEKANI CENNET OLSUN.
Biz fırladık gittik ama bize haber verilmediğinden cenazeyi kaçırmışız ona iyice canım sıkıldı niye haber vericekler varken haber verilmedi anlam veremedim.              ORGİNAL        (rahmetli SIRAÇ DEDE 1996 YILI)

Rahmetli her zaman bir konuda fikir sorsak hemen o engin geniş tecrübeleri ve biyografik insan hayatları hakkındaki geçmiş bilgilerden bize çok yardımcı olurdu..
Burdan şimdi bir konuya giriş yapıcam.
ABD NATO paktına dahil olmamızla birlikte ülkemizde bir çok yerde üstlensede onlar için en önemli ülkemiz içindeki şehirler İZMİR,ADANA ve DİYARBAKIR şehirleriydi.
Bugünleri düşünürseniz olan hadiselerden ne kadar ABD devletinin stratejik düşündüğünüde anlarsınız.
1950 li yılların ortalarından sonra üstlendiği, onlar için stratejik olan şehirlerde ordaki tüm  sivil yerel unsurlar ve kamu ile yakın temas içine geçti ve buralardan kendilerine altmış beş yıl içinde dev gibi bir yapı meydana getirdi.
Hep dediğim bir şey vardır TÜRKİYE de ABD çok derin nufuz etmiştir..
Gelelim merak edilenlenlere.Aslında ABD güçleri 1949 dan sonra TÜRKİYENİN NATO ya girmesinin alt yapı çalışmalarına başlamışlardı.
Türkiyenin KORE ye gitmesi ve sonrasında 1952 yılında resmen NATO ya dahil edilmesi daha evvelki çalışma ve planlama ile yapılmıştı.
Yıl 1955 geldiğinde o meşhur altı yedi eylül planlı hadiseleri aslında MİLLİ devlete yapılan çok büyük ihanet ve ucu LONDRA ve WASHİNGTON da olan DERİN bir planlamaydı.

Bu planları yapanlar çokta başarılı yapmışlardır,nedenide ülkemiz içindeki azınlık sütatüsünde olan T.C vatandaşları çok temelli tüccar ve sanayici oldukları için bu olan olaylardan sonra yavaş yavaş yurdumuzu terk etmeleri ile birlikte sermaye kaçışının birde yanında bu azınlıklarla kurduğumuz uluslararası dünyadaki temaslarımızıda kaybetmiş bir ülke olduk.

Niye bu şekilde yapıldığını size söyliyeyim NATO nun planlaması ile yeni bir SEFERBERLİK yapısında ekonomik,siyasi ve sivil uzantılı askeri yapılanma ve tamamen kendi kontrollerinde olacak yeni bir proje..
Bunun için NATO yetkilileri hem ülke içinde hemde dışında suyun altında bir çok operasyonlar yaparak çalıştılar..
                           

Aslında bizim yetkililerimize olayın EKONOMİK,KÜLTÜREL modelini ROCOFELLER ailesi,siyasi, askeri ve istihbari yapılanmanın modelini REİHNARD GEHLEN yani eski NAZİ istihbarat yönetici dağa sonra ABD
                            

 sığındıktan sonra OSS askeri istihbarat örgütlenmesini CİA olarak yeniden dizay eden GEHLEN bu yapılanmaları kurarken BATI AVRUPA ülkeleri ile NATO kapsamında birbirine entegre ettikten sonra en son TÜRKİYE de çok sofistike bir şekilde bu yapılanmaları bizdeki ilgili yetkillilere ellerindeki planlamaların açılımını yaparak bizde sistemi kurdular. Bu sistemlede ülkemizde çok geniş anlamlı ailelerin sanayi,ticaret,basın medya ve ilgili tüm yapılanmalarında bir geniş network ağı  kurdular..

ATATÜRK ün evi bombalandı diye konu açarak bir ALTI ,YEDİ EYLÜL felaketi çıkartan NATO,şu anda sınırınıza düşman olarak gelmişse şimdi bu yetmiş yıllık network ağı ile YURDUMDA ne yapmaz.
Bugünlerde em.dnz binbaşı sayın EROL MÜTERCİMLER beyefendiyi iyi dinlesin TÜRK MİLLETİ ve devleti yöneten yöneticilerimiz.
                         

Çünkü hassas günlerden ve terazi üstünde bölgemizde büyük hadiselerin içinden geçiyoruz.
1 mart 2003 tarihinde türkiyede  ABD askeri için çıkartılan tezkere meclisten geçseydi.SAMSUN,TRABZON ,İSKENDERUN,MERSİN limanları ABD ordusunun hizmetine açılacakken,SABİHA GÖKÇEN havalimanından tut kaç tane başka yerde alan askeri üst kurulucak, yüz elli bin kişlik bir ABD ordusu ülkemize giriş yapıcaktı.

Bu askerlerde türk hukuk sistemi bile dokunamayacak vuku bulucak hadiseler ABD hukukuna göre sistem çalıştırılacak.
                   

Bugün geldiğiniz noktada düşünün ne olabilirdi en kısa örnek bir 15 temmuz kalkışmasını düşünün bu güçle ülke içinde olan bir ABD ordusunun tutumu ne olur?

Rahmetli babam 1940 lı yılların sonunda ADANADA bulunuyor,bazı şahit olduğu konuları aktarmıştı bana.Sizede burdan bu yaşanmışlıkları aktarmak isterim.
Tabi ADANANIN yetiştirdiği en büyük tüccar ve sanayici merhum HACI ÖMER SABANCI bey için babam derdiki dünyanın en mütevazi insanı halkın arasında ADANA da yaşardı derdi.
Zaman zaman ben TMO çalışmaya başladığım dönem buğday harman yerlerine gideriz orda birdefa karşılaştık.HACI ÖMER AĞA köylüye demiş en yiğit PEHLİVAN hanginizse çıksın bir güreş tutak.
Babam anlatıyor o köyün pehlivanı ile o sıcakta bir güreş tuttu kan ter içinde şaşırmıştım derdi.

Bir günde ADANA ÇİFTÇİLER kulübünde kağıt oyunu oynuyormuş,kaybedince sinirleniyor masadan kalkıyor garsona sesleniyor ve şöyle söylüyor,yiğenim yap ordan bana bir KARİDESLİ sandöviç.Garson sandöviçi getirdikten sonra HACI ÖMER ağa o kadar sinirliydiki diyordu koca sandöviçi iki ısırıkta yedi yediğinin farkında bile değildi demişti. 
                                  ORGİNAL(1949 ADANA)

Rahmetli babam bunları hep uzun sohbetlerimizde bana aktarmıştı.

ESEN KALIN.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN...


17 Nisan 2018 Salı

ARENA MASKELİ GLADYATÖRLER.


                             

Sevgili takipçilerim hepinize hayırlı günler dilerim ve yazımın başlangıcında yine bazı konuları izah etmek isterim zira DERİN merkezlerden mesajlar geliyor bunun içinde nazik hanfendilerde var onun için yazılarıma açıklama getirerek başlıyorum.
Arkadaşlarım bir ülkenin durumu stratejik nerden nereye geldiği o ülkenin DERİN yapılarının ne kadar kifayetli olduğu ile ilgilidir.
                                

Maalesef bizdeki gayri milli ve ciddi yapılarla ülkemizin durumunu sizlere anlatmama gerek yok sizler bunun analizini çok iyi yapıyorsunuz.
Sizlerle bazı orginal resimler paylaşıyorum bunun nedeni özellikle yurt dışında ve içinde çok uzun yıllardır ŞAHSIM A.T nin NUFUSUNU ve NUFUZUNU sahtekarlık yaparak çeşitli zamanlara ve yaş ortamına göre kullanmalarından ve kendimin şahsi geçmişini TÜRKİYENİN ilerde kalabileceği sıkıntıların önünü tıkamak için her TÜRK evladının cesaretini göstererek bir takım kirli işlerin ve kirli yapıların önünü kapatmak tıkamak için uğraş veriyorum.(ORGİNAL 1980 li yıllardaki ÇAKMA A.T)

Uzun yıllar bir TÜRK evladı olarak ülkem içinde KOZMİK kurumlarla temasımda bu konuları anlatsamda başarılı olamadım.
Aksine çok büyük komplolara ve iftiralara ve ölüme götürecek çeşitli operasyonlara maruz kaldım.
Bunları yapanlar aslında benimle bir alakaları olmasada hepsi yakınımıza yerleşmiş elemanlarınıda ailemiz içine sızdırmış yada konu komşu ile etrafımıza yerleşmiş MİT ve STK sivildeki yapılanmaları.
Ne mutluki TANRI bize sosyal medya kapısını açtı bu kapılar üstünden sizlere FACEBOOK,TWEETER,PERİSCOPE ve diğer sosyal medya ağları üstünden ulaşarak  kendi sıkıntılarımı ve ÜLKEMİZE zarar verecek konuları aktarabiliyorum.(ORGİNAL A.T aynı yıllar)

İlginiz için sağolun var olun.
Arkadaşlarım bir defa şunu anlatayım ne şöhrete merakım var nede başka bir olaya bu hadiseleri aktarmam bir şekilde bir var olduğumun ispat savaşı.
Beş tane SAHTEKAR KOZMİK yetkililerin kendi çıkarları için ali unsurları berataraf edip tali ezik ve kullanışlı yakın eş  ve dost kimselerle çok uzun yıllardır yol almalarının önüne geçmek için sizleri bilgilendiriyorum.
BİR TÜRK ATASÖZÜ derki TAŞLARI BAĞLAMIŞLAR KÖPEKLERİ SALMIŞLAR…
Dostlarım bu DERİN lerin bir uzantısı yıl 1993, ismi  FINDIKZADELİ Y.T ziyaret etti beni, ve şunu söyledi.ARAS sahada tüm roller dağatıldı sana verilecek ROL kalmadı.

Dedim ben kimseden ROL istemedimki bana rol vericeksiniz.
Kendi işimi kendim yapan her zaman bir insanım.Yıl 1994 yine uluslararası alandan dostlarım beni buldu ve sıkı çalışmalarım başlayınca,bu TÜRK DERİN YAPILARININ sahada kullandıkları yapılar başladı etrafıma dolgu yapmaya ama sokmuyorum yakın temasa öğrenemiyorlar ve çok bozuluyorlar.
Tabi kendi planlamalarımı TSK ve MİT içinden kendim kurunca MİT teşkilatı ile ilk defa resmi çalışma başlatınca İSTANBUL başkanlığının izni ile arkasından ANKARADA MGK genel sekreterliğinde merhum DOĞAN BAYAZIT paşamız komutasında TOPYÖKÜN SAVAŞ komutanlığında ERSİN paşa ilede görüş ve gerekli yazılı ve sözlü bilgileri verdikten sonra,başka bir KORGENERAL rütbesindeki o dönemde yeni bir emekli paşamız ile birlikte gerekli çalışmalarımızı yaptık.

Tüm bu çalışmaları kendim planladım ve sunum yaparak devletimizin ilgili organlarına bilgi vererek bir kordinasyonla götürdüm.
1994 aralık ve 1995 yılının 21 mart gününe kadar olağanüstü KOZMİK koruma zırhı ile yaşamak zorunda kaldım.
21 mart 1995 günü ÇELİK HAREKATININ başlaması ve ÇELİK HAREKATININ o muhteşem ÖRTÜSÜ altında işimiz sonladı bir taşla hem diplomaside,hem askeri alanda hemde istihbarat çalışması ile TÜRKÜN ZORU BAŞARIR İMKANSIZ ZAMAN ALIR sözünü yerine getirdik.
                                 


Tabi bu işler yapılırken özellikle MİT içindeki bir kanat çok engellemeler çok ayağımızın altına muz kabuğu koydu olmadı işler bizim istediğimiz gibi sonlanınca çok bozuldular.

Ondan sonraki zamanda yakalanmış av eti olduğu için AKBABALAR ve ÇAKALLAR,SIRTLANLAR gibi konumlanmaya geçtiler.
Bunu niye anlattım,sonraki yıllardan sonra bu işler içinde öyle hadiseler olduki bunları övünmek için anlatmıyorum zorunluluk olarak anlatıyorum neden.
Saygısızca o kadar çok hadise geliştiki bunları çok yakınlarıma kadar bulaştırdılar.
Çeşitli hatlar ve bağlantılar tek tek kesildiği için SAĞIR ODA dizisi oynarken bir sahne gördüm.

Dizi içindeki İSTİHBARAT yöneticisi kişinin ARAS DAĞLI ve BABASININ kurumsal dosyalarını ve cerideleri filmde geçen HOLDİNG patronuna verdiklerini gösteren ilginç bir sahne izledim.
                                       

Ertesi günü tüm hatlar koparıldığı için MİT kurumsal yazışma sayfasından sayın EMRE TANER beye yani MİT müsteşarımıza bir yazı yazdım.
Yazıda dedimki sayın TANER bu kadar saldırıdan sonra bakın KOZMİK dosyalarımız başka yerlere servis edilip dosyalar ve çalışma CERİDELERİ ortadan yok edilmesin.
Birkaç gün sonra MİT istanbul bölge başkanlığından bir arkadaş geldi EMRE beyin yolladığını selamını getirdiğini merak etmememi söyleyerek, birde çayımı içerek gitti.

Tüm bunları bu zamana kadar niye yazdım EMRE beyin bu hareketinden sonra hiçbir şey değişmediği gibi artık dahada suratli yok etmek için heryerden saldırıya geçtiler.

Allah yardım edince 2010 geldik ve yine bir KOMPLO operasyon ucuda açık……
Bu olaydan birkaç ay evvelde KOZMİK ODAYA girildi ve bugüne kadar gördüğünüz şekilde hala kamuoyunca muamma,ama aslında değil.
Neden değil..?
Bunu size kısa anlatıcam ilerde gerekirse daha açık anlatırım.
AĞA  ile MARABASININ hikayesi köye dönerken girişte birbirlerine bakıp biz bu BOKU niye yedik hikayesi.:)

Benim bu yazıları yazmamla son birkaç yıldır bana haber gelmeye başladı bazı kimselerle,hakikaten DOSYALARIMIZIN ve CERİDELERİN kayıp olduğuna dair…
Dosyalar ve cerideler kaybolmuş veya saklanmış olsa dahil sayın HAKAN FİDAN bey ve o dönemdeki FETÖ terör örgütleri mensubları ve eski MİT yöneticileri sayın AFET GÜNEŞ,EMRE TANER ve onlarla beraber çalışmış tanınan ve şu anda hayyattada olmayan istihbaratçılarımızın KOZMİK ODAYA girmeden evvel bir mutabakatları olduğu çok belli…
                                 

Mutabakatları sonra niye bozulmuştur onu ben bilemem ilerde kamuoyuna muhakkaki mal olucaktır..
2008 yılında sayın GLADİO savcısı FELLİCE CASON u BİLGİ ünüversitesinde izlediğimde çok memnun olmuştum çünkü bildiğim bilgileri sunum yapmıştı gülmüştüm.

Sanırımki CASSONUN bildiklerini devamında ANKARADA bazı kuruluşlarda ve en son dönemin CUMHURBAŞKANI sayın ABDULLAH GÜL beyede verdikten sonra bir AVRUPALI zihniyeti olarak uzmanı olduğu konusunda yararlı olacağı düşüncesindeydi.

Tahmin etmiyordurki TÜRKİYENİN GLADİO ile savaşında vereceği bilgilerin tam aksine TÜRK GLADİOSUNU dahada MUHTEŞEM hala getireceğini.

Türkiyeyi izliyorsa kendi UZMANLIK alanında çok düşünüyordur😊
                                       
Bugünlük bu kadar arkadaşlar önümüzdeki günler devam ederiz.
                           (1952 orginal louvre müzesi )

ESENLİKLER DİLERİM..
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN..

14 Nisan 2018 Cumartesi

MİLLİ YAPILANMADA NUFUS CASUSLUĞU…



BU YAZILAR YAŞANMIŞ TARİHİ BİR OLAYDAN
YOLA ÇIKILARAK KALEME ALINIYOR….
                        (orginal PARİS 1952)

KAHRAMANLARIN GERÇEK HAYATLA TAMAMEN ALAKASI VARDIR..
HEDEF BİR KİŞİ…..
            (orginal  mayıs 2003 dnz.kuv)


Sevgili takipçilerim hepinize iyi bir hafta sonu geçirmeniz dileği ile yazımı yazıyorum..
Bu hafta  bazı MİHRAKLARDAN ve MAHFİLLERDEN bazı tepkiler aldım.Kısa buna değinmek istiyorum.
Bazı fesat,haset ve kirli mihrakların yazılarımız işlerine gelmeyince kendini BÜYÜK gösteriyor,reklam yapıyor vs laflar etmişler ve bu sözler şahsıma ulaştı...
Arkadaşlarım,dostlarım ben ne kendimi büyük göstericem aslında hiç bu yazıları normalde yazmak istemezdim.
Mecbur bıraktılar yoksa olayların üstünü örtülü olarak açıklamasam bu ŞUÇ şebekesi ve yaptıkları ve hala devam eden kötülükleri devam edecek.
Kısa bu kadar söyleyeyim bunlar hakkında fazlasını söylemeye  değmez.
Dostlarım yazımın başlığı NUFUS CASUSLUĞU bu bir dönemde çok konuşulan hadise olmuştu,nedir bu size açıklamasını yapıcam arkasından bu konu ile ilgili canlı yaşadıklarımı anlatıcam..
Bu konuda ilk açıklamaları sayın SADETTİN TANTAN ve merhum AYTUNÇ ALTINDAL basına kısa bilgi verdi ama kimlerdir nedir nelerdir tam açıklamadılar.
Bu açıklamalar 2000 yılında ilk defa SAYIN TANTAN iç işleri bakanıyken yapıldı ve onada vole vurarak basına mulakatlar veren merhum ALTINDAL yaptı..
Biliyorsunuz, ikiside KAFKASYA kökenli vatandaşlarımızdır.
Gelelim,NUFUS CASUSLUĞUNU birde benim anlatımıma.NUFUS CASUSLUĞU çokça kullanılan bir yöntemdir özellikle DOLANDIRICILIK operasyonlarında, birde nerde?

Birde İSTİHBARAT TEŞKİLATLARI ve onların operasyonlarında.
Tabiki istihbarat örgütleri bunu gerçek anlamda görevleri gereği yapıp sonlandırırlarsa, kimseye özellikle kendi memleketine ve vatandaşlarına zarar vermeden gayet doğal.
Ama bunu kurumun içinde bir mafya yapılanması gibi kurup kurumların gücünü kullanarak sadece bu kurumların içindeki yöneticiler  yakınları ve  akrabaları ile bir EKONOMİK yapılanma kurmuşlarsa işte o zaman bu nedir ŞUÇTUR.
Buna birde bu organizasyonları yaparken başarılı olmak için farklı şuçlarıda birbiri ardına uzun yıllar DIŞ DÜNYADA ve ÜLKEMİZ İÇİNDE devam ettiriyorsan ve hatta bunu çok yukarı seviyedeki TEPE NOKTALARDAKİ kurumsal yöneticilere kadar servis ediyorsan suça büyük dokunulmazlık kazandırıp kendinize ZIRH vehmetmiş oluyorsunuz ama……!
İşte arkadaşlar benim büyük bir sorunum burda başlıyor,nedir bu kirli istihbarat yöneticilerinin şahsıma yaptıkları NUFUS CASUSLUĞU ve bunu yaparken hadiselerin çıkmaması için çok uzun zaman ailem ve en önce benim üstümde ağar baskı kurmaları ve NUFUSUMUZDAN yararlanarak günün ve yılların değişim şartlarına göre sahte KİMLİKLİ insanlar yaratmak ve bu insanlarlada sahte şirket ve yurt içinde ve dışında EKONOMİK eylemlerde bulunmak.

Fazla deşmeden izah edebildim bu konuyu sanırım.
Merhum altındal ve sayın TANTAN beyin izahıda dışardan gelen bazı yabancı servis mensublarının burda şahsi girişimleri ile çeşitli hedef kimseleri dost edinmesi ve onların üstünden önemli insanların şahsi bilgilerini,biyografilerini istihbar etmesi.
HUMAN İNTELECENT(İNSAN İSTİHBARATI)
Sayın TANTAN ve merhum ALTINDAL ilk bu konuyu ne zaman açmış.
2000 yıllında,acaba neden.
1998 aralık ayında şahsıma bu operasyonları yapanlar NUFUS CASUSLUĞUNA o zaman ikinci evre olarak başladılar bugüne kadarda gelmişlerdir devam ettirebiliyorlarsa sanırım?
Dönelim eskiye herşey temelden gelir ve o temellerin üstünde yükselir,SUÇTA aynı şekildedir..
Yıl 1994 ÖNDER beyle beraber NİŞANTAŞINA bir konudan dolayı sayın AYTUNÇ ALDINDAL ile görüşeceği için gittik ziyaret ettik ve kısa bir  yaptığı görüşmeden sonra ayrıldık görüştükleri konu nedir bilmiyorum.
Tekrar daha geriye dönüş yapıyorum,yıl 1986….
Semptimizde olan lokale artık eskisi gibi çok sıklıkla gidemiyorum hafta sonları gidiyorum.

O aralar sayın SADETTİN TANTAN ve sayın OSMAN ÇAPALI beyefendiler bir gurup ağbimizle birlikte bizim lokale hafta sonları gelmeye başladılar.
Genellikle biriç ve bezik oynuyorlar.Masanın kaybedenleri özellikle büyük meyva tabağı yaptırıyor ve çayların kahvelerin ücretini ödüyor.
                  

Sayın TANTAN o dönemde EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDE APK dairesinde sayın ÇAPALI beyefendide İSTANBUL EMNİYET müdürlüğünde TRAFİK şb. Sorumlu emniyet müdürü.

İkiside dindar ve dini vecibelerini yerine getiren alkollü ortamlarda bulunmayan kimseler..
Bende o yıl ÖNDER bey ve CUMA bey ile tanışmışım onlara ayrı ayrı durumu anlatıyorum gülüyorlar.
Önder bey dedi konuş SADETTİN beyle talebem hemde hemşerim tanıt kendini dedi.
Cuma beyde geldiğinde aynı şeyi söyledi fakat o biraz daha farklı konuş takıl ARAS dedi:)
Ben hiç kendimi tanıtmadım çünkü etrafları dolu o insanlarda beni çocukluktan tanıyor istemiyorum bir şey öğrensinler tanıtmadım kendimi hiç.
Yıl 1991 senesine geldi sanırım birgün basına aniden sayın tantan TAPINAK ŞÖVALYELERİ var falan diye çıkıştı ama kim var ne var arkası gelmedi ama devamlı söylüyor.

Roxsan hanım geldi sordum nedir ne değildir.KARAKÖYDE çalıştığım turizm ofisine geldi PATRONUN arkadaşı orda benlede konuştu ve bu konuda sohbet ettik diye ifade etti..

Paristeki TAPINAKÇILARIN kilisesinede gitmiş,kendisine bunları anlatmış.
                                       

Dedim neyin peşinde,bilmiyorum dedi belkide TEZ hazırlıyordur sunum yapmak için DERİN bir konuda dedi, bazı sosyal ve kültürel ortamlarda diye güldü:)

İstanbul MALİ şube müdürüyken 1983 yılına kadar belki bilmediği TAPINAKÇILARI da gözaltına almıştı,sonraki yıllarda POLİSLİK mesleğinin getirdiği bilgi birikimi ilemi bazı şeylerin farkına vardı.


O yıllar geçti,yıl 2000 senesine geldiğinde sayın TANTAN koalisyon hükümetinin İÇ İŞLERİ bakanı ve aniden NUFUS CASUSLARI var diye bir çıkış yaptı ve ortalık yine dağaldı fakat kimse ne dediğini kim için bunları söylediğini anlayamadı ve hadiseler bugüne geldiği ana kadar halada sayın TANTANIN bu sözleri kimler için söylediği belli olmadı.

Fakat çok enteresan TAPINAK ŞÖVALYELERİ var dediği dönemde bir çok siyaset,gazeteci,bürokrat,aydın,asker ve istihbarat ve güvenlik teşkilatları mensublarına suikast yapılırken,NUFUS CASUSLARI dediği dönemde yine üstünde durdukları bazı DİNİ TERÖR ÖRGÜTLERİNCE suikatler yapıldı ve bazı İŞADAMLARIMIZ ve kamuoyunun bilmediği bir çok insan katledildi hepsine bir kılıf bulunsada netice itibari ile gerçeği hiçbir zaman resmetmedi.

Bunlardan biride kendisi ile o yıllarda portakalına çayına oyun oynadığı A.Ş.ÖGEL ve benim ahbabım A.R.İDRİSOĞLU..
                                ( dede A.Ş.ÖGEL)

Şehit GAFFAR OKKAN ve kendisinin bakanlıktan kısa zaman sonra ayrılması ile öldürülen işadamı toprağı bol olsun ÜZEYİR GARİH..
Sokaklarda koşturmakla yaşayınca olaylara daha çok hakim oluyorsun:)



Sayın TANTAN beyefendide takılı kaldık onun değerli sözlerine binaen şu aklıma geliyor BEYAZ YAKALI çeteler….?
İşte bu beyaz yakalı ÇETELERİN en büyük desteği kurumlar içindeki guruplaşmış yapılar ve bunlarla ilintili siyasetçiler ve bunların güdümündeki işadamları.
Son halkada BATI EMPERYALİZİMİ ve SİYONİZİMLE bağlantı.
Bu çeteleşmeler olmasa doğru insanlar her konuyu doğru yapar.
Herkes işini yapabilse ne dünyada nede ülkede sorun olur!!
                            

Herkes herkes hakkında bir şeyler söylüyor bilip bilmeden.Ama GERÇEK tüm evrende sadece BİR tanedir.

Herkese çok selam ediyorum.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN..